|
Tweet |
Prof. Dr. Metin Duyar,
''Türkiye'de altın ithalat kotalarının ekonomik etkisi:
fiyat, cari denge ve kayıt dışı ekonomi üzerine bir analiz (2018–2025)'' adlı çalışmasında;
2018–2025 dönemi temel alınarak,
Türkiye'de uygulanan altın ithalat kotalarının ekonomik etkilerini; çok yönlü analiz etti.
Prof. Dr. Duyar, HİBYA'ya yaptığı açıklamada;
çalışmada, öncelikle;
kota uygulamaları öncesi ve sonrası dönemlerde,
altın ithalat hacmindeki değişimin incelendiğini, ardından;
bu değişimin altın fiyatlarına olan etkisinin,
Kitco (Kanada merkezli küresel kıymetli metaller otoritesi ve külçe ürünleri perakendecisi) ve
Borsa İstanbul (BIST) verileri ışığında karşılaştırmalı olarak; değerlendirildiğini söyledi.
Temel bulgulardan ilkinin;
altın ithalat hacminin, kota sonrası dönemde;
tarihsel ortalamanın yüzde 40–50 altına inmesi olduğunu aktaran Prof. Dr. Duyar,
''İthalattaki bu keskin daralma;
iç piyasada gram altın fiyatlarının, uluslararası fiyatlara kıyasla;
kalıcı bir şekilde ayrışmasına yol açmıştır.
Kitco ve BIST verilerinin karşılaştırması,
döviz kuru etkisi arındırıldığında dahi;
iç piyasada, yaklaşık yüzde 20 düzeyinde içsel prim oluştuğunu göstermektedir.
Bu durum,
arz kısıtlamalarının;
fiyat oluşum mekanizmasını bozduğunu ve
piyasayı, yapay olarak;
yukarı yönlü fiyat baskısı altında bıraktığını göstermektedir.'' dedi.
Prof. Dr. Duyar, ikinci bulgunun;
kota uygulamasının, cari açığa kısa vadede olumlu katkı sunmasına karşın;
bu etkinin yapısallaşmadığını,
2022'de; cari açığın yaklaşık yüzde 22'sine denk gelen altın kaynaklı döviz çıkışının,
2024'te yüzde 8'e gerilemesinin olumlu görünse de
arz açığının, kayıt dışı yollardan karşılanma ihtimalinin
bu iyileşmenin bir bölümünün, istatistiksel nitelikte olabileceğine işaret ettiğini dile getirdi.
Üçüncü bulgunun ise;
mevcut politikaların sürdürülmesi durumunda,
2025-2026 döneminde altın ithalatının;
tarihsel ortalamanın, oldukça altında seyredeceği yönünde olduğunu ifade eden
Prof. Dr. Duyar, şunları kaydetti:
''Model tahminlerine göre;
arz açığı devam edecek,
iç piyasa fiyatlarındaki ayrışma yapısal bir nitelik kazanacak ve
piyasa belirsizliği, yatırım davranışlarını olumsuz etkileyecektir.
Bir diğer önemli sonuç;
kota uygulamalarının, kayıt dışı ekonomi üzerinde yarattığı teşvik edici etkilerdir.
Literatürde, doğrudan arz müdahalelerinin;
kayıt dışı faaliyetleri tetiklediği, sıkça vurgulanmaktadır.
Türkiye örneğinde de
2023 sonrası dönemde, altın kaçakçılığına dair; artan iddialar,
fiyat anomalileri ve sektörün ham madde bulmakta zorlanması,
resmi arzın; talebi karşılamada yetersiz kaldığını ve
sistem dışı alternatif kanalların güçlendiğini göstermektedir.
Bu bulguların toplamı;
Türkiye'nin altın piyasasına yönelik politika setinde,
yapısal bir revizyon gerekliliğine işaret etmektedir.
Arzı kısıtlamaya dayalı mevcut yaklaşım;
kısa vadeli döviz yönetimi açısından, faydalı görünse de
uzun vadede fiyat istikrarını bozmakta,
piyasa şeffaflığını zayıflatmakta ve
kayıt dışı ekonomik faaliyetleri destekleyen bir zemin oluşturmaktadır.''
Öneriler
Prof. Dr. Metin Duyar,
konuyla ilgili politika önerilerini; şöyle sıraladı:
''Kotaların tamamen kaldırılması;
kısa vadede, fiyatlarda sert dalgalanmalara yol açabileceğinden;
sektör segmentlerine göre farklılaştırılmış,
kademeli esneme stratejisi uygulanmalıdır.
Kuyumculuk, ihracatçı firmalar ve sanayi kullanıcıları için
ayrı kontenjan mekanizmaları oluşturulabilir.
Türkiye'nin altın arzının büyük bölümü, ithalata dayalıdır.
Uzun vadede arz bağımlılığını azaltmak için
rafineri kapasitesinin artırılması,
kamu-özel iş birlikleriyle yeni yatırımların teşvik edilmesi ve
madencilik sektörüne yönelik vergi indirimi,
yatırım kredisi ve AR-GE destekleri sağlanmalıdır.
Gümrüklerde;
dijital izleme, ileri tarama teknolojileri ve
risk bazlı kontrol mekanizmaları yaygınlaştırılmalı,
özellikle sınır kapılarında;
X-ray ve kimyasal analiz cihazları artırılmalıdır.
Kuyumculuk sektöründe;
blockchain tabanlı stok izleme sistemleri,
dijital fatura zorunluluğu ve
rafineri çıkış kontrolleri, kayıt dışılığı azaltacaktır.
Altın arzına ilişkin veriler;
(kota dağıtımı, rafineri üretimi, ithalat izinleri, iç piyasa tüketim miktarları)
düzenli şekilde kamuoyuyla paylaşılmalı,
bu şeffaflık; fiyatlama davranışını rasyonelleştirerek,
spekülasyon alanını daraltacaktır.
Fiziki altın yerine, sermaye piyasası araçlarının kullanımını teşvik etmek için
altın tahvili, altın sertifikası ve kayıtlı külçe alım-satım platformları yaygınlaştırılmalıdır.
Altın politikası;
rezerv yönetimi, döviz kuru politikası ve
sermaye hareketlerinin düzenlenmesiyle entegre biçimde ele alınmalıdır.
Altın; hem bir yatırım aracı, hem de bir ulusal rezerv unsuru olduğundan;
politika setlerinin koordinasyonu, kritik önemdedir.
Altın ticaretine ilişkin mevzuat; modernize edilmeli,
kota dışı ithalata yönelik cezai yaptırımlar güçlendirilmeli ve
kayıtlı ticareti destekleyici vergisel teşvikler uygulanmalıdır.''
Altın ithalat kotalarının, kısa vadede döviz talebini azaltarak;
cari açık üzerinde sınırlı bir rahatlama sağladığını aktaran Prof. Dr. Duyar,
''Ancak, arz kısıtlamaları nedeniyle;
fiyat anomalileri, kayıt dışı ekonomik faaliyetler ve
piyasa şeffaflığında bozulma gibi
uzun vadeli maliyetler yarattığını göstermektedir.
Bu nedenle;
sürdürülebilir bir altın politikası, yalnızca arzı sınırlamaya değil;
yerli üretim kapasitesinin artırılmasına,
şeffaflığın sağlanmasına ve
kayıt dışılığın azaltılmasına odaklanan,
bütüncül bir strateji gerektirmektedir.'' görüşünü dile getirdi.