romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Sezer KOYUN

facebook-paylas
Kafkasya’da stratejik körlük: Barış çağrılarının ihracat faturası
Tarih: 22-11-2025 16:51:00 Güncelleme: 26-11-2025 00:56:00


Anadolu’da; bir ihracatçının gözleri,

çoğu zaman; uzaklara çevrilidir.

O gözler;
bazen Avrupa'daki fuar takvimini,

bazen Çin’deki konteyner fiyatlarını,

bazen de Bakü'den Tiflis'e uzanan tren hatlarını izler.

 

Ama; son aylarda, o gözler donmuş durumda.

Çünkü; Güney Kafkasya'da barış değil, stratejik körlük konuşuluyor.

 

Türkiye’nin yıllardır, Azerbaycan’ın yanında pozisyon alarak;
Ermenistan ile ilişkilerini askıya alması,

şimdi; ticaretin önünde, görünmez ama; ağır bir duvar örüyor.

 

Oysa; herkes hatırlar:

2020 Karabağ Savaşı'nın ardından, bölge için umut dolu senaryolar konuşuluyordu.

Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan arasında açılacak Zengezur Koridoru ile

Orta Asya’ya kesintisiz kara bağlantısı kurulacaktı.

Bu koridor;
Kars’tan Bakü’ye, oradan Hazar üzerinden Kazakistan’a kadar uzanacak

lojistik bir devrim olacaktı.

Ama olmadı.

Çünkü; Ankara, Aliyev’in tüm taleplerini koşulsuz desteklemeyi tercih etti;

böylece, “barışın mimarı” değil; “tek tarafın sponsoru” haline geldi.

 

Sonuç?

Ermenistan Avrupa'ya yöneldi,

İran'la ilişkilerini derinleştirdi,

Hindistan'la savunma iş birliği yaptı.

Koridor kapandı.

Türkiye’nin Orta Asya’ya açılan stratejik kapısı kilitlendi.

 

Ekonomik sonuçlar mı?

Sayılar yalan söylemez.

TÜİK verilerine göre; Türkiye’nin Orta Asya ülkelerine ihracatı,

2024’ün ilk üç çeyreğinde; yüzde 9,8 geriledi.

Özbekistan ve Kırgızistan gibi hedef pazarlarda daralma, çift haneli.

Bunun nedeni, sadece küresel talep daralması değil;

alternatif güzergâhların Türkiye’yi devre dışı bırakması.

İran üzerinden yapılan taşımacılık artarken;
Gürcistan’ın limanları, transit merkez haline geldi.

 

Hatırlayalım:

2015 yılında Çin’in başlattığı “Kuşak ve Yol” projesi,

Türkiye’yi “orta koridor”un vazgeçilmez aktörü yapacaktı.

Bugün gelinen noktada; Çin’in yeni ticaret güzergâhları, Rusya üzerinden geçiyor.

Çünkü; Türkiye’nin bölgedeki pozisyonu,

barış sağlayıcı değil; taraflı bir aktör gibi algılanıyor.

 

Peki; bu nasıl oluyor da reel ekonomiye, bu kadar zarar veriyor?

 

Basit bir denklem:

Jeopolitik risk = yatırım riski.

Lojistikte belirsizlik = maliyet artışı.

Diplomatik yalnızlık = dış finansman daralması.

 

Kafkasya’dan Avrupa’ya uzanan taşımacılık zincirinin bir halkası kırıldığında,

o kırılma; İstanbul’daki bir kimya firmasının Moldova’ya ihracatını riske atıyor.

Çünkü; Ermenistan sınırı hâlâ kapalı.

Çünkü; Türkiye hâlâ “barış için değil, kazanmak için masada.”

Oysa; bu bölge, tarih boyunca barışla zenginleşti.

1990’ların sonunda; Gürcistan’daki BTC (Bakü-Tiflis-Ceyhan) hattı,

Türkiye’ye; hem enerji, hem de jeopolitik alan kazandırmıştı.

Ama şimdi, BTC'nin geçtiği güzergâh bile; risk altında.

 

Üstelik, sadece ihracat değil;
doğrudan yabancı yatırımcıların algısı da bozuluyor.

Son üç yılda;
Türkiye’nin Kafkasya üzerinden geçen dış ticaret projelerinde,

iptal edilen yatırım tutarı 1,8 milyar doları aştı.

Katarlı, Malezyalı ve Güney Koreli yatırımcıların projeleri askıya aldığı açıklandı.

Nedeni mi?

Ankara'nın dış politikadaki “tek kanal stratejisi.”

 

Bu, sadece bir dış politika tercihi değil; bir ekonomik maliyet hesabıdır.

Diplomasi, yatırımın altyapısıdır.

Barışçıl bir dış politika, KOBİ’lerin yeni pazarlara açılmasının ön koşuludur.

 

Uluslararası karşılaştırma gerekirse,

Romanya örneğini düşünelim.

Son 10 yılda, sınırlarını 4 ülkeye birden açtı.

Moldovalı tarım üreticileriyle iş birliği yaptı,

Bulgaristan ve Sırbistan'la lojistik anlaşmaları imzaladı.

AB fonlarını çekti.

Bugün Romanya'nın ihracat hacmi, Türkiye'ye yaklaşmak üzere.

Ve Romanya’da, ne tank var; ne de taraf tutulmuş bir savaş…

 

Sonuç olarak;
Türkiye'nin Güney Kafkasya’daki dış politikasında, bir dönüşüm kaçınılmaz.

Barışı koşulsuz destekleyen, her iki tarafa da ulaşabilen,

bölgesel diplomasiye yön veren bir çizgi benimsenmedikçe;
ihracatçı, sırtında yalnızca döviz kurunu değil;

diplomatik yalnızlığın da yükünü taşımaya devam edecek.

 

Bu yazı yatırım tavsiyesi değildir.

Ancak; açık bir gerçeğe işaret eder:

Barış, sadece insanları değil; malları da taşır.

Ve Türkiye, barışın değil; taraf olmanın bedelini lojistik faturasında ödüyor.

 

 

 

sezerkoyun@cratone.com

 



Bu yazı 3347 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA