Bugun...


Yelda YALAMAN

facebook-paylas
Bedrettin Cömert’in ardından…
Tarih: 11-07-2019 20:41:00 Güncelleme: 11-07-2019 20:41:00


“Beytepe’den tabutlar çıkacak” şeklinde bir ihbar mektubu geldi…Ve çıktı da…

 

Hacettepe Üniversitesi’nin en sevilen akademisyenlerindendi Bedrettin Cömert. Aynı zamanda “Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Başkanlığı’nı da yapıyordu. Alt yapısı çok güçlü ancak aynı oranda gösterişsiz, kendine has üreten, ürettikleri ile parıldayan çok başka bir beyindi.

 

1960’da liseyi birincilikle bitirmiş ve üniversite öğrenimi için devlet bursu ile İtalya’da iki yıl, Perugia Üniversitesi’nde İtalyanca ve Latince eğitimi almıştı. Sonrasında Roma Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi. Mezuniyetinin ardından, Türkiye’ye döndü ve Hacettepe Üniversitesi’nde asistan oldu. Aynı yıl, Roma Üniversitesi Felsefe Enstitüsü’nden “Son Elli Yılda Türkiye’de Sanat Eleştirisi” konusundaki tezi ile doktor oldu. İkinci doktorasını ise Hacettepe Üniversitesi’nden “Giotto ve San Francesco Geleneği” başlıklı teziyle aldı. 1977’de, Gombrich’in“Sanatın Öyküsü” kitabının çevirisi ile Türk Dil Kurumu tarafından verilen çeviri ödülünü aldı. Bu kitap biz sanat tarihçilerinin başucu kitabıdır.

 

Bedrettin Cömert yine 1977’de “Benedetto Croce’nin Estetiğinde İfade Kavramı ve İfadenin İletim Sorunu” adlı tezi ile doçentlik unvanı da elde etti.

 

1978’de, kendisinin de aralarında olduğu bazı akademisyenlere, “Beytepe’den tabutlar çıkacak” yazılı bir tehdit mektubu gönderildi. Ardından Bedrettin Cömert, üniversitede çıkan olayları araştıran komisyonun başkanlığına getirildi.

 

Nitekim tehdit mektubunu gönderenler fiiliyata geçmiş ve o kara gün gelip çatmıştı.

11 Temmuz 1978 günü sabah 08:45 dolaylarında arabasında eşi ile çapraz ateşe tutularak katledildi. Eşi de ağır yaralıydı.

 

O yılları yaşayanlar bilirler. 70’ler fiilen yaşayanların hafızalarında yer etmiş çok acı bir travmadır. Devamındaki nesiller de o kara günleri okuyarak, izleyerek öğrendiler.

 

Gerçi 1923’den beri Türkiye Cumhuriyeti tarihinde her 10 yılın kötü anıları var. Ancak bazı 10 yıllar var ki hepsinden daha acı. 1970 ve sonrası da bu grupta. Dış ve içten bir takım kara ellerin yarattığı gerçek bir kaos dönemi. Pek çok değerli aydının katledildiği zamanlar. Bu aydınları hepimiz tek tek biliyoruz.

 

Bedrettin Cömert de bu aydınlardandır. Türkiye’nin o siyasi kutuplaşma döneminde öldürülen nice akademisyenden birisidir.  

 

O bir sanat tarihçisiydi. Aynı zamanda şair, yazar, çevirmen ve eleştirmendi.

 

Bedrettin Cömert farklı bir sanat tarihçisi idi. Ölümü bu yüzden de büyük bir kayıptır.

Sanat Tarihi bilimi bir disiplin olarak diğer sosyal bilimlere nazaran yoruma çok daha fazla açıktır. Örneğin Arkeoloji bilimi kazılarda bulunan objelerin değerlendirilmesi ile ilerlerken, Sanat Tarihi; eserlerini meydana getiren sanatçıların neyi, nasıl, neyle ve hangi amaçla  yorumladıkları üzerinden yol alır.

 

Bu yoruma dayalı yönü sanat tarihini ayrıcalıklı bir disiplin haline getirdiği gibi, dini, siyasi ve sosyal yönden gerçekleri saptıracak sübjektif açıklamalara da meydan verebilmektedir.

Nedeni ne olursa olsun, bilerek ya da bilmeyerek yapılan yanlı yorumlar sanat tarihine zarar verdiği gibi sanat eseri ve sanatçılara da haksızlığı beraberinde getirebilmektedir. İşte bu yüzden Sanat Tarihinde “kavram” dediğimiz yol çok önemlidir. Kavram; sanat tarihinde izlenecek yoldur. Hem teknik, hem de içerik ve mesaj açısından sanat eserine disipliner bir açıklama getirir.

 

Eğer Bedrettin Cömert biraz daha yaşayabilseydi bizim de ülke olarak bilim dünyasına sanat tarihi disiplini olarak hediye edebileceğimiz bir kuramımız olabilirdi. Zira dünya genelinde hala bir elin parmaklarını geçemeyen sayıda sanat kuramı var.

 

Bir de sanat eleştirisi mevzuu var ki, bu alan da bizde tam bir kara delik.

 

Sanat eleştirisi bizim mesleğin önemli bir dalıdır. Ancak Türkiye’de sanat eleştirmeni yetiştiren bir eğitim kurumu ne yazık ki henüz yok. Yani bugün piyasada “sanat eleştirmeni” diye arz-ı endam eyleyen zevat nerede ve nasıl eğitim aldı ki bu ünvanı kullanmaktadır? Eleştiri konusu için rahmetli Cömert’in “Eleştiriye Beş Kala” isimli bir kitabı var. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Zira bu kitap Roma Üniversitesi Felsefe Enstitüsü’nden “Son Elli Yılda Türkiye’de Sanat Eleştirisi” konusundaki doktora tezinin bir versiyonudur.

 

Keşke daha uzun yaşayabilseydi diyebileceğimiz insanlardandır Bedrettin Cömert.

Tam 41 yıl önce bugün “sanat” gibi insanlığın en önemli yapı taşlarından olan bir sahada farklı, derin, gerçek ve gösterişe gerek duymadan çalışan, üreten ve öğreten bir cevheri kaybettik.

 

Eleştiriye Beş Kala öldü Bedrettin Cömert…

 

Yelda Yalaman

Sanat Tarihi Uzmanı

yalamanyelda@hotmail.com

 



Bu yazı 1465 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI