22.11.2017,08:32
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Başkomutan-2
2712016-12552972_10153921535774589_156661117630312356_n-010317.jpg
TÜLAY HERGÜNLÜ
Amasya’dan Erzurum’a geçti.

Harbiye Nezaretine ve Padişaha resmî vazifesiyle beraber askerlik mesleğinden istifa ettiğini bildiren bir telgraf çekti. Durumu orduya, vilayetlere ve millete bir genelge ile bildirdi: 

“... Bundan sonra mukaddes millî gayemiz için her türlü fedakârlıkla çalışmak üzere sine-i millette bir ferd-i mücahit suretiyle bulunmakta olduğumu arz ve ilan ederim.”

 23 Temmuz 1919’ da Erzurum Kongresi’ni gerçekleştirdi. Kongre de;

“Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.” kararı çıktı.

Askerlik mesleğinden çıkarılmasına, sahip olduğu madalya ve nişanların geri alınmasına ve fahri yaverlik unvanının kaldırılmasına dair Padişah fermanı çıkartıldı. Eylül’ de Sivas’a geldi ve kongreyi topladı. Sivas Kongresi’ nde “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” oluşturuldu. Sivas’tan Amasya’ya geçti. Burada beraberinde bulunanlar ile  “Amasya Mülakatı’nı” gerçekleştirdi. Kasım’da İstanbul’da toplanacak olan Osmanlı Meclis-i Mebusanı için Erzurum milletvekilliğine seçildi. Aralık ayında Ankara’ya geldi.

16 Mart 1920’ de İstanbul resmen işgal edildi. İstanbul’un işgali nedeniyle millete bir beyanname yayınladı:

“... Bugün, İstanbul’u zorla işgal etmek suretiyle Osmanlı Devleti’nin yedi yüz senelik hayat ve egemenliğine son verildi. Yani bugün Türk milleti, medenî kabiliyetinin, yaşama ve bağımsızlık hakkının ve bütün geleceğinin savunmasına davet edildi.

23 Nisan 1920’ de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açıldı; Meclis başkanlığına seçildi. Mayıs ayında İstanbul’da divanıharp tarafından idama mahkûm edildi; karar, Padişah Vahdettin tarafından jet hızıyla onaylandı.

22 Haziran 1920’ de Yunanlılar Milne hattından[1] genel taarruza geçti. TBMM’ de bir konuşma yaptı:   

“... Memleketimizin ellide biri değil bütünü tahrip edilse, bütünü ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız!..”

10 Ağustos 1920’ de İstanbul Hükûmeti ile İtilaf devletleri arasında Türkiye’nin parçalanmasını içeren “Sevr Antlaşması”  imzalandı.

10 Ocak 1921’ de Birinci İnönü Zaferi gerçekleşti.  20 Ocak’ da İlk Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (Anayasa) kabul edildi. TBMM’ de bir konuşma yaptı:

“... Bugün anlaşılmıştır ki Sevr Anlaşması hükümleri Türkiye’ye zorla uygulanamaz. ...”

1 Nisan 1921’ de İkinci İnönü Zaferi gerçekleşti. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya bir telgraf çekti:

“... Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz...”

Temmuz ayında Ankara’dan, Karacahisar’daki Batı Cephesi Karargâhına geldi ve İsmet Paşa’ya bir direktif verdi:

“Orduyu, Eskişehir’in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra düşman ordusuyla araya büyük bir mesafe koymak lazımdır ki, ordunun düzenlenmesi ve takviyesi mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya doğusuna kadar çekilmek uygundur.”

25 Temmuz’da Batı Cephesi’nde Türk ordusu, Sakarya Nehri’nin doğusuna çekildi.

5 Ağustos 1921’ de geniş yetkilerle ve üç ay süre ile Başkomutanlık yetkisi veren Kanun, TBMM’ de kabul edildi; (Sonraları bu yetki süresiz olarak verildi) Bir konuşma yaptı:

“... Milletimizi esir etmek isteyen düşmanları, Allah'ın yardımıyla ne olursa olsun mağlup edeceğimize dair olan güven ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada bu kesin inancımı yüksek heyetinize karşı, bütün millete karşı ve bütün âleme karşı ilân ederim.”

7-8 Ağustos’ ta ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere Tekâlif-i Milliye emirlerini yayınladı.  

23 Ağustos 1921’ de Yunan ordusu taarruza geçti; 22 gün 22 gece devam edecek olan Sakarya Meydan Muharebesi başladı. Başkomutan olarak birliklere şu emri verdi: 

Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz!”

13 Eylül 1921’ de Sakarya Meydan Muharebesi zaferle sonuçlandı. TBMM tarafından kanunla “mareşal” rütbesi ve “gazi” unvanı verildi. 

26 Ağustos 1922’ de Büyük Taarruz başladı.  (Bütün dünyayı uyutmuş, bir yıl boyunca gizlice orduyu hazırlamıştı. )

30 Ağustos 1922’ de Yunan ordusunun tamamen sarılması ve imha edilmesiyle Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi kazanıldı;  orduya emir verdi:   

“... Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!”

9 Eylül 1922’de İzmir düşmandan geri alındı. 10 Eylül 1922’de İzmir’e geldi.

Ekim’ de zaferler hakkında TBMM’ de bir konuşma yaptı: 

“... Bu Anadolu Zaferi tarih sayfaları arasında, bir millet tarafından tamamen benimsenen bir fikrin ne kadar güçlü ve ne zinde bir kuvvet olduğunun en güzel misali olarak kalacaktır.”

24 Temmuz 1923 ‘de Lozan Antlaşması imzalandı. Türkiye’nin sınırları tescil edildi.

29 Ekim 1923’ de Cumhuriyet ilan edildi ve Cumhurbaşkanlığına seçildi.

21 Kasım 1923’ de TBMM kararı ile yeşil-kırmızı şeritli “İstiklal Madalyası” verildi.

24 Kasım 1934’ de TBMM tarafından  “ATATÜRK” soyadı verildi.

O artık Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ tür.

 

***

Başkomutanlık öyle oturduğunuz yerde size altın tepsi ile sunulmuyor… Başkomutan olmak için; zaferden zafere koşmak, bir vatan kurtarmak, kısaca; bir ömür vermek gerekiyor…

Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, zaferin;

Türk Milleti; senin de 30 Ağustos Zafer Bayramın kutlu olsun!

Tüm şehitlerimize rahmet ve minnetle…

 

hergunlu@ttmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dövizdeki yükseliş ekonominin baş belası.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay