21.11.2017,17:10
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Metaforsuz dakika geçmez bazılarına
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
Halimiz belli. Gönlümüzdeki ile gerçekler, yaşananlar arasında derin uçurumlar var. Süperegoyu yaratıp besleyen kutsallık içeren kavramlar birbirleriyle kavga içinde.

Tam da 1. Dünya Savaşı'nı takiben gelen ölüm, yıkım ve kaos sonrası Freud’un da bulunduğu gibi hepimiz bir vicdan sorgusu içindeyiz. Freud’a baktığımda yaklaşımında insanın yargı ve kararlarına ilişkin sistemin üzerine yürümüş olduğu nettir. Bunu yaparken de id-alt bilinç, ego-benlik ve süper ego – üst benlik kavramlarını ve aşamalarını açıklamış.  

 

İd acıktığında anında ne bulursa onu yemeyi isterken, ego bunun zamanlamasının doğru olup olmadığına dikkat çekip dizginleyendir.  Süperego ise kural ve değerlere bağlılıkla yön verir insana; yani vicdanın ta kendisidir.

 

Şu günlerde, id aşamasında ısrarcı ve ilkel tipleri izliyoruz sahnede. Zamanlamayı, doğruluğu düşünen kişiler yok gibi. Azınlıkta olan bir kesim ise hala insanlık, vicdan diyor.

 

Nasıl geldik bu noktaya? Düşündüğümde ne güzeldik derim ya hep.

 

5 yaşımdayken Çamlıhemşin’de henüz 4 yaşındaki kardeşimle evde yalnız kalabilirdik. Komşularımız vardı; yalnızlık yalnızlık değildi.

 

10 yaşımdayken Ankara Kayaş’tan tek başıma trene biner, Sıhhıye’de inip tekrar otobüse biner giderdim okuluma. Yine yalnız değildim, o yolculukta benimle birlikte olan insanlar vardı. 

16 yaşında Anırkabir’in çevresinde sabah akşam koşar, spor yapardım. Ne rahatsız eden, ne rahatsız olan vardı taytımdan, t-shirtümden, benden.

 

Şimdi çocuğuma site dışında tek başına spor yaptıramıyorum, komşuluk ilişkilerimiz oldukça zayıf; evde telefonuna cevap vermese sitedeki Kafe’den rica ederim bakmalarını kızıma. 13’üne girmiş evladımın tek başına otobüse, trene binmesine asla iznim yok.

 

Halkımız arasında ciddi bir kutuplaşma ve bu durumdan mütevellit bir sevgisizlik hatta ötesi vicdansızlık kol geziyor. İd peşinde açlığını doyurmak için herşeyi yapabilen yaratıklar var artık. Neyin ne kadar uygun olduğunu asla düşünmeyen benlikler-egolar. Kural ve değerler bütünlüğüne bağlı hareket etmeye calışan vicdanlar-süperego sahipleri ise tek tük.

 

Emek hırsızlığı, hak hırsızlığı, gelecek hırsızlığı dört bir yanımızda. İstediğini alan alıyor her köşede ama cana maloluyor, emeğe mal oluyor, halk olarak herbirimize mal oluyor. Rezalet kepazelik denen şey normalleştiriliyor. Değerlerine, kurallara bağlı superegosu yüksek biri isen ve senin gibiler ile yürümeye devam etmeye çalışıyor isen sesin giderek kısılıyor. Boğulanları görüyorsun ve hatta acıdır ki vazgeçip dönüşenleri.

 

Kısık sesinle direnirken varlığını devam ettirmeye bir bakıyorsun ki sesini bile zincirlemişler. Eşit değilsin artık, özgür hiç değilsin. Zavallısın, çünkü vicdanın var ama aynı zamanda insansın, çünkü vicdanın var...

 

Metaforlara dayanıyorsun sonra, teşbiste bile kusur aranıyor artık çünkü.

 

Mecazlarla nefes alabiliyorsun ifadelerinde. Konuşurken, yazarken eşit ve özgür hissetmediğinden metaforlarla yaşatıyorsun insan olduğunu hatırlatan ve süperegonu besleyen fikirlerini.

 

Anlıyorsunki metaforsuz dakika geçmez bazılarına ve gülümsüyorsun...

 

CRATonE Danışmanlık

www.cratone.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay