romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort hava durumu
Bugun...


Sezer KOYUN

facebook-paylas
Barış, ekonomi ve ara bölgedeki KOBİ
Tarih: 07-12-2025 18:40:00 Güncelleme: 10-12-2025 13:36:00


Diplomasiyle gelen fırsatlar mı, belirsizlik mi?

 

Kasabanın küçük ama eski bakkalı Hakkı Amca’nın dükkanının camında,

hâlâ; şu yazı durur:

“Barış, en ucuz güvenlik sistemidir.”

 

O yazı; 1990’ların sonunda,

Türkiye-İsrail arasında su ve teknoloji anlaşmaları imzalanırken asılmıştı.

Sadece bir temenni değil; aynı zamanda, ekonomik bir gözlemdi.

 

Çünkü; o dönem, sadece devletler değil;

esnaf da barışla gelen istikrarın neye benzediğini, kısa süreliğine de olsa; deneyimlemişti.

 

Şimdi, çeyrek yüzyıl sonra; benzer bir dönüm noktasına daha gelinmiş olabilir.

Türkiye’nin, Ukrayna savaşında barış görüşmelerinde;
“güvence veren ülke” olarak rol alma talebi
,

ilk bakışta; diplomatik bir detay gibi görülebilir.

Ancak; bu iddianın taşıdığı ağırlık, sadece masadaki koltuk sayısıyla değil;
ekonomi masasında hangi ülkelerin yer bulacağıyla da ölçülüyor.

 

Ukrayna-Rusya savaşında,

tahıl koridoru sürecindeki moderatörlüğüyle dikkat çeken Türkiye;
şimdi, ateşkes sonrası kurulacak güvenlik mekanizmalarında adı geçen,

birkaç ülkeden biri olmayı hedefliyor.

Bu hedef, sadece diplomasinin değil;
doğrudan reel ekonominin ve KOBİ’lerin gündemini de etkileyecek

bir dizi dinamiği tetikliyor.

 

Hatırlayalım:

Türkiye, 2022’de Karadeniz tahıl anlaşması çerçevesinde;
tahıl ihracatına aracılık etmiş, bu sayede;

TMO’nun satın aldığı 1,5 milyon ton buğdayın fiyatında,

yüzde 11 oranında bir gerileme yaşanmıştı.

Aynı dönemde, Mersin ve Samsun limanlarında taşımacılık yapan lojistik KOBİ’lerin cirolarında;

ortalama yüzde 18 artış görüldü.

Bu tek örnek bile; diplomatik etkileşimin reel ekonomik karşılığını ortaya koymak için yeterli.

 

Peki; bu yeni barış girişimi, benzer ekonomik faydaları tekrar sağlayabilir mi?

 

Kısa cevap: Evet, ama koşullu.

 

Barış süreçleri genellikle “istikrar” beklentisi yaratır.

Ancak; bu beklenti, eyleme dönüşmediği sürece;
KOBİ’ler için sadece temkinli bir umut olur.

Türkiye’nin bu süreçte üstleneceği rol,

doğrudan yatırım akışlarını ve dış ticaret rotalarını, yeniden şekillendirebilir.

Özellikle; Karadeniz havzasındaki lojistik firmaları, inşaat tedarikçileri, gıda ihracatçıları ve

enerji taşımacılığı yapan taşeron KOBİ’ler için bu süreç; kritik önemdedir.

 

Ancak; ekonominin doğası, yalnızca umutla işlemez.

Türkiye’nin Ukrayna ile kurduğu;
enerji, tahıl ve altyapı tedarik zincirleri, savaşla birlikte; kopmuştu.

2020 yılında Ukrayna ile Türkiye arasında 5 milyar doları aşan ticaret hacmi,

2023 sonunda 2,7 milyar dolara kadar geriledi.

Barış ortamı, bu hacmi tekrar canlandırabilir.

Ama; burada kritik bir mesele var:

Türkiye’nin “garantör ülke” sıfatıyla üstleneceği pozisyon,

siyasi risk primi açısından da ülke ekonomisine yeni yükler getirebilir.

 

Özellikle; kredi derecelendirme kuruluşlarının

bu gibi “çatışma sonrası inisiyatifleri” nasıl değerlendirdiği,

doğrudan KOBİ kredilerini etkiler.

2016’daki Suriye politikaları sonrası;
Türkiye’nin risk puanı artmış,

ticari kredi maliyetleri ortalama yüzde 2,1 yükselmişti.

Aynı etki, tekrar yaşanabilir mi?

Belirsizlik, bu sorunun gölgesini büyütüyor.

 

Yine de unutulmaması gereken önemli bir nokta var:

Barış süreçleri;
inşaat, yeniden yapılandırma, teknik danışmanlık ve

altyapı hizmetleri gibi pek çok alanda KOBİ’lere yeni pazarlar açar.

Türkiye; 1990’ların sonunda, Balkanlar’daki çatışma sonrası süreçte;
bölgeye 3 bine yakın KOBİ merkezli ihracat gerçekleştirmiş,

bu ihracatların; yüzde 47’si inşaat ekipmanı ve gıda sektöründe olmuştu.

Benzer bir ekonomik açılım, Ukrayna’nın yeniden inşa sürecinde de mümkündür.

 

Ama bu kez, Türkiye farklı:

Enflasyon yüksek, kredi muslukları dar ve KOBİ’lerin yatırım iştahı sınırlı.

2025 yılı sonu itibarıyla, TÜİK’e göre;
Türkiye’de KOBİ’lerin yatırım yapma niyeti yüzde 14 azalmış durumda.

Yani; barış fırsatları,

ancak devletin destekleyeceği özel fonlar,

ihracat kredileri ve bölgesel kalkınma projeleriyle; gerçek bir etkiye dönüşebilir.

 

O yüzden, Hakkı Amca'nın camındaki yazı hâlâ geçerli:

“Barış, en ucuz güvenlik sistemidir.”

 

Ama günümüzde; aynı zamanda, en zor finansman bulunan girişimdir.

Barışın sürdürülebilir bir ekonomik fırsata dönüşmesi için diplomasi kadar;

akılcı ekonomi yönetimine,

şeffaf kamu fonlamasına ve

KOBİ’lerin dış pazara entegrasyonunu sağlayacak yapısal adımlara, ihtiyaç var.

 

 

 

sezerkoyun@cratone.com

 

 

Not:

Bu yazı, herhangi bir yatırım tavsiyesi içermemektedir.

Sadece; kamuya açık veriler ışığında, ekonomik analiz sunmaktadır.



Bu yazı 5279 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA