Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Rezervleri TL’ye çevirelim
Tarih: 22-06-2022 00:16:00 Güncelleme: 22-06-2022 00:16:00


Türkiye’nin kullanılabilir rezervlerinin eksi bakiyede olduğunu biliyoruz. Ama swap hariç meseleyi ele aldığımızda 8 milyar dolar civarında bir paramız var. Kağıt vesaireyi de koyduğumuzda takribi 100 milyar dolar düzeyinde fiktif bir rezerve sahipliğimiz konuşuluyor.

 

Şimdi başa dönüp rezerv tartışmasına girmenin alemi yok. Orada zaten görünen köy kılavuz istemiyor. Ama rakamı ne kabul ederseniz edin, çok radikal bir öneride bulunmak istiyorum. Hadi tüm rezervleri TL olarak tutalım.

 

Vazgeçtim hepsinden yüzde 70’ini TL’ye çevirelim. Doğalgaz ödemelerimizden dış borç ödemelerine, hammadde ihtiyacından mevcut borçların ödenmesine kadar hepsini de Türk Lirası olarak yapalım.

 

Bu mümkün mü? Rusya istisna, ki onun da enerjiyle alıcıyı sıkıştırdığını ve parasına ambargo koyulduğu için karşı hamle yaptığını biliyoruz. O yüzden geçerli ve doğru bir örnek olduğunu söylemek mümkün değil.

 

Şimdi bu öneriyi niye saçma buldunuz? Çünkü dünyayla entegre bir biçimde ticaret yapmak gerekiyorsa, bunun için herkesin kabul ettiği bir değer, para birimi ya da çıpa kullanmak gerekiyor değil mi?

 

Bugünkü dünya ekonomisinde de o çıpa genellikle dolar üzerinde kurgulanıyor. İşte bu ihtiyaçtan dolayı zaten bizim de dahil olduğumuz ülkeler rezervlerinde ağırlıklı olarak dolar, bir miktar avro, bir miktar da altın stoklar.

 

Türkiye’de kamunun borç yapısına bakalım. Son açıklanan Hazine ve Maliye Bakanlığı kaynaklı verilere göre 3,3 trilyon TL’lik bir merkezi yönetim borcumuz var. Bunun da üçte ikisi yani 2,2 trilyon TL’ye denk gelen kısmı da döviz borçlarından oluşuyor.

 

Şimdi siz hamaset yaparak, Hazine’ye ‘rezervinde TL tut’ diyebilir misiniz? Akıl bunu dememek gerektiğini açıkça söylüyor. Peki o zaman soru şu: Bunu merkezi yönetime söyleyemiyorsak, merkezi yönetim ihracatçıya nasıl söylüyor?

 

Çünkü ağırlıklı borcu döviz olan, işini yapabilmek için hammaddeden finans teminine kadar her şeyi dolar kurgusu üzerinden gerçekleştiren, burada da riski yönetmek adına gelirlerini de dolara ya da avroya endekslemiş bir reel sektöre nasıl kötülük yaparsınız?

 

Gelirlerinin yüzde 40’ını TL’ye çevirme şartı koyar; reeskont kredisi kullanmak istiyorsa yüzde 30 daha TL’de tutmasını ister, hatta tüm işi döviz üzerinden yürüyen bu yapıya 1 ay boyunca döviz almama şartı getirirsiniz. Bugün yapılan tam da bu. Merkezi yönetimin iktisadi yapısı nedeniyle rezervlerinde TL tutamayacağı gerçeği ne kadar açıksa, reel sektörün de aynı mantıkla TL’ye endeksli yaşayamayacağı o kadar aleni bir durum.

 

Ve daha kötüsü bunu zorladıkça, kendi yapmayacağınız hamleyi reel sektöre yaptırıyorsunuz demektir. Bu da kur riskinden maliyet yapma problemine, hammadde alım sorunlarından ödemeler zincirinin kırılmasına kadar bir dizi sorunu kapıya getirir. İsterseniz bu kararı bir daha düşünün.

 

cetinunsalan@yahoo.com



Bu yazı 5707 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI