21.01.2018,01:59
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
‘E suçun varsa yargılanacaksın kardeşim ya…’
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
dedi Cumhurbaşkanımız...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da düzenlenen Kentsel Dönüşüm Kurultayı’nda pek çok açıklama yaptı. "Meclis’e tatil istemiyoruz" sloganları ile sözleri kesilen Erdoğan sözlerine devam ederken “E suçun varsa yargılanacaksın kardeşim ya...” cümlesi en dikkat çeken çıkışını yaptı.

 

Bir vatandaş olarak, bu cümleyi duyunca yüreğime su serpildi bir bakıma.

 

Bu cümlenin aklıma getirdiği pek çok soru da oldu:

 

Suç denen şeyin tanımı ne?

 

Suçun varlığını kim, ne şekilde ispatlıyor olacak?

 

Suçu olan kim olursa olsun yargılanacak mı?

 

Suç ve suçu olan tespit edildiğinde kim yargılayacak?

 

İşin aslı düşündürücü olan suç objesi ve suçlu subjesi tanımlarını kim yapıyor, kim yapacak?

Meclise dair düşünürsek hakkında fezleke olanlar mı ele alınacak; yoksa bu eşitlik prensibine uygun şekilde tüm dokunulmazlıkları mı etkileyecek?

 

Konuyu bir şirkete indirgesek, soruların cevapları ne olurdu? İş nereye varırdı?

 

Şirkette kurallar nettir. Suç teşkil eden herhangi bir edim ortaya çıktığında çalışanların görev yetki dağılımı esasında, erişimleri de hesaba katılarak değerlendirme yapılır ve suçu işleyen ortaya çıkıverir. Su götürmez gerçeklerdir ortaya çıkarılan deliller. Mahkemelerdir bunun yargılanma yeri.

 

Etik kodlara uymamak noktasından suistimale, rüşvet sonucu sebepsiz zenginleşmelerden hüsnüniyet kurallarını planlı bir şekilde yok saymaya oluşturur genelde fiili. Adam ayırma, adam kayırma dahi suçtur hani.

 

Yetki ve sorumluluk dengesi önemlidir.

 

Yetki ve sorumlulukların derin ve hatta değerlerle örüntülü olması, işin olmazsa olmazıdır. Eh bu durumda da hak ya da haksızlık değil, yanlış ya da doğru olmak önemlidir.

 

Kişi hayatında pek çok şeyi hak ettiğini ya da hak etmediğini düşünebilir; ama gerçeklere baktığımızda aslolan işimizi yaparken mevcut kurallar dahilinde doğruyu ya da yanlışı yapıp yapmamaktır.

 

Ahlâktı, sorumluluktu, etikti derken kayboluyoruz cevabını merak ettiğimiz soruların içinde. İnanmak istiyoruz duyduğumuza, algıladığımıza. Süslüyor püslüyor, umutlanıyor; seviniyoruz kelimelerin pırıltısı ile. Buna ihtiyacımız var. Buna ihtiyacımız var çünkü; bir şeyler uzun süredir yanlış gidiyor. Haklılık ya da haksızlık değil, realitede yanlışlar kol geziyor.

 

Canlar kaybolurken, değerler de siliniyor yaşamlarımızdan. Oysa gerçekten tek ve çok basit bir yol var, ayyuka çıkmış her alandaki zehri temizlemeye ilişkin.

 

E suçun varsa yargılanacaksın kardeşim ya... Bu kadar basit!

 

sezerkoyun@cratone.com

Cratone Danışmanlık – Traficon Partner, Türkiye

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 2 | Onay Bekleyen Yorum 0

Sırrı ARPAÇ

Tebrikler Sezer...Küçükken akıllıydın.zekiydin.Gurur duydum..
11.4.2016 19:51:29


Sunay

Yazinizi cok begendim..
11.4.2016 21:46:56



YazıYorum
TÜSİAD’ın genel kurulunda yaptığı önemli bir tüzük değişikliği var. Bu değişimle birlikte adındaki iş adamları ibaresi iş insanları olarak yenilendi.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Doğunun en batısı…Batının en doğusu…
Çavuşoğlu, kendi dönemlerinde hiçbir gelişme olmadığını da iddia etmişti.
Tarih 15 Nisan 2013.
Bu melanetleri işlemekle, işlettirmekle hangi amaca varılmak istenmiştir?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Otuz yılı aşkın süredir danışmanlık yaptığım özel sektörde, mali işler konularında işletmeleri gözlemledim.
Savaş yorgunu Avrupa kıtasının önce ekonomik işbirliği ile başladığı ve bir barış ve refah fikri olarak ilerleyen Avrupa projesi için önemli bir döneme tanıklık ediyoruz.
Unutmamalıdır ki, tarihinin hakikatına vakıf olmak bir ülkenin bağışıklık ilacıdır.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?