21.11.2017,00:12
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Atatürk Barajı 20 senede kendini 5 kere ödedi. – (3)
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Bu beyana inananlar bu yazıyı da okumasınlar; kafaları karışır.

Atatürk Barajı ve eklerinde mühendislik sefaleti :

Bundan önceki iki yazıda Atatürk Barajlı santralının; yıllık getisine göre toplam maliyetinin kaç  parayı aşmaması gerktiğini, aşarsa ülkenin devamlı artan borca mahküm olacağını yazmıştım. Bu günkü yazımda bu ekonomik sefaletin hangi trene bindirildiğini anlatmaya çalışacağım.

 

Geçen iki yazıyı özetleyelim. 15. Bölge Müd. Sayın Umucu, başlıktaki cümleyi söylemiş ve açıklamalarında Atatürk  barajlı santralının yılda 8,9 milyar KWH enerji ürettiğini ve  20 yılda üretilen enerjinin de 144 milyar KWH; bedelinin ise 15 milyar dolar olduğunu; baraja harcanan paranın 3 milyar dolar olduğuna göre kendini 5 kere ödediğini ifade etmişti.

 

Ben de gerek Ulusal Kanal Ekopolitik’teki konuşmalarımda gerekse yazılarımda bu beyanın bilmeden söyleniyorsa büyük yanlış, bilerek söyleniyorsa büyük bir yalan olduğunu söyleyerek özetle şu hesap sonuçlarını vermiştim:

 

Atatürk Barajlı santralının kurulu gücünün (8 Türbin) 2 bin 400 MW olduğunu, bunun yarısıyla (4 türbin ile) her yıl 10,5 milyar KWH enerji üretilebileceğini, buna karşılık, elimdeki resmi rakamlara göre son 15 yıllık ortalamanın yılda 7,2 milyar KWH olduğunu, bu rakamı aslında sayın müdürün farkında olmadan doğruladığını,  Bu santralın 8,9 milyar KWH enerji ortalamasına asla ulaşamadığını, Atatürk barajlı santralının 1994 te üretime geçtiğine göre şimdiye kadar ürettiği enenrjinin 129,6 milyar KWH’ı geçemiyeceğini;

 

Yıllık üretilen enerjinin 7,2 milyar KWH ve fabrika çıkış fiatının 7 cent olduğuna göre yıllık bürüt getirisinin 504 milyon USD olabileceğini, zaruri harcamaları çıktığımızda bu gelirden borç ödemeye 450 milyon USD ayırabileceğimizi;

 

Yıllık borç ödeme kabiliyeti 450 milyon USD olan bir tesise, paranın yüzde 10’la kullanılması ve tesis ömrünün 35 sene olması halinde 3,5 milyar USD den fazla harcama yapılması halinde sonu gelmez bir borç batağına batılacağını; zenginlik değil, devamlı artan bir borç kuzlamasıyla(domuz veya köpek çoğalması) karşı karşıya kalınacağını; Bu barajlı santralın ülkeye refah yaratabilmesi için maliyetinin 3,5 milyar doları geçmemesi gerektiğini;

 

Bu barajlı santralın; gerçekleştirilmeye çalışılan Deriner barajındaki keşif artışlarına bakarak hesaplanmış, aynı teknikle inşa edilmek istenen, Yusufeli barajlı santralı maliyetiyle karşılaştırıldığında; çevre, kültür ve sair hesaplanamaz kayıplar hariç, bu günkü parayla en az 40 çok muhtemeldir 60 ve hatta 80 milyar USD ye mal olduğunu;

 

3,5 milyar USD yi geçmesi halinde her yıl artan borçla karşı karşıya kalacağımız ortada iken, yıllık 450 milyon USD lik gelirle en az 4 Milyar USD faizin ödenemeyeceğini, her yıl üreyen faizleri ödemek için devamlı artan bir şekilde borçlanılacağını; ülkenin halininde bunu doğruladığını;

Ülkemizi son 60 yıldır yönetenlerin devamlı kalkınma edebiyatı yaptıklarını; buna karşılık, borcumuz ve her yıl ödediğimiz faizin sürekli arttığını; kalkınma edebiyatının, daha doğrusu büyük yalanların, vatandaşı kandırarak ktidarda kalmanın aracı olarak yıllardır kullanıldığını;

    

Sonuç olarak, bu beyanatı veren sayın müdürün akli ve ahlaki durumunun incelenmesini; bu ülkedeki ekonomistleri, kakınma uzmanlarını, DPT de çalışan mühendisleri hesap sormaya ve hesap vermeye çağrılmaları gerektiğini ifade etmiştim.

 

Bu yazılarımda bu barajlı santralın projelendirilirken işlenen mühendislik sefaletlerinden farkettiklerimi, bildiklerimi anlatmaya çalışacağım. Bildiklerimi sizlerle paylaşarak bu barajın açıklanan görevi yapıp yapmadığını, buna imkân ve ihtimalin olup olamayacağını; böylelikle siz aydınların bu baraj üzerinde düşünmenizi sağlamaya, ülkeye diz çöktüren bu yapıyı yapmak için işlenen mühendislik sefaletini dilimin döndüğü aklımın kestiği kadar anlatmaya çalışacağım.

 

Bunun için öncelikle bazı ön bilgeleri vermem gerekiyor.

Hemen söyleyelim: Barajlar, su bekletme yapılarıdır. Enerji üretiminde olsun diğer amaçlar için olsun barajın yapılma sebebi, akarsuyun, seçilen yerinde, uygun akmasını temin etmektir. Enerji veya sulama için barajlardan beklenen, suyun akışındaki gayri muntazamlığı, düzensizliği, ekonomik olarak, azami ölçüde gidermektir.

 

Herkes bilir; akarsular, mart, nisan, mayıs ve haziran aylarında ortalama akış değerinin(yıllık ortalama debinin) üstünde, diğer aylarda ise altında akarlar. Aylık ortalamalar esas alındığında ülkemizde akarsularında bu değişim, 13 misli cıvarında olmaktadır. Yani en az aktığı ayın ortalamasından en çok aktığı ayın ortalaması 12-13 misli fazla olmaktadır.  

 

Bu değişim oranı, Karadeniz gibi yağışların nispeten düzenli ve bitki örtüsünün bütün akış alanını kapladığı bölgelerde daha aşağılara inebilir. Aynı hal, havzası(akaçlama alanı) uzun ve büyük olan akarsularda da  olabilir. Barajlar ve diğer su bekletme yapıları, işte bu düzensizliğin oranını en ekonomik şekilde yararlanabileceğimiz seviyeye kadar indirmek için yapılırlar veya kullanılırlar.

 

Elimde değerleri olduğu için söylüyorum: Çoruh nehri üzerinde Muratlı barajının olduğu yerde, yıllık akan suyun %3’ü ekim ayında  %25 i Mayıs ayında geçmektedir; yani, buradaki düzensizlik 25/3= 8,33 tür. Laleli barajının olduğu yerde ise ekim ayında %2 si Mayıs ayında %26 sı geçmektedir buradaki düzensizlik ise 26/2= 13 mislidir. Fırat nehrinde de bu oranın 12 misli olduğunu düşünürsek ortalama debinin üstünde gelen suyun yılda gelen suyun %35 i kadar olabileceğini varsayabiliriz. Bu varsayım, bundan sonra yazacaklarımızda bizlere satılan tesisin lehinedir.

 

Atatürk barajının olduğu yerde yıllık ortalama debi 900 metreküp/saniye cıvarında olduğuna göre buradan yılda geçen su miktarının yıllık ortalamaları 900 m/snx31 557 000 sn =  28,4 milyar metreküp olacağını görürüz. Doğru rakamı rasatlardan ve EİE nin yıllık ortalama akış miktarları hesabından alabilirsiniz. 

 

Yılda geçen su miktarı bu olduğuna göre bu suyun yüzde 35’i, 28,4x0,35= 9,9 milyar metreküp veya altında bir hacim olacaktır. Bekletmeye alabileceğimiz en çok su miktarı teorik olarak bukadardır. Bu miktar, burada yapacağımız tesisin yıllık ortalama debi ve onun biraz altında olması halinde geçerli teorik rakamdır. Ayrıca bu miktardan, sulamaya alınacak sular, burada ve daha yukarılarda yapılmış ve yapılacak baraj göllerinde buharlaşacak suları düşmemiz gerekecektir. Bu baraj ile yukarısındaki 20 küsür barajdan sadece iki tanesinde buharlaşan su miktarı 2,5 milyar metreküptür. Yapılan tüneller ve kanalın kapasinden Harran ovasının sulaması için en az 3,75 milyar metreküp su alınacağını görmekteyiz.  Bu iki su hacmi (6,2 milyar metre küpü) bekletmeye alabileceğimiz maksimum su hacminden düşersek ihtiyaç duyacağımız maksimum baraj aktif hacmi  3,7 milyar metreküp cıvarında olur. Biz, diyelim ki: Harran ovasını çoraklaştırmak için yılda 1,2 milyar metreküp su yetmektedir; baraj aktif hacmimizi ona göre seçelim. Bu durumda ihtiyaç duylacak toplam aktif hacim 6,2 milyar metreküpe çıkar. Bu hacim Atatük barajı ve yukarıdaki 20 küsür barajın, regülatör, göletlerin aktif hacimleriyle ve sulamada kullanılacak su hacimlerinin toplamıdır. Bir şartla bu kadardır: Buradaki tesisin(Atatük barajı santralının) nominal kapasitesi saniyede 800 metreküpün altında olursa bu kadardır. Bu kapasitenin üstüne çıktığı takdirde bu hacme ihtiyaç hızla azalır.

 

Özetlersek: Santralın tesis debisi 800 metreküp/sn ye ve Harran ovasına yılda verilecek su 1,2 milyar metreküp olusa Atatürk barajı ve daha yukarısındaki su bekletme yapılarında ( barajlar, regülatörler, göletlerin aktif hacimleriyle sulamaya alınacak suların toplamı)  bekletecek maksimum su miktarı 6,2 milyar metreküptür.

Şimdi sıkı durun sayın aydın. Sizce, Atatürk barajı ve yukarıdaki su bekletme yapılarının aktif hacimleri toplamı ne kadar olabilir?  Söyleyelim: sadece Atatürk, Karakaya ve Keban barajlarının aktif hacimlerinin toplamı

31,5 milyar metreküptür. Evet rakamla yazıyorum otuzbirbuçuk milyar metreküp.

6,2 milyar metreküple 31,5 milyar metreküp dolar mı?

 

6,2 milyar metreküp sadece ve sadece 4 türbin için (800 metreküp/sn) için geçerlidir. Bu durumda bile bu barajda bekletilecek 1 metreküp su yoktur. Bu barajın başka amaçlar için yapıldığı açıktır. Boş baraj elektrik üretimine katkı değil zarar verir nitekim yaşanan odur. 4 türbin bile tam kapasiteyle çalışmıyor!

 

Bu tesisteki mühendislik(!) sefaletinin yani alçaklığının adını siz koyun!

 

Buradaki sefalet yani alçaklık, bununla bitiyor mu? Hayır. Benim gibi sade bir mühendisin görebildiklerini özetleyeyim:

 

Burada daha çok sayıda veya kapasitede türbin seçilerek, baraj yapmadan elektrik üretilmek istenseydi çok kısa zamanda, çok çook daha az maliyetle, hemen hemen hiç kimseyi yerinden etmeden çok dah kısa zamanda enerji üretilebilirdi.

 

Bu barajın aktif hacminin bürüt hacme oranı 11,4/49= 0,23 tür bu utanç verici olmaktan çok öte bir durumdur. Bu oran yüzde 80 nin altına indiği zaman barajların ekonomik olamayacağını bilmek için mühendis veya ekonomist olmak gerekmez. Bu oranda bir barajı kör cahil yapmaz.

 

Yukarıdaki rakamlar teorik olarak maksimum değerlerdir; burada nehirdeki akış tekrarlarına bakarak bu hacmin daha aşağıya çekilmesi gerekir. Tesisin, ömrü boyunca, kendini ödeyecek kadar iş görmesi gerekir.

 

Bu santrala konan 8 türbinden dördü asla çalışmamaktadır; dördü de tam kapasiteyle çalışamaz. Bu ihanetten öte bir durumdur.

 

Bu jeneratörlerin hacimleri aynı güçte yapılabilir jeneratörlerden en az iki misli daha büyük çaptadır yani daha ağırdır. Bu hal ancak ve ancak maliyeti olağan üstü artırmak kullanılabilir.

 

Jeneratörlerin teknik ölçüleri benim Lisede okuduğum ve hayatta daima karşılaştığım elektromekaniğin temel kanununa göre ihanet ötesi bir durumdadır. Benim gibi sade bir mühendisin görebildikleri şimdilik bu kadardır.

 

Bu barajın elektrik üretmeyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ekonomik yıkımın alt yapısının, mühendislik alçaklığının bir bölümünü anlatmaya çalıştım.

 

Sakın Harran ovasını suladığını düşünmeyin en büyük alçaklıklardan biriside orada işlenmiştir. O bölümüde gelecek yazıda anlatmaya çalışacağım. Ülkesini seven, saygıdeğer aydınlara duyurulur.

İlgilenenlere selamlarımı, sorumluluk duyanlara saygılarımı sunarım.

 

DEVAM EDECEK…

 

Yurttaş Mazlum Çoruh - İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay