24.08.2017,00:17
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Guguk Kuşu
3082016-img-20160830-wa0003-142903.jpg
YELDA YALAMAN
Dünya Sinema Tarihi’nin en önemli yapıtlarından olan bu film 1962 yılında Ken Kesey tarafından yazılan bir romandan 1975’te beyazperdeye aktarıldı.

Tüm dünyada izlenme rekorları kıran film 9 dalda Oscar’a aday olup 5 tanesini almıştı. Filmde mevcut düzene karşı çıkan ya da çıkmaya çalışan McMurphy’ye sakinleşmesi ya da bastırılması için hastanede uygulanan bir cerrahi yöntem olan lobotomi de yer alır. Vahşetin bilimle harmanlanmış bir halidir Lobotomi…

 

Yunanca “Lobo” beyin, “tomy” ise kesmek anlamına geliyor.

 

Beyne yapılan bu cerrahi müdahale, psikiyatri alanının en vahşet içeren ameliyatlarından biri olma ünvanını hala korumakta. 1930-1950 yılları arasında binlerce insan lobotomi ameliyatına maruz kaldı ve bu ameliyat genelde ağır psikiyatri hastalarına uygulandı. Frontal (ön) beyin lobunu, ana beyinden sinir liflerini kesmek yolu ile ayırma yöntemi olarak tanımlanan ameliyat aslında uygulanan kişi için tam bir tahrip yöntemi. Genelde şizofreni, depresyon ve anksiyete durumları için kullanılan bu operasyon sonrası artık o kişi adeta bir bitkiye dönüşüyor. Ve ne yazık ki terkedilmeye başlandığı 1950’li yıllara kadar 70 bin kadar insan bu operasyonlar neticesi ya öldü ya da hayatının sonuna dek frontal beyin lobunun tüm özelliklerinden yoksun olarak tepkisiz, aşırı sakin ve bakıma muhtaç bir hale getirildi.

 

İlk kez Portekizli nörolog Antonio Egas Moniz tarafından 1930’lu yıllarda Lizbon’daki bir akıl hastanesinde sistematik olarak yapılmaya başlandı. Hatta Monis bu buluşu (!) ile 1949’da Nobel Ödülü’nü kazandı. Ne gariptir ki bulduğu yöntem; ilk bulunduğu dönemden bu yana çok vahşi bulunup artık sadece beyin tümörü vakaları ve umutsuz kanser hastaları için uygulansa da tüm tepkilere rağmen hala geri alınmadı.

 

Moniz; frontal lob ile beynin geri kalanı arasındaki bağlantıyı keserek hastaları normalleştirdiğine, onları sakinleştirdiğine, böylelikle problemi ortadan kaldırdığına inandı. Yöntem; sağ göz içinden beynin ön kısmına girilerek 5 dakikada uygulanabiliyor. Ancak insanlık dışı korkunç etkileri bütün bir ömür boyu sürüyordu. Bu ameliyat şekli hızla dünyaya yayılırken kurbanları da gün geçtikçe arttı. Çoğu bir daha asla düzelemedi. Operasyondan ölmeden kurtulabilenler ise sürekli duvarlara bakan, duygusuz, hareketsiz bir bitki durumuna getirildi. Yani kurbanların bir kısmı hayatını, bir kısmı ile kişiliğini ve benliğini yitirdi.

 

Lobotomi ameliyatının Amerika’daki ilk kurbanı çok ünlü bir ailenin mensubu. Kennedy Ailesi’nin 3. çocuğu Rosemary Kennedy.

 

Lobotomi kurbanları genellikle alt gelir gruplarına mensup kişiler olmasına karşın Rosemary varsıl bir aileye sahipti. Belli bir düzeyde zeka geriliğine sahip bu genç kadın neşeli, gezmeyi, gülümsemeyi çok seven, sanata meraklı ve oldukça hareketli bir özel yaşama sahipti. İleride başkanlık yarışına girecek John ve tüm Kennedy ailesi için büyük bir tehlike (!) oluşturmaktaydı. Çünkü hamileydi.

 

Baba Joseph Kennedy çözüm arayışları içindeyken, doktorlar henüz yeni yeni uygulanan lobotomi ameliyatını önerdiler. Onlara göre bu ameliyat sonrası Rosemary sakinleşecek, hayatı yavaşlayacak ve aileye sorun getirmeyecekti. Ancak operasyon sonrası umulan olmadı. Rosemary artık boş boş duvarlara bakıyor, dışarıdan müdahale olmadığı takdirde saatlerce aynı yerde oturuyor, konuşamıyor, acıkmıyor, susamıyor ve gülümsemiyordu. Tepkisiz ve sorunsuz bir hale getirilmişti. Operasyon 23 yaşındayken ve en güzel çağlarında yapılmış, sonrasında da adeta cansız bir hale dönüştürülmüştü. Rosemary hiçbir zaman eskisi gibi olamadı. 2005 yılında öldüğünde 87 yaşındaydı ve bütün hayatını bakıma muhtaç olarak huzurevi benzeri merkezlerde geçirdi.

 

Ne uğruna?

 

Ailenin ünü zedelenmesin diye…

 

Kusursuz bir Başkan profili uğruna…

 

İdeal Amerikan aile formatına uysun diye…

 

Değdi mi?

 

Ailenin pek çok üyesi çeşitli nedenler ile hayata veda ederken ünlü Kennedy Efsanesi de lanete dönüşüyordu. Bunun nedenleri konusunda koca koca, iddialı tahminler yapıldı. Pek çok araştırma ile ciltler dolusu kitap yazıldı. Gencecik hayat dolu ve hareketli bir genç kadın hayattan zorla uzaklaştırılırken, ailenin diğer üyeleri bu hayattan çok kötü şekillerde ayrılıyordu.

 

Baba Joseph, Rosemary hakkındaki kararından hiç pişmanlık duydu mu? Ya da ailenin diğer üyeleri ile birlikte hiç vicdan azabı çektiler mi? Çekmiş olmalılar. En azından anne Kennedy.

 

Yükleri çok ağır olmalıydı…

 

Bir mazlumun vebalini taşımak hiç kolay değildi.

 

Ve illa ki ödemekle yükümlü olunan pek çok bedeli de olacaktı…

 

yalamanyelda@hotmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 1 | Onay Bekleyen Yorum 0

Orhan Yılmaz KALE

Okuduğum her satırda içim sızladı... İnsanoğlu ne kadar vahşi, ne kadar duygusuz, ne kadar acımasız... Sebep olanların lanete uğraması, vicdan azabı çekmesi neyi değiştirir ki. Gideni geri getirebilir mi ? Çok yazık...
12.8.2017 07:48:51


YazıYorum
FED Başkanı Yellen ve AMB (ECB) Başkanı Draghi ABD’de Jackson Hole toplantısında biraraya geliyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Dünya Sinema Tarihi’nin en önemli yapıtlarından olan bu film 1962 yılında Ken Kesey tarafından yazılan bir romandan 1975’te beyazperdeye aktarıldı.
Türkiye’de demokrasinin askıya alındığı dönemlerde, milli irade ve Türkiye Büyük Millet Meclisi yok sayılarak kararlar alınıyor.
Yazının başlığını Prof. Hüseyin Atay’ın “İslam’da İşçi- İşveren İlişkileri” adlı kitabından aldım. Bu cümle beni çok etkiledi;
Bu ülkenin borçları neden devamlı artıyor? Çoruh Enerji Planı bize ne hediye (!) ediyor?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Modern toplumlar, örgütlü toplumlardır ve her örgütün yönetilmesi gerekir.
Yaşanmakta olan kriz ne sadece Almanya seçimlerine dairdir ne de yeni başlamıştır.
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay