21.11.2017,00:12
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Çoruh Enerji Planı’ndaki akıl almaz durumlar
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Bu ancak kötü amaca hizmet için yapılabilir; hiçbir uygulayıcı böyle bir aymazlığa düşemez.

Bu bilgilendirme yazısı, Üsküdar 1. Noterliğine 5 Ekim 2012 tarih ve 17 154 sıra numarada tasdik ettirilmiştir. Sonra, fotokopileri,  konuyla ilgili gördüğüm kişi, kuruluşve kurum ve makamlara birer mektup eşliğinde iadeli taahhütlü olarak, 21-23 Ekim tarihlerinde çoğu ve daha sonra birkaç adedi daha gönderilmiştir. Sadece Ziraat Mühendisleri Odasına ulaşmadığını biliyorum.

 

ÇORUH ENERJİ PLANI ve Öncesi, nasıldır ve ne amaçla yapılmıştır? - 3

 

Plana dışarıdan bakıldığında da akıl almaz durumlar ortaya çıkmaktadır:

1-      Planın uygulanmasına, akla ve mantığa aykırı olarak  aşağıdan yukarıya başlanmıştır. Bu ancak kötü amaca hizmet için yapılabilir; hiçbir uygulayıcı  böyle bir aymazlığa düşemez;

2-      Kayıp ve kaçağa giden enerji resmi ağızların anlatımına göre %23 tür. Bu planın üreteceği enerji, ülkenin gereksiniminin %5’ i kadardır. Kayıp ve kaçağı bir yana bırakıp bu planın uygulanmasında ısrar etmek, akıl dışılıktır; başka amaç aranması doğaldır.

3-      Elektrik üretimi için başka daha uygar, daha geniş olanaklar (Güneş, Rüzgâr, Yerısısı gibi) varken böyle bir planın uygulanmasına ısrar, derin bir şüpheyi doğurur.

4-      Küresel ısınma savı, ya da gerçeği varken su yapılarının plan ve projeleri yenilenmesi gerekirken plan uygulamasına ısrar edilmektedir; neden?

5-      Çevremizde olan olaylar, bu planın uygulanmasına başlanmasıyla hız kazanmıştır. “Fıratın doğusu Fıratın batısı” kavramı toplumun bilinçaltına sürekli işlenmektedir.    

 

Bu iki nehir üzerine dizilmiş barajların görev yapmaması; ülkenin inanılmaz hızla borç batağına itilmiş olması ve yukarıda sayılanları varılan sonuç için  yeterli bulmayanlara tek başına dahi yeterli olan kanıtı ifade edeyim: Ülkemizin sınırları, Lozanda  uluslar arası bir anlaşmayla çizilmiştir. Bu anlaşmaya imza atan iki ülke bu anlaşmayı parlamentolarının onayından geçirmemiştir. Bu ülkelerden biri, Çoruh ve Frat üzerindeki barajları planlayan DSİ’ye akıl veren, yönlendiren uzmanların(!) ülkesidir. 

 

Buradan çıkaracağımız sonuç:” Fırat üzerindeki barajlarla ülkemizin başına geçirilmiş olan BOP çuvalının ağzı, Çoruh Enerji Planıyla büzülmektedir.” Şeklinde ifade edilecektir. (Harita no:2)  

    

Durumu özetlersek:

1-      Çoruh Nehrinin hidrolik potansiyeli elektrik üretmek için planlanmıştır. Bu plan, seçilen projelerle, 55-60 milyar USD ye mal olmaktadır. Halbuki, aynı potansiyelin HES lerle planlanması halinde harcanacak para 3,5-4 milyar USD yi geçmiyor.  Mevcut plan, elektriğin KWh tını en az 60 cent’e mal ediyor. Buna karşılık bu rakam, HES’lerde 6 cent’i geçmiyor.  Bu plan yılda 6-7 milyar USD faiz ödetiyor buna karşılık yıllık geliri 600 milyon USD. Bunun sonucu ülkenin hızla borca batırılmasıdır.

Bir ürünü, aynı kurum tarafından yapılan başka projelere nazaran, 10 misli daha daha pahalı üratip ülkeyi sonu gelmez bir borç çukuruna yuvarlamak ağır bir suç değil midir?

Planın uygulanmasıyla havzadan 50-55 bin kişi göçe mecbur bırakılmakta; telafi edilemez doğal, kültürel, turistik ve ekonomik değer kayıplarına sebep olunmaktadır.

Refah yaratacağını iddia eden bir planla böyle bir durumun ortaya çıkması, bilgisizlik, aymazlık, korku saikiyle veya aymazlıkla açıklanamaz.

2-      Yukarıdaki sonuçlara, mühendislik mesleği, ilkeleri ve etik değereleri dışlanarak inanılmaz bir sefaletle hizmete sokularak varılmaktadır: Plandaki 15 barajdan 11 adedinin içinde bekletecek su yoktur. Dolmayan barajların enerji üretimini 1,2 milyar KWh azaltmaktadırlar. 

Bu durumun da bilgisizlik, aymazlık, korku saikiyle veya aymazlıkla işlenemeyeceği açıktır. Çünkü, basit aritmetik işlemler dahi yapılmamıştır. Bu hal sistematiktir. İşlenen sefalet, birinci madde de özetlenen olumsuzluklarla doldurulamaz derinliktedir.

Millete dolup boşalacak diye satılan 15 barajdan 11 adedinin dolup boşalmaması, görev yapmaması ağır bir mesleki suçu göstermez mi?

Kasıtla yapıldığı ortadadır. Açıklanan sonuçlarla burada işlenen mühendislik sefaleti orantısızdır. Başka amacı aramak aklın gereğidir:         

3-      Boş barajlar, çevreye verdikleri büyük tahribatı bir kenara bırakırsak, üç şeyi eksiksiz yapıyor:

biri, üretilecek enerji miktarını azaltıyorlar ikincisi, ülkeyi borca batırıyorlar; üçüncüsü, coğrafyamızı yırtıyorlar. Bu plandaki yırtılma, Büyük Ortadoğu Projesi haritasının ülkemizdeki son bölümünü detayıyla çiziyor.

4-      Fırat nehri üzerinde de bu işlemler daha ağır ve derin bir şekilde işlenmiştir. Her iki nehir ekseninde peş peşe ve iç içe dizilen boş brarajlarla, Büyük Ortadoğu Projesinin ülkemizde çizmek istediği sınır fiilen çizilmiştir; sonu çizilmektedir.

5-      Yusufeli Barajı yapıldığı takdirde Fırat üzerinde ülkemizin başına geçirilen BOP çuvalının ağzı da büzülmüş olacak ve boğulma işi başlatılmış olacaktır.

 

İlk iki maddede özetlenen hususların devlete karşı işlenen ağır bir suç olduğu açıktır. 3,4 ve 5 no. da sıralamak istediklerim, varılmak istenen stratejik sonuçlardır. Ülke akıl almaz, inanılmaz bir hızla borca batırılmaktadır. Bu işlem, planlama, ve mühendislik ilkeleri bir kenara bırakılarak yapılmaktadır.

Sonuç ise vahimdir; ülke borçlandırılmakta ve coğrafyamız parçalanmaktadır.

Bu sonuçlar, ilk iki maddede işlenen ağır suçu dahada ağırlaştırmaz mı?

 

Daha vahim ve dikkat çekici olan, bir çok uyarıya rağmen, ısrarla devam edilmektedir.

 

Ülke coğrafyasının yırtılmasıyla yeni bir sınırın fiilen teşkil edilmesinin amaç olmadığını düşünebilenler,  iki nehir üzerindeki barajların, görev yaptıklarını ve refah yarattıklarını; yani dolup boşaldıklarını, ülkeyi zenginleştirdiklerini; böylelikle, BOP’un alt yapısını oluşturmak, ülkeye diz çöktürülüp parçalamak kastıyla yapılmadıklarını aynı derinlikte kanıtlarla isbat etmelidirler.

 

Uyarılara rağmen, ısrarla, bu suçun işlenmesine devam edilmektedir. Ülkemiz, kendi evlatları eliyle inanılmaz bir melanetin içine itilmiştir, itilmektedir. İşlenen, ihanet ötesi bir durumdur. İşleneni anlatmakta “ağır suç” tanımı dahi yeterli olmamaktadır.

 

Böyle bir suçun tarifini yapmak, kanundaki yerini bulmak bana düşmez. Bu hukukçuların görevidir. Ülkemizde yurtsever ve devletine sahip çıkacak hukukçular vardır. Onları da göreve çağırıyorum. Hukuk adamı ünvanı taşıyan, hukukun üstünlüğüne inanan herkesin üstüne düşen görev, vardır.

 

Yeminle diplomasını almış, göreve gelmiş hiç kimsenin, hangi şartlarda olursa olsun, devleti sürekli büyüyen bir borç altına sokmak hakkı yoktur. Yaptıklarının hesabını her zaman vermeye hazır olmalıdır. Devleti sürekli zarara uğratan, kamu aleyhine işleyen, ülkeyi yokluğa iten, coğrafyasını parçalayan hiçbir anlaşma, meşruiyet arz etmez. Hiç bir tecavüz, başladı diye, meşruiyet kazanmaz. Tecavüz, her safhada tecavüzdür.  Hiçbir kimsenin, meslek ilkelerini ve etik değerlerini terk ederek mesleğiyle ilgili konularda karar verme yetkisi de yoktur.

 

Böyle bir durumda icraata devam etmek de, mühendislik hizmeti vermek de, bu suçun aslı faili olmaktır. Planda görev alan yapımcı kuruluşların da bu büyük suça hizmet ettiklerini bilmeleri gerekir.

 

DSİ yi yönetenler, bu icraata devam edenler, en büyük sorumluluk altındadırlar. Ülkenin akarsuları onlara emanet edilmiştir. Aklın bilimin ışığında ülkeye refah yaratmakla yükümlüdürler. Ülkeyi borca batırarak parçalamak hakkı kimseye verilmemiştir. Fiilde ısrar, kastın açıklanmasıdır.

 

İnşaat mühendisleri odası başta olmak üzere ilgili odalar, üniversiteler; böyle planların maddi ve manevi sorumluluğunu taşımaktadır.

 

Ülkenin yönetimini elinde tutanlar ve TBMM si başkanlığı ve üyeleri, ayrı ayrı, en ağır sorumluluğu taşımaktadırlar.

 

Bir gün dahi vakit kaybetmeden, hiç kimseden işaret, emir veya tavsiye beklemeden herkesin resen harekete geçmesi gerekir. Hiç bir gerçek aydın ve yurtsever, asla ve asla, sessiz kalamaz. Yetkililerden, ilgililerden ve sorumlulardan hesap sorulmalı, neden olanlar, bu fiile hizmet edenler yargılanmalı, gereken yapılmadır. Bunu yaparken ülkenin gerçek sahibi halk, aydınlatılmalıdır.    

 

Bu konuda susmak, hiçbir şey yapmamak; ülke  inanılmaz bir borç batağına düşerken üstüne düşen görevi yapmamak, ülkemizin parçalanmasına bütünlüğümüzün yok edilmesine seyirci kalmak; yüzlerce yıllık düşmanlarımızın isteklerine kavuşmasına sesizce destek ve hizmet vermektir. Sessiz kalan hiçbir aydın, ya da hiçbir yurttaş, bu sorumluluktan kurtulamaz. 

 

Yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

1-Ülkemizde yürütülmekte olan, özellikle ve ivedilikle, Çoruh üzerindeki baraj yapımları vakit geçirmeden durdurulmalıdır;

2- Çoruh Enerji planı uygulaması derhal durdurulmalı, plan iptal edilmelidir;

3- Durum ülkenin gerçek sahibi halka bütün açıklığıyla anlatılmalıdır;

4- Bu planları ve projeleri yapanlar, yaptıranlar, onaylayanlar, ‘olur’layanlar hakkında  soruşturma ve kovuşturma açılmalı, fiillerine uyan yasalara göre cezalandırılmalıdır;

5- Ülkemiz akarsuları, yurtsever, çevre bilinci ve sosyal adalet duygusu gelişmiş, ülkenin olanak ve gereksinimlerini doğru değerlendiren planlamacılar ve mühendisler tarafından yeniden planlanmalıdır;

6- Yerleşim yerlerinin, tarım ve orman alanlarının yok edilişleri durdurmalı, kaybolanlar yeniden kazanılmalıdır. Bunun için, yapılmakta olan barajların yapılan kısımları hemen, yapılmış olan barajlar, yeni planlamaya paralel olarak açıklanacak sırayla yıkılmalıdır.

 

Böylelikle dünyaya bir kere daha, 1919 -1923 arasında olduğu gibi, “örnek ulus” olunacaktır.

Bunu yapan her erk, siyasi kazancın en büyüğüne sahip olacaktır. Ülkenin kurtuluşu ancak böyle sağlanabilir. Aksi takdirde bunu yapmayanlar ile mel’anetler karşısında sessiz kalanların ülkesi hakkında tarih hükmünü, mutlaka verecektir.      

 

Böyle planların bizim gibi ülkelere nasıl pazarlandığını bir ekonomik tetikçinin yazdığı itiraflarından öğreniyoruz.

 

Akarsuların enerjisinden elektrik elde edilmesine asla karşı değilim. Akarsularımızdan doğru plan ve projelerle, ülke sanayisini geliştirerek, birliğini pekiştirerek, sosyal hukuk devleti gereklerini yerine getirerek; vadilere dokunmadan, hatta ihya ederek, sadece aşkın suları kullanarak en az 150-200 milyar KWh (kilovatsaat) enerji elde edileceğini biliyor, kanıtlamaya her an hazır olduğumu açıklıyorum.      

 

Diplomasını alırken yemin etmiş bir mühendis, bir yurttaş olarak görevimi yapıyorum, yapacağım. Sorumluluğumun gereğini yapmam, ülkem, meslek onurum ve çocuklarım adınadır. İtici gücüm, haklı olmak, ülkemi sevmek ve korumak, meslek onurumu kurtarmak ve çocuklarımızın geleceğini güvenli kılmak; öncülerimizin, önderlerimizin bıraktığı gibi devretmek mecburiyetinden kaynaklanır.

 

Ettiğim yeminin gereğini yerine getirerek yurttaşlık görevimi yapıyorum. Böyle plan ve projeleri hazırlayanlar, yapımını ihale edenler, yapımını üstlenenlerin; bu planın parçası projelerde çalışanların, millet adına işleyen, özgür adalet önünde daha ağır bir şekilde suçlanmamaları için, geç kalmış olsam da, bu uyarıyı yapıyorum.       

 

Bu bilgilendirme ve “Kusursuz Enerji(!) Planı” adlı kitapta yazdıklarımın ve hesapların sorumluluğunu taşıyorum.

 

Devam ediyor…

 

Yurttaş Mazlum Çoruh-İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay