26.02.2018,02:20
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Atatürk ismi statlarda da tarih oluyor
2712016-12552972_10153921535774589_156661117630312356_n-010317.jpg
TÜLAY HERGÜNLÜ
Geçtiğimiz Pazar günü, Sonu “Arena” ile biten statlara bir yenisi daha eklendi; Beşiktaş İnönü Stadı’nın adı da Vodafon Arena oldu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün adını taşıyan ve Beşiktaş maçlarının oynandığı İnönü Stadı’dının adı tarihe karıştı; tıpkı Kocaeli İsmet Paşa Stadı’nın adının Kocaeli Arena olması gibi.

 

Hadi İnönü adının kaldırılmasına bir tesadüf diyelim geçelim; peki ya adı “Atatürk Stadı” olanlar?

 

Antalya ATATÜRK Stadı; Antalya Arena

Afyon ATATÜRK Stadı; Afyon Arena

Antakya ATATÜRK Stadı; Hatay Arena

Bursa ATATÜRK Stadı; Timsah Arena

Eskişehir ATATÜRK Stadı; Es-Es Arena

Sakarya ATATÜRK Stadı; Sakarya Arena

Rize ATATÜRK Stadı; Rize Şehir Stadı

Konya ATATÜRK Stadı; Torku Arena

Kayseri ATATÜRK Stadı; Kadir Has Stadı.

 

Olarak değiştirildi. Şimdi hakkını teslim etmek gerek; Kasımpaşa Stadı’nın adı, Recep Tayyip Erdoğan Stadı olarak değiştirildi... “Recep Tayyip Erdoğan Arena” da olabilirdi, maazallah!

Bu Arena merakı nereden geliyor anlamak mümkün değil.  

 

Merak edip Türk Dil Kurumu’ndan (TDK) kelimenin anlamını araştırdık. Fransızca kökenli olan Arena kelimesinin anlamı bakın neymiş;

 

Arena: Boğa güreşi, yarış, oyun vb. gösteriler yapılan alan/ Siyasi çekişmelerin geçtiği yer.

Arena denince bizim aklımıza, eski Roma’daki kanlı gösterilerin acımasızca sergilendiği alanlar geliyor. Son derece ruhsuz ve anlamsız bir kelime...

 

Amaç da bu değil mi; Millî duygu ve düşüncelerin yerini anlamsızlıklarla doldurmak; Böylece Türk Milleti’nin millî değerleriyle arasına dev arenalar yerleştirmek…

 

Beşiktaş İnönü Stadı’nın, Vodafon Arena adıyla yapılan açılış törenlerine taraftarları almadılar. İlk kez taraftarsız bir stat açılışı gerçekleştirildi. Beşiktaş yöneticileri, devlet büyüklerinin önünde el pençe divan durdu. Anlı şanlı büyüklerimiz, stadın içinde kendileri çalıp, kendileri oynadılar. İçeride ve dışarıda kuş uçurtulmadı. Stat ve çevresi karadan ve havadan adeta ablukaya alındı. Ana arterler, caddeler ve sokaklar kapatıldı. Vatandaş yollarda harap oldu. Beşiktaşlı taraftarlar ise stada alınmadıkları için öfkeliydi…

 

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve eski Cumhurbaşkanı ilk başlama vuruşunu yapmak üzere sahaya indiler. Diyarbakır’a binlerce koruma ile çıkartma yapıp, tüm ısrarlara rağmen çelik yelek takmayı reddeden; her fırsatta şehit olmayı dileyen anlı şanlı ve de korkusuz başbakanımızın, havadan helikopter; karadan ise özel harekât ve çevik kuvvet destekli törende boş tribünlere karşı top koşturması, izlenmeye değerdi…

 

Açılışın ertesi günü ilk maç Beşiktaş - Bursaspor arasında oynandı. Maçtan önce, stat çevresindeki taraftarlara polis biber gazı ve tazyikli su kullanarak müdahale etti. Gerekçe ise, taraftarların stat yakınındaki bariyerlere aşırı yüklenmesi sonucunda oluşabilecek güvenlik tehlikesi imiş! Biber gazından etkilenen çocukların ağlayan görüntüleri, bu bahanenin çok da inandırıcı olmadığını düşündürdü… Belki de bir tür, Beşiktaş-Çarşı düşmanlığının dışa vurumuydu…

 

Taraftar, “Mustafa Kemalin askerleriyiz” sloganıyla dev stadı inletti. Acaba yöneticiler, bu tarz sloganların yaratacağı sıkıntıdan çekindikleri için taraftarı açılış törenine almamış olabilirler mi?

 

***

 

Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığını artık gizlemiyorlar. 10 yıl öncesine kadar spor komplekslerinin neredeyse tamamına yakınının adı Atatürk ile anılırken, şimdi birer birer değiştiriliyor. Atatürk’ün adını spordan da siliyorlar. Bu ülkedeki milyonlarca Atatürk bağlısı insanın hem duygularıyla hem de değerleriyle oynuyorlar; Hiç utanmadan, sıkılmadan ve vicdanları sızlamadan!

 

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, dünya devletlerinin Türkiye üzerindeki emellerini tarihe gömdü. Dileğimiz o dur ki; Beşiktaş’ da nice dünya takımlarını Arena’ya gömsün!

 

Ümidimiz ise bir gün, vatandaşın gözünü açması ve zulümdarları topyekûn sandığa gömmesi yönündedir.

 

******

 

Anlamlı Kitaplar Arasında:

Elimde bir kitap var; Hüznün Adresi- Sessiz Çığlık. Kitabı İzmir’de faaliyet gösteren Latife Hanım Grubu adına Baran Gürbüz ve Pınar Yurdun hazırlamışlar. Türk askerine kurulan kumpas davalarında ( Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Askeri Casusluk v.b.) tutuklu olarak cezaevlerinde kalan askerlerin gönderdiği mektupları bir kitap haline getirerek tarihe not düşmüşler. Unutmamak, unutulmamak adına…

 

Kitabın isteme adresi:

Engin Demirkollu Sarıkartal

engindemirkollu@gmail.com

Telefon: 0555 839 06 40

 

Nefise Yurtseven:

nefiseyurtseven@yahoo.com

Telefon:0555 288 50 47

 

hergunlu@ttmail.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye ekonomik anlamda onbirinci kez kalkınma planı yapıyor.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de, ülkeler arasında çıkan savaşların nedenleri araştırıldığında, asıl nedenlerin başında çıkar amaçlarının, yani ekonomik nedenlerin olduğu görülecektir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?