Bugun...


Cengiz HERGÜNLÜ

facebook-paylas
Düşük ücret neyin göstergesi?
Tarih: 05-01-2021 12:32:00 Güncelleme: 05-01-2021 13:25:00


Gelişmiş ülkelerin çok uluslu işletmelerinin, imalatlarını, üretim maliyetlerinin en düşük olduğu ülkeler de yapmaya başlamalarının en önemli nedeni düşük işçilik maliyetleridir.

 

Bundan dolayı dar gelişme yolunda olan ülkeler, asgari ücretleri düşük tutmaya çalışırlar. Ücretleri yükseltmek isteseler de yükseltemezler, bu sayede ucuz işçilik avantajını kullanarak yabacı fonların gelmesini veya yabancı sermayenin yatırımlarını ülkelerinde yapmalarını beklerler.

 

Ucuz ücretlerin, aslında gelişmekte olan ülkeleri, gelişmiş ülkeleri finanse etmekten ileri götüremeyeceği sonucunu getirir.

 

2008 Krizi’nde ABD tarihinin en büyük cari açığını yaşıyordu ve bu açığı belli bir süre ucuz Çin işçilerinin emeği ile kapattı.

 

2008 kriz baskısı sonucunda ABD’li şirketler sermayelerini teknolojilerini alıp Çin’e gittiler, orada yatırım yapıp, ucuz Çinli emeğiyle üretime başladılar, ürettiklerini ağırlıkla ABD ve Avrupa pazarlarına sattılar. Buralardan elde edilen kazançlarını ABD Hazine tahvillerine yatırdırlar. ABD’nin cari açığını önemli ölçüde Çinli emeğiyle finanse etmiş oldular.

 

Ekonomi anlamında gelişebilmek için ‘öğrenim merkezimizi’ kendi teknolojimizle birlikte üretime çevirmeliyiz. Sermaye mallarını tedarik ederek, edindiğimiz veya edineceğimiz yüksek üretim becerilerini ekonominin diğer sektörlerine, yani tüketim mallarını üreten imalat sektörüne, tarım ve hizmet sektörüne yaymamız gerekir.

 

Gelişmiş ülkelerin tam olarak yaptıkları böyleydi. Eğer üretim sektörü gelişmez ise; hizmet ve finans sektörünün gelişmesi de mümkün olmaz. Üretme bilinci bilginin gelişmesine, yayılmasına ve paylaşılmasına önemli katkılar sunar.

 

Üretim sektörünün büyümesinde öncü olacak olan devlet, ekonomik hayatın vazgeçilmez ve en başta gelen kurumu olduğuna göre, sermaye birikimini, teknolojik gelişme gibi üretim ve verimlilik artışını sağlayacak katkı ve politikaları uygulamak durumundadır.

 

Bunun aksi yönde, dar kesimlere ayrıcalıklar sağlayan faaliyetleri özendiren çıkarcı politikalar uygulandığı takdirde, geniş kesimlerin üretim ve yatırım yapmaları zorlaşır ve güvensiz bir ekonomik piyasa oluşur.

 

Yasaların dar kesimlerin çıkarlarının korunması yönünde çıkarıldığı toplumlarda, ekonominin işleyişi de, bu dar kesimlerin kaynak ve becerileriyle sınırlı kalacak, kendi ülkesinin üretimine katkıda bulunmak yerine, ucuz işgücünün sağladığı avantaj sayesinde, gelişmiş ülkelere fason üretim yapan ülke duruma düşülebilir.

 

Küreselleşme olgusunun desteğiyle, ‘uluslararası boyutta’ tutulmaya çalışılan ‘serbestleşme sistemi’ çoğu zaman zorunlu olarak gelişmekte olan ülkelerde uygulanmaktadır. Bugün gelişen ülkelere korumacılıktan vazgeçip, serbestleşmeye geçmelerini tavsiye eden ABD devletinin 19. yüzyılın büyük bir bölümünde, sanayileşme sürecinde, İngiltere ile arasındaki farkı kapatana kadar yüksek korumacı politikalar izlemiştir.

 

IMF’nin ise, zor duruma düşüp, geçici ödeme sıkıntıları çeken ülkelerin, bu sıkıntılar nedeniyle ithalat kısıtlamalarına gitmemelerinin sağlanması için, bu ülkelere destek vermek amacıyla tasarlanmış bir kurum olduğu sonucuna göre ise bir tezat oluşturduğu ve düşünmeye teşvik ettiği yadsınamaz.

 

Cengiz HERGÜNLÜ

SMMM-Bağımsız DENETÇİ

www.hergunlu.com

info@hergunlu.com

 



Bu yazı 3314 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI