22.11.2017,08:30
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
19 Mayıs Birinci Vazife Yürüyüşü
2712016-12552972_10153921535774589_156661117630312356_n-010317.jpg
TÜLAY HERGÜNLÜ
Atatürk, ileriyi görebilen bir liderdi. Günü kurtaracak siyasi politikalar üreten vizyonsuz (uzağı göremeyen), çevresine at gözlükleriyle bakan politikacılardan değildi.

Dünyayı doğru okuyabilen, bulunduğu coğrafyayı ise çok iyi tanıyan bir devlet adamıydı. İstiklâl Savaşı ile bağımsızlık kazanılmış,  Lozan’da da millî sınırlar tescil edilmişti. Ancak her şey bitmiş, ortalık güllük, gülistanlık olmuş değildi. Coğrafî konumunun özelliği nedeniyle Anadolu’ya sahip olan, boğazları ve dolayısıyla da Ortadoğu’yu, Balkanlar’ı ve Kafkaslar’ ı kontrol altında tutabilecekti. Bu durumda da Asya ve Ortadoğu’nun petrolleri çok daha kolay idare edilebilecekti. İşte Mustafa Kemal Atatürk bu tehlikenin farkındaydı. Dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de Türk Gençliğini, Cumhuriyet’inden mahrum etmek isteyecek dâhili ve harici düşmanlarının olacağını biliyordu.

 

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kalelerinin zapt edilebileceğini, tersanelerine ve tüm kurum ve kuruluşlarına girilebileceğini, bütün ordularının dağıtılabileceğini, ülkesinin her köşesinin bilfiil işgal edilmiş (sadece topla tüfekle değil, günümüzün savaş teknolojileriyle, füzelerle, füze kalkanlarıyla, ekonomik ve siyaseten v.b.) olabileceğini biliyordu.

 

Tüm bu şartlar ve koşullardan daha acıklı, ağır, korkulu ve çok tehlikeli olmak üzere, iktidara sahip olanların gaflet (aymazlık) ve dalâlet (sapınç, sapkınlık, doğru yoldan ayrılma) ve hatta hıyanet (kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma, hainlik, ihanet) içinde olabileceklerini biliyordu.

 

Bu iktidar sahiplerinin kişisel menfaatlerini, müstevlilerin (bir yeri istila eden, yönetimi altına alan kimse, devlet, ordu vb.) siyasî emelleriyle birleştirebileceklerini, milletin fakirlik içinde perişan ve yorgun düşebileceğini biliyordu. Bir gün İstiklâl ve Cumhuriyet’ini müdafaa etmek zorunda kalabileceğini de…

 

İşte bunun için Türk Gençliği’ne; Türk istiklâlini (bağımsızlığını), Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet müdafaa ve muhafaza etme görevini vermişti. Mevcudiyetinin ve istiklalinin tek ve gerçek temelinin Cumhuriyet’i korumak olduğunu bilmesini, onu bir hazine gibi saklamasını istemişti. İçinde bulunduğu durumu ve imkânlarını hatta imkânsızlıklarını düşünmeden, etnik ve dinî kimliğine bakmadan Cumhuriyet’i ve geleceği için harekete geçmesi gerektiğini işaret etmiş, o günün gençliğinin üzerinden, bugünün ve geleceğin gençliğine de İstiklâl ve Cumhuriyet’i korumasını emretmişti.

 

Bugünün gençliğinin tek yapması ve yapmakta olduğu budur! İstiklâlini ve Cumhuriyet’ini, yani kendi geleceğini korumak!

 

İşte Ata’sının verdiği görevi, birinci vazifesini yerine getirmek için harekete geçen Türk Gençliği, Türkiye Gençlik Birliği (TGB) öncülüğünde, 19 Mayıs 2016 Perşembe günü İstanbul’da yürüyüşe geçiyor.

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkmadan önce, 6 ay boyunca toplantılar ve planlar yaptığı Şişli Atatürk Evi önünden başlayacak olan “Birinci Vazife Yürüyüşü”, yine Atatürk’ün Dolmabahçe önünde demirleyen düşman gemilerine bakıp, “Geldikleri gibi giderler!” dediği yerde, Dolmabahçe Sarayı’nda son bulacak. Atatürk’ün son nefesini verdiği odaya karanfiller bırakılacak. Saat 19.00’dan itibaren de gençlik şöleni var.

 

TGB Genel Başkanı Çağdaş Cengiz, gençliğin kararlılığını vurgulayarak, 19 Mayıs için şu çağrıyı gerçekleştiriyor:

 

“Vatan, Cumhuriyet, Laiklik ve Atatürk düşmanlarına karşı Türk Gençliği olarak cevabımız var. Bu cevabı merak edenler, 19 Mayıs 2016 günü Şişli Atatürk Evi’nin önüne baksın. Buraya bakanlar Türk Gençliği’nin yenilmez gücünü ve kararlılığını görecek. Planımız, programımız ve kararımız kesindir. Türkiye’yi böldürmeyeceğiz! Cumhuriyetimizi yıktırmayacağız! Atatürk Devrimi’ni devam ettirecek ve tamamlayacağız!”

 

*

 

Haydi, gençler ve her zaman genç kalanlar! Sosyal medyada sızlanmaktan, kafeler de, kantinler de söylenmekten vazgeçin! 19 Mayıs ruhuna sahip çıkın! Geleceğine sahip çıkmaya çalışan TGB gençliğine de sahip çıkın! Sahip çıkın ki, ABD emperyalizmi ve yandaşları bir kez daha “geldikleri gibi gitsinler!”

 

Biz mi? Biz de orada olacağız; bekleriz…

 

hergunlu@ttmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dövizdeki yükseliş ekonominin baş belası.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay