21.11.2017,00:15
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Godzilla yöneticilerinin sonu
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
“Hepsi Benim Oğlum”

Amerika henüz 2. Dünya Savaş’ında kazandığı zaferi kutlamaktayken, 1947 yılında, yazar Arthur Miller’in “Hepsi Benim Oğlum” adlı oyunu Broadway’de sahneye kondu.

 

Oyun, savaş üretiminden malzeme çalarak imal ettiği ve çatlak olduğunu bildiği motor silindir kafalarını sevk ederek varlıklı bir hava-uzay şirketi kuran Joe Keller’ın öyküsünü anlatmaktaydı. Keller’ın para hırsı çok sayıda uçağın arızalanıp düşmesine ve elbette pilotların ölmesine neden olmuştu.

 

Heyacanın doruk noktasına ulaştığı bir sahnede Joe Keller, kendisi de savaş pilotu olan oğlu Larry’nin, babasının işlediği suçu öğrendikten sonra gönüllü olarak bir intihar misyonuna katıldığını öğrenir. Büyük bir pişmanlık duyan Joe Keller eşine, gidip polise teslim olacağını söyler. Kadın ilk anda ona yalvarır ve vazgeçirmeye çalışır. “Larry senin de oğlundu ve biliyorsun, teslim olmanı istemezdi” der ağlayarak.

 

“Doğru, o benim oğlumdu” diye cevap verir Keller. “Ama şimdi düşündüğümde, hepsi benim oğlumdu. Sanıyorum öyleydiler, evet öyleydiler.” Bu sözlerin ardından Joe Keller kafasına dayadığı tabancanın tetiğini çeker.

 

Genel olarak iş dünyasını ilgilendiren tüm sınırlar içinde, iş çıkarları ile toplumsal çıkarları ayıran kadar çizgi kadar bulanığı yok. Uzun yıllar iş-güç dünyası, kurnazca burada bir çizgi çekmekte. Patronlar ve yöneticiler ahlâki olanı yasal olanla eş tutarak yüksek kâr elde emeye devam etseler de artık bu yapıda kabul görmemeye başladılar. 

 

Elbette insanın bencil doğasının aniden evrim geçirmesini bekleyemeyiz ancak ekonomik kültürün ve iş dünyasının bazı önemli unsurları kabul edilebilirlik açısından değişmek durumunda kaldı.

 

Değişimi izlerken Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Örneğin, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini duymayan yoktur ancak sıralamayı bir tek ihtiyaç konusunda yapmamıştır. Maslow aynı zamanda “İyi yöneticiler ve iyi girişimler ve iyi ürünler ve iyi topluluklar ve iyi devletler – hepsi birbirinin koşuludur.” der. İdealize edilmiştir aslında metodoloji olarak “iyi olmak” kavramını bu noktada. İdeal olana henüz ulaşılamamış olsa da, literatürde ve kimi ekonomilerde, iş dünyasında bunun yansımalarını izleyebiliyoruz. 

 

Etik, şeffaf ve hakkaniyetli olmak, işleri kolaylaştırırken gücü de artırıyor. Global rekabetin ve buna eşlikçi “yaratıcı yıkım” dalgalarının baskıları şirketlerin bencillik ve kibir yerine, erdem ve nesnellikle yönetilmesini zorunlu kılmakta.

 

Yöneticilerin bilinçlenmesi mühim oluyor bu noktada. İyi haber ise hiç kimsenin doğarken yönetici olmaması. Yani aslında öğrenebiliriz ailemizden, çevremizden ve hatta tarihten. Bu bilinçle yetişen insan yöneticilere ihtiyaç her zaman elzem. Yine de bencillik, etik yoksunluğu, aç gözlülük, para ve güç düşkünlüğü akıl bareminden bir türlü geçip de üretime yansıyamıyor piyasalarda.

 

Gozilla yöneticiler Godzilla yapıları yaratıyor. 1954 bir Japon televizyon dizisinde uzun zamandır yatmakta olduğu uykusundan radyoaktivite tarafından uyandırılmış 50 metre boyundaki bir dinazorun adıdır Godzilla. Yoluna çıkan herşeyi silip süpüren, geçtiği yeri yerle bir eden, nefesi ile her tarafı kavuran, gücü ölçülemeyip kontrol altına alınamayan bir yaratıktı Godzilla. Sürekli büyüyen ve doymak bilmez bir şekilde tüketen bir canavar...

 

Neden ve nasıl diye düşündürüyor Godzilla yöneticiler. Kafamızı kaldırdığımızda gözümüze hemen çarpan, kurum ve kuruluşları yöneten pek çoğu var. Elimiz kolumuz bağlı izliyoruz onları ve bile isteye destekleyenlere de hayret edip, yine de vazgeçmiyoruz duruşumuzdan. Esasen ne zaman biteceğini kestiremediğimiz, entellektüel ve iş yapış etiğine bağlı insanca ve profesyonel bir direniş bu.

 

Öte yandan bizi dirençli kılan ve zamana yenilmemize engel olan sarılabileceğimiz bir bilgi ve inanç ışığı kafamızda her zaman var. Adaletsizliği fazlasıyla yakından tanımış olan Martin Luther King Jr. şöyle diyordu: “Evrenin yayı uzundur, ama adalete yönlenmiştir.”

 

Bizler hepimiz doğanın ürünleriyiz. Zaman zaman yanlış dönüşler ve geriye kaymalar hep olacaktır. Ama evrimin oku öncülerin önünde uçmaya devam edecek.

 

Godzillalar belki bir an fark ediverecekler nelere mal olduklarını Larry’nin duruşu gibi dik duranlar sayesinde. Belki o gün, daha korkunç bir canavar ile karşılaşıp canları için savaşıyor bulacaklar kendilerini. Başarırlarsa derin uykularına çekilecek, başaramazlarsa sonsuza dek yok olacaklar. Belki de, kendi silahlarını kafalarına dayayıp tetiği çekiverecekler öylece.

 

Evet farkedecekler zarar verdiklerinin, yaktıklarının, hiçe saydıklarının kendi çocukları olduklarını… Ve o gün adalete yönelmiş öncüler hazır olacak daha refah sahibi bir toplum için.

 

sezerkoyun@cratone.com

 

Cratone Danışmanlık – Traficon Partner, Türkiye

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay