Türkiye’nin dış politikası, KOBİ’nin elektrik faturasına nasıl yansır?
Fatih’te küçük bir tornacı dükkânı…
45 yaşındaki İsmail Usta,
sabah dükkânı açarken telsizden yükselen
“Benzin yine zamlandı” haberine sinirlenip, radyoyu kapatıyor.
Tezgahta bekleyen siparişler var,
ama; sabah gelen elektrik faturası iştahını kesmiş:
Geçen yıl 9 bin 800 lira gelen fatura, bu ay 15 bin 600 lira.
O sırada televizyon ekranında Cumhurbaşkanı Erdoğan,
Türkmenistan’da kameraların önünde poz veriyor.
Ekran alt yazısı: “Türk Dünyası Zirvesi’nde liderlik vurgusu.”
İsmail Usta, dönüp oğluna soruyor:
“Bu, Orta Asya’ya; niye bu kadar gidip geliyoruz, bizim döviz neden düşmüyor?”
Basit, dürüst bir soruydu.
Ve cevabı, yalnızca dış politikada değil;
cep telefonundaki döviz kuru uygulamasında,
bankadan çıkmayan kredi talebinde,
bakkaldan fişsiz alınan şekerin kilosunda saklıydı.
Çünkü; Türkiye’nin dış politikasındaki sert eksen kayması,
artık; yalnızca uluslararası toplantılarda değil,
KOBİ’lerin nakit akış tablolarında da okunur hale geldi.
Yeni Osmanlıcılık 2.0: Dış politika, yerli cebin içine kadar girdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Orta Doğu’da Suudi Arabistan’la rekabet edip;
Pan-Türkist bir vizyonla, Orta Asya’yı kapsayan bir liderlik iddiasına yönelmesi;
uluslararası basında, dikkat çekiyor.
Forbes dergisinde Melik Kaylan’ın kaleme aldığı analizde, şu cümle öne çıkıyor:
“Türkiye, İran’ın daha önce düştüğü yalnızlık tuzağına doğru ilerliyor.”
Buradaki “yalnızlık” sadece diplomatik değil;
ekonomik bir izolasyon anlamına da geliyor.
İran’ın 2010’larda uyguladığı bölgesel hegemonya politikası sonucunda,
nasıl yaptırımların hedefi haline geldiğini; Batı finansmanından koptuğunu hatırlayalım.
Türkiye, bugün henüz; o noktada değil ama, ekonomik etkileri şimdiden hissediliyor:
• Yabancı yatırım girişi son 5 yılda yüzde 64 azaldı.
• 2021'de Türkiye’ye doğrudan gelen yabancı sermaye 13 milyar dolar iken;
2024 sonunda bu rakam 4,7 milyar dolara geriledi.
• CDS risk primleri hâlâ 350 baz puanın üzerinde seyrediyor.
Bu, dış borçlanmanın maliyetini yukarı çekiyor.
• Bu da doğrudan döviz kurunun yükselmesine,
yani; ithalat ağırlıklı KOBİ maliyetlerinin artmasına neden oluyor.
İsmail Usta'nın tornasında kullandığı çeliğin yüzde 80’i ithal.
Makine yağı, kablo, hatta vida bile artık dövize bağlı.
Dış politikada radikalleşen her adım,
KOBİ’nin gün sonu hesap defterine bir eksi olarak yazılıyor.
Dış güçler masalı:
Gerçek fail kur riski mi, rekabetçilik efsanesi mi?
Ankara'nın “küresel güç olma” ajandası kulağa gurur verici gelebilir, ama;
iş dünyasında bunun bedeli reel.
Çünkü; bu hedefe giden yol,
Batı ile gerilen ilişkiler, uluslararası izolasyon riski, ve
yabancı finansmanın uzaklaşması ile döşeniyor.
Türkiye'nin 2023'te yurt dışı tahvil ihraçları yüzde 36 azaldı.
Bu durum, Hazine’nin borçlanma maliyetini artırırken;
bankaların sendikasyon kredi maliyetlerini de yukarı çekti.
Sonuç?
KOBİ’ler için krediye erişim pahalandı
Bankalar, teminat oranlarını artırdı.
Faizler, çift haneye çakıldı.
Parası olan, büyük ölçekli firmalar; global bağlantılarını kullanarak,
“özel anlaşmalarla” ucuz borç bulabilirken;
Anadolu’da bir torna atölyesi,
yeni bir motor almak için leasing başvurusu yaptığında, ret cevabı alıyor.
İran olmak: Bir senaryo değil, bir uyarı
İran, ulusal gururla Batı’yla bağlarını kopardığında;
yalnızca siyaseten değil, ekonomik olarak da içe kapandı.
Bugün Tahran'da bir üretici; yazılım, donanım ya da ekipman almak istediğinde;
kaçak yollarla, stokçularla, komisyoncularla iş yapmak zorunda.
Bu; sermayeye erişimi kesiyor, inovasyonu baltalıyor.
Türkiye, hâlâ bu noktada değil; ama, benzer sinyaller var:
• Batı ile süren gerilimler yüzünden Türkiye, Avrupa savunma sanayi projelerinden dışlanıyor.
• AB ile Gümrük Birliği güncellenemiyor.
• Vize sorunu, ihracatçı KOBİ’lerin fuar, tedarik ve yatırım faaliyetlerini kısıtlıyor.
• Yaptırım riskleri nedeniyle; bazı bankalar, İran benzeri tedbirler alma eğiliminde.
Tüm bu tablo, KOBİ’ler için tek bir anlama geliyor:
Yalnızlaşan dış politika, içerde borçlanma riskine dönüşüyor.
İşin sonu nerede?
İsmail Usta, elektrik zammını konuşurken, kendi sesiyle dalga geçiyor:
“Ne olacak, biraz da Türkmenistan’dan müşteri buluruz artık.”
Ama gülümsediği kadar öfkeli.
Çünkü; dış politikada sarf edilen büyük sözlerin, sokakta reel bir karşılığı var.
Ve o karşılık;
enerji faturasında,
çalışanına veremediği maaş zammında,
ertelenmiş makine yatırımında,
reddedilmiş kredi başvurusunda yatıyor.
Bazen, jeopolitik analizler; masa başında yapılır, ama;
asıl sınavı, sanayi tipi LED ışığın altında verilir.
İsmail Usta’nın atölyesinde, yanıp sönen ışıklar gibi.
Not:
Bu yazı yalnızca genel ekonomik değerlendirme amacı taşır,
yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir.
Yazıda geçen görüş ve değerlendirmeler,
yazarın kişisel analizine dayanmaktadır.
Herhangi bir kişi, kurum ya da siyasi yapı, hedef alınmamıştır.