22.02.2018,17:40
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Ve bir arkeolog “Çay Evi” açar…
3082016-img-20160830-wa0003-142903.jpg
YELDA YALAMAN
Mesleğini icra edememek biz sanat tarihçisi ve arkeologların makus talihidir. Kural hiç değişmez.

Ülkemiz bir sit alanı cennetidir. Bu doğrultuda size bir takım rakamlar vermek istiyorum.

 

Türkiye genelinde 12.280 arkeolojik sit alanı, 32 kentsel arkeolojik sit alanı, 159 tarihi sit alanı, 438’i de çeşitli olmak üzere toplamda 13.175 sit alanı mevcut.  Bunun yanında 97.142 adet korunması gerekli kültür varlığı söz konusu. Ayrıca Kültür Bakanlığı bünyesinde 194, özelde ise 197 müzemiz ziyaretçilerine hizmet vermeyi sürdürmekte. Bu hizmetler ise müze ve ören yerleri de dahil olmak üzere 1003 uzman personel tarafından yürütülüyor. Rakamlar yaklaşık bu doğrultuda.

 

Konuya üniversiteler açısından bakıldığında ise hali hazırda 100’e yakın Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden her yıl ortalama 5000 civarında sanat tarihçisi ve arkeolog mezun oluyor. İstihdam ve mezun sayısı arasındaki makas  da yıllardır artarak devam ediyor. Ancak her nedense bu alanda pek çok mezun işsiz kalırken, hala inatla üniversitelere Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümleri açılıyor.

 

Geçtiğimiz günlerde ibret ve üzüntüyle okuduğum bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Ankara Üniversitesi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Arkeoloji bölümünden mezun olan Mehmet Ali Kocabaş Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde bir çay ocağı açmış. Adına“Arkeoloji Çay Evi” demiş.

Masalarda mesleki kitaplar koyarak, kitap okuyan müşterilerine ikinci çayı ücretsiz vererek bir promosyon başlatmış.

 

Her şeye rağmen kendi alanında iş bulamadığından bir gelir temini için çay ocağı açmak yeterince sıkıntılı iken, şimdi de definecilerin tuhaf soruları ile karşılaşıyor. Definecilik;  kapanmaz bir yaradır bizim meslekte. Her defineci bir küp altın bulmak uğruna dağı, taşı gezer, türlü türlü “güya işaret”lerin peşinde pek çok tarihi eseri ya da alanı yok eder.

 

Her yıl binlerce gencin işsiz kaldığı ülkemizde insanların sevdiği işi ifa edemiyor olması zaten çok kötü iken, alanında çalışma şansını yakalayabilmiş arkeolog ve sanat tarihçilerinin kendilerinden beklenen performansı gösteremiyor olmaları da aynı oranda üzücü. 

 

Son yıllarda gördüğümüz tuhaf restorasyon çalışmaları, adına “tamamlama inşaatı” denilen ve eskisinin izlerini silerek ortaya yeni bir yapı çıkarma modası ile pek çok sit alanının kaderine terkedilmiş olması da ayrı bir sorun teşkil ediyor.

 

Her sektörde olduğu gibi Sanat Tarihi ve Arkeoloji mesleğinin gündemi de sorunlar ile dolu.  Sevgili Mehmet Ali Koçabaş da çözümsüz sorun yumağını bu incelikli yol ile takrar gündeme taşıdı…

 

Yaptığı isabetli nazire inşallah işe yarar da bu mesleğe gerçekten gönül verenler kendi sahalarında çalışabilme imkânı bulabilirler.

 

Dileğim budur. Ancak pek de umutlu değilim doğrusu…

 

Çünkü ülkemizde bu alanda bir bilinç söz konusu değil. İnsanımız hala arkeologlara “mezar kazıcısı”, sanat ve kültür değerlerine de “boş işler” gözü ile yaklaştıkça, Üniversiteler ve Kültür Bakanlığı cephesinde eskiden beri süre gelen kadro savaşları devam ettikçe, bu işi çok seven ve sıkı çalışmayı hedefleyen insanlar oyun dışı kaldıkça umutlar da bir bir tükenmekte…

 

yalamanyelda@hotmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?