Batman mutlu son Kaş mutlu son Acıpayam mutlu son Adalar mutlu son Adapazarı mutlu son Alanya mutlu son Aliağa mutlu son Alsancak mutlu son Adıyaman mutlu son Afşin mutlu son Akçaabat mutlu son Akçakale mutlu son Akdeniz mutlu son Akhisar mutlu son Akşehir mutlu son Aksu mutlu son Akyazı mutlu son Alaşehir mutlu son Altıeylül mutlu son Altındağ mutlu son Anamur mutlu son Antakya mutlu son Araklı mutlu son Arnavutköy mutlu son Arsuz mutlu son Atakum mutlu son Ataşehir mutlu son Avcılar mutlu son Avsallar mutlu son Bafra mutlu son
escort bayan İstanbul escort İzmir escort Kahramanmaraş escort Kastamonu escort Kayseri escort Kıbrıs escort Kırklareli escort Kocaeli escort Konya escort Kütahya escort Erbaa escort Erdemli escort Ereğli escort Erenler escort Ergene escort Esenler escort Esenyurt escort Eskil escort Espiye escort Eyüpsultan escort Eyyübiye escort Fatih escort Fatsa escort Fethiye escort Finike escort Gaziemir escort Gaziosmanpaşa escort Gazipaşa escort Gebze escort Gediz escort Gelibolu escort Gemerek escort Gemlik escort Geyve escort Gölcük escort Gönen escort Görükle escort Güllük escort Gümbet escort Gümüşlük escort Güngören escort Gürsu escort Haliliye escort Hendek escort Horasan escort Ilgın escort İlkadım escort İncirliova escort İnegöl escort İskenderun escort İzmit escort İznik escort Kadirli escort Kadıköy escort Kadınhanı escort Kağıthane escort Kahramankazan escort Kangal escort Kapaklı escort Karabağlar escort
Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Asgari akıl tutulması
Tarih: 29-06-2022 00:41:00 Güncelleme: 29-06-2022 00:41:00


Enflasyonu gerçek olmayan bir ülkede, açlık sınırının altında verilmesi muhtemel, yoksulluk sınırının yakınından bile geçmeyen ve her iki kişiden birinin köle gibi çalıştırıldığı ücretin adıdır asgari ücret.

 

Ve şimdi daha insanların cebine girmeden açlık sınırının altında ezilen, yılın yarısı geldiğinde 2 bin 140 TL altında kalan bu rakamın arttırılmasıyla ilgili yapılacak toplantıyı ülkede müjde diye duyuruyorlar ve herkes gözlerini çevirmiş oradan ne çıkacağını bekliyor.

 

Üstelik yapılan bütçe, yılın yarısı gelmeden tükenmiş, yeni bir bütçe yapılarak, yılın ikinci yarısında söylenenin aksine zam furyasının geleceği alenen belliyken. Bu haliyle asgari ücret, ancak yeni yapılacak zamları ödemesi için vatandaşın cebine para koymak anlamına geliyor.

 

Yani insanların geçinememesi, açlıkla mücadele eder hale gelmesi, giderlerinin her geçen gün hızla artması, ama bu artışa rağmen üretici fiyatlarıyla tüketici fiyatları arasındaki makasın da açılarak, yeni zamları ya da işsizliği haber veriyor olması da kimsenin gündeminde değil.

 

Ortadaki bu garip tablo, tam anlamıyla asgari bir akıl tutulmasını işaret ediyor. Asgari ücretin altında, yevmiye usulü çalışanlardan emeklilere, işsizlerden emeklilikte yaşa takılanlara, siftah yapamayan esnaftan, tarlasını biçemeyen çiftçiden geçinemeyen memurlara kadar geri kalan kesimin durumuna girmiyorum bile.

 

Şimdi soruyorum; nasıl bir asgari ücret zammı gelecek ve bu asgari ücret artışındaki kriter yine kimsenin inanmadığı enflasyon oranı mı olacak? Yine soruyorum; bu artışın külfeti nasıl karşılanacak?

 

Yine soruyorum; her iki çalışandan biri asgari ücret almaya devam mı edecek? Yine soruyorum; ülkede yoksulluk sınırında maaş alan insan sayısının bile çok küçük bir oranda olması kimseyi mi rahatsız etmeyecek?

 

Yine soruyorum; asgari ücretin ortalama ücret haline gelmesini, taşeron sisteminin çalışma yaşamının kendisi haline dönmesini, memurlar yerine sözleşmeli personelle hak kayıplarının ortaya çıkmasını, pandemine işsizlik fonundan alınan yaklaşık 60 milyar TL’nin yerine konulmamasını; yılın yarısında bütçenin bitme gerekçesini sorgulamayacak mısınız?

 

Asgari ücrete gelecek zamla, işverene daha çok yük bindirip ne zaman işsiz kalacağınızın endişesini taşıyarak, karın tokluğuna bile diye tarif edilemeyecek rakamları alıp, ‘büyüdük’ teranelerini dinlemeye devam edip, ama iddia edilen refahtan alınamayan payı masaya koymayacak mısınız?

 

Peki ya işverenler? Ülkede sürekli kısıtlı bir kesimin imtiyazlı gibi desteklenmesini, reel sektör algısının konuttan ibaret tutulmasını, ihracat gelirlerinin, yani cironun yüzde 70’ine el konulup, bir ay boyunca döviz almayarak döviz açık pozisyonunuzdaki riskin arttırılmasını gündeme getirmeyecek misiniz? Hiç darılmaca, gücenmece yok. Gerçek olan şu:

 

Bu ülkede ekonomi yok; rakamlar var. İş dünyası yok; birileri var. Çalışma barışı yok; işine gelirse düzeni var. Bu ülkede patronla işçi birbirine karışmış, işçi patronun parasını harcıyor ve hesap sorulunca kızıyor. Ülkede tüm bunları düşününce var olan tek şey; akıl tutulması…

cetinunsalan@yahoo.com



Bu yazı 5772 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI