Bugun...


Cengiz HERGÜNLÜ

facebook-paylas
Devlet başarısızlığının rekabete etkisi
Tarih: 21-03-2021 21:34:00 Güncelleme: 21-03-2021 21:45:00


Herhangi bir ekonomik istikrarsızlıkla karşılaştığımızda, devlet müdahalesiyle durumun düzelmesini beklemek umut içinde olmak normaldir, fakat her yönetim yapısında bunu beklemek hayalden öteye gitmeyebilir. Böyle durumlarda devletin bireylerle veya toplumun esas gücünü oluşturan kurumlarla olan ilişkilerine bakmak gerekir. İstikrarsızlığın düzeltilmesinde hangi yapısal konuda etkili, hangi düzeyde kabul edilebilir olduğuna bakmak gerekir.

 

Olumsuz gidişatın üstesinden gelebilmek için bireyler biraz ekonomik rahatlama sağlayabilmek için gönüllü olarak, dayatılan belli kısıtlamaları kabul etmeye razı olabilirler? Örneğin; zorunlu olarak belli gruplara üye olmaya veya verdikleri oyları ispat etmeye mi zorlanıyorlar. Veya bireyler ekonomik bağımsızlıklarını kazanmak için sosyal özgürlüklerinden vaz mı geçiyorlar.

 

Mikro anlamda, ekonomik istikrarsızlıkların düzelmesi için devletin aldığı tedbirlerin, öncelikle devletin kendisinden başlaması gerekliliğidir. En azından devletin kendisi önemli tasarruf tedbirleri alarak ve tabi-ki uygulayarak örnek olması gerekir. Devletin ekonomik anlamda aldığı kararlarla bir otorite olduğu, ama sahip olunan bu otoriteyle, devletin ekonomik başarısızlığının bireyler üzerinde yarattığı yükün kabul edilmesi gereken bir yük olduğu halinin kabulü, devletin aldığı her türlü kararların doğru olduğu inancına dönüşürse durum endişe vericidir.

 

En saf haliyle aslında devletin, ‘bağımsız’ bireyler arasında bir toplumsal seçimin, sözleşmenin ürünü olduğudur. Asıl olanın, tarafların sözleşmenin (verilen taahhütlerin) gereklerinin yerine getirmeleridir. Toplumdaki bireylerin önemli bir kısmının kamuoyu yoklamalarıyla, rızası alınmadan yapılan herhangi bir devlet müdahalesi demokratik değildir sonucuna göre; devletin bir otorite, ama bireylerin üzerinde tam bir güç olmadığı görüşünün hakim olması, devletin güçlerini baskı aracı olarak kötüye kullanmasını engelleyen önemli bir görüş olduğu kavramını ortaya çıkarmaktadır.

 

Piyasa aksaklıkları ise, sağlayacağı faydalı olma amacından çok uzaklaşan kamu mallarının, politik amaçlarla hizmet gibi gösterilmesi, kaynakların politik nedenlerle boşa harcanmasına neden olmaktadır. Bir siyasi otoriteye sahip zihniyetin, kısa zaman önce onarılmış bir yolun, seçim zamanlarında tekrar sökülüp yapılması örneğinde olduğu gibi.

 

Böyle ekonomilerde bazen devletin idaresi, kamu yararını artırmaktan ziyade, güç kazanıp elinde tutmak isteyen politikacıların elinde olabilir. Dolayısıyla bu tür anlayış sonucu, gelirlerini artırmadan devlet harcamalarını artırmak yoluyla seçimlerde şanslarını en yüksek düzeye çıkarabilirler. Millî menfaatler adına yapılmayan harcamalar, toplumsal fayda ve yatırımlara dönüşebilecek alternatif yerine kaynak israfına dönüştüğü aşikârdır.

 

Parti listelerinden ziyade kendi destek gruplarına dayalı bir seçim sisteminde politikacılar, ulusal bakış açısından israfa yol açsa bile kamu kaynaklarını kendi destek gruplarını geliştirme projelerine kanalize etmeye çalışacaklardır. İşte bu nedenlerle birçok ülkede gereğinden fazla havaalanı ve stadyum vardır.

 

Ekonomik anlamda ise devlet başarısızlığı, piyasa aksaklıklarının düzeltilmesini zorlaştırmakta, piyasalar başarısız olmakta fakat devletler neredeyse daha başarısız olmaktadırlar. Piyasa başarısızlığı, zaten devletin daha başarısız olma sonucuna dayanmaktadır.

 

Devletin başarısızlığı gerçektir ve ciddiye alınmalıdır.

 

Ekonominin düzeltilmesi ve istikrarın sağlanması için devletin başarısızlık nedenlerinin azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılması gereklidir. Gerçekte kendi ve bir takım grupların menfaatlerine kaynak yaratan seçim fırsatları yerine; ulusal çıkarları artırmak için mücadele eden politikacılar, rahat bir hayat sürmek yerine, kamu menfaati için çalışan bürokratlar ve çoğunluğun iyiliği için grup menfaatlerini arka planda tutan, denetlenen yapılar oluşturmak gerekliliği vardır.

 

Toplum açısından ayrıcalıkları kaldırmadan, piyasada tarafsız bir rekabet sağlamak kolay olmaz. Bütün şirketlerin aralarında olan doğru ve ticari kurallara uygun rekabeti sağlamak mümkün olamaz.

 

Tüketicilerin zevklerini kabullenip belli bir teknolojinin etkinliğini artırarak mücadele eden küçük, isimsiz şirketler arasında olan fiyat rekabeti yanında, teknolojiyi yeniden tanımlama, marka imajı yaratma ve reklam vasıtasıyla tüketici zevklerini manipüle etme becerisi olan çok uluslu, devasa şirketlerin yarattığı ezici rekabetle, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bu şirketlerimizi düze çıkartmanın yolu, ayrıca ağır yük oluşturan devletin başarısızlıklarını, anlatmaya çalıştığımız kadarıyla bertaraf etmekten geçmektedir.

 

-Ha-Joon Chang ‘’Ekonomi rehberi’’ adlı kitabından yararlanılmıştır.

 

Saygılarımızla

Cengiz HERGÜNLÜ

SMMM-Bağımsız DENETÇİ

www.hergunlu.com



Bu yazı 7987 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI