22.02.2018,17:34
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Barışsa mesele, barışı biz yaşatalım
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
Bir barış edebiyatıdır almış başını gidiyor ülkemizde.

Barış kelimesi genel anlamda düşmanlığın olmaması durumuna işaret eder.  Kötülükten, kavgalardan, savaşlardan kurtuluş, uyum, birlik, bütünlük ve huzur içinde yaşamak olarak tanım bulur.  Hal böyleyken bugün mü barış diyoruz inatla? Yahu günaydın. Malum aslında dünya tarihi boyunca barışı özlemeyen, istemeyen bir toplum yoktur. Ama kelimenin tam manasında barış yoktur.

 

Ellerimizle, gönlümüzle bile isteye hazırladık bugünleri beraberce. Hepimiz bir parça sorumluyuz. Olacakları hepimiz birlikte kucakladık. Kimimiz görmezden geldik, kimimiz umutlandık, kimimiz inandık, kimimiz kanmadık. Çatlak sesler yok değildi onlara faşist damgasını da hep beraber vurduk.

 

Gün, muhasebe günüdür. Gün, çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına batırmak günüdür.

Savaş yok aslında memleketimizde. Mozağimiz parçalansın, yeter ki bizim istediğimiz olsun diyen gruplar var. İşin fenası bu gruplar artık örgütlü gruplar. Sistemi alaşağı etmek isterken kendileri daha da ağır faturalar çıkaracak sistemler kuran gruplar.

 

Hedeflerine ulaşmak için ölüme sebebiyet veren, ölümler neticesinde toplumsal bir korku yaratan ve bu yarattıkları korku üzerinden mesaj vermek niyetinde olan gruplar. Evet savaş yok memleketimizde, terör var artan.. halkımız var teröre son diyemeyen.. bunlar terörist diyemeyen üst düzeylerimiz(!).. ve hatta haklılık haksızlık tartışmaları yapan aydınlarımız(!).. ama bir yanda da giden masum canlarımız.

 

Yanılıyoruz çok fazla yanıltılıyoruz. Ne çok örnek var tarihte. En popüler bilindik isimlerden bir örnek Nietzsche. Daha çok tartışılmazken, hani Cumhuriyet’in kuruluş tarihini bilmeyen mankenlerimiz kendisinin cümlelerini entelektüel görünmek adına kullanmaya başlamazken girdi Nietzsche girmişti hayatıma. Her zamanki refleksim, eserlerini okumadan hayatını okumaya, araştırmaya başladım. Yazdıklarının hangi dönem, hangi psikolojide, hangi çevrede, hangi şartlarda yazıldığı önemliydi değerlendirmekte, hoş beni yüz yıl sonra belki anlayacaklardı demişti ya kendisi.

Kadınların merhametsizliği vardı yaşamında, hastalıkları, bol hayal kırıklığı ve muhteşem yeteneği. Algısı farklıydı, değerlerin göreceliğiydi ona göre, "iyi" ve "kötü" kavramlarını sorgulayan ve eleştirendi. Kendisinin de deyimi ile  "Filozoflar içinde ilk psikolog" oldu, Freud’u Freud’dan önce "BilinçAltı" (id) kavramından ilk kez bahsederek etkiledi.

 

Bakıyorum da, böylesi bir insan filozofu Hitler ve beraberindekiler nasıl da suistimal etmişler diyorum, Hitler gibilerin yanında günümüz cahillerinin bile Nietzche’nin aydın namusuna nasıl tecavüz ettiklerine şahit oluyorum. Hep yanıltıldık bir sürü suistimalle. Üst insan diyen Nietzsche ölümünden 11 yıl önce, polis tarafından kargaşa çıkarmaktan tutuklandı, bilinen sebep Nietzsche'nin kırbaçlanmakta olan bir sütçü beygirine sarılması ve ağlayarak onu korumaya çalışıp yere yığılması olayıdır. Dostoyevski-  Suç ve Ceza romanında aynı olay Raskolnikov'un da başına gelmiştir. Değişen bir şey yoktur. Yanılmışızdır Nietzsche’ye yahudi düşmanı derken, faşist derken, kadın düşmanı derken. Yanıltılmışızdır nihilizmi anlamaya çalışırken.

 

Kullanılan semboller ve yalanlar sade vatandaşı istediğin gibi yönetebilmek içindir. Bu semboller istenildiği gibi kullanılmıştır. Sormak, sorgulamak korkunç bir suç olmuştur.

 

“Büyük yalancılar, büyük sihirbazlardır.” tarihte. Gerçeği saptırmak, yalanlar,  hitap yeteneği ve omurgasızlık hedefe giden yolda hep istenilen yere çekmiştir halkları. Bu sayede insanlar Sabbah döneminden belki daha da önceleri tek başına, ama Sabbah ile örgütlü biçimde kullanılmışlardır. Intihar bombacıları barış için, insanlık için canlarını verdiklerini düşünürken masumların katilleri olduklarını düşünmezler mi hiç? Düşünemezler onlar, düşünmelerine müsaade edilmez çünkü; onlar piyondur, gözden çıkarılabilecek. Bu eylemlerde ölenler ise hedefe giden yolda verilmiş birer kurbandır terör örgütlerine göre. Onların vicdanı yoktur. Hedeflerini insanlık, kardeşlik gibi motiflerle makyajlasalar da onların omurgaları yoktur, yalandır gösterdikleri hedef. Onların haysiyetleri, şerefleri yoktur. Hırsları vardır ve kanlı elleri.

 

Yok mu bir çözümü? Suistimaller, aydınlığa tecavüzler, cinayetlerle kurulu bir yeni sistem ne kadar sağlıklı, mutlu olabilir ki?

 

Ağırlıklı liberal ekonomilerde yer bulur terör faaliyetleri. Herkes haddini ve hakkını bilse, kardeşçe, dostça yaşamayı becerebilse bile inancım odur ki bitmeyecek bu barış edebiyatı. Bitmeyecek bu mozaik hırsızlığı.

 

Korkmayalım, el ele verip sandığa gidelim ilk adımda. Sonra, sonra yaralarımızı saralım. Birbirimize sarılıp, bölücüleri, düşmanları sistemden sadece dışlamak ile kalmayıp atalım. Bunu hep beraber yapalım. Teröre kurban edilen asker, polis, sivil ayırmaksızın hiçbirini unutmayalım. Birbirimize sahip çıkalım, bugünümüze sahip çıkalım, geleceğimize sahip çıkalım. Barışı biz yaşatalım.

 

CRATonE Danışmanlık Genel Müdürü

sezerkoyun@cratone.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?