22.11.2017,08:26
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Yunan Büyükelçisi ile görüşme
30122013-1-084620.jpg
ÜMİT YALIM
Binali Yıldırım’ın, Türk bayrağını saklayarak, Yunan işgali altındaki İzmir/Koyun Adası’na pasaportla girdiği haberi 24 Mayıs 2016 tarihli Yeniçağ Gazetesi’nde manşetten verildi.

Ahmet Takan tarafından “Türk topraklarına pasaportla giren Başbakan” başlıklı yazıda konuyla ilgili belge ve bilgilere de yer verildi. Binali Yıldırım ve AKP Hükümeti bu rezalet ve utanç verici durum karşısında sessiz kaldı.

 

Bu gelişmeler üzerine CHP Milletvekilleri Bülent Tezcan ve Öztürk Yılmaz adalarımızın işgal edilmesini sert bir şekilde eleştirdiler. CHP Milletvekillerinin eleştirilerinden rahatsız olan Yunan Hükümeti, bu rahatsızlığını CHP Genel Başkanına iletmek üzere Ankara’daki Büyükelçisini görevlendirdi.

 

Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi Kyriakos Loukakis, Kılıçdaroğlu ile görüşmek istedi. Görüşme talebi CHP’nin Dış İlişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz’a yönlendirildi. Görüşmeye, konunun uzmanı ve bilirkişi sıfatıyla, Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit YALIM da davet edildi.

 

CHP Genel Merkezi’nde, 02 Haziran 2016 Perşembe günü, 15.30-17.30 saatleri arasında yapılan görüşmeye, Öztürk Yılmaz, Ümit YALIM, Yunan Büyükelçi KyriakosLoukakis ve beraberinde getirdiği Elçilik Müsteşarı katıldı.

Güncel konuların görüşülmesini müteakiben Yunan Büyükelçi Loukakis, “Ege’de gerilimin arttığını” söyleyerek konuya girdi. Öztürk Yılmaz,“kendisinin siyasetçi olduğunu belirterek, konunun uzmanı Ümit YALIM’dır”dedi ve sözü YALIM’a bıraktı. YALIM, Büyükelçi Loukakis’e, “Yunan Savunma Bakanı Kammenos, işgal edilen 17 ada ve 1 kayalığın Yunanistan’a ait olduğunu ve 12 ada grubunun içinde bulunduğunu iddia ediyor, siz de aynı fikirde misiniz?” sorusunu yöneltti.

 

Loukakis, aynı fikirde olduğunu söyleyince YALIM tarafından Loukakis’e, İngiliz ve Amerikan haritalarını içeren dosya sunuldu. Loukakis’e 1939 ve 1943 tarihli İngiliz haritaları ile 1951 ve 1957 tarihli Amerikan haritaları gösterilerek, anılan haritalarda Yunanistan’ın işgal ettiği 17 ada ve 1 kayalığın, 12 ada deniz sınırının dışında ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunun açık bir şekilde gösterildiği belirtildi. Ayrıca, işgal edilen adaların 1923 Lozan Antlaşması ile Yunanistan’a verilen ve 1947 Paris Antlaşması ile Yunanistan’a devredilen adalar arasında olmadığı da ifade edildi.

Loukakis, “bizde de haritalar var, bizim Büyükelçiliğe gelin size gösterelim” diyerek acizliğinin üstünü örtmeye çalışmıştır. Bu durum üzerine YALIM tarafından, “sunumu yapılan haritaların resmi belge niteliğinde olduğu, İngiliz haritalarının Lozan Antlaşması’na taraf olan İngiltere tarafından, Amerikan haritalarının ise Paris Antlaşmasına taraf olan Amerika tarafından çizildiği” ifade edilmiştir.

 

Ayrıca Lozan Antlaşması’nın 15.Maddesine ekli 2 numaralı haritada da, 12 ada, Rodos ve Meis olmak üzere İtalya’ya verilen toplam 14 adanın isimlerinin altının kırmızı renk ile çizildiği, anılan adaların 1947 Paris Antlaşması ile Yunanistan’a devredildiği ve devredilen adalar arasında, işgal edilen 17 ada ve 1 kayalığın bulunmadığı belirtilmiştir.

 

Loukakis, kendisine sunulan somut belge ve bilgiler karşısında savunma bile yapmamış/yapamamış, sessiz kalmak suretiyle işgali kabul etmek zorunda kalmıştır.

 

Büyükelçi Loukakis, işgal edilen adaların Yunanistan’a ait olduğunu ispat edemeyince, Yunan Elçilik Müsteşarı söze girerek, “Türkiye’nin 3 milin ötesindeki adalar üzerinde egemenlik hakkının bulunmadığını” iddia etmiştir. Bu iddia üzerine YALIM tarafından, “Türkiye’nin, Lozan Antlaşması’nın 16.Maddesi ile 3 milin ötesindeki egemenlik haklarından vazgeçmediği ve daha sonra İtalya ile 4 Ocak 1932’de yapılan Sözleşme ile 3 milin ötesinde bulunan adalar üzerindeki egemenlik haklarının somut olarak belirlendiği” ifade edilmiştir.

 

YALIM, Büyükelçi Loukakis ve Elçilik Müsteşarına hitaben, “ Yunanistan’ın Türkiye Cumhuriyetine ait 17 ada ve 1 kayalığı işgal etmek suretiyle 1923 Lozan ve 1947 Paris Antlaşmalarını ihlal ettiğini, işgal edilen yerlerin derhal boşaltılarak Türkiye’ye teslim edilmesini aksi halde Yunanistan’ın eninde sonunda bunun bedelini ödeyeceğini” söylemiştir. Büyükelçi ve Müsteşarı bu durumu da sessizlikle karşılamış cevap bile verememişlerdir.

 

Büyükelçi Loukakis, “Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların istikşafi görüşmeler yoluyla halledilmeye çalışıldığını bu maksatla Yunanistan tarafından 2 diplomatın görevlendirildiğini ancak neler görüşüldüğü hakkında kimsenin bilgisi olmadığını” söylemiştir. YALIM tarafından,“Yunan heyetinde bir de amiral olduğu ve heyetin 3 kişiden oluştuğu belirtilmiş ve Türk heyetinde de 3 diplomat olduğu, Türkiye’de de görüşmelerden kimsenin bilgisi olmadığı ve görüşmelerin kamuoyundan gizlendiği” ifade edilmiştir.

 

YALIM, “Yunan işgali altında bulunan Aydın/Eşek Adası’nda Yunan Sahil Güvenlik botları ile birlikte AB FRONTEX Sahil Güvenlik botlarının da bulunduğunun tespit edildiğini, eski Milli Savunma Bakanı Barlas Doğu tarafından 2015 yılında AB Türkiye Delegasyonuna bir mektup gönderilerek AB botlarının geri çekilmesinin talep edildiğini, AB’nin de Temmuz 2015 itibarıyla botları geri çektiğini ve böylece AB’nin de fiili işgali kabul ettiğini” belirtmiştir. Büyükelçi Loukakis ve Elçilik Müsteşarı bu duruma da sessiz kalmış ve cevap verememiştir.

YALIM, “Yunanistan’ın egemenliğinde bulunan Doğu Ege Adalarının da 60’lı yılların başından itibaren silahlandırıldığını ve böylece 1923 Lozan ve 1947 Paris Antlaşmalarının ihlal edildiğini, anılan adaların da silahtan arındırılması gerektiğini” belirtmiştir.

 

Büyükelçi Loukakis, “Türkiye’den tehdit bekledikleri için adaları silahlandırdıklarını” ifade etmiştir. Bunun üzerine YALIM tarafından,“Lozan ve Paris Antlaşmaları ile Yunanistan’a verilen 23 ada üzerinde tam egemenlik yetkisi verilmediği, adaların silahlandırılması nedeniyle Yunanistan’ın antlaşmaları ihlal ettiği ve hukuken adalar üzerindeki egemenlik hakkını kaybettiği ayrıca asıl tehdidin 17 ada ve 1 kayalığımızı işgal eden Yunanistan olduğu” ifade edilmiştir.

 

Büyükelçi Loukakis ve Elçilik Müsteşarı bu duruma da sessiz kalmış ve cevap verememiştir.

 

Görüşmelerin sonunda Öztürk Yılmaz tarafından, “Eski CHP Milletvekili Faruk Loloğlu’nun adalar hakkında 2012 yılında soru önergesi verdiği ve dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından verilen cevapta Yunan işgalinin kabul edildiği” belirtilmiştir. Büyükelçi Loukakis ve Elçilik Müsteşarı yine sessiz kalmış ve cevap verememiştir.

 

Görüşme sonuçları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na aktarılmıştır.Görüşmeyi takip eden günlerde, Binali Yıldırım’ın kendi adamıza pasaportla girerken aynı adaya Yunan Kara Kuvvetleri Komutanı’nın pasaportsuz girdiği Saygı Öztürk tarafından haber yapılmış ve haber 21 Haziran 2016 tarihli Sözcü Gazetesinde manşetten verilmiştir. Bütün bu gelişmeler olurken Kılıçdaroğlu’nun mecliste yapılan grup toplantısında konuyu gündeme getirmemesine bir anlam verilememiştir. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de, adaların işgali ile ilgili olarak 2015 yılının başında ayrıntılı bir rapor sunulmuştur.

 

CHP ve MHP’li milletvekilleri tarafından, vatan topraklarının işgali hakkında onlarca soru önergesi verilirken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir kez bile konuyu gündeme getirmemesi birçok soruyu da beraberinde getirmektedir. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin, 16 ada ve 1 kayalığın işgaline tam 5 yıldır sessiz kalmasından cesaret alan Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti, 17. Adayı da gözlerini kırpmadan Yunan askerine teslim etmiştir.

Gazeteci Sabahattin Önkibar, 17 Mayıs 2013 tarihli yazısında Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin işgal edilen adalar konusunda sessiz kalmasını çok sert bir şekilde eleştirmiş ve her iki lideri Tayyip işbirlikçisi olarak suçlamıştır. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin yazıyı tekzip etmemesi de derin kuşkular uyandırmaktadır.  

Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, Yunan askerine alenen teslim edilen adaların hesabını derhal Erdoğan ve AKP Hükümeti’nden sormalıdır.  Aksi halde Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin de, Tayyip Erdoğan ile işbirliği yaptığı ve ihanete ortak olduğu tescillenmiş olacaktır.

 

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dövizdeki yükseliş ekonominin baş belası.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay