21.11.2017,17:10
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Devletten şirkete: Yönetimde insanı merkeze koymak
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
Ocak 26, 2015 tarihinde Yunanistan’daki seçimlerden zaferle çıkan Radikal Sol İttifak (SYRIZA) lideri Aleksis Tsipras (Çipras) siyasi yemin ederek göreve başladı.

Yunanistan’ın içinde bulunduğu çıkmaz son 4 yıldır gündemdeydi ama  aslında,Yunanistan, 1981yılında Avrupa Birliği’ne girmesi ile beraber,bu çıkmaza girişin tohumlarını bizzat kendisi attı. O tarihte fazlası ile kendi kendisine yeten komşumuz; %30’lara yakın tarım üretim fazlalığını ihraç eder durumdayken, AB tarım politikaları gereği 80’li yıllarda çiftçilere verilen ödeneklerin kesilmesi ile 90’larda başlayan üretim engeli, var olan ürünlerin çöpleştirilmesine neden oluyor. Bazı kotalar konuyor, bazı şirketlerin gölgesi ile köyden kente göç başlıyor. Gümrük vergisi kalktığından, tarıma ek olarak ciddi üretim sektörleri olan özellikle tekstil, montaj ve gemi sektörlerinde yerli ürünler, ithal ürünlerle rekabet edemiyor hale geliyor ve sektörler çöküyor.

Bunlar bana tanıdık geliyor.. AB ülkesi olmasa da, malumlarınız, bazı ülkeler gümrük vergilerine ilişkin konularda aynı yolda… Yunanistan “Borçokrasi” içinde devinirken, bir de sadece borç ödemek üzere fonlanan ve bunun karşılığında sıkı politikalara uyma zorunluluğuna mağlup düşer pozisyondayken, bu derece radikal bir seçim sonucunun yansıması aslında pek de şaşırtıcı değil.

Halk tarafından bakınca; alınan borçların maliyeti, çalışanların ve hatta çalışmak isteyenlerin omuzlarına yüklendi. Neler mi oldu? Başlangıç:“Ulusal Genel Toplu İş Sözleşmesi” iptal edildi. Emeklilik yaşı 67 oldu.Dini bayram ve tatillerde emeklilere verilen ikramiyeler kaldırıldı ve aylıklarından yüzde 5-10 aralığında kesintiler yapıldı.  Kamu çalışan maaşları üzerinden %40’ın üzerinde kesintiler yapıldı ve paralelinde özel sektörde maaşlar düşürülürken, yılbaşı ikramiyeleri 13-14 maaş uygulamaları tarihe gömüldü. İşten çıkarmalar arttı.

Yunan çalışanlar, bir de tembelliklerinden bu haldeler iddialarıyla sarsılırken, Mayıs 2014’te yayınlanan OECD raporuyla aklanarak, haftada 42 saat ile en uzun saatler çalışan AB üyesi ülke vatandaşları olduklarını öğrendiler.

Şimdi insanı merkeze koyacağı düşünülen yeni bir liderleri var. Geleneksel dini yemini etmeyi reddetmiş ama siyasi yeminini etmiş bir lider. Aslında bir seçim aktörü ama liderlik etmesi umuduyla desteklenen bir Başbakan…

Devletler ya da şirketler... Yönetimde insanı merkeze koymak elzem!

Yunanistan seçimleri, bize iş hayatında kullanabileceğimiz bir patikayı işaret ediyor. İnsan Kaynakları uygulamalarının, merkezinde işyerinde verimliliği arttırma esasında ve “Hukuk-Haklar” çerçevesinde ve yine işyerinde “İnsan Mutluluğu” ütopyasını etkin olarak tasarlaması ve uygulanabilir önerilerle yürümesi pekâla mümkün.

Adına ister reform diyelim, ister değişim…Gelişmenin temelinde hayal kurmak ve statükodan ayrı düşünebilmek yeteneği yatar. Yönetimler bu doğrultuda kendi karakterlerine uygun şekilde, aşağıdaki örnekler gibi pek çok yaklaşım geliştirmelidirler:

  • İş güvencesi: gerçekten “güven” verir ilkesine sadık kalarak bir iş ortamı oluşturulabilinir.
  • Çalışmada sonuç belirlendiğinde, süreç çalışan tarafından şekillendirilebilinir.
  • Çalışanın ücretinin, işverenin finansal gücü ile birleşip marjinal faydayı arttırması sağlanabilir. (Konut-otomobil vb. gereksinimlere cevap)
  • İşverenin hatalarının çalışana etkileri azaltılabilinir. (Hacizler, kapanma halleri yerine işçinin işletmesi olma vb. durumlar)
  • İşyerinde katılımcı, şeffaf, hesap verebilir, performansa dayalı ve sonuç odaklı stratejik bir yönetim sistemi kurulabilinir.
  • Bireysel gelişimi destekleyici projeler yaratmak ve uygulamak, her iş yerinde zorunlu tutulabilinir. (Her zaman işle ilgili olmayan ama çalışanı mutlu edebilecek eğitimlere ücretsiz katılım vb. )
  • Çalışanların ruhlarına hitap edebilecek minimum işyeri standartları koyulabilinir (Işık, temizlik, müzik vb. unsurlar)
  • Esneklik ve güvence bir arada değerlendirilmesi sağlanabilinir. (Kadınların çocuk ve diğer bakım hizmetlerine erişimini hızlandırmak – örneğin her iş yerinde çalışanların çocuklarının devam edebileceği okul öncesi bakım hizmetlerinin verilebileceği kurumlar yaratmak - vb.)

 

Yunanistan örneğinden birşeyler öğrenerek ilerleyebiliriz. Ülkemizde en azından başlangıçta, özel sektörde şirket yönetimlerinde, insan mutluluğunu sağlayan temel araçların yönlendirici gücü hatırlanmalı ve etkin bir şekilde düzenlemelerle uygulamaya geçirilmelidir.Böylece şirket yönetimleri; başarısızlık ile yüzleşmek yerine, bu doğrultuda ortaya çıkacak olumlu sonuçları hep beraber sahiplenip, omurgamızı dik tutacak bir hamle daha yapmış olurlar; yoksa yetkin çalışanları ile birlikte herşeylerini kaybedebilirler.

CRATonE Danışmanlık

sezerkoyun@cratone.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 1 | Onay Bekleyen Yorum 0

Özgen Kara

AB'nin Yunanistan'a getirdiği ekonomik sınırlama ile ülkenin bunalıma girişi ; bu seçimde de BAĞIMSIZ politika ve ülke kaynaklarına bağlı ekonomik yapı belirleme sözü ile seçim kazanan SOL nitelikli partinin umut olması güzel anlatılmış. Teşekkürler !
27.1.2015 22:37:20


YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay