Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Faizi bırak, imajı yükselt
Tarih: 23-09-2020 00:06:00 Güncelleme: 23-09-2020 00:06:00


Herkes Perşembe günü Merkez Bankası’nın hamlesine gözlerini çevirdi. Merak edilen herhangi bir faiz artışına gidilip gidilmeyeceği... Sözde buradaki harekete göre olumlu ya da olumsuz bir hikaye yazılacak.

 

Öncelikle şunun altını çizeyim ki, gerçekten hamleye mi bakılıyor yoksa Merkez Bankası’nın başını nereye çevireceğine mi çok emin değilim. Çünkü iktisaden baktığınızda, ortadaki enflasyonu, dolar karşısında değer kaybeden TL’yi, TL mevduatlarındaki sıkıntıyı, finansman açmazını ele alırsanız faiz yükseltilmesi gerekiyor.

 

Hepsini geçtim; politika faiziyle göstermelik düşük tutulan faiz oranlarının aksine, kredi faizlerinin geldiği nokta bile, zaten bir artış ihtiyacını bize gösteriyor. Bir faiz sarmalına girmeden, yeni para gelmeyeceğini bilerek, en azından piyasadaki kredibilitesini kurtarmak adına bir dengeleme yapabilir.

 

Lakin hepimiz biliyoruz ki, oyun haline gelen bu durum, iktisadi gerekçelerin dışına çıktı. Bir inatlaşmaya çevrilen, Merkez Bankası’nın da kullanıldığı bir format içinde oynanan bir oyundan bahsediyoruz.

 

Reel sektörü desteklemek gibi argümanlarla kimse gelmesin. Dönemlik emlak sektörüne verilen zararına krediler dışında, finansman kullanmaya gidenlerin hangi maliyetlerle karşı karşıya kaldığı biliniyor.

 

Şimdi tekrar başladığımız noktaya gelirsek, Perşembe günü faiz artışı gelir mi, gelmez mi? Bunun yanıtını iktisadi gerekçeler dikkate alınmadığı için bilmemiz mümkün değil. O gece birinin hangi duyguyla yatıp, sabah aklına ne geleceğini ve nasıl bir tavır alacağını kestirmek olanaksız.

 

Ama tüm bu acayiplik içinde, daha tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız. Yarın ekonomik sıkıntılardan kurtulmaya karar verir; gerçeklerimizle yüzleşir ve buna yönelik bir politika uygulanmasına karar verilirse, Merkez Bankası’nın ne dediği, sözüne ne kadar güvenildiği hayati önem taşıyor.

 

Zira birinin tarafsız olarak uygulanacak politikaların arkasında olduğunu ve iktisat kuralları içerisinde teminat rolü üstlendiği gösterdiği, daha da önemlisi, herkesin bu pozisyona inandığı bir fotoğrafa ihtiyaç var. Fakat son 2-3 yıldır zaten sıkıntılı ve tartışmalı olan uygulamaların, tamamen bağımlı ve rasyonellikten uzak bir hal almasıyla bu kredibilitede sorun ortaya çıkardığını görmemiz gerekiyor.

 

Keza aynı kaygının TÜİK başta olmak üzere tüm kuruluşlarda olması, bırakın yabancı yatırımcıyı, yerli yatırımcının bile güvenini zedeliyor. Tüketici güvenini bile hülle yoluyla arttıran, enflasyonda tüketileni hesap dışına iten ve benzeri yaklaşımlarla bence tartışılması gereken, Perşembe günü Merkez Bankası’nın faiz kararının ne olacağı değil. Kredibilitesini ve imajını nasıl kurtaracağıdır.

 

cetinunsalan@yahoo.com

 

Not: Şehir dışı seyahatim nedeniyle yazılarıma 28 Eylül Pazartesi günü devam edeceğim. Saygılarımla...



Bu yazı 3354 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI