22.11.2017,08:26
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Kuzey Irak referandumu ve statüko ante...
30122013-1-084620.jpg
ÜMİT YALIM
Peşmerge Reisi Mesud Barzani, 25 Eylül 2017 tarihinde Kuzey Irak’ta bağımsızlık konusunda referandum düzenleyeceğini bütün dünyaya ilan etti.

Barzani geçen ay Alman basınına yaptığı açıklamada, “Referandum bizim doğal hakkımızdır. Bu konu, Bağdat’la aramızdaki iç meseledir. İran ve Türkiye’yle hiçbir ilgisi yoktur. Bir ulusun kendi geleceğine karar vermek istemesinin, demokrasi ve insan haklarına aykırı hiçbir yanı yoktur. Bu referandumu yapmak için hiç kimsenin izin ve müdahalesine ihtiyacımız da yoktur” dedi.

 

Barzani’nin bu açıklamasına ve meydan okumasına AKP Hükümetinden hiçbir tepki gelmedi. Dışişleri Bakanlığı’nın daha önce 09 Haziran 2017 tarihli açıklamasında da Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumu yapılmasının vahim bir hata olacağı ifade edildi.

İran, referanduma karşı çıkıyor. İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore da referanduma karşı olduklarını söyledi. İran ve İngiltere referanduma karşı sert bir şekilde tavır alırken AKP Hükümetinin olayı sadece vahim bir hata olarak nitelemesi son derece cılız kalıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, “Referandumun Irak’ın iç sorunu olduğu, Irak Kürtlerinin meşru isteklerini takdir ettiklerini ancak referandumun IŞİD’ı yendikten sonra gündeme getirilebileceğini” söyledi.

 

Kuzey Irak’ta yapılması planlanan referandum ile bağımsız bir Kürt Devleti’nin kurulacağı iddia ediliyor. Ancak gerçek durum öyle değil. Barzani ve ailesinin İsrail ile olan ilişkileri yıllar öncesine dayanıyor. İsrailli yazar Shkomo Nakdidon tarafından yazılan “Irak ve komşu ülkelerde Mossad” adlı kitapta Barzani ailesinin İsrail ile olan yakın ilişkileri belgelerle anlatılıyor. “Bağımsız Kürt Devleti” ifadesi tamamen paravan olup Kuzey Irak’ta kurulacak olan İkinci İsrail Devleti’ni gizlemek için kullanılıyor. Referandumun gerçekleşmesi ve Bağımsız Devlet kurulmasına karar verilmesi halinde Türkiye ve İran, İkinci İsrail Devleti ile komşu olacak.

Kuzey Irak’ta kurulması düşünülen İkinci İsrail Devletinin planlaması yıllar öncesinden yapıldı. ABD’nin Bahreyn Manama’da konuşlu 5. Deniz Kuvvetleri Filosunun Komutanı Koramiral Timoty Keatings, 2002 yılında Ürdün Amman’da katıldığı bir resepsiyonda Türk Askeri Ataşesine önemli açıklamalarda bulundu. Koramiral Keatings, “ABD’nin, İngiltere ve Türkiye ile birlikte Irak’ta savaşa girmek istediğini ve Saddam yönetiminin devrilmesi sonrasında Irak’ı üçe bölerek kuzeyde Kürt Devleti orta bölgede Sünni Devleti ve güneyde Şii Devleti kuracaklarını” söyledi.

 

Türk Askeri Ataşesinin, “Kuzey Irak’ta 3,5 milyon Türk var, onlar ne olacak?” sorusuna verilen cevap ilginçti. Keatings, “Kuzey Irak’taki Türkler, kurulacak Kürt Devletinin egemenliği altında yaşarlar, beğenmezlerse Türkiye’ye giderler” dedi. Bunun üzerine Türk Askeri Ataşesi, “Irak’ın üçe bölünmesi halinde 5 Haziran 1926 tarihli Ankara Antlaşmasının geçerliliğini yitireceği ve statüko ante’ye dönülerek Musul ve Kerkük petrol alanları dahil olmak üzere Kuzey Irak bölgesinin Türk toprağı olacağını” vurguladı. Türk Askeri Ataşesinin, “ABD’nin kurmak istediği devlet Kürt Devleti mi yoksa İkinci İsrail Devleti mi” sorusuna karşılık olarak Koramiral Keatings, “yorum yok” demekle yetindi.

 

Amerika, Irak Savaşı sonrasında Saddam yönetimini devirdikten sonra, Kerkük - Ürdün - Hayfa / İsrail Petrol Boru Hattını açmak istedi. Ancak Ürdün Hükümeti boru hattını açmayı kabul etmedi. Amerika, Ürdün’ün açmadığı petrol boru hattı yerine daha kolay bir yol seçti ve petrolün Türkiye üzerinden Akdeniz’e çıkarılmasını sağladı. Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti, boru hattını işletmeye açarak Barzani yönetimine hayat öpücüğü verdi ve İsrail’in petrol maliyetlerini düşürdü. Barzani, PKK terör örgütüne silah, mühimmat, yiyecek ve giyecek desteği sağlıyor. Yani Türkiye üzerinden Akdeniz’e çıkarılan petrol, Mehmetçiğe kurşun olarak geri dönüyor.

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani’nin Türkiye ziyareti sırasında peşmerge paçavrasının Atatürk ve Esenboğa havaalanlarındaki göndere çekilmesi kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı. Başbakan Binali Yıldırım’ın Barzani’yi kabulü sırasında odada peşmerge paçavrasının yer alması da bardağı taşıran son damla oldu. Kuzey Irak’ta bağımsız bir devletin tanınmasının alt yapısı hazırlandı.

Kuzey Irak’ta İkinci İsrail Devletinin kurulması halinde Irak’ın güney bölgesinde bulunan Şiilerin de İran ile birleşmesi kaçınılmaz bir durumdur. Böyle bir birleşme bölgedeki gerilimi iyice artıracaktır.

 

Türkiye ile Irak arasındaki sınırı belirleyen ve komşuluk ilişkilerini düzenleyen Ankara Antlaşması, 05 Haziran 1926 tarihinde, Türkiye, Irak ve İngiltere arasında imzalanmıştır. Antlaşmanın 1. Maddesi ile Türk-Irak hududu, Milletler Cemiyeti’nin 29 Ekim 1924 tarihinde kararlaştırdığı şekilde (Brüksel Sınır Çizgisi) kesinleşmiştir. Kuzey Irak’ta bağımsız bir devlet kurulması halinde 1926 Ankara Antlaşması ile Milletler Cemiyeti’nin 29 Ekim 1924 tarihli kararı ortadan kalkmış olacaktır. Böyle bir durumda statüko ante’ye dönülerek Musul ve Kerkük petrol alanları dahil olmak üzere Kuzey Irak bölgesi yeniden Türk toprağı olacaktır.

 

TÜRKİYE NE YAPMALI ?

*Türkiye, 1926 Ankara Antlaşmasının tarafları olan İngiltere ve Irak nezdinde diplomatik girişimlerde bulunmalı, tarafları referandumun neden olacağı vahim sonuçlar konusunda uyarmalı ve referandumun yapılmasına kesinlikle engel olmalıdır.

*Türkiye, İngiltere ve Irak’ın yeterli tepki vermemesi halinde 29 Mart 1946 Türkiye – Irak Dostluk ve İyi Komşuluk Antlaşmasının 11. Maddesinden kaynaklanan hakkını kullanarak uygun tedbirlerle referanduma engel olmalıdır. Anılan madde Türkiye’ye, Irak’ın ülke bütünlüğüne yönelik hareketlere karşı engel olma yetkisi vermektedir.

*Kuzey Irak – Ceyhan boru hattı derhal kapatılmalıdır.

*Barzani’nin Türkiye’de bulunan paravan şirketlerine el konulmalıdır.

 *1926 Ankara Antlaşmasının taraflarına, ABD ve Birleşmiş Milletlere, Kuzey Irak’ta referandum yapılması halinde Türkiye’nin statüko ante’den kaynaklanan hakkını kullanacağı diplomatik nota ile duyurulmalıdır.

 

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dövizdeki yükseliş ekonominin baş belası.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay