24.11.2017,21:55
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Rum Cemaati vakıf üniversitesi açamaz
30122013-1-084620.jpg
ÜMİT YALIM
Gökçeada’da açılan Rum Okulu’ndan sonra bir de Rum Cemaati'nin Vakıf Üniversitesi açmak için hazırlık yaptığı konusu gündeme geldi.

 

Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetinin Gökçeada Rum Okulu jestinden sonra Yunanlıların Batı Trakya’daki Türk ve Müslüman soydaşlarımıza neler yaptığını öğrenmek için T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesine baktığımızda ilginç bir durumla karşılaştık. Bakanlığın internet sitesinden Yunanistan ile ilgili sayfa kaldırılmış. Yunanistan, ne Avrupa ülkeleri arasında nede Balkan ülkeleri arasında görünmüyor. Herhalde Davutoğlu gerçekler görünmesin diye Yunanistan’ı siteden kaldırtmış. Ancak Google’dan “Yunanistan’daki Türk varlığı” yazarak arama yapınca, bakanlığın daha önce yazdıklarını görmek mümkün. Gizlenmeye çalışılan gerçekler internet sayesinde birer birer ortaya çıkıyor.

Bakanlığın siteden kaldırdığı sayfalarda, Batı Trakya’da yaşayan 150 bin Türk ve Müslüman soydaşımız ile birlikte, ağırlıklı olarak Rodos ve İstanköy adaları olmak üzere 12 adalar bölgesinde yaşayan 6 bin Türk ve Müslüman soydaşımızın başına gelenler yazıyor. Bakanlık sayfasında, Yunanistan’ın Lozan Andlaşması’nın 40 ncı maddesini ihlal ederek Batı Trakya’daki Türk Cemaati Vakıfları’nı nasıl baskı ve kontrol altına aldığı yazılmış. Ancak Yunanistan’ın 2000 yılı Mayıs ayında Gümülcine Türk Cemaati Vakıfları’na ait önemli büyüklükteki (90+70 dönüm) arazileri devletleştirerek soydaşlarımızın elinden topraklarının nasıl alındığı yazılmamış. Batı Trakya’da yaşayan 150 bin soydaşımız için 2 lise olduğu yazılmış ama İstanbul’da yaşayan 3 bin Rum vatandaşımız için 6 lise olduğu yazılmamış. Batı Trakya’da, 2011 yılında 14 okul ve Şubat 2013’te 12 okul olmak üzere toplam 26 Türk Okulu’nun kapatıldığı yazılmış ama Gökçeada’da 4 kişi için Rum Okulu açıldığı yazılmamış. Rodos ve İstanköy’de Türkçe eğitimin yasaklandığı yazılmış ama  7  Türk Okulu’nun kapatıldığı yazılmamış.

Yunanistan yıllardır Lozan Andlaşması’nın 40 ncı maddesini ihlal ederek Batı Trakya’da ve 12 adalar bölgesinde yaşayan Türk ve Müslüman soydaşlarımızın eğitim hakkını engelliyor. Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti ise soydaşlarımızın hakkına sahip çıkmadığı gibi Ruhban Okulu’na destek veriyor, öğrencisi olmayan, Selanik ve İstanbul’dan toparlama 4 öğrenci için Gökçeada Rum Okulu’nu açıyor. AKP Hükümeti, Lozan Barış Andlaşması’nın 40 ncı maddesindeki eşit haklar ve 45 nci maddesindeki mütekabiliyet esasını açıkça ihlal ediyor. Hal böyleyken şimdi de Rum Cemaati Vakıf Üniversitesi’nin açılması gündeme geliyor. Prof.Dr. Eva Aleksandru Şarlak, vakıf üniversitesi ile ilgili projeyi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne sunduklarını ve gelecek iznin ardından da YÖK’e başvuracaklarını söylüyor. Bayan Eva’nın sözlerinden ve Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem’in açıklamalarından, Rum Cemaati Vakıf Üniversitesi’nin açılması için Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün açık destek verdiği anlaşılmaktadır.

Yunanistan’da Türk ve Müslüman soydaşlarımızın eğitim hakkı gasp edilirken ve Türk Cemaati Vakıfları’na karşı yapılan ihlaller ortadayken, Türkiye’de Rum Cemaati Vakıf Üniversitesi açılamaz. Anayasamızın 90 ncı maddesine göre Milletler arası andlaşmalar kanun hükmündedir. AKP Hükümeti, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve YÖK kendisini anayasa ve kanunların üstünde göremez.  Lozan Andaşması’nın 40 ncı maddesindeki eşit haklar ilkesi ve 45 nci maddesindeki mütekabiliyet ilkesi ile Anayasamızın 90 ncı maddesine göre Rum Cemaati Vakıf Üniversitesi açılamaz ve bu maddeleri  ihlal etmek hiç kimsenin haddine de değildir.

Rum Cemaati Vakıf Üniversitesi projesinin yürütücüleri arasında bulunan Prof.Dr. Ersi Abacı Kalfoğlu, “bu üniversite aracılığıyla Türk Yunan dostluğunun bilimsel temellerini atmak istiyoruz” demiş. Bayan Ersi herhalde uzayda yaşıyor. Yunanistan, Türk ve Müslüman soydaşlarımızın eğitim hakkını  gasp ediyor, Türk Cemaati Vakıfları’nın canına okuyor, Ege Denizi ve Akdeniz’de Türkiye Cumhuriyeti’ne ait 16 ada ve 1 kayalığı işgal ediyor, Kavala’daki Türk camisini kiliseye, Rodos’taki Türk camisini meyhaneye, İstanköy’deki Türk camisini AVM’ye çeviriyor, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Akdeniz’de Türkiye Cumhuriyeti’nin 7 bin kilometrekare Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölgesini işgal ediyor ve Ersi Hanım Yunanistan’ın dostluğundan bahsediyor. Ersi Hanım milletimizle dalgamı geçiyor ? Ersi Hanım, Türk Devletinin azınlık vatandaşlarımıza tanıdığı haklar sayesinde, Rum Kız Lisesi eğitiminden sonra Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi gibi Türkiye’nin en seçkin üniversitelerinde lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi almış ve kendisine  YÖK tarafından Profesör unvanı verilmiş, halihazırda da bir üniversitede dekan olarak görev yapan bir vatandaşımızdır. Peki Yunan Devleti Türk azınlık vatandaşlarına ne yapıyor ?  Türk azınlık ilkokullarında, Türkiye’deki öğretmen okullarından mezun soydaşlarımızın görevlendirilmesi uygulamasına 1973 yılında son veren Yunanistan’ın bu tarihten itibaren azınlık ilkokullarına akademik formasyonları yetersiz Selanik Özel Pedagoji Akademisi mezunlarını tayin etmeye başlamasıyla azınlık ilkokullarındaki eğitim seviyesi düşmüştür. Azınlık eğitiminin düzeyinin düşüklüğü, soydaş öğrencilere Yunan üniversitelerinde sağlanan binde 5 kontenjanın etkin kullanımını da engellemekte ve üniversitelere kaydolan öğrencilerin büyük kısmı yüksek öğrenimlerini tamamlayamamaktadır. Bu bilgiler Davutoğlu’nun Bakanlık internet sitesinden kaldırılan sayfalarda  yazıyor. Peki Türkiye’deki Ersi Hanım gibi Yunanistan’da seçkin üniversitelerde eğitim alan, profesörlük unvanı alan ve dekanlık görevi verilen Türk soydaşımız var mı ? Tabi ki yok.

Üniversite projesine Patrik Bartholomeos da maddi destek veriyormuş. Bartholomeos’un, Ege ve Akdeniz’deki Türk adalarının işgalinin içinde olduğunu belgeledik. Patrikhane’nin internet sitesinde “Eşek(Agathonision) ve Nergizçik(Arkioi) adaları ile etrafındaki küçük adalar doğrudan Ekümenik Patrikliğin yetkisi/yönetimi altındadır”  diye yazıyor. Patrik’ten TCK 302’den hesap sorulması lazım ama kimse hesap sormuyor. Yunan yargısı, uluslararası hukuka göre hiçbir yetkisi olmadığı halde, 23 Mayıs 2006 tarihinde, Rodos adasının güneyinde uluslararası hava sahasında uçarken Yunan uçağının çarpması ile düşürülen F-16 pilotumuzu gıyabında yargılayarak 4 yıl hapis cezası verdi. Pilotumuz interpol tarafından kırmızı bültenle aranıyor. Hal böyleyken Türk vatandaşı Patrik Bartholomeos’a neden dokunulmuyor ? Hani, Tayyip Erdoğan “dokunulmayan kimse kalmayacak” demişti.  Tabi ki Bartholomeos’a dokunulması halinde, Yunan işgalinin önlenmesi için Türk Silahlı Kuvvetleri’ne Hükümet Direktifi vermeyen başta Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Muammer Güler, Binali Yıldırım, Bülent Arınç, Beşir Atalay, Mehmet Ali Şahin, Hüseyin Çelik, Bekir Bozdağ ve Cemil Çiçek olmak üzere 2004 yılından bu güne kadar AKP Hükümetlerinde görev yapan bütün Bakanlar Kurulu üyelerine de dokunulacak.  Bir  yanda görevli ve yetkili olmayan Yunan Yargısı’nın yaptıkları, diğer yanda görevli ve yetkili olan Türk Yargısı’nın sessizliği ve tepkisizliği. Adalet mülkün (devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütününün, ülkenin) temelidir  öyle mi ?

Ümit YALIM

Demokrat Parti Yüksek Danışma Kurulu Üyesi

    


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay