|
Tweet |
Sergide,
Türkiye’de çağdaş sanatın örgütlenmesi, kurumsallaşması;
müze ve mimarlık üzerine kapsamlı çalışmalar yapmış,
sanat kuramcısı, yazar ve küratör olarak bilinen Ali Artun ve
çağdaş Türk sanatında özgün disiplinler arası çalışmaları,
heykel ve kavramsal eserleriyle tanınan Ahmet Yiğider, bir araya geliyor.
“TÖZ” sergisi;
mimarlığın akılcılığın ötesindeki diline işaret eden bir alana vurgu yaparak,
aşağıdaki metinle sunuluyor:
“Töz; bir şeyin doğasıdır, özüdür.
Mimarlığın tözü, kökenleri işlevsel değildir.
Şiirseldir, büyülüdür, gizemlidir.
Sembolleri, anlamları sınırsız olan göksel sayılardır ve formlardır.
Bu semboller; mimarlığa özgü bir dil, bir gramer oluşturur.
Ve mimarlık, binlerce yıl bu dille kendini ifade etmiştir.
İşte TÖZ, hafızalarımızda saklı kalmış bu dille yazılmış denemelerdir.
Aklın ötesindeki imgesel bir mimarlığa işaret eder”.
Ali Artun, “TÖZ”ü bir mimarlık sergisi olarak tanımlıyor ve ekliyor:
“Ama; bu mimarlığın, çevremizi kuşatan binaların mimarlığıyla ilgisi yok.
Onların mimarlığına karşı.
Amacı;
yaşadığımız mimarlık gibi
mekanımızı ve zamanımızı disipline sokmak değil.
Hareketlerimizi yönlendirmek, yönetmek değil.
Bir kere; TÖZ mimarlığının bir amacı, bir rasyonalitesi, bir işlevi yok;
eserler bir konut, işyeri filan değil.
Odalar, salonlar, ofisler gibi kullanıma göre tasarlanmış mekanları da yok.
Formları farklı, geometrisi farklı, dili farklı, fikri farklı, hissiyatı farklı.
TÖZ’ün mimarlığı, sanat eserleri.
Mimarlığın; köklerini, özünü, cevherini, tözünü keşfetmekle uğraşıyor.
Mimarlık; Rönesans’a kadar, yüzyıllar boyunca;
kozmik, göksel, büyüsel, şiirsel, gizemli ve son derecede sembolik.
Formların ve sayıların içerdiği işaretlerle, şifrelerle ifade ediliyor.
Ve kendine özgü bu dille anlamlandırılıyor, okunuyor.
İşte, bu mimarlıkla ilgili; hala, dünya kadar araştırma yapılıyor, eserler üretiliyor.
20. yüzyıl avangard mimarlığı; tamamıyla, bu “şiirsel mimarlık”tan besleniyor.
Hatta, zamanımızın mimari ikonları haline gelmiş;
mimar Frank Gehry’nin Bilbao Müzesi,
ayrıca; Zaha Hadid, Bernard Tscshumi ve Libeskind gibi mimarların eserleri
mimarlığın rasyonalitesine karşı çıkarak;
onun cevherine dönen bu gelenekten kaynaklanıyor.
İşte TÖZ de bu geleneğin, bir sahnesi.”
Ahmet Yiğider düşüncesini;
insanın varoluşla kurduğu ilişki üzerinden, şu sözlerle ifade ediyor:
“Sanat ve tüm varoluş deneyimlerinde bize bakan, bizi besleyen üç olgu var:
İnsan, Tabiat ve Evren.
Birincisi; ancak içe dönerek anlayabileceğimiz bir derinlikte,
diğer ikisi ise; tüm yüklerimizden kurtulup,
özgür bir sonsuzluk arayışına girdiğimizde kendini sezdiriyor.
Sanırım; insan yaratıcılığını, on binlerce yıl boyunca ve bugün;
hala canlı tutan şey, bu arayışın kendisi.”