romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Sezer KOYUN

facebook-paylas
Kızıl çizgiler ve boşalan Kkasalar
Tarih: 24-11-2025 21:32:00 Güncelleme: 27-11-2025 08:26:00


Ankara–Kahire Hattı’nda dış politikanın reel faturası

 

Kasım ayının sonunda,

Ankara’daki basın merkezlerinden birinde;
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın,

Mısırlı mevkidaşıyla düzenlediği ortak basın toplantısı;

her zamanki gibi diplomatik dille örülmüş cümlelerle süslüydü.

“Bölgesel istikrar”,

“ortak vizyon”,

“Gazze halkının yanında olma kararlılığı” gibi ifadeler duyduk.

 

Ama; dikkatli dinleyenler için o açıklamalarda, ciddi bir gerilim vardı.

Çünkü; kamera önünde dostluk pozları verilse de

kamera arkasında; Türkiye’nin Gazze’ye asker gönderme hazırlığı,

Mısır’ın ise; bu planı doğrudan reddedişi konuşuluyordu.

 

Ve mesele; yalnızca iki ülkenin diplomatik çekişmesi değil.

Bu kırılganlık, doğrudan Türkiye ekonomisinin kalbine dokunuyor.

Döviz kuru, enerji fiyatları, dış yatırım algısı, ihracat siparişleri ve

KOBİ'lerin günlük maliyeti, bu “kızıl çizgiler” çatışmasında şekil alıyor.

 

Ankara; Orta Doğu’da, yalnızca insani yardım sağlayan bir aktör değil;

aynı zamanda, askeri ve lojistik anlamda etkisini hissettirmek isteyen bir güç.

Ancak;

Mısır gibi, bölgeyi kendi nüfuz alanı gören bir ülke için

bu kabul edilebilir bir senaryo değil.

Gazze’ye bir barış gücü gönderilmesi fikri, Kahire için bir “siyasi tehdit” olarak algılanıyor.

Ve bu algı, sadece diplomasiyle sınırlı kalmıyor; ekonomik reflekslere dönüşüyor.

 

Örneğin;
2022’de Körfez’den Türkiye’ye yönelen finansal destek,

Riyad’ın 5 milyar dolarlık mevduat yatırımıyla zirve yapmıştı.

Ancak; 2023’te Mısır’la Libya hattındaki gerilimle birlikte,

bu fonların yeniden yapılandırılması gündeme geldi.

2024’te gelen sıcak para girişi,

2025’in ilk yarısında yüzde 28 azaldı.

Bu, doğrudan döviz rezervlerinin zayıflamasına ve

TL üzerindeki baskının artmasına yol açtı.

 

Döviz kuru tarafında, bu tablo daha da net:

Yılın başında 31,2 TL olan dolar kuru,

Kasım itibarıyla; 34,3 TL seviyesini zorluyor.

Bu artışın; yalnızca iç talep ya da faiz politikasıyla açıklanması, eksik olur.

Çünkü; aynı dönemde,

Merkez Bankası faizleri yüzde 30’dan yüzde 42’ye yükseltmesine rağmen;
kurdaki yükseliş durmadı.

Çünkü; piyasa, yalnızca ekonomi politikalarını değil; dış politikayı da fiyatlıyor.

 

Bu tabloyu en net hissedenler ise; Anadolu’daki üretici KOBİ’ler.

Dışa bağımlı ham maddeyle çalışan,

dövizle makine ithal eden,

lira üzerinden vadeli satış yapan bu işletmeler için

her kur sıçraması, bir iflas dalgasının habercisi.

2025 yılının ilk 10 ayında,

konkordato başvurusunda bulunan işletme sayısı; 2 bin 326’ya ulaştı.

Bu, bir önceki yıla göre; yüzde 72’lik bir artış anlamına geliyor.

En fazla başvuruysa; tekstil, ayakkabı ve plastik ambalaj sektörlerinden geldi.

Yani; temel üretim kolları, alarm veriyor.

 

Enerji cephesinde durum farklı değil.

Türkiye’nin sanayi elektriği tarifesi, 2025’te üç kez zamlandı.

Toplam zam oranı; yüzde 41.

Doğalgazda ise; sanayi tarifesi yıl içinde yüzde 27 arttı.

Mısır’ın, Doğu Akdeniz gaz havzasında Yunanistan ve İsrail’le yakınlaşması;
Türkiye’nin bu enerji denkleminde yalnızlaşmasına yol açıyor.

Libya’daki askeri varlık üzerinden kurulan enerji hattı planları ise;
Kahire’nin vetosu nedeniyle, hâlâ askıda.

 

Peki bu karmaşadan çıkış mümkün mü?

 

Aslında mümkün.

Ama bunun yolu, “sert güce dayalı diplomasi”den değil;
stratejik sabır ve ekonomik iş birliği zemininden geçiyor.

Mısır’la ilişkilerde, 1996'daki ilk büyük kopuşun ardından;
2005'te yeniden inşa edilen ekonomik bağlar,

2013 darbesiyle tamamen kopmuş, sonrasında ise; ticaret zor bela ayakta kalmıştı.

Şimdi, benzer bir döngünün tekrarına tanıklık ediyoruz.

Ve her döngü; ekonomi üzerindeki yükü, biraz daha ağırlaştırıyor.

 

Unutmayalım:

2011 yılında Türkiye ile Mısır arasındaki ticaret hacmi, 5 milyar dolar sınırını aşmıştı.

2023'te bu rakam; 6,7 milyar dolara yeniden ulaştı.

Ancak; bu hacmin yüzde 82’si, Mısır limanlarından transit geçen ürünler;

yani, gerçek anlamda karşılıklı üretim-ticaret ortaklığı yok.

Diplomatik kırılmalar derinleşirse; bu ticaretin de pamuk ipliğine bağlı olduğu ortada.

 

Sonuç olarak;
dış politika, artık yalnızca Dışişleri Bakanlığı’nın meselesi değil.

Gazze’deki askeri stratejiyle,

Gebze’deki tekstilcinin iplik maliyeti, doğrudan bağlantılı.

Kahire’de verilen bir demeç,

Konya’daki bir makine atölyesinin, döviz borcunu ödeyip ödeyemeyeceğini etkileyebiliyor.

 

Bu yazıda yer alan hiçbir ifade bir yatırım tavsiyesi değildir.

Ancak; şu bir gerçek:

Jeopolitik şovlar alkış alabilir, ama; ekonomi suskun kalmaz.

Ve sessizlik; çoğu zaman, iflas belgelerinin arkasındaki çığlıktır.

 

 

 

sezerkoyun@cratone.com

 



Bu yazı 2843 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA