Bugun...



'Teşviklere amacının ötesinde bir görev yükleyerek işlevinin yeterli olup olmadığını değerlendirmek vahim bir hatadır'


facebook-paylas
Güncelleme: 13-01-2021 19:03:03 Tarih: 06-01-2021 18:36

'Teşviklere amacının ötesinde bir görev yükleyerek işlevinin yeterli olup olmadığını değerlendirmek vahim bir hatadır'

''Asgari ücret açıklandı. 

 

Buna göre; asgari ücret %21 oranında artarak “asgari geçim indirimi” dâhil net 2.825,90 TL oldu.

Vergiler ve sigorta primleri ile birlikte işverene toplam maliyeti ise; 4.203,56 TL.

 

Tabi yeni yılda uygulanacak asgari ücretin belirlenmesi, özellikle bizim ülkemizde

ayrıca önem taşımaktadır.

Bunun sebebi ise; asgari ücretle çalışanların diğer ücret gruplarına oranının

çok yüksek olmasıdır.

 

Her ne kadar çalışanların hangi oranda asgari ücretle çalıştıkları resmi kurumlar tarafında açıklanmıyor olsa da; yabancı kaynaklar, yurtiçinden sivil toplum örgütü ya da sendika kaynaklı araştırmalar gösteriyor ki; ülkemizde çalışanların yarıya yakını asgari ücret almaktadır.

 

Yine bu araştırmalara göre; asgari ücret alanların diğerlerine olan oranlarında ülkemiz

Avrupa birincisi konumundadır.

 

Asgari ücretin ülke genelini ne kadar ilgilendirdiğine dair bir başka gösterge de

asgari ücretin “ortanca ücrete” oranıdır.

Bu oran bize ülkedeki ücretlerin asgari ücrete ne kadar yakın olduğunu gösteriyor.

 

OECD verilerine göre; Türkiye, bu oranda 1.71 ile OECD ülkeleri içinde ikinci sırada.

İlk sırada ise; Kolombiya yer alıyor.

Yani Türkiye’de asgari ücret genel olarak diğer ücretlere çok yakın durumda seyretmektedir.

 

Dolayısıyla; bu iki göstergeyi dikkate aldığımızda; asgari ücretin seviyesinin çalışanların

çok büyük kısmını doğrudan etkilediği sonucuna varmaktayız.

 

Çünkü; sadece asgari ücretle çalışanların değil, maaşı asgari ücrete çok yakın olan

büyük bir kesimin de maaşı asgari ücrete göre belirleniyor.

 

Dolayısıyla; asgari ücretin seviyesinde çalışanlar açısından ülkemizde diğer Avrupa ya da OECD ülkelerine nazaran, kat ve kat önemli ise; işveren maliyetleri açısından da

benzer kritik bir öneme sahiptir.

 

Yani asgari ücret alan ya da asgari ücrete göre belirlenen çalışan sayısı çok yüksek olduğundan; belirlenen asgari ücret işveren maliyetini doğrudan etkilemektedir.

 

Bu yüzden bu konunun işveren tarafında sonucu, iki şekilde karşımıza çıkıyor.

 

Birincisi istihdamdan kaçış; ikincisi ise sigortasız çalıştırmadır.

Yani belirlenen asgari ücretin maliyetinin fazla olduğunu düşünen işverenin

bu yollara başvurma ihtimali artmaktadır.

 

İşte tam da burada toplumda kritik öneme sahip olan, işsizliğin ve sigortasız personel sayısının artmasının önüne geçmek için uygulanan istihdam teşvikleri devreye girmektedir.

 

Burada bu amaca yönelik olan ilave istihdamı teşvik eden kanunlar,

işverenin sırtından bu yükü belli düzeyde alırken; bir yandan da ilave istihdam sağlanması konusunda işvereni teşvik etmektedir.

 

Örneğin; yeni asgari ücret tutarına göre ücret alan bir personel için teşvikten faydalanması halinde; 733 TL’den 1.341 TL ye kadar teşvik alınabilmektedir.

 

Sigortasız çalıştırmanın önüne geçmek konusunda ise; az önce bahsetmiş olduğum ilave istihdam teşvikleri kısmen etkili olsa da; 17256 sayılı teşvik, doğrudan sigortasız çalıştırmanın önüne geçmek için yürürlüğe konmuştur.

 

Tabi teşviklerin az önce bahsettiğimiz gibi doğrudan ve kısa vadeli etkileri olduğu gibi

orta ve uzun vadeli etkilerini de dikkate almak gerek.

 

Mevcut teşvikler yalnızca ilave istihdamı teşvik etmekle kalmıyor;

bunların dışında kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesine uygulanan teşvik ile

genç ve kadın istihdamını ekstra teşvik ediyor,

ayrıca; mesleki yeterlilik belgesi ile nitelikli işgücünü teşvik ediyor.

 

Bunun yanı sıra; “İşkur İşbaşı Eğitim Programı” ile belli kriterlere sahip niteliksiz iş gücünü sisteme katıp işi öğrenene kadar (6 aylık süre boyunca) asgari ücrete tekabül eden tüm maliyeti işveren üzerinden alıyor.

Bu da yine nitelikli iş gücünü arttırma adına önemli bir teşviktir.

 

Tabi burada önemli bir husus söz konusu.

Teşviklere amacının ötesinde bir görev yükleyerek, işlevinin yeterli olup olmadığını değerlendirmek vahim bir hatadır.

Sonuçta adı üstünde “teşvik”.

 

Yani ana ekonomik ve sosyal koşulların uygun olması durumunda ilave istihdamı hızlandıracak, diğer bir deyişle; işsizliğin azaltılmasını ivmelendirecek bir görev yüklenilmeli ve buna göre değerlendirilmelidir.

 

Ya da mevcut durumdaki gibi ağır pandemi koşullarında işsizliğin artmasına kısmen de olsa

etki edebiliyor mu buna bakılmalıdır.

Bundan fazlasını beklemek hatalı olur.

Zaten bunun adı da teşvik olmaz.

 

Örneğin: pandemi sebebi ile kapalı bir restoran ya da kafe, sırf devlet istihdamı teşvik ediyor diye ilave istihdam yapar mı?

Ya da teşvik uygulamasında bu beklenmeli mi?

 

Tabi ki beklenmemeli, zaten bunun için yürürlükte olan mekanizma,

“Kısa Çalışma Ödeneği” ya da “Nakdi Ücret Desteğidir” ki;

onun adı da teşvik değil “destektir”.

 

Bakanlık tarafından açıklanan rakamlara bakıldığında; 3,5 milyon kişi için Kısa Çalışma Ödeneği vasıtası ile 20 milyar yardım yapılırken; yaz sonunda yaşadığımız kısmi normalleşmede

2,1 milyon kişinin işe dönüşünü teşvik edip 1,7 milyar TL harcamıştır.

 

Bu da uygun şartlar oluştuğunda; teşviklerin ne kadar verimli olduğunu göstermektedir.''


 

Berat Süphandağ

Artı365 Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı

arti365danismanlik.com







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EKONOMİ Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI