21.11.2017,00:11
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Çoruh Enerji Planı ne amaçla yapılmıştır?
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Refah yaratmak için yapıldığı iddia edilen bu planı, hidroelektrik mühendisliği açısından incelediğimizde; ortaya çıkan durum, çok vahimdir.

Bu bilgilendirme yazısı, Üsküdar 1. Noterliğine 5 Ekim 2012 tarih ve 17 154 sıra numarada tasdik ettirilmiştir. Sonra, fotokopileri,  konuyla ilgili gördüğüm kişi, kuruluşve kurum ve makamlara birer mektup eşliğinde iadeli taahhütlü olarak, 21-23 Ekim tarihlerinde çoğu ve daha sonra birkaç adedi daha gönderilmiştir. Sadece Ziraat Mühendisleri Odasına ulaşmadığını biliyorum.

 

ÇORUH ENERJİ PLANI ve Öncesi, nasıldır ve ne amaçla yapılmıştır?-2          

     Yazının devamı…

 

Refah yaratmak için yapıldığı iddia edilen bu planı, hidroelektrik mühendisliği açısından incelediğimizde;  ortaya çıkan durum, çok vahimdir. Yukarıda 7 maddede  sayılan sonuçların ne şekilde sağlandığı apaçık ortaya çıkmaktadır. Bu planda sunulan, daha doğrusu satılan, mühendislik hizmetinden utanç duymamak, üzülmemek mümkün değildir:

 

Barajlar, su bekletme yapılarıdır. Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında aşırı gelen, taşkın, aşkın, çevresine zarar veren suları kontrol altına almak, bekletmek ve onlardan yararlanmak için yapılırlar. Başka su bekletme yapıları ve imkânları yeterli ve ekonomik olmuyorsa ve baraj daha yararlı olacaksa  yapılabilirler.

 

Barajların, yerleri , boyutları; aktif hacim dediğimiz su bekletme hacimleri, yani, dolup boşalan hacimleri; her akarsuyun uzun yıllar yapılan rasatlarına göre hesaplanır ve boyutlandırılır. Barajlar, aktif hacim/toplam hacim oranları dikkatle belirlenmesi gereken çok maliyetli su yapılarıdır. Enerji üretiminde barajlardan yararlanmak düşünüldüğünde, elde edilecek enerjinin azalacağının, bunun bir  fizik kanunu gereği olduğunun, bilinmesi gerekir. Barajlar, üretilecek enerjinin alternatif üretim imkânlarından daha ekonomik olması halinde düşünülürler. Büyük maliyetli yapılar oldukları için bu karşılaştırmalar dikkatlice yapılmadan inşa edilemezler. Yarattıkları fayda, artık değer; sebep oldukları olumsuzluklardan, harcanan para, kayıp ve zararların toplamından, birkaç kere fazla oluyorsa yapılabilirler.

 

Elektrik üretiminde barajlar, kurulum gücünü yani su işleme kapasitesini küçük seçip  suyun bekletilmesinin daha ekonomik  olduğu açık bir şekilde gösterilmeden yapılamazlar. Bu hesap net bir şekilde ortaya konmadan yapılmaları halinde araştırma ve soruşturma gerektirir.

 

İster enerji üretimi, ister sulama, ister taşkından korunma amacıyla yapılsınlar; yapılacakları yerler, doğal olarak ve mühendislik ilkesi gereği, taşkın ve aşkın suların ortaya çıktığı rakımlardır. Özellikle enerji üretiminde suların en yüksek rakımlarda bekletilmesi, fizik kanunu yani, aklın emridir. Çünkü, enerji üretiminde suyun düşebileceği yükseklik, enerji miktarını belirleyen iki çarpandan biridir.

    

Bu planda yapılan ve yapılmak istenen barajların hiç birinde bu ilkelere, asla ve asla, uyulmamıştır. Özellikle seçilen yerler, bu ilkelerle taban tabana zıttır. Asla yapılmaması gereken düşük rakımlarda yapılmışlardır. Planda seçilen baraj yerleriyle, en verimli tarım alanları, insan yaşamının olmazsa olmaz alanları, kışlaklar, yok edilmiş, yerleşim yerleri su altında bırakılarak insanlar göçe zorlanmışlar, zorlanmaktadırlar. Kalkınmanın gerçek dayanağı verimli topraklar, yok edilmiştir.

 

Plandaki barajların aktif hacim/toplam hacim oranları, asla kabul edilebilir düzeyde değildr. Maliyetlerin arttırılması ve aşırı miktarda kamu arazisinin su altında bırakılmak istendiği, düşünmeye gerek duyulmayacak derecede, açıktır.     

 

Bu planın başka amaçlarla yapıldığının en açık kanıtı, barajlara verilen aktif hacimlerdir. Planda seçilen tesis debilerine baktığımızda, Çoruh Nehri’nin hesaplanmış ortalama akış rejimine göre bekletmeye alınabilecek su miktarı 750-800 milyon metreküptür. Buna karşılık yapılmış ve yapılacak olan barajların aktif hacimlerinin, yani her yıl dolup boşalması gereken hacimlerinin toplamı 4,6 milyar metre küptür. Bu, aklın alamayacağı, mühendisliğin aşağılandığı, yüzkarası bir durumudur. Mühendislik açısından açıklanabilir bir tarafı yoktur. Barajların boş kalacağı, görev yapmayacağı, bellidir.

 

15 barajdan 11 tanesinin içinde enerjiye dönüştürmek üzere bekletilecek su yoktur. İşin en dikkat çekici yönü, içi boş barajlardan 9’unun ana kol üzerinde olmalarıdır. 9 barajın enerji üretiminde görevsiz kalacağı, hatta üretimi azaltacağı ortada iken 10 baraj; anakol üzerine, peş peşe ve iç içe dizilmişlerdir.  Bu barajlardan, Laleli, Güllübağ, Çamlıkaya, Arkun, Yusufeli, Artvin, Deriner, Borçka ve Muratlı barajları; enerji üretimine fayda yerine zarar vermektedirler. Çünkü, bu barajların içinde bekletecek su yoktur. Boş barajlar, hesaplanan enerji üretimine engel olurlar. Bu, fizik yasası sonucudur.  Üretilecek enerji 1,2 milyar KWh (kilovatsaat) azalacaktır. Bu durumda üretilecek enerji 10,8 değil 9,5 milyar kilovatsaatı geçmeyecektir.

 

Bu anlaşılabilir, kabul edilebilir bir durum değildir. İnanılmaz, akıl almaz bir mühendislik sefaletini göstermektedir. Plan, enerji üretimi için yapılmadığını bir kere daha haykırmaktadır. Bu tesbite inanmayanlar, planın anakol üzerindeki tesislerinin çalışma hallerinin simülasyonunu yaparak gerçeği görebilirler.

 

Bir hususun daha bilinmesi gerekir: ‘Yukarıda 7 adedi sıralanan, yaratılan ve yaratılmak istenen olumsuzluklar, bu planda işlenen ‘mühendislik sefaleti çukuru’nun üçte birini bile dolduramaz. O olumsuzlukları yaratmak için İşlenen sefaletin üçte biri yeterliydi. Üçte ikisinin başka vahim amaçlar için işlendiği ortadadır. Başka türlü açıklama olanağı yoktur.

 

İşlenenen mühendislik sefaleti de bilgisizlik, akıl yetmezliği, aymazlık veya korku saikiyle açıklanamaz.

 

Vicdan ve akıl sahibi ve düşünen her kişi, bu planla yaratılmak istenenen ekonomik sonuçların ve bunun altındaki mühendislik sefaletinin hangi sebeplerle işlendiğini araştırmaya, gerçeği görmeye çalışır.

 

Arkasındaki gerçeği görmenin yolu, planın bitmiş durumunu aklımıza ve coğrafyamıza çizmek, sonuçlarını gözümüzle görmek ve aklımızda canlandırmaktır. Böyle bir planın kime yaradığını, hangi amaca hizmet edeceğini, edebileceğini öğrenmeye çalışmaktır. Görünen sonucun, neyi ifade ettiğini değerlendirmek ve içini doldurmak gerekir:

 

İçi boş, peş peşe ve iç içe dizilmiş baraj göllerinin ve yok edilen tarım alanlarına mahküm ınsanların terkettiği alanların haritaya işlenmesiyle ortaya çıkan yeni coğrafi durumu şöyle özetleyebiliriz: Çoruh nehri ana kolu ekseninde 300 kilometrelik bir hat insansızlaştırılıyor ve ülkemiz coğrafyası yırtılıyor.

 

Bu işlem, ülke borca batırılarak bir çok olanakları yok edilerek, derin bir mühendislik sefaletiyle yapılmaktadır. Böyle bir plan, ancak uzun soluklu bir çalışmayla, özel örgütlenmeyle yapılabilir. Bilgisizlik, aymazlık, akıl yetmezliği veya korkuyla işlendiğini düşünmek; baştan, işlenen mel’aneti kabul etmek anlamına gelir. Uzun soluklu, çok kurnazca hazırlanmış olduğu bellidir. Düşünülmesi ve hayata geçirilmesi, devşirilen özel kişilerin özel eğitimden geçirilip uygun yerlere getirilmesiyle mümkündür. Yetmez, özel kadroların oluşturulması gerekir.     

 

Ülkeyi hızla artan borca batıran ve coğrafyamızı yırtan, açıkladığı miktarda elektrik enerjisini üretemeyen bu planın yarattığı görüntüyü, ancak şu şekilde açıklayabiliriz:

 

Boş barajların coğrafyamızda oluşturduğu yırtık, Büyük Ortadoğu Planı’nın ülkemizde çizmek istedığı sınırın son bölümüyle örtüşmektedir; olsa olsa böyle bir plan, böyle bir mel’anet için yapılabilir.

 

Çok acıdır; inanılır gibi değildir. Fakat, karşımıza çıkan bir ayrıntı, bu yargımızı, şaşırtıcı, dehşet verici biçimde doğrulamaktadır:

 

Bilinen BOP haritasında, ülkemizden koparılıp yeni ülkeye(!) ayırılan coğrafyanın Karadenize açılan parçasının batı sınırını oluşturmak için bu planda, mühendislik sefaletinin en ürkütücüsü, en derini  işlenmiştir. Barhal Çayı üzerinde planlanan Altıparmak barajıyla, Yusufeli ilçesinin en başat köyü Altıparmak(Barhal)’ın  merkezi sular altına bırakılmaktadır. Bu barajın içinde bekletecek, kullanıma sunulacak bir milimetreküp su yoktur. Haziran ayında gelen su, barajın desteklediği santralın borusunu doldurmamaktadır. Plandaki en düşük verimlilikteki santral, bu barajın desteklediği santraldir.

 

Bu barajın, kötülükten öte hiçbir görevi olamaz. Sonuç olarak söylenecek söz: “Bu baraj, bahşedilen sınırın(!) fiziken gerçekleştirilmesi için buraya konmuştur.” olacaktır. Şeytan, burada kendini bir kere daha ele vermektedir. Durumu, ilgili haritada görebiliriz. (Harita no: 1)

 

Konuyu ilk kez öğrenenler, bu akıl almaz ayrıntıdan, planın, Büyük Ortadoğu Projesinin ülkemiz üzerindeki son işlemi olduğuna yine de inanmayabilirler. O zaman, akıl yürütme işine devam edeceklerdir:

 

Her akıl sahibi, şunu sorar: Çoruh üzerine dizilen boş barajlarla ve ayrıntısıyla sonu çizilen bu plan, Büyük Ortadoğu Projesi’nin ülkemiz coğrafyasına çizmek istediği yeni sınırın sonu ise; öncesi, nasıl ve ne şekilde çizilmiş, coğrafyamıza işlenmiştir?

 

Bu sorunun cevabı, maalesef, çok açık ve korkutucudur: Fırat üzerine dizilen, ve yine, peş peşe, iç içe; içlerinde bekletilecek suyu olmayan; elektrik üretimine, sulamaya asla katkısı olmayan; aksine, her iki hizmet beklentisine büyük zarar veren, 5 adet barajla, aynı şekilde, ülkemiz coğrafyası yırtılmıştır. Malum plan sınırının öncesi, ülkemiz üzerine derin bir şekilde kazılmıştır.

 

Fırat ana kolu üzerine dizilmiş, Karkamış, Birecik, Atatürk, Karakaya ve Keban barajlarında  bekletilecek su yoktur; bu barajlar da, açıklanan görevleri asla yapamazlar, yapmamaktadırlar. 

 

Bu barajların da yaptığı, ülkeyi borca batırmak ve coğrafyamızı 700 kilometre yırtmaktır.     

 

İki nehir üzerindeki barajların yaptıklarını aklımıza ve ülkemiz haritasına işlediğimizde görünen, Büyük Ortadoğu Projesi’nin alt yapısının coğrafyamıza kazındığı ve sonuna gelindiğidir. Biliyoruz ki: Dünyadaki doğal sınırları, sular ve dağların tepeleri belirler, çizer. (Harita no:2)

 

Buradan varılacak sonuç: Ülkemizin başına Fırat üzerinde geçirilen BOP çuvalının ağzı, Çoruh Enerji Planıyla büzülmektedir.   

 

Böylelikle, Çoruh Enerji Planının ne amaçla yapıldığının biçimsel koşullarını ayrıntısıyla ve öncesiyle birlikte gözönüne sermiş olduk.  Biçimsel koşulları yeterli bulmayanlar, planın içerisine bakarak ülkeye hayırlar getirmek için yapılmadığını kanıtlayan, destekleyen unsurları bulabilirler:

 

Planın içine baktığımızda, yukarıda biçimsel olarak varılan sonucun içini dolduran, akıl almaz durumlar karşımıza çıkmaktadır:

1-    Su bekletme yapıları barajlar, aklın ve mühendislik ilkelerinin emrettiği, enerji üretimini ve sulama alanlarını daha çoğaltan, insan yerleşimlerinin en az olduğu hatta olmadığı; geri kalmış bölgelere yakın; kamulaştırma gereksiniminin, değerli tarım alanlarının olmadığı; daha da önemlisi, bekletilmesi gereken suların oluştuğu yerlerde değil en büyük ekonomik ve çevre tahribatının yaşandığı, insan yaşamı için olmazsa olmaz tarım alanlarının yok edildiği ve insan yerleşimlerinin daha yoğun olduğu yerlerde yapılmaktadır.

2-    Su bekletme yapılarına verilen aktif hacim/toplam hacim oranları, bir mühendisin kabul edebileceği oranlarda değildir:

3-    Laleli Barajı ve santralına verilen kapasiteler, olabilir en büyük değerlerden en az iki buçuk katı fazladır; o şekilde seçilmiştir. Bu hal, ancak ve ancak kötü bir amaç için düşünülür. Bu durum bile, bu plan hakkında hüküm vermeye yeterlidir. Laleli barajından sonra nehire su katılmadığı halde İspir Barajı plana konulmuştur. Bu barajın yapacağı tek şey vardır: coğrafya yırtmak. Bu ancak art niyetle olur.

4-    Bir baraja aktif hacim verilirken kendisinden yukarıdaki su bekletme hazneleri yok sayılmıştır; bu durum, mühendislik açısından utanç vericidir, kahredicidir. Varı yok saymaktır. Ancak kasıtla olur.

5-    Heyelanlar havzasında yamaç stabilite etüdleri yapılmamıştır; bu doğrudan doğruya büyük bir kıyım ve yıkım girişimidir. Bunun açık söylenişi, ‘katliama örtülü teşebbüs’tür. Herhangi bir nedenle en yukarıdaki barajın yıkılmasıyla sınır tanımaz büyük bir yıkımın oluşacağı düşünülmemiştir. Bu hal, tehditi siyasetinin aracı olarak kullananlar için bulunmaz bir nimettir. Mühendislik açısından bu asla kabul edilemez bir durumdur. Askerlerin bu plana seyirci kalmaları açıklanamaz.

6-    Yusufeli Barajı’nın yüksekliği, elektrik üretimine hiçbir katkısı yokken, içinde bekletecek su yokken, plan uygulamasına başladıktan sonra 200 metre  artırılmıştır. Yusufeli, bu yarma işleminin budağıdır, kilit taşıdır. Bu sebeple, hiçbir görevi olmayan bu baraj plandadır.

 

Biliyoruz ki: Her baraj yapıldığında kötülüklerinin tümünü işler; yaratacağı fayda varsa sonra görülür.

 

Yurttaş Mazlum Çoruh-İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com

 

Devam ediyor…

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay