romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
Bugun...


Sezer KOYUN

facebook-paylas
Beyaz Saray’da verilen pozun 43 milyar dolarlık bedeli
Tarih: 30-09-2025 15:51:00 Güncelleme: 30-09-2025 18:32:00


Meşruiyet fotoğrafları bugünün manşetini süsler, ama;
faturaları yarının muhasebesinde çıkar.

 

Beyaz Saray’ın mermer merdivenlerinde verilen o poz,

aslında; bir ekonomik paketler zincirinin alt başlığıdır.

Erdoğan–Trump görüşmesinin ardından; açıklanan anlaşmaların mali boyutu,

siyasetin ihtişamlı manşetlerinden çok daha sessiz, ama; kalıcıdır.

Çünkü; fotoğraf, bir günlüğüne gazete manşetlerini süsler, ama;
kontratlar, on yıllarca bütçeyi bağlar.

 

LNG Masalı: 20 Yıllık Bağımlılık

 

Türkiye’nin, BOTAŞ üzerinden ABD’li Mercuria ile imzaladığı 20 yıllık LNG anlaşması,

toplamda 70 milyar metreküp hacimde, yaklaşık 43 milyar dolarlık bir taahhüt içeriyor.

İlk teslimatlar 2026’da başlayacak: yılda 4 milyar metreküp.

Bu hacim, Türkiye’nin 2023’teki toplam doğalgaz tüketiminin sadece yüzde 7–8’i.

(yaklaşık 51 milyar metreküp)

 

Rakam küçük gibi görünebilir, ama asıl mesele zaman.

Çünkü; enerji kontratları, kısa vadeli piyasa dalgalanmalarını değil;
uzun vadeli stratejik bağımlılığı belirler.

1970’lerde İran’dan ucuz petrol alındığında da sevinilmişti;

ta ki, 1979 Devrimi ile musluk kapanana kadar.

1990’larda Rusya ile yapılan uzun vadeli gaz anlaşmaları da “stratejik ortaklık” diye tanıtılmış,

yıllarca “take-or-pay” maddeleri Türkiye’nin bütçesine yük getirmişti.

Bugün, ABD ile imzalanan LNG anlaşması da benzer bir çizgiye oturuyor:

Bağımlılık azaltılıyor, ama; başka bir bağımlılık ekleniyor.

 

Dahası, LNG piyasasında fiyat formülleri;
Brent petrol, Henry Hub veya TTF gibi endekslere bağlıdır.

Bugün ucuz görünen anlaşma,

yarın küresel enerji piyasasında dengeler değiştiğinde; bütçeye ağır gelebilir.

Yani; LNG, her zaman “esnek ve ucuz” değildir; bazen uzun vadeli kelepçe olabilir.

 

Boeing siparişi: Uçaklar, borçlar ve döviz baskısı

 

Görüşmenin diğer büyük anlaşması, Türk Hava Yolları’nın 225 uçaklık Boeing siparişi.

Bunun 150’si kesin, 75’i opsiyon.

Teslimatlar 2029–2034 arasında olacak.

Paket; 50 Dreamliner (787), 100 adet 737 MAX ve opsiyonlarla

daha da genişleyebilecek bir yapı içeriyor.

 

Resmî açıklamada;

maliyet belirtilmedi, ama; sektör tahminlerine göre bu paket, 40–50 milyar dolar bandında.

THY, bu finansmanı nasıl sağlayacak?

Muhtemelen, büyük kısmı; uluslararası leasing şirketleri ve ihracat kredi ajansları üzerinden

döviz cinsinden borçlanma ile olacak.

Bu da Türkiye’nin dış borç stokunu, dolaylı biçimde büyütecek.

 

Tarihsel paralel net:

2011’de, THY’nin Airbus ve Boeing’den aldığı büyük siparişler, kısa vadede prestij getirmişti.

Ama; 2018 döviz krizinde leasing borçları kur şokuyla katlanmış,

THY’nin bilançosunda ciddi baskı yaratmıştı.

Yani; uçaklar göğe yükselirken, bilançolar yerde terliyordu.

 

Bugün de aynı risk masada.

Kurun, 2029’a kadar nasıl seyredeceğini kimse bilmiyor.

Ama; kesin olan bir şey var:

Bu siparişler; Türkiye’nin döviz dengesini, daha da kırılgan hale getirecek.

 

Nükleer mutabakat: Fotoğrafın en sessiz parçası

 

Washington’da imzalanan sivil nükleer iş birliği mutabakatı,

manşetlerde küçük göründü, ama; stratejik sonuçları büyük olabilir.

Dünyada bir nükleer reaktörün ortalama maliyeti 10–15 milyar dolar.

Türkiye, 2035’e kadar; nükleerin elektrik üretimindeki payını yüzde 10’a çıkarmak istiyor.

Akkuyu’daki Rosatom modeli gibi, ABD ile yapılacak olası bir nükleer proje de

milyarlarca dolarlık finansman, yakıt tedariki ve teknoloji transferi konularını, gündeme getirecek.

 

Tarihsel örnek:

Sinop Nükleer Projesi, finansman ve teknoloji transferi anlaşmazlıkları yüzünden iptal edilmişti.

Bugün de mutabakatın gerçeğe dönüşmesi için benzer sorunların aşılması gerekiyor.

 

“Meşruiyet Diplomasisi” ve ekonominin gerçekleri

 

Trump’ın danışmanı Tom Barrack’ın dediği gibi, mesele aslında; “meşruiyet.”

Fotoğraflar, liderler arası sıcak temas, kısa vadede; siyasi prim kazandırır.

Ama; ekonomi için asıl önemli olan, kontratların şartlarıdır.

Çünkü; fotoğraf bugünün manşetini yazar, kontrat yarının bütçesini bağlar.

 

Türkiye’nin enerji faturasının; 2023’te, 95 milyar dolar olduğunu düşünürsek;
LNG anlaşmasının yıllık 2 milyar dolarlık hacmi, küçük bir parça.

THY’nin filosunu büyütmesi stratejik olabilir,

ama; 40–50 milyar dolarlık borç yükü kur şoklarıyla birleştiğinde,

havacılık sektörünün yeni krizini hazırlayabilir.

 

Sonuç

 

Beyaz Saray merdivenlerinden verilen fotoğraf,

siyasetin ihtişamını temsil eder.

Ama; onun altına eklenen imzalar, Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik rotasını belirler.

Bugün alkışlanan anlaşmalar, yarın bütçenin en kalın kalemleri olabilir.

 

Diplomatik meşruiyet kısa vadeli primdir;

enerji kontratları ve uçak siparişleri, uzun vadeli kaderdir.

 


sezerkoyun@cratone.com

 

 

Not: Bu yazıda yer alan görüşler yazarın kişisel değerlendirmeleridir.

Hiçbir şekilde yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.

Burada yer alan ekonomik veriler, kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir;

doğrulukları bağımsız olarak teyit edilmelidir.

 

Yazıda yer alan yorumlar;
herhangi bir kişi, kurum ya da şirketi suçlama, hedef gösterme veya itham etme amacı taşımaz.

Metin; yalnızca, genel ekonomik analiz ve

kamuya açık politik gelişmeler üzerine yapılmış bir düşünce egzersizi niteliğindedir.

 



Bu yazı 1764 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA