21.11.2017,17:10
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Ve bir arkeolog “Çay Evi” açar…
3082016-img-20160830-wa0003-142903.jpg
YELDA YALAMAN
Mesleğini icra edememek biz sanat tarihçisi ve arkeologların makus talihidir. Kural hiç değişmez.

Ülkemiz bir sit alanı cennetidir. Bu doğrultuda size bir takım rakamlar vermek istiyorum.

 

Türkiye genelinde 12.280 arkeolojik sit alanı, 32 kentsel arkeolojik sit alanı, 159 tarihi sit alanı, 438’i de çeşitli olmak üzere toplamda 13.175 sit alanı mevcut.  Bunun yanında 97.142 adet korunması gerekli kültür varlığı söz konusu. Ayrıca Kültür Bakanlığı bünyesinde 194, özelde ise 197 müzemiz ziyaretçilerine hizmet vermeyi sürdürmekte. Bu hizmetler ise müze ve ören yerleri de dahil olmak üzere 1003 uzman personel tarafından yürütülüyor. Rakamlar yaklaşık bu doğrultuda.

 

Konuya üniversiteler açısından bakıldığında ise hali hazırda 100’e yakın Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden her yıl ortalama 5000 civarında sanat tarihçisi ve arkeolog mezun oluyor. İstihdam ve mezun sayısı arasındaki makas  da yıllardır artarak devam ediyor. Ancak her nedense bu alanda pek çok mezun işsiz kalırken, hala inatla üniversitelere Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümleri açılıyor.

 

Geçtiğimiz günlerde ibret ve üzüntüyle okuduğum bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Ankara Üniversitesi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Arkeoloji bölümünden mezun olan Mehmet Ali Kocabaş Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde bir çay ocağı açmış. Adına“Arkeoloji Çay Evi” demiş.

Masalarda mesleki kitaplar koyarak, kitap okuyan müşterilerine ikinci çayı ücretsiz vererek bir promosyon başlatmış.

 

Her şeye rağmen kendi alanında iş bulamadığından bir gelir temini için çay ocağı açmak yeterince sıkıntılı iken, şimdi de definecilerin tuhaf soruları ile karşılaşıyor. Definecilik;  kapanmaz bir yaradır bizim meslekte. Her defineci bir küp altın bulmak uğruna dağı, taşı gezer, türlü türlü “güya işaret”lerin peşinde pek çok tarihi eseri ya da alanı yok eder.

 

Her yıl binlerce gencin işsiz kaldığı ülkemizde insanların sevdiği işi ifa edemiyor olması zaten çok kötü iken, alanında çalışma şansını yakalayabilmiş arkeolog ve sanat tarihçilerinin kendilerinden beklenen performansı gösteremiyor olmaları da aynı oranda üzücü. 

 

Son yıllarda gördüğümüz tuhaf restorasyon çalışmaları, adına “tamamlama inşaatı” denilen ve eskisinin izlerini silerek ortaya yeni bir yapı çıkarma modası ile pek çok sit alanının kaderine terkedilmiş olması da ayrı bir sorun teşkil ediyor.

 

Her sektörde olduğu gibi Sanat Tarihi ve Arkeoloji mesleğinin gündemi de sorunlar ile dolu.  Sevgili Mehmet Ali Koçabaş da çözümsüz sorun yumağını bu incelikli yol ile takrar gündeme taşıdı…

 

Yaptığı isabetli nazire inşallah işe yarar da bu mesleğe gerçekten gönül verenler kendi sahalarında çalışabilme imkânı bulabilirler.

 

Dileğim budur. Ancak pek de umutlu değilim doğrusu…

 

Çünkü ülkemizde bu alanda bir bilinç söz konusu değil. İnsanımız hala arkeologlara “mezar kazıcısı”, sanat ve kültür değerlerine de “boş işler” gözü ile yaklaştıkça, Üniversiteler ve Kültür Bakanlığı cephesinde eskiden beri süre gelen kadro savaşları devam ettikçe, bu işi çok seven ve sıkı çalışmayı hedefleyen insanlar oyun dışı kaldıkça umutlar da bir bir tükenmekte…

 

yalamanyelda@hotmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay