22.11.2017,08:24
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Yeniden yargılamanın adresi askeri mahkemelerdir
30122013-1-084620.jpg
ÜMİT YALIM
Milli Orduya kumpas açıklamasının ardından asker kişilerin yeniden yargılanması için farklı çözümler önerildi.

Değerli hukukçular Sabih Kanadoğlu ve Metin Feyzioğlu’nun iyi niyetli çözüm önerileri son derece memnuniyet vericidir.  Ancak asker kişilerin yargılandığı çeşitli davalarda ihlal edilen temel hukuk ilkesi, Anayasamızın 37. Maddesinde tarif edilen “Kanuni Hakim Güvencesi”dir. Anayasamızda, bireylere verilen güvenceye göre, “hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz”.

     Birçok hukukçu, askerlerin yargılandığı davalara sadece Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu penceresinden bakmaktadır. O                ysa, askerlerin yargılanması için esas alınan kanunlar, Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ile Askeri Ceza Kanunu’dur. Yapılan yanlış  değerlendirmeler ve çözüm önerileri, askeri kanunların yeteri kadar bilinmemesinden kaynaklanmaktadır.

     Asker kişilerin avukatları, ısrarla, sivil mahkemelerin, bu davalara bakmakla görevli ve yetkili olmadığını vurgulayarak, davaların askeri mahkemelerde görülmesi gerektiğini söylemişler ancak hiç kimseye söz dinletememişlerdir. Ayrıca Yaşar  Büyükanıt  dahil olmak üzere, daha sonra göreve gelen Genelkurmay Başkanları’nın hiçbirisi kanunla kendilerine verilen görev kapsamında askeri mahkemeleri çalıştırmamıştır. Asker kişiler 2008 tarihinden beri, hiçbir yasal dayanağı olmadan, sivil mahkemelerde yargılanırken, AKP Hükümeti tarafından 9 Temmuz 2009 tarihinde gece yarısı çıkarılan yasa ile daha önce yapılan hukuksuz yargılamalara yasal zemin sağlanmaya çalışılmıştır. Aynı gün Sabah Gazetesi’nde çıkan haberin manşeti aşağıda sunulmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CHP, asker kişilere barış zamanında, sivil yargı yolunu açan yasanın, Anayasa’nın 145. Maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi, söz konusu değişikliği, Anayasa’nın 145. maddesine aykırı bularak 21 Ocak 2010’da iptal etti. Yasanın iptali sonrasında Sabah ve Zaman Gazetelerinde çıkan haberlerin manşetleri aşağıda sunulmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu’nun “devam eden davaların görevsizlik kararı verilerek askeri mahkemelere gönderilmesini beklediklerini” açıklamasına rağmen dosyaların hiçbirisi askeri mahkemelere gönderilmemiştir. Dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un bu konuda hiçbir girişimde bulunmaması ve asker kişilerin görevli ve yetkili olmayan sivil mahkemelerde yargılanmasına göz yumması, tepkiyle karşılanmıştır. Başbuğ yazdığı kitapta “TSK, muvazzafı ve emeklisi ile silah arkadaşlarına vefasızlık göstererek sınıfta kaldı” diyor. Peki Başbuğ görevde iken ne yaptı ? Şu andaki komuta kademesi bizzat Başbuğ’un terfi ettirdiği generallerden oluşmaktadır. Vefasızlık, Başbuğ’un yanlış tercihlerinden kaynaklanmaktadır.

     İlker Başbuğ’un, Aralık 2009’da Kozmik Büro’nun aranmasına müsaade etmesi, başta askeri hukukçular olmak üzere Silahlı Kuvvetler mensupları arasında rahatsızlığa neden olmuştur. Başbuğ yazdığı kitapta bu konunun sorumlusu olarak Başbakan’ı işaret etmektedir. Genelkurmay Başkanı, Başbakan’ın emir subayı değildir. Kozmik Büro’nun aranması, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 47. ve 125. maddelerine tamamen aykırıdır. Anayasa’nın 137 nci maddesine göre kanunsuz emri veren Başbakan bile olsa o emir yerine getirilmez. Kaldı ki NATO Karargahlarında bile, bırakın sivil hakimleri, askeri hakim ve savcıların da Kozmik Büroya girmesi mümkün değildir. Üstelik Başbuğ, NATO Karargahlarında uzun süreler görev yapmış bir generaldir. Kozmik Büro’ya giren hakim, fotokopisini aldığı evraklar ile ilgili tutanağı imzalamamıştır. Yazdığı kitap ile kendisini savunmaya çalışan Başbuğ, bu durumu nasıl açıklayacak ? Büroya giren hakimin bile yapılan işlemin hukuksuz olduğunun farkında olduğu anlaşılıyor. Aksi halde tutanağı imzalardı.   

     Başbuğ döneminde yapılan hatalardan birisi de Anayasa Mahkemesine başvurularak Askeri Mahkemelerin kuruluşunun değiştirilmesidir. 19 Haziran 2010’da yapılan yasa değişikliğiyle, askeri mahkemelerdeki   general, amiral ve subay üyeler kuruluştan çıkarılmış ve askeri mahkemeler sadece üç hakimden oluşan bir yapıya dönüşmüştür. Yapılan bu düzenleme ile üç askeri hakim asteğmen ile bir orgeneralin yargılanması mümkün hale gelmiştir.

     Jandarma Albay Temizöz, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince tutuklandıktan sonra, Jandarma Genel Komutanlığı’nda yapılan toplantı da Başbuğ ne dedi ? Temizöz’ü kanunen yargılamakla görevli mahkeme 7.Kolordu Askeri Mahkemesi olmasına rağmen, Temizöz’ün sivil mahkemede yargılanmasına Başbuğ neden sessiz kaldı ?

     AKP Hükümeti, asker kişilerin, devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemesi halinde sivil mahkemelerde yargılanması maksadıyla, Anayasa’nın 145. Maddesinde değişiklik yaptı. Yapılan değişiklik Anayasa’nın 37. Maddesine aykırı olmasına rağmen, 12 Eylül 2010’da yapılan referandumda onaylandı. Ancak AKP Hükümeti, referandum sonrasında CMK 250 ve diğer kanunlar ile ilgili olarak uyum yasalarını çıkartmadı. 3. ve 4. Yargı paketlerinde bile askeri mahkemelerin asker kişileri yargılama görevi hala devam etmektedir.

     Ceza Hukukuna ve Anayasa’nın 37. Maddesine göre yargılama, iddia edilen suçun işlendiği tarihte geçerli olan kanun’a göre ve iddia edilen suçun işlendiği tarihte görevli ve yetkili olan mahkeme tarafından yapılır. İddia edilen suçun işlendiği tarihten sonra çıkan kanunlar var ise bu kanunların, sadece sanığın lehine olan maddeleri uygulanır. Talat Aydemir ve arkadaşlarının darbe suçundan yargılandığı Askeri Ceza Kanunu hala yürürlüktedir.

     Başbuğ’un yargılanmasına konu edilen İnternet Andıcı’nın hazırlandığı tarih Nisan 2009’dur. O tarihte görevli olan mahkeme askeri mahkemedir. Başbuğ’un, 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile Yüce Divan’da yargılanması gerektiği söylenmektedir. Ancak Başbuğ’un yargılanması gereken yer Genelkurmay Askeri Mahkemesidir.

     İlhan Cihaner ile Saldıray Berk Yargıtay’da yargılanırken aynı davadan Hıfzı Çubuklu ile İlker Başbuğ’un Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına bugüne kadar hiç kimse bir açıklama getirememiştir. Aynı davadan iki farklı mahkemede yargılama yapılması, bugüne kadar yapılan hukuksuz yargılamaların en somut göstergesidir.

     Diyarbakır’daki sivil mahkemelerde 200 civarında general, subay, astsubay ile erbaş ve erler yargılanmaktadır. Bu davaların Oslo’da varılan mutabakat çerçevesinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Davaların kanuni muhatabı 7. Kolordu Askeri Mahkemesi ile Genelkurmay Askeri Mahkemesi’dir.

     Konu ile ilgili olarak Taraf Gazetesi’nde çıkan haber aşağıda sunulmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sonuç olarak;

     Bu güne kadar yapılan Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk v.b. davalarda, asker kişiler görevli ve yetkili olmayan sivil mahkemelerde yargılanmıştır. Tamamen hukuksuz bu davalar ile TSK’nın vatan topraklarını savunması engellenmiştir.

     01 Ocak 2006 Tarihinde, dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek tarafından yayımlanan 23 Numaralı Genelge ile Cumhuriyet Savcılıkları tarafından yapılan yanlışlıklar gündeme getirilmiştir. Genelgede askeri yargıya tabi suç ihbar ve şikayetlerinin Cumhuriyet Savcılıklarınca doğrudan Genelkurmay Başkanlığı’na veya ilgili askeri kurum amirine gönderilmesi direktifi verilmiştir. Söz konusu genelgeye göre Beşiktaş’taki Cumhuriyet Savcılığı, Baransu’nun getirdiği Balyoz bavulunu doğrudan Genelkurmay Başkanlığı’na göndermesi gerekirdi. Konu ile ilgili genelge aşağıda sunulmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Deniz Kuvvetleri Adli Müşaviri, Aralık 2011’de, askeri casusluk davasının sivil mahkemelerde görülecek davalar olmadığını vurgulamış ve davanın askeri mahkemelerin görev alanında olduğunu belirtmiştir. Adli Müşavirin açıklamasına rağmen davaların hala İstanbul ve İzmir’deki sivil mahkemelerde devam etmesini ve ilgili kurumların bu duruma seyirci kalmasını anlamak mümkün değildir.     Konu ile ilgili olarak Hürriyet  Gazetesi’nde çıkan haber aşağıda sunulmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Milli Ordu’ya yapılan asıl kumpas, asker kişilerin görevli ve yetkili olmayan sivil mahkemelerde yargılanmasıdır. Başta AKP Hükümeti olmak üzere, bu duruma seyirci kalan her kurum bu kumpastan sorumludur.  

     Asker kişilerin yeniden yargılanması için yeniden kanun çıkarmaya gerek yoktur. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun  7. Maddesine göre, görevli olmayan hakim ve mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür. Asker kişiler görevli olmayan hakim ve mahkeme tarafından yargılandıkları için yapılan işlemler ve verilen kararlar hükümsüzdür. Yine aynı maddeye göre söz konusu davaların askeri mahkemelerde yenilenmesi mümkündür. Ancak, askeri mahkemelerin çıkarılacak bir kanunla, süratle eski yapısına dönüştürülmesi ve general, amiral ve subay üyelerin kuruluşa dahil edilerek yargılamanın yeni kuruluşa göre yapılması gerekmektedir.

     Burada akla gelen soru, askerler ile birlikte yargılanan sivillerin yeniden yargılanmasının nasıl olacağıdır.  CMK 3’te Haziran 2009’da yapılan değişiklik gereği sivillerin adli yargı mahkemelerinde yargılanması gerekmektedir. Yeniden oluşturulacak tamamen bağımsız ve tarafsız mahkemelerde sivil kişilerin yeniden yargılanması mümkündür. 

     Saygılarımla

     

     Ümit YALIM

     Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

     Demokrat Parti Yüksek Danışma Kurulu Üyesi


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 1 | Onay Bekleyen Yorum 0

Hilmi ÇAKIR

Sayın Ümit Bey, Keşke bu yazınızı yıllar önce kaleme alıp, ilgili yerlere ulaştırabilseydiniz. Bu yazınıza göre yasalar gereği bu yargılamalar "Yok hükmünde" mi sayılacak? Bunca fırtına, gürültü, itibarsızlaştırma, kanayan yürekleri, intiharları, en önemlisi "GÜVEN KAYBI"nı kim geri getirebilecek? Sizi gönülden kutluyorum. Belge ve bilgiyi birleştirip, şüpheye meydan vermeyecek şekilde yapmış olduğunuz bu ince ve sismik çalışmanızdan dolayı.Buna cesur yürek demek daha doğru olur...
1.2.2014 15:07:54


Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dövizdeki yükseliş ekonominin baş belası.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay