22.11.2017,08:31
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Herkes nefretini yavaşça sevginin bağrına bıraksın
2712016-12552972_10153921535774589_156661117630312356_n-010317.jpg
TÜLAY HERGÜNLÜ
Ülke olarak 15 Temmuz gecesinden bugüne çok üzücü olaylar yaşıyoruz. Türkiye olarak ağır bir sınavdan geçiyoruz.

Devletin kurumlarına sızan Cemaatçi bir yapının (FETÖ), Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmeye yönelik bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Kumpas öyle hazırlanmıştı ki halk ve Mehmetçik karşı karşıya getirildi. Yaşanan olaylarda güvenlik güçlerinin yanı sıra çok sayıda masum vatandaş da hayatını kaybetti. “Tatbikatta” olduklarını zanneden bazı acemi askerler öfkeli kişilerce dövüldüler, linç edilerek öldürüldüler.  Sosyal medya da dövülmüş, öldürülmüş askerler ile ölmüş askerin başına ayağını koyarak “bozkurt” işareti yapan bir kişinin yer aldığı görüntüler nefret uyandırdı. İç çamaşırlarıyla bırakılıp, toplu halde yere yatırılarak aşağılanan askerlerin görüntüleri, Nazi kamplarını aratmayacak nitelikteydi.

 

Ne olmuştu da Türk halkı kendi askerinden böylesine nefret eder bir hale getirilmişti!

 

Mehmetçiği görünce içi titreyerek bağrına basan, asker ocağını Peygamber Ocağı ile bir tutan bir milletin kendi askerine bu kadar kinlenmesi Ergenekon, Balyoz v.b. kumpaslar sonucunda yaratılan “asker düşmanlığı” nın bir sonucu muydu?

 

Peki ya asker? O ne zaman kendi halkının üzerine ateş açacak kadar gözü dönmüş bir cani haline getirildi? Hadi askerler anlamıyor diyelim, peki ya o anlı şanlı komutanların,  meczup bir imamın müritliğine soyunmalarının arkasında yatan gaflet, dalalet ve hıyaneti yaratan etkenler nelerdi?

 

Bir de şöyle soralım;

 

Başta TSK olmak üzere devletin her kademesine sızan binlerce cemaatçi kişi bu kadar güçlenirken; Emniyet, Hükümet, MİT ve Genelkurmay gibi devletin en üst kuruluşlarını yönetenler neredeydi? Bu güne kadar görevden alınan, tutuklanan binlerce insan (ki bunun 6 bin civarı TSK mensubu), biliniyordu da neden bu güne kadar gereği yapılmadı?

 

Bu soruların cevaplarını biz sıradan vatandaşların bilebilmesi elbette mümkün değildir; ancak, emin olduğumuz bir şey varsa o da bir ülke için en kötü hükümet bile hükümetsiz kalmaktan iyidir. Türkiye olarak geçmişte yaşadıklarımız önümüzde duran acı birer örnektir.

 

Beğeniriz ya da beğenmeyiz; AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin halk çoğunluğuyla seçilmiş meşru unsurlarıdır. Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsil eder ve aynı zamanda da “Başkomutan” sıfatını taşır. Yani Cumhurbaşkanı’na gerek içeride gerekse de dışarıda yapılan en ufak bir saldırı aynı zamanda da devlete yapılmış bir saldırıdır.

 

İktidarı ve Cumhurbaşkanı’nı değiştirmek için gidilmesi gereken adres, darbe değil seçim sandığıdır! Bir hükümeti değiştirmenin demokratik yolu sadece ve sadece sandıktan geçer!

 

Artık sükûnet ve çalışma zamanıdır.

 

*

 

Yaşanan darbe girişimi vatandaşlar arasında zaten var olan kin ne nefretin gittikçe yükselmesine neden oldu. Sosyal medya da yer alan ağır hakaretler, küfürler ve tehditler kışkırtıcı boyutlara ulaştı. Aynı ülkenin, aynı vatandaşlık kimliğini cebinde taşıyan insanları birbirine ateş püskürüyor! Sergilenen asker düşmanlığı ise TSK’yı yıpratacak bir hal aldı.  

Olası bir dış müdahalede bizi koruyacak olan tek kuvvet, Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. Kendi güvenliğimiz için korumamız geren tek toprak parçası, üzerinde yaşadığımız anavatanımız olan Türkiye’mizdir!

 

Bu gerçeklerden hareket edersek; görevin yine biz vatandaşlara düştüğü sonucuna ulaşırız. Bu Durumda da şöyle bir çağrıda bulunmak vatandaşlık görevimizdir!

 

Herkes nefretini yavaşça sevginin bağrına bıraksın!

Gelin hep birlikte temiz bir sayfa açalım ve işe sosyal medyadaki yorumlarımızdan başlayalım. Karşı düşünce de olan kişilere saldırmak yerine onları anlamaya çalışalım. Meydanlarımıza nefret değil sevgi ve hoşgörü hâkim olsun! Düşünce ve fikir özgürlüğünün kapılarını demokratik haklar çerçevesinde sonuna kadar açalım. Nefret de değil sevgi de birleşelim.

 

Tüm parti mensupları ve milletin vekilleri de şiddet ve hakaret içeren söylem ve eylemlerini 15 Temmuz öncesinde bırakarak el sıkışsınlar ve halka örnek olsunlar.

Göreceksiniz ki hayat bu haliyle çok daha huzurlu ve yaşanabilir olacak; birlik ve beraberliğimizle sorunlarımızın üstesinden daha kolay gelebileceğiz.

 

Sonuç olarak bu darbe girişimi de gösterdi ki;

EGEMENLİK KAYITSIZ VE ŞARTSIZ MİLLETİNDİR!

Değiştirmeye ise kimsenin gücü yetmeyecektir!

 

hergunlu@ttmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dövizdeki yükseliş ekonominin baş belası.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay