21.11.2017,00:12
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Artvin neden hedefte? – 3
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Çoruh Enerji Planı hangi sonuçları doğurdu, doğuruyor?

Ne demiştik? Artvin’i ihya edecek bu plan, Çoruh nehrini ortadan kaldıracak ama, ülkeye yılda 10,5 milyar kilovatsaat enerji üretecekti.  Sonra deniz manzaralı(!) evlerimiz olacaktı.

 

Peki, bu plan ne üretti; ne üretecek?

Önce onu bir yol görelim:

İşletmeye açılan Barajlı Santrallardan, en aşağıdakinden, en önce açılandan, başlayarak:

1.      Muratlı Barajlı Santralı, yılda ortalama 440 milyon kilovatsaat elektrik üretecekti; her yıl üretimi düştü; şimdilerde 240-250 milyon kilovatsaat üretmek için bazen barajının dolmasını bekleyerek çalışıyor. 11 senede varılan sonuç bu.

2.      Borçka yine öyle: 1100 milyon kilovatsaat üretecekti; geldiği nokta, yılda, 650 milyon kilovatsaat oldu.

3.      Anlı şanlı, mühendislik harikası Deriner Barajlı Santralı, Planın iddiasına göre yılda ortalama olarak 2 130 milyon kilovatsaat üretecekti. Açıldığının ilk 3 ayında plandaki performansı gösterdi; 3 senedir geldiği seviye, yılda, 1 150- 1400 milyon kilovatsaat.

4.      Artvin Barajlı Santralı geçen yıl üretime başladı. Üretim miktarlarını bilmiyorum. Onun da varacağı sonuç aynı seviyede olacaktır.

5.      Güllübağ açıldığından sonra o bile düşüşte, olmaması gerekir; ama galiba beni mahcup etmek için çabalıyor.

 

Bunlar yapılanlar, işletmeye alınanlar. Bu durumda bu planın yılda üreteceği enerji miktarı 8-8,5 milyar kilovatsaatı asla bulamayacaktır. Bu plan 10,45 milyar kilovatsaat elektrik üretecek diye yapılmıştı. Sonuç akıl almaz pahalılıkta elektriğe mahkûm olmaktır.

 

Neden üretemedi? Neden üretemez?

İlk akla gelen ve söylenecek olan şudur: Baraj göllerinin asla görev yapmamasındandır.

Ayrıca baraja alınan sularda meydana gelen kayıplardır. Bu kayıpların toplamı yüzde 5 civarında olur. Gerçekleşen rakamlar kayıplarla açıklanmıyor.  Yüzde 35-40 kayıp var.

 

Bu kaybın en büyük sebebi barajların görev yapmaması yani dolmamasıdır. Barajların dolmaması demek, daha az enerji üretmek demektir. Çünkü türbine giden suyun potansiyel enerjisi düşüyor. Olay bu. Düzelir mi? Asla! Çünkü olay sistematiktir.

 

Planlamada inanılmaz bir mühendislik sefaleti işlenmiştir. Böyle bir sefaletin, bilgisizlikle, akıl yetmezliğiyle, aymazlıkla, korkaklıkla işlenmesine imkân yoktur. Bilerek işlendiği apaçık ortadadır.

 

Mühendislik kısmı böyle de ekonomik yönü nasıl? Bu yapılar bayındırlık eserleri mi? Yani bu ülkeye fayda getirirler mi? Asla!.. Devamlı borç yaratacaklardır; ülkenin artan borçlarının sorumlusu olacaklardır. Bir kaç rakamla açıklayayım: Bu planın yıllık geliri, net olarak, asla ve asla, 500 milyon USD’i bulamayacaktır. Buna karşılık bu plana yapılmış ve yapılacak harcamaların yıllık yükü, asla ve asla, 6 Milyar USD den daha az olmayacaktır. Yani her sene 6 milyar USD borç üretecekler veya bizi batıracaklardır.

 

Ucuzu bırakalım akıl almaz pahalılıkta elektrik üretmektedirler, üreteceklerdir. Bu planın görevi devamlı bize borç kuzlamaktır. (Kuzlamak, çoklu doğum yapmaktır; köpek gibi) Çünkü bu planın maliyeti, çevre ve kültürel kayıplar hariç, 60 milyar USD den daha az değil. Bu kadar paranın her yıl yükleyeceği yük de en az 6 milyar USD. Geliri sadece 500 milyon USD. Böyle bir bayındırlık eseri, kalkınma planlaması olabilir mi?

 

Demek ki bu plan, bayındırlık eseri olarak asla yapılmamıştır. Ülkeyi borca batırmak için yapıldığı ortadadır.

 

İzninizle bir hususu daha yazayım da konuyu keseyim:

Eğer benim gibi sade bir mühendis, Çoruh’un bütün suyunu ve kollarını kullansaydı ve aklı, sadece şu Allah’ın cezası HES’lere erseydi; yapacağı en basit planla üreteceği enerji, en az, 11 milyar kilovatsaat olurdu. Bunun için harcayacağı para da asla ve asla, 4 milyar USD’yi geçmeyecekti. Denebilir ki kimse de yerinden edilmeyecekti. Havza göç vermeyecek aksine tersine göçlerden bahsedecektik. Bu durumda elektriğin kilovatsat maliyeti 4,5-5 cent’i pek geçmeyecek, 8-12 yıl içinde ülke ucuz elektriğe kavuşacaktı.

 

Çoruh Enerji Planında maliyet, böyle bir Allahın cezası sayılabilecek planlamaya göre, en az, on mislidir. Kaldı ki beklenen enerji üretilemiyor, üretilemeyecek.

 

Böyle bir elektrik üretme planı olabilir mi?

Bu plan, elektrik üretmek için yapılmamıştır. Bu durumda, iki sebeple yapıldığını hemen söyleyebiliriz: Havzadan 50-55 000 kişiyi çıkartmak ve de ülkeyi her yıl 6 milyar USD daha borçlandırmak, edilgen etmek, diz çöktürmek.

 

Yani bir melanetler manzumesi…

 

İyi de bu plan, hangi amaçla yapılmıştır?

Diyelim yukarıda vardığım sonuç için yapıldı. Bu kabul, görev yapmayan barajların Çoruh Nehri ana kolu üzerine peş peşe ve iç içe dizilmelerini açıklar mı? Hayır! Çünkü yukarıda saydığım melanetleri işlemek için bu derece sefil ve vahşi plana ihtiyaç yoktu. Dizilen barajların hacminin üçte biriyle bu melânetler işlenebilirdi. O halde, Çoruh ana kolu üzerine dizilen, görevsiz, içi boş, elektrik üretimini kesinlikle azaltan bu barajların başka bir görevi vardı.

 

Bu planın uygulanmasından doğan sonuçlar, plandaki mühendislik sefaletinin derinliği ile uyuşmuyor. Mühendislik sefaleti çok daha derin. O halde ‘bu plan, elektrik üretmek bahanesiyle, başka bir amaç için yapılmıştır’ diyebiliyoruz. Böyle bir sonuç ortaya çıkıyor.

 

Bu amacın ne olduğunu nasıl anlarız?

Doğan sonuçları yorumlamaktan başka bir yol var mı? Bilmiyorum. Böyle bir planı yapan da ortaya çıkıp “Ben bu planı şu şu alçaklıkları işlemek için yaptım” demeyeceğine göre biz aklımızı çalıştıracağız. Bu planın uygulamasıyla karşımıza çıkan sonuçları inceleyeceğiz. Bize neleri yaptığını önümüze koyup oradan sonuca varacağız.

 

1.Bu plan ülkeyi devamlı borca batırıyor; ülkeyi edilgen, söz dinler hale getiriyor.

2.Havzadan en az 50-55 000 kişiyi çıkarıyor ki halen bu rakamın üstünde yurttaş Artvin’i terk etti. Erzurum ve Bayburt illerinde plan dolayısıyla yurtlarını terk edenler, edecekler hakkında bilgim yok. Onları bu rakama eklemeliyiz. Terk olayları devam ediyor…

3.Görevsiz, içi boş, peş peşe dizilmiş barajlar coğrafyamızı bir hat üzerinden yırtıyor. Çoruh ana kolunu ekseninde havzayı o taraf  bu taraf ayırıyor.

Suyla bir ayırım, sınır oluşturuyor. Dünyadaki doğal sınırlara baktığımız zaman yüzde 80’ninin sulardan oluştuğunu görüyoruz.

 

 

Bu sınır, neyin sınırı?

Elinize keçeli bir kalem alıp bir harita üzerinde önce barajları sonra göllerini ve o göllerin yok ettiği kışlakları terk eden insanların yaşadığı yerleri işaretlediğiniz de karşınıza ana kol ekseninde 300 kilometrelik bir coğrafi yırtık çıktığını; bu yırtığın bir kolunun da yine bir baraj(Altıparmak Barajı) sebebiyle Karadeniz’e çok yaklaştığını göreceksiniz. 

Bu yırtığın Büyük Ortadoğu Projesi(BOP) haritasıyla, üst üstte, ayrıntısıyla, örtüştüğünü biliyor muydunuz? Görünce önce inanmayacaksınız. Günlerce “olamaz böyle bir şey” diyeceksiniz. Ama insanın aklına düşen çıkmaz ki. Bu sefer bu sınırın(!) öncesini merak edeceksiniz. Siz yorulmayınız söyleyeyim:

 

Öncesi, Fırat ve üzerine kondurulan 5 büyük baraj ile çizilmiş. Onlar da görev yapmıyor, onların da aralarında boşluk yok. Onlar da peş peşe… Fırat üzerinde de Çoruh’ta yaptığımızı yapınca BOP haritası daha bir şekilleniyor, giyiniyor, kimlik kazanıyor.

Her iki nehir üzerinde yaptığımız renklendirmenin bize söyledikleri, okuttukları, ülkemizin iki nehir ana kolu üzerine dizilen görevsiz, boş barajlarla parçalandığını, sağ tarafındaki bölümün ise kardeşlerimizin içinden satın alınanların yıllardır istedikleri vatan(!) parçası olduğunu (FREE KURDİSTAN) gözlerinizle göreceksiniz. BOP’un ülkemiz üzerindeki hesabının ne olduğunu ve bunun nasıl yürütüldüğünü anlayacaksınız.

 

Diyeceksiniz ki iki nehir arasında birleşmemiş yer var. Merak etmeyiniz, Fırat’ın Karasu kolu üzerinde, Munzurların doğu ucunda kuzeye döndüğü bölümde 4 adet daha baraj planlanmıştır bunlardan biri inşa edilmiştir. Ne zaman mı? BOP eşbaşkanının icranın başında olduğunda…

(Bu konuyu derinlemesine öğrenmek isteyenler  “Kusursuz Enerji(!) Planı” isimli kitabı okumalıdırlar.)

 

Cerattepe bu planın neresinde?

Şimdi aklınızdaki veya önünüzdeki o haritada Artvin il merkezini bulun ve etrafına kalınca bir çizgiyle daire çizin ve aklınızda tutun. Sonra…

Her iki nehir üzerinde peş peşe dizilen barajların, asla görev yapmadığını, yaptıklarının iki sonucu doğurduğunu hatırlayınız.

 

Bir iki şey daha ekleyerek oraya geçeceğim:

PKK kaç yıldan beri AMANOS’larda faaliyet gösteriyor ve niçin?

Afrin Kanton’u diye bir kanton duydunuz mu? Suriye’yi parçalamak isteyenlerden PYD nin ilk attığı adımları hatırladınız mı? O Kanton(!) da işte o adımlardan biri.

 

Ayn-el Arab’a(Kobani) kadar PYD+PKK, Suriye’nin kuzeyinde iki kanton ilan edip birleştirdi mi?

 

PYD ve onun arkasındaki güç Fırat’ın batısına geçmek için her yolu denedi mi? Deniyor mu? Dostumuz(!) ABD bu geçiş için elinden geleni yapıyor mu? Yapıyor…

 

Geçerse coğrafyamız ne olur?

El cevap: Hatay’dan Afrin’e, Afrin’den Cerablus’a, Cerablus-Kobani ve devamı.

Cerablus, Fırat’ın ülkemizi terk ettiği Karkamış’ın karşısında Suriye kenti. Şimdi bir haritada bir hat çizelim:

Samandağ, Amanoslar, Hatay, Afrin, Menbiç veya Cerablus vee.. Fırat.

Fırat’tan Türkiye’ye girdiniz, görev yapmayan ama coğrafyamızı ‘caartt!’ diye yırtan beş büyük barajımızı(Karkamış, Birecik, Atatürk, Karakaya ve Keban) takip ettiniz.

Keban baraj gölünün kuzeyinde Munzur Dağlarının zirvelerine çıktınız; doğuya kadar gidip tekrar Fırat’a kavuştunuz..

Kuzeye yöneldiniz; 4 baraj daha(Bağıştaş I, Bağıştaş II, Kemah ve Eriç) geçtiniz, dağların tepelerinden Çoruh vadisinin en yüksekteki barajı Laleli’nin gölünün kuyruğuna ulaştınız. Laleli, İspir, Güllübağ, Çamlıkaya, Arkun, Yusufeli, Artvin, Deriner, Borçka ve Muratlı. Eliniz Gürcistan sınırına dokundu… Barajdan baraja geçerek, düşerek vardınız.

 

Yusufeli’nden kuzeye bir kol uzanır. O kolun Kaçkar Altıparmak dağlarına ulaştığı yerde küçücük bir baraj daha göreceksiniz. Çok özel görevli ve asla ve asla elektrik üretmek için yapılmamış bir baraj, Altıparmak Barajı… Onunla Karadeniz’e kuş uçuşu 30 km. yaklaştınız.

 

Şimdi bu hattın doğusunda, Altıparmak Barajına giden hattın da doğusunda kalan vatan parçasını mor renge boyayınız.

Neden ‘mor’ demeyin… Üst akıl öyle istemiş… Morartacak… 

Etrafında kalınca bir çizgi çevirdiğimiz Artvin bu morluk içinde kalırsa ne olur? Kale olur. O toprakların morartılmasına en gel olur.

O kaleyi, oradan, halkı uyutarak, nasıl sökersiniz? ‘Altın var!… Altın!…’ diyerek; içme sularını zehirleyerek…

 

Bu Cerattepe olayının arkasındaki gerçek sebep, BOP’sine engel olarak ortada kalacak olan Artvin İl merkezini, Artvin Kalesini, örtülü bir operasyonla, halkını mecbur bırakarak boşalttırmaktır. Kaleyi sökmektir…

Şimdi anlatabildim mi: Artvin Neden Hedefte?

 

Cerattepe, ülkenin bölünmesine karşı son direniş kalesidir.

Maden olayı bunun örtüsüdür…

Hangi ülkede, yönetici, bir il merkezini, 24-44-60 milyon Tl bir gelir için ortadan kaldırır? Aklını ve vicdanını terk edenler, ancak, bu denli bir akılsızlığı yaparlar.

Bu sebeple diyoruz ki: Artvin-Cerattepe savunması, bir yurt savunmasıdır.

 

Devam ediyor…

 

Yurttaş Mazlum Çoruh-İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay