romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Sezer KOYUN

facebook-paylas
Valiz, altın ve enerji faturası
Tarih: 22-12-2025 21:10:00 Güncelleme: 29-12-2025 07:05:00


Türkiye’nin dış denge masasında, üç kişi aynı anda konuşuyor.

 

Yılın son haftasında, zihnimde hep aynı masa kuruluyor.

Beyaz örtü, üç kişilik… ama kimse tek kişilik gelmiyor;

herkes duygusuyla, iddiasıyla, geçmişiyle geliyor.

Masanın adı basit: “Dış Denge”

Masanın gerilimi ise; daha basit:

Türkiye’nin, aynı anda;

hem sevilmek, hem de idare edilmek zorunda kalması.

 

Kapı ilk çalıyor: Valiz geliyor.

Valiz, her yıl olduğu gibi erken giriyor içeri.

Ten bronz, dili çok, enerjisi yüksek.

Üzerinden, tatil kokusu değil; döviz kokusu geliyor.

Bu ülkede Valiz’in sevildiğini biliriz;

çünkü, Valiz gelince herkesin yüzü bir tık yumuşar.

“Tamam” deriz, “hiç değilse; bir yerden nefes alıyoruz.”

 

O sırada kapı ikinci kez çalıyor:

Enerji faturası geliyor.

Enerji Faturası, romantik değildir.

Hiç olmadı.

O, “ilişki” değil; “zorunluluk” getirir.

Üzerinde takım elbise, elinde klasör;

girişte bile “ben olmasam karanlıksınız” bakışı atar.

Bu bakışın haklılık payı vardır, çünkü;

Türkiye’nin enerji bağımlılığı, dış denge masasına her zaman ağırlık koyar.

Enerji ithalat faturasının 2025 sonunda,

yaklaşık 64 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiği ifade ediliyor;

geçen yılın 65,6 milyar dolar düzeyi de hatırlatılıyor. (Anadolu Ajansı)

 

Valiz, Enerji Faturası’nı görünce bir an durur.

Klasik sahne:

“Ben ne kadar getirsem de sen ne kadar götürürsün?”

Gülümser ama; gözleriyle kavga eder.

 

Derken üçüncü kapı çalıyor: Altın geliyor.

Altın… Ah Altın. Altın, bu masanın en tehlikeli misafiri.

Çünkü; Altın, bir yandan “güvende hisset” der, bir yandan dış dengeyi gizlice yorabilir.

Üstelik Altın’ın konuşma tarzı da ilginçtir:

Hiç bağırmaz ama her cümlesi parıldar.

Bu ülkede Altın’ın sevildiğini de biliriz;

çünkü; belirsizlik arttığında, sevgi bazen “ışıldayan bir kaçış planına” dönüşür.

 

Ben masanın başındayım.

Ev sahibi gibi.

Ama; aslında arabulucuyum.

Çünkü; bu üçlü bir aşk hikâyesi ve Türkiye, tam ortasında.

 

Masaya oturur oturmaz;
Enerji Faturası, “Benimle açık konuşalım,” der.

“Benim meblağım romantizme gelmez.”

 

Valiz hemen atılır:

“Ben de romantik değilim,” der,

“ben gerçek getiriyorum. İnsanlar geliyor, harcıyor, ülke kazanıyor.”

 

Altın kadehini kaldırır, hafif bir tebessümle:

“Siz iki kişi sürekli ‘getirdim-götürdüm’ diyorsunuz.” der.

“Ben ise; ‘hissettirdim’ diyorum. Güven… kaygı… gelecek…”

 

Tam o anda, ben araya giriyorum,

çünkü; bu masada “hissettirdi” kelimesi,

muhasebe kayıtlarına pek girmiyor ama; piyasaya acayip giriyor.

 

“Bakın,” diyorum,

“Bu masanın ilişki durumu belli.

Ekim 2025’te cari işlemler dengesi 457 milyon dolar fazla vermiş.

Yıllıklandırılmış cari açık 22,02 milyar dolar.

Ocak–Ekim dönemi cari açık 14,543 milyar dolar.” (SBB)


Valiz gülümsüyor: “Gördünüz mü?”


Enerji Faturası göz devirdi: “Yıllıklandırılmış açık hâlâ açık.”


Altın ise; sessiz.

Çünkü Altın, sayı duyunca susar; sayı susunca konuşur.

 

Ben asıl cümleyi özellikle geciktiriyorum, çünkü bu yazının “plot twist”i burada:

“Bir de şunu söyleyeyim,” diyorum.

Altın ve enerji hariç; cari işlemler hesabı 7,028 milyon dolar fazla.(SBB)

 

Masada bir an sessizlik oluyor.

Bu cümle, bir ilişkide;
“Aslında biz birbirimizi seviyoruz ama araya iki kişi giriyor” demek gibi.

Yani; Türkiye’nin dış dengesi bazen şunu söylüyor:

Temel hikâye fena değil; ama iki karakter, her şeyi dramatize ediyor.

 

Enerji Faturası, sandalyesini geri çekip ciddileşiyor.

“Ben dram değilim,” der, “ben gerçeklik.”


Haklı.

Hatta o kadar haklı ki;
Türkiye bu gerçeği yönetebilmek için

uzun vadeli sözleşmelerle tedarik çeşitlendirmeye gidiyor.

 

Örneğin;
BOTAŞ’ın Mercuria ile

2026’dan başlayacak 20 yıllık LNG tedarik anlaşması (yıllık yaklaşık 4 bcm) gibi adımlar,

bu ilişkinin “günlük flört” değil; “uzun vadeli kontrat” tarafını gösteriyor. (Reuters)


Bu romantik bir jest değil; enerji güvenliği. Ama her güvenliğin faturası var.

 

Valiz, bu sırada masada kendi kartını açıyor.

“Benim ödemem peşin,” der.

“Ben geldiğimde kasaya anında nefes olur.”


Elbette, 2025’in ilk yarısında;
turizm gelirlerinin yüzde 7,5 arttığı,

kişi başı ortalama gelirin 996 dolara yükseldiği;

kişi başı gecelik gelirin 106 dolar olduğu;

TÜİK verilerine dayalı bir raporda yer alıyor. (tursab.org.tr)


Valiz’in gücü burada: O, “döngü”ye hız getirir.

Hizmet gelirleri dış dengeyi yumuşatır; bazı yıllar, ülkeyi adeta “yastıklar.”

 

Altın ise; sabırla bekliyor.

Çünkü; Altın, masaya en son bombayı bırakmayı sever.

 

“Benim varlığım,” der,

“sizin belirsizliğinizi anlatıyor.

Siz iyi günde beni ‘gelenek’ diye seviyorsunuz, kötü günde ‘sığınak’ diye.”


Sonra daha teknik bir yere bağlar:

TCMB’nin, 2023’te işlenmemiş altın ithalatına kota getirdiğini;

bunun cari denge üzerindeki etkileri sınırlamak için tasarlandığını;

kompozisyonu değiştirip mücevher ithalatını artırabildiğini anlatan analizler var.

(Central Bank of the Republic of Turkey)


Yani; Altın, sadece tüketici davranışı değil;

politika tasarımını da test eden bir karakter.

 

Masada üçü birden konuşurken,

Türkiye’nin aslında ne yaşadığını ben şöyle görüyorum:

Bu bir aşk üçgeni değil, bir denge üçgeni.

Ve denge üçgeninde; kimse, tek başına “iyi” ya da “kötü” değil.

Valiz iyi; çünkü; döviz getiriyor.

Enerji Faturası kötü değil; çünkü; enerji olmadan üretim yok.

Altın da “kapris” değil; çünkü; belirsizliklerin sosyal karşılığını gösteriyor.

 

Ama işte; yıl sonu masasında asıl mesele şu:

Bu üçlü aynı anda konuşunca,

Türkiye’nin kulağına aynı anda üç cümle fısıldanıyor:

Valiz: “Ben geliyorum, sen rahatla.”
Enerji Faturası: “Ben geliyorum, sen sıkı dur.”
Altın: “Ben geliyorum, sen korkma… ya da kork.”

 

Ben, bu masanın ev sahibi olarak;
2026’ya girerken, notumu tek cümlede bırakıyorum; hem çarpıcı, hem gerçek:

 

Türkiye’nin dış dengesi, “kimin kimi sevdiği”yle değil;

“kimin kimi disipline ettiği”yle düzelir:

 

Valiz’in getirdiği nefes,

Enerji Faturası’nı verimlilikle inceltmezse;

Altın’ın parıltısı da belirsizliği azaltmazsa…

bu masada her yıl aynı üç kişi, birbirine âşık gibi bakıp; aynı hesabı birbirine kitler.

 

 

 

sezerkoyun@cratone.com

 

 

Not:

Bu metin, genel bilgilendirme amaçlıdır;

yatırım tavsiyesi değildir.

 



Bu yazı 2340 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA