22.02.2018,23:51
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Kobi Gerçekleri
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.

Neden? 

-  Daha büyük işletmelerin yan sanayi olarak destekleyicisi ve değer zincirinde tamamlayıcısıdırlar.

-  Daha düşük yatırım maliyetleri ile yeni mezunlara fırsat tanırken, nitelikli eleman yetiştirilmesini sağlar ve genel istihdam oranını direkt arttırırlar.

-  Gelir dağılımında orta sınıfı oluştururken dolayısı ile denge kurarlar.

-  Bölgeler arası dengeli kalkınmayı sağlarken bireysel tasarrufu desteklerler.

-  İşçi – işveren kültürünü yaşatırken ekonomik ve sosyal istikrarın destekleyicisidirler.

-  Girişimci ruhlara kendi kültürlerini ve iş etiklerini uygulama fırsatı verirler.

Bunlar bir çırpıda aklımıza gelenler. Düşündükçe daha fazlasını üretmek, derine girdikçe fazlasını bulmak mümkün.

 

Ülke ekonomik ve sosyal yapısına faydaları bu denli net olan KOBİ’lerin durumlarına bakınca tablo ürkütücü:

Uzun süredir verimliliklerin giderek düştüğünü, finansman ihtiyacından yönetsel desteklere kadar pek çok konuda acil ihtiyaçların belirdiğini her birimiz farkındayız. Genellikle ailelerin elbirliği ile kurdukları bu işletmelerin çoğu gelişime ayak uyduramaz hale gelmiş, kuşaktan kuşağa, devirden devire pek çok yara alarak gelebilmeyi başarabilenler ise rekabetçiliğini büyük ölçüde yitirmiş durumdalar. KOBİ gerçeğine ışık tuttuğumuzda ilk gözümüze çarpanlar Pazar, sekör ve Teknik bilgilerini artırmadıkları, dağınıklık ve küçük ölçekli çalıştıklarından verimli olamadıkları, yönetim ve organizasyonda sorunları olduğu halde yeniliklere açık olmadıklarından kurumsallaşamadıklarıdır.

 

Kurumsallaşamama üretimden finansa her alanda onları ilerlemekten alıkoyan en önemli taştır.

KOBİ’lerin pek çoğu teknoloji bilgileri geride kalmış, uluslararası standartlarda üretim yapamayan, pazarlama faaliyetlerinde alt yapı eksiklikleri olan yapılar haline gelmişlerdir.  Kurumsallaşmada eksiklikler sebebi ile özsermayeleri yıllar içinde enflasyon erozyonuna uğradığından sermaye piyasalarından finans bulamazken, yine aynı sebepten standartlara uygun olmayan üretime devam edip rekabetçi olamadıklarından ihracat potansiyelleri düşmüştür. Kredi temininde güçlük çekmektedirler.

Finans tarafında teşvik mevzuatının karmaşık olmasının da etkisiyle mevzuata hakim olamadıklarından Devlet teşviklerinden ve diğer finansman araçlarından yeterli ölçüde yararlanamamaktadırlar. Vergiler ile SSK ve BAĞKUR primlerinden kaçınmak için yaygın olarak kayıtdışı çalışmaktadırlar ve bu durum haksız rekabete yol açmaktadır. Hal böyleyken KOBi dünyası ağırlıklı olarak yurtiçi ve yurtdışı teknik ve ticari gelişmeleri izleyecek durumda değiller. Doğru yere, doğru sektöre uygun şekilde yatırım politikaları üretemediklerinden pek çoğu hayal kurmaktan ve günü kurtarmaktan başka şey düşünemez durumdadır.

Aslolan temelde bu şartların farkında olarak karlılığa dönük neler yapılabileceğini ortaya koymaktır.

 

Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Önümüzde özetle üç yolumuz var:

1. Büyüme yoluyla (girdi ve çıktı miktarında aynı oranda artış sağlayarak)

2. Fiyat kurtarma yoluyla (çıktılarının fiyatlarını, girdilerinin fiyatlarından daha fazla oranda

artırarak)

3. Verimliliği artırma yoluyla (kaynakların etken kullanımı yoluyla)

Bu çözümlerin ilk ikisini doğru kararlar ile kısa sürede KOBİ içinde çözmek olası ilk adımlar olsa da verimlilik üzerine çalışmak esas olacaktır. Burada düşünülmesi gereken sürdürülebilir bir karlılık yakalamak olmalıdır.

Bilimsel metodolojik çalışmalar neticesinde “verimlilik ilkeleri” üzerinde ortak kabul görmüş ilkelere bağlı kalmak üzere yola çıkmak ilk adım olacaktır.

Nedir bu verimlilik ilkeleri?

1.       Doğru işi yapmak (doğruluk ilkesi)

2.       Yapabileceğinin en çoğunu ve en kalitelisini yapmak (iyilik ilkesi)

3.       Yapılanın toplumsal yararını sorgulamak (toplumsallık ilkesi)

4.       Sonucun toplumsal maliyetini çıkarmak (toplumsal maliyet ilkesi)

5.       Bireyin kendini, toplumu, ülke, dünya ve doğayı tanıması (bilme ilkesi)

6.       Mevcut ve potansiyel kaynakların tanınması, tanımlanması (farkında olmak ilkesi)

7.       Kaynakları doğru kullanmak (teknik olma ilkesi)

8.       Kaynakları tam kullanmak (ziyan etmeme ilkesi)

9.       Kaynakları zamanında ve yerinde kullanmak (uygunluk ilkesi)

10.   Kaynakları en ucuz, en az kullanmak (ekonomiklik ilkesi)

11.   Her kaynağın fayda-maliyet analizini yapmak (analitik olma ilkesi)

12.   Girdi seçimini doğru yapmak (en uygun bileşim ilkesi)

 

Tüm bunları baz aldığımızda KOBİ’lerin güçlendirilmesini sağlamak üzere politikaların yanında KOBİ sahİplerinin bakışının kurumsallaşmaya odaklanması gerek şarttır.

Genel anlamda tüm KOBİ’lerin durumu, sorunları ve bu sorunların çözüm önerileri ortaya konabilse de her KOBİ’nin kendi iç ve dış dinamikleri ile ihtiyaçlarının analizi ve bu ihtiyaçlara KOBİ’ye özel çözümler üretilmesi bizi başarıya götürecektir.

Türkiye’de Endüstri  4.0 ile dijitalleşen dünyada Yönetim Bilimi alanındaki çalışmalar da dijitalleşmiştir. Şirketlerin ihtiyaç analizlerine ilişkin ilk metodolojik çalışma 2017 Temmuz ayında Türk KOBİ’si kullanımına patent hakları saklı kalmak koşulu ile sunulmuştur. (www.sirketkilavuzu.com)

Yönetim Bilimindeki gelişmeler ve teknolojinin hayatımıza girişi ile bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça sorunlara çözüm getirmek kolaylaşacak, yol haritası netleştiğinde bize düşen kararlı bir biçimde gereğini yerine getirmek olacaktır.

 

“KOBİ’lerimizin başarısı ülkemizin ekonomik ve sosyal yapısının gelişimidir” bilinci ile odaklanarak çalışmaya devam edelim.

 

Partner - Traficon, TR Partner

CRATonE Danışmanlık Kurucusu  -  TRAFICON Advisors Türkiye Ortağı

www.cratone.com / www.traficonadvisors.eu

sezerkoyun@cratone.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Ekonomide yaşadığımız sorunlar açık.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?