21.11.2017,00:15
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Bürokratik görev bumerang – Türkiye nereye?
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
Başbakanımızın haberlerdeki seçim sürecine ilişkin yorumları arasındaki “Hükümet oluşum sürecinde bürokrasi durmaz. Türkiye'de her şey anayasal çerçevede yürür” yorumu düşündürücü.

2011 yılında 541 gün hükümet kurmadan rekora sahip olan Belçika’dan sonra Türkiye’de aynı süreçte. Şahsi fikrim bu rekoru Türkiye’nin ele geçirmeyeceği.

 

Hükümet kurulmazsa erken seçim tarihleri, 14-15 Kasım’da Antalya’da G20 Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ev sahipliği yaptığı dönem gibi görünüyor.

 

Türkiye’yi neler bekliyor? Geçmişten geleceğe bir değerlendirme yapmak lazım. Asıl hikâye en çok bürokraside köşe kapma pazarlıkları. Peki bu sürecin maliyetleri?

 

Bürokrasiyi adam etmek için devletlerin izlediği politikalar beni hep etkileyegelmiştir. Genel olarak devlet müdahalesine temkinli yaklaşanlar bile etkin ve temiz bir bürokrasinin ne denli önemli olduğu konusunda hemfikirdir ancak bunun nasıl tasarlanması gerektiği konusunda ciddi bir tartışma öz konusudur.

 

Son yüzyıla hakim olan görüş Alman iktisatçı-sosyolog Max Weber’in görüşleri idi. Weber, çağdaş bir bürokrasinin başlıca özelliklerini, başarıya göre atama ve terfi sistemi, uzun dönemli ama uzmanlığa dayalı olmayan kapalı kariyer yolu, kurallara dayalı bir yönetimle sağlanan kurumsal kurumsal tutarlılık olarak belirtmişti.

 

Son 20 - 30 yıl içinde ise Kamu Yönetimi literatürü Weber’ci ortodoksiye karşı reformların olması gereği konuşuldu durdu. Söz konusu bürokrasi reformu ile, kariyer yolları daha kısa dönemli, uzmanlığa dayalı ve açık olmalı, maddi teşvikler konmalı, şeffaf ve ölçülebilir performans değerlendirmelerine dayalı, iş dünyasındakine benzer bir yönetim stili benimsenmesi rotası netleştirildi.

 

Biraz daha geriye gittiğimizde kalkınmasını tamamlamış ülkelere baktığımızda 18. yüzyıla kadar kamu görev ve derecelerinin duyuru usulü ile fiyat etiketleri konarak açık açık satıldığı bilinmektedir. Bu noktada kamu görevleri alenen alınıp satıldıkları için resmen özel mülkiyet olarak görülmüştür.

 

Yine kamu görevleri, bazı ülkelerde açık olarak satılmasa da başka karşılıklarla yine de piyasadaydı. Örneğin Prusya’da 1. Frederick William’ın yaptığı 1713 -40 kapsamlı ‘bürokrasi reformu’ndan önce ilk yıl içinde verilecek maaş üzerinden en çok vergiyi vermeyi taahhüt edenlere tahsis edilmekteydi bu görevler.

 

Britanya ve Hollanda’nın da aralarında olduğu bir çok ülkede ise, vergilerin bir bölümünün belli bir bedel karşılığında devlet tarafından kişilere devredilerek toplanması yöntemi şeklinde yer bulan“iltizam” sistemi kullanılmaktaydı. Osmanlı’da tımar sistemi bozulduktan sonra iltizam sisteminin kullanıldığı da tarihi bir gerçektir.

 

Yazıktır ki, bir yandan Fransa’da tam da bu nedenle 1873 yılındaki 3. Cumhuriyete kadar, bürokratlarla ilgili disiplin önlemleri almak mümkün olamamışken, Britanya’da 19. yüzyıl başlarında yapılan reformlardan önce bakanlıklar, çalışanlarına maaş yerine prim veren ve gereksiz birçok makamı arpalık olarak kullanan, Parlemantoya karşı sorumluluğu olmayan özel kurumlar haline gelmişlerdi.

 

Bir başka kamu görevi pazarlığı ve aidiyeti ABD’de 1828’de ikili parti sisteme gecilmesi ve Başkan Jackson’ın seçilmesinden sonra, partizanlık kökenliydi. Bu durum, Amerikan politikasının önemli özelliği haline gelmiş olan, kamu görevlerinin hükümetteki parti yandaşlarına dağıtılması şeklinde tarihte yer bulmuştu.

 

Bilinen bir gerçek,  ABD’de Jackson’cular uzmanlığı küçük görmekteydiler ve yönetime mümkün olduğunca geniş kesimlerin katılabilmesi gerekçesi ile bürokraside profesyonelliğe karşı çıktılar. Federal bürokraside rekabete dayalı mesleğe girişi idare edecek Kamu Görevi komisyonunu kuran 1883 “Pendleton Yasası”’ndan sonra bile kamu görevlerinin sadece yüzde 10’unda mesleğe giriş rekabete dayalı idi. Daha sonrasında bu oran 1897 yılında yüzde 50’leri bulacaktı.

 

Öte yandan yine aynı dönemdeAvrupa’da özellikle İtalya’da bürokratların memuriyette kalma süresi, işten çıkarılma, emeklilik gibi konularda hiçbir yasal ve geleneksel garantileri olmaması ise madalyonun diğer yüzü idi.

 

20 yüzyılın başlarına kadar İspanya’da kamu görevlerinin kariyerleri “padrinazgo” diye bilinen mafya tarafından belirleniyordu. Ve hatta Britanyadan sonra en sanayileşmiş ülke olan Belçika’da bile 1933’e kadar kamu görevleri tam anlamı ile profesyonel hale getirilememişti.

Kamu görevlerinin satışı yanında kayırmacılık da çok yaygındı.

 

Fransa’da yüksek düzey bürokratların yüzde 23’ünün babası elit yönetici idi.  19 yüzyıl ortalarında sanayileşme hızlanmaya başladığında bu oran yüzde 21civarında devam etmiştir. Prusya için rakamlar yüzde 31’e yüzde 26 olmuştur.

 

Feuchtwanger, Prusya’da, 1. FrederickWilliam’ın döneminde yapılan reformlardan sonra bile “kayırmacılığın hala mevcut olduğunu ve birçok kamu görevinin neredeyse miras yoluyla intikal ettiğini” öne sürer. Prusya’da iyi eğitimli alt orta sınıftan gelen erkeklerle rekabet, mesleğe giriş kuralları değiştirilerek engellenmiş ve 1860’larda denetleme arttığından, aristokrasi ve orta sınıfın daha varlıklı kesimlerinden gelenlerinde dahil olduğu bir yönetici elit kesimin ortaya çıkmıştır.

 

Kalkınmış ülkelerde bürokrasiler ancak uzun süren bir reform süreci sonucunda modernize olabildi. Bu alanda öncü militarizm ve akılcılık temelli Pusya idi. 1713’te tahta çıktığında 1. Federick William geniş kapsamlı bir bürokrasi reformu yaptı.

 

Alınan önlemler arasında bir çoğu birbirine bitişik bile olmayan iki düzineden fazla dağınık toprak parçası ve üstüste binmiş eyaletin yönetiminin merkezileştirilmesi, bürokratların kraliyetin özel hizmetkarları statüsünden devlet görevlisi statüsüne geçmesi maaşların daha evvel olduğu gibi ayni değil, uygun miktarda nakdi ve düzenli ödenmesi, katı bir denetleme sisteminin işleme konması bulunmaktaydı.

 

Bu önlemler ve 1. William Fredrick in oğlu Büyük Frederick’in 1740 – 1786, uygulamaya koyduğu diğer önlemler sayesinde 19. yüzyıl başlarına gelindiğinde, Prusya’da çağdaş (Weber’ci) bir bürokrasinin temel unsurlarının – giriş sınavı, hiyerarşik örgütlenme, emeklilik sistemi, disiplin prosedürü ve iş güvenliği -  bulunduğu söylenebilir.

 

Bavyera, Abden ve Hesse gibi diğer Alman devletleri de Prusya’yı takiben, 19 yüzyıl başlarında bu yönde önemli ilerlemeler kaydettiler. Britanya’da 1780 ve 1834 arasında yapılan bir dizi reformla arpalıklara son verilmişti. 19 yüzyılın ilk yarısında bürokratlara yapılan iş başına ücret yerine maaş verilmesine başlandı. Yine aynı dönemde Bakanlıklar özel kuruluşlar olmaktan çıkıp, çağdaş anlamda hükümete bağlı bakanlıklar haline getirilmişti. Ancak 1860’dan itibaren Britanyada kamu hizmetleri kapsamlı bir biçimde modernize edilmeye başlandı.

 

Somut tarihsel bilgilere ulaşmanın zorluğu nettir ve elbette bu konuda ihtiyatlı davranmak gerekir ancak bu bilgilerden çıkarılacak pek çok ders vardır. Günümüze gelince, tam anlamıyla siyasi bir kültüre sahip olmayan devletlerde dahi kamu görevi pazarlıklarının, kayırmacılığın sürdüğü kokusu mide bulandırıcı oluyor.

 

Siyasilerin en önemli sorumluluğu, pazarlıkların hedeflenen sonuçlarını öncelik olmaktan çıkarıp, kalkınmakta olan bir ülke olarak halkımızı zor durumda bırakmayacak politikalar üretmek olmalıdır. 

 

Bu süreçte bürokrasi durmayacaktır elbette ama bürokratik görevler sorumlulukları itibarı ile bumerang gibidirler. “Ne ekersek onu biçeriz” bilinci ile üzerimize düşeni yapmak zamanıdır. Bakalım bu süreç ekonomimizi nereye götürecek ve bize neye malolacak? Bumerangın dönüşünü sabırsızlık ama biraz da tedirginlikle bekliyorum.

 

CRATonE Danışmanlık Genel Müdürü

sezerkoyun@cratone.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay