22.02.2018,15:56
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
19 Mayıs Birinci Vazife Yürüyüşü
2712016-12552972_10153921535774589_156661117630312356_n-010317.jpg
TÜLAY HERGÜNLÜ
Atatürk, ileriyi görebilen bir liderdi. Günü kurtaracak siyasi politikalar üreten vizyonsuz (uzağı göremeyen), çevresine at gözlükleriyle bakan politikacılardan değildi.

Dünyayı doğru okuyabilen, bulunduğu coğrafyayı ise çok iyi tanıyan bir devlet adamıydı. İstiklâl Savaşı ile bağımsızlık kazanılmış,  Lozan’da da millî sınırlar tescil edilmişti. Ancak her şey bitmiş, ortalık güllük, gülistanlık olmuş değildi. Coğrafî konumunun özelliği nedeniyle Anadolu’ya sahip olan, boğazları ve dolayısıyla da Ortadoğu’yu, Balkanlar’ı ve Kafkaslar’ ı kontrol altında tutabilecekti. Bu durumda da Asya ve Ortadoğu’nun petrolleri çok daha kolay idare edilebilecekti. İşte Mustafa Kemal Atatürk bu tehlikenin farkındaydı. Dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de Türk Gençliğini, Cumhuriyet’inden mahrum etmek isteyecek dâhili ve harici düşmanlarının olacağını biliyordu.

 

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kalelerinin zapt edilebileceğini, tersanelerine ve tüm kurum ve kuruluşlarına girilebileceğini, bütün ordularının dağıtılabileceğini, ülkesinin her köşesinin bilfiil işgal edilmiş (sadece topla tüfekle değil, günümüzün savaş teknolojileriyle, füzelerle, füze kalkanlarıyla, ekonomik ve siyaseten v.b.) olabileceğini biliyordu.

 

Tüm bu şartlar ve koşullardan daha acıklı, ağır, korkulu ve çok tehlikeli olmak üzere, iktidara sahip olanların gaflet (aymazlık) ve dalâlet (sapınç, sapkınlık, doğru yoldan ayrılma) ve hatta hıyanet (kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma, hainlik, ihanet) içinde olabileceklerini biliyordu.

 

Bu iktidar sahiplerinin kişisel menfaatlerini, müstevlilerin (bir yeri istila eden, yönetimi altına alan kimse, devlet, ordu vb.) siyasî emelleriyle birleştirebileceklerini, milletin fakirlik içinde perişan ve yorgun düşebileceğini biliyordu. Bir gün İstiklâl ve Cumhuriyet’ini müdafaa etmek zorunda kalabileceğini de…

 

İşte bunun için Türk Gençliği’ne; Türk istiklâlini (bağımsızlığını), Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet müdafaa ve muhafaza etme görevini vermişti. Mevcudiyetinin ve istiklalinin tek ve gerçek temelinin Cumhuriyet’i korumak olduğunu bilmesini, onu bir hazine gibi saklamasını istemişti. İçinde bulunduğu durumu ve imkânlarını hatta imkânsızlıklarını düşünmeden, etnik ve dinî kimliğine bakmadan Cumhuriyet’i ve geleceği için harekete geçmesi gerektiğini işaret etmiş, o günün gençliğinin üzerinden, bugünün ve geleceğin gençliğine de İstiklâl ve Cumhuriyet’i korumasını emretmişti.

 

Bugünün gençliğinin tek yapması ve yapmakta olduğu budur! İstiklâlini ve Cumhuriyet’ini, yani kendi geleceğini korumak!

 

İşte Ata’sının verdiği görevi, birinci vazifesini yerine getirmek için harekete geçen Türk Gençliği, Türkiye Gençlik Birliği (TGB) öncülüğünde, 19 Mayıs 2016 Perşembe günü İstanbul’da yürüyüşe geçiyor.

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkmadan önce, 6 ay boyunca toplantılar ve planlar yaptığı Şişli Atatürk Evi önünden başlayacak olan “Birinci Vazife Yürüyüşü”, yine Atatürk’ün Dolmabahçe önünde demirleyen düşman gemilerine bakıp, “Geldikleri gibi giderler!” dediği yerde, Dolmabahçe Sarayı’nda son bulacak. Atatürk’ün son nefesini verdiği odaya karanfiller bırakılacak. Saat 19.00’dan itibaren de gençlik şöleni var.

 

TGB Genel Başkanı Çağdaş Cengiz, gençliğin kararlılığını vurgulayarak, 19 Mayıs için şu çağrıyı gerçekleştiriyor:

 

“Vatan, Cumhuriyet, Laiklik ve Atatürk düşmanlarına karşı Türk Gençliği olarak cevabımız var. Bu cevabı merak edenler, 19 Mayıs 2016 günü Şişli Atatürk Evi’nin önüne baksın. Buraya bakanlar Türk Gençliği’nin yenilmez gücünü ve kararlılığını görecek. Planımız, programımız ve kararımız kesindir. Türkiye’yi böldürmeyeceğiz! Cumhuriyetimizi yıktırmayacağız! Atatürk Devrimi’ni devam ettirecek ve tamamlayacağız!”

 

*

 

Haydi, gençler ve her zaman genç kalanlar! Sosyal medyada sızlanmaktan, kafeler de, kantinler de söylenmekten vazgeçin! 19 Mayıs ruhuna sahip çıkın! Geleceğine sahip çıkmaya çalışan TGB gençliğine de sahip çıkın! Sahip çıkın ki, ABD emperyalizmi ve yandaşları bir kez daha “geldikleri gibi gitsinler!”

 

Biz mi? Biz de orada olacağız; bekleriz…

 

hergunlu@ttmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?