19.02.2018,06:33
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Pavlov’un zilleri
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Bugüne kadar, ne zaman “Bu kadarına cesaret edemezler, yapamazlar” dediysek, tuhaftır ki cesaret de ettiler, bal gibi de yaptılar. Ve halen daha…

Neydi onları böylesi bir cesaret ile yükleyen. Dünyaya gelişteki bir ızdırap mı? Yaşamdan alınmak istenen öcün azmettiricisi kin mi? Vebali yaratıcı güce yükleyen cehalet kumpası mı? Tanrıyı reddedişi örtbas eden o ilahi postun içini çürüten gizli tanık ölüm mü?

 

Belki hepsi, belki biri, belki de hiçbiri…

 

Bu denli varoluşsal felsefeyle boğuşup, felsefeyi de kendimizi de yormaya değmeyecek kadar basittir belki de cevabı. Kimbilir ve yine belki de, bütün bunların bir tek sorumlusu vardır:

Kötülük Lobisi…

 

Bizler televizyonlarımızın karşısında kumandayı ışın kılıcı gibi havaya kaldırarak veyahut önümüzdeki bilgisayarın tuşlarına ezercesine, dövercesine vurarak (Ki, henüz taksitlerinin bitmemiş olduğuna dahi aldırmayarak) “Keser döner, sap döner. Gün gelir hesap döner” sloganları ile kendimize cesaret yüklemeye; yaptığımız okkalı (!) yorumlarla “Nasıl koydum lafı da morarttım” orgazmı ile sanki cephede düşmanı alnının çatısından vurmuşçasına, huzurlu uykularımıza devrilmeye devam edelim:

 

Kötülük lobisi, yaşamımızın, sokağımızın, evimizin, içimizin tam orta yerinde… Birkaç ay sonra ülkemizin kaderine altın vuruşunu yapacak olan seçimde rakipsizliğinin idrakinde. Görkemli sarayların doyumsuzca büyüyen esnek duvarları içinde hayli niyette.

 

Toplu işçi çıkarımları ile açlık ve yoklukla cezalandırıp, dört yüz günü aşkındır eylemleri ile tehlikeli hale gelen işçilere istediklerinin bir kısmını vererek (sıkışmış gazın infilakını kontrol altına alarak) ödüllendiren Pavlov deneylerinde. Somut somut eylemde...

 

Sömürücülerin en keskin deviricisi devrimlerin kahramanları proleterler, kapitalizmin -hiçbir zaman uyanamayacakları- şaşaalı, ışıltılı rüyaları; liberalizmin –hiçbir zaman uyandırmayacağı- büyüleyici ninnileri ile keskinliğini kaybetti. Tarihin en kanlı devrimcisinin(!) aktörleri olan din faşistlerine yokoluşsal bağlandı, varoluşsal kaygıyla. Karşı devrimler kadar gelişmedi, yenilenmedi, güçlenmedi proleter devrimler, globalleşme çikletinin, çiğnedikçe ağdalaştıran paslı tadıyla. Belki de “Bir gider bin geliriz” ezberinin, onar yüzer gidenleri sayamayan tatlı sarhoşluğuyla.

 

Diyeceksiniz ki, haksızlık etme: sektörler grevde, işçiler köylüler eylemde, vatan evlatları görevde. Diyeceğim ki, grev güzel, eylem güzel, görev güzel de, Pavlov’un zilleri kötü ellerde. Onlarda var iken devrimlerin kuyruk acısı, daha çok akacak mazlumların salyası.

Bilmem bu yazıya uzak (!) düşer mi? Dimağı yakıyorsa dikkate değer mi? Yaptıkları yapacaklarına ışık tutarsa, diğer devrimler gibi harf devrimini de devirirler mi?

Ne dersiniz, bu kadarına cesaret ederler mi?

 

Yoksa,çalsa da Pavlov’un zilleri, biz proleterler için gün gelir hesap döner mi?

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Bertolt Brecht’in 120 yaşı dolayısıyla Zeliha Berksoy müthiş bir oyun sahneye koydu: İnsan neyle yaşar?
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
En önemlisi konunun eski anlamda bir 'siyaset' tartışması olmadığını idrak etmektir.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?