21.11.2017,00:11
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Hangisi meslek yemininin gereğidir?
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Her iki anlayışla yapılan planlama ve projelendirme sonuçlarını karşılaştırırsak ne görürüz?

DSİ, EMPERYALİZM’İN İŞ MAKİNASI MI?

BOP’UN ALT YAPI MÜTEAHHİTİ Mİ?

AKARSU YÖNETİMİ, ENERJİ, BARAJLAR VE ÜLKEMİZE KURULAN BÜYÜK TUZAK

 

VIII-Hangisi meslek yemininin gereğidir?

 

Her iki anlayışla yapılan planlama ve projelendirme sonuçlarını karşılaştırırsak ne görürüz?    

Bu tabloda karşılaştırma konusu yapılanlar, benim aklıma gelenlerdir. 10 yıldır yapmış olduğum araştırmalarım ve hesaplarımın sonuçlarıdır. Olayın tümünü gösteremez. Elbette ki, eksikler ve eleştirilebilir taraflar olabilir. Olmalıdır da. Bu tablodaki sadece yapım amaçlarını gösteren sonuçları tersine çevirecek fikri olan bir kimse ortaya çıkana kadar bekleyeceğim.

Hesabıyla yapılacak eleştiri, haktır ve saygı değerdir.

Bu tablo, 65 yıldan beri insanımızın nasıl kandırıldığının, akarsularımızı yönetenlerin ne derece yanlış yönlendirildiğinin en duru ve en çarpıcı göstergesidir. Ortaya çıkan netice şaşırtıcıdır, inanılmazdır; ancak maalesef gerçektir. Bu tablo uzun, üzücü, her an ortaya konulanı ağzımıza tıkmaya hazır insanların olduğu bir toplumda, en yakınımın dahi başımı belaya sokmamamı önerdiği bir çevrede, meslektaşlarımın sustuğu biz zamanda, yapa yalnız kalan bir mühendisin tespit ettiklerinin, hesapladıklarının özetidir.     

 

Türkiye’mizin oltaya nasıl takıldığının resmidir. Ülkemiz, kendi evlatları eliyle, oltalara takılmış hatta çengellere asılmıştır. Sıra, ülkemizden fileto çıkarmaya gelmiştir.

 

8 milyon Dekar en değerli vatan toprakları, aktif hacimlerinin %90’nı görev yapmayan barajlarla yok edilmiştir.

 

İşlenen mühendislik ve ekonomik sefaletlerin derinliğini, ortaya çıkan, kötü, inanılmaz sefillikteki sonuçlarla dolduramazsınız. Başka, daha büyük, kötülük aramak gerekir. Çünkü ortaya çıkan bir melânettir; yani sınır tanımayan kötülüktür.    

 

Bu tabloda, üretilen ile üretilebilir enerji miktarlarının karşılaştırılması dahi bırakın bir mühendisi, her insanı utandırır. Bir mühendisin bu çapta imkânları yok sayması, enerji üretimi yaparken enerjinin temel çarpanlarının sadece biriyle ilgilenmesi; ülkeyi altından kalkamayacağı borca batıran projelerle enerji üretmeye kalkışması, ancak özel hallerle olur.

 

Bir ülkeye bu çapta kötülük yapmak için çok özel bir eğitimli ekip gerekmez mi?

Nasıl oluyor da sade bir mühendis, kendisine öğretilen mühendislik ilkelerini ve serbest hayatın öğrettiği ekonomiyi rehber ederek bu derece birbirinden farklı sonuçları ortaya koyabiliyor?

 

Yöneteceği, çalışacağı, vatana hizmet edeceği kuruma girerken bir kere daha yemin eden, birçok kere daha eğitim alan, Prof., Dr. derecelerine yükselmiş mühendisler, neden bu durumların farkına varamıyorlar?

 

Yapılan tesislerin ve barajların boyutları ve maliyeti, inşaat mühendisliğinin en büyük utancıdır. Hangi mühendis, içinde bekletecek su olmayan barajlar yapabilir? Hangi vicdan en değerli tarım alanlarını yok eden görevsiz barajları nehirlerimizin üzerine dizebilir? Hangi mühendis, enerji üretimi için bekleteceği suları, ortaya çıktığı rakımlarda değil de 1000 rakımlarında, 500 rakımlarında 50 rakımlarında bekletmeyi düşünebilir? Bir mühendis, enerji(mgxh) çarpanlarından birinin yükseklik(h) olduğunu nasıl unutabilir?

Bu çapta projeleri denetleyen ekonomistler neredeler?

 

DPT’nin görevi, bu tip planları halkın aklından ve gözünden saklamak mıdır? Denetlemek, ülkenin yararına olup olmadığını sorgulamak mıdır?

 

İşlenen mühendislik ve ekonomik sefaletler, ortaya çıkan kötülüklerle doldurulamaz. Bu sebeple daha derin ve uzun soluklu bir stratejik plana bilerek veya bilmeyerek hizmet edildiğini düşünmemek mümkün değildir. Bu kadar sefaletin arkasında başka kötülüklerin aranması her yurtsever aklın isteği ve zorunluluğu olmalıdır.

 

Bu baraj göllerinin konumları, ürkütücü, şaşırtıcı ve kahredicidir. Görev yapmayan baraj göllerinin özellikle iki nehir, Fırat ve Çoruh ana kolları üzerine, peş peşe ve iç içe dizilişleriyle yaratılan coğrafya yırtığı, BOP haritasında istenen parçalanma hattıyla tıpa tıp uyuşmaktadır. Ayrıntılar da ihmal edilmemiştir. Uzun soluklu bir planın eseri olduklarını anlamamak için kör ve bigâne olmak gerekir. Fileto dediğimiz, bu yırtıkla alınmak istenen, vatan parçasıdır. Bu konu, ayrıca bir seri yazıyla anlatılacak kadar derin ve geniştir.   

 

İnşaat Mühendisleri Odası, ülkemiz insanı, böyle mühendislik sefaletleriyle, içinde bekletecek suyu olmayan barajlarla refaha kavuşturulacağı yalanıyla kandırılırken neden susar? Bu odalar, mühendisliğin onurunu da korumakla görevli değiller mi? Meslektaşlarının toplama çıkarma bilmemelerini nasıl sükûnetle karşılayabiliyor?

 

Bu ülkede ekonomi dersi verenler, kalkınma planı yapanlar; siyasetçilerin aklına gelen her yapının bayındırlık eseri olduğunu mu düşünürler? Sadece göze ve kulağa büyük gelen, refah asla yaratmayan, devamlı borç üreten bu yapıların halka pazarlanmasının karşısına neden çıkmazlar? Yıllık veya ömrü boyunca geliri belli olan bir yapıya harcanacak kaynakların sınırlı olması gerektiğini nasıl bilmezler? Ülkenin hızla borç uçurumuna yuvarlandığını, bunun sebebini araştırmanın kendilerinin özgörevi (misyonu) olduğunu nasıl unuturlar? Yatırımın ekonomisi diye, bakkal Hüseyin amcanın bile bildiği bir kavramın, ülkeleri için de geçerli olduğunu bilmezler mi? Neden yatırımların yıllık gelirleriyle maliyetleri arasındaki ekonomik ilişkiyi hatırlamazlar? İktidardakilerin kalkınma edebiyatlarına rağmen ülkenin borçlarının neden devamlı arttığını merak etmezler? Siyasilerin aklına gelen her yatırım karşısında neden susarlar?

 

Bu ülkenin medyası, bu melânetler karşısında neden susar? Böyle derin, dehşetengiz, gömülü melanetleri, halkın aklına neden taşımazlar? Bu görev, sadece, Aydınlık Gazetesiyle, Teori Dergisi ve Ulusal Kanal ve KURAM Dergisi’nin midir? Diğer medya kuruluşları, bu ülkenin kuruluşları değil mi?

 

10 yıldır, ülkeme yapılan büyük melâneti öncelikle aydınlara, meslektaşlarıma, milleti temsil ettiklerini söyleyenlere anlatmaya çalışıyorum. Hesaplarıyla, grafikleriyle, haritalarıyla herkesin önüne bir kitap da konmuştur. Yüzlerce sayfa mektuplar yazılmıştır. Sesimizi duyuran medya kuruluşlarına, çığlığımıza şimdiye dek ciddi hiç bir cevap verilmemiştir.

 

Meslektaşlarımdan İ.D. ve A.K. itiraz sesi çıkarmışlar, sonra susmuşlardır. Elektrik-Kaynak Dergisinde meslektaşım T.D., dergide üç ay yazılar yazmış; o da işin esasına girmemiştir. Enerji İşleri Genel Müdürlüğün deki danışman C.S. ise kitabı aldıktan sonra teması kesivermiştir.

 

Her ortamda, her sayıda, aklı ve vicdanı hür mühendis ve ekonomistler önünde, yazdıklarımın, söylediklerimin hesabını vermeye hazırım. İrfanı ve vicdanı hür kişilerin kesecekleri cezaya da razıyım. Yeter ki içinde bekletecek suyu olmayan barajların sırrını öğreneyim ve de yararlı oldukları ispat edilsin.

 

Bu durumda; barajlı santralların, HES’lerin yapımına devam etmek, tarihin hiçbir ülkeye reva görmediği melanete onay vermektir. Bu durumu halka anlatmak aydınların, yurtseverlerin ve medyanın özgörevidir. Tarih, bu durum karşısında susan bir topluma, ülke ve kurumlarını yönetenlere henüz bir ad koymamıştır.

 

Bu büyük ve sefil melânetten kurtulmanın yolu, yapılmakta olan suyla ilgili bütün projelerin durdurulması, ulusal bir konseyin yönlendirmesinde yeniden akarsularımızın planlanması; bu planın uygulanmasına koşut olarak, yapılmış barajların sırayla yıkılmasıdır. Mutlu bir yurttaş, onurlu bir mühendis, ekonomist olarak yaşamın koşulu budur. Bu yapılmadığı takdirde kendi evlatları eliyle batırılan ve coğrafyası yırtılan bir ülkenin yurttaşları olmak sefaletini yaşadık, yaşamaya devam edeceğiz. Tarih hükmünü yürütecektir.

 

Ben sadece onurlu bir mühendis olmak için yurttaşlık görevimi yaptım, yapıyorum, yapacağım. 17.05. 2016- Üsküdar

 

Bu yazı 2015’in 10. Ayında TEORİ, sonra KURAM dergilerinde yayımlanmıştır.  DSİ den sadece Bursa Bölgesi’nden, cesur bir harita mühendisi tarafından eleştirilmiştir. O eleştiriler ve cevapları aynı derginin devam eden sayılarında yayımlanmıştır.

Bütün eleştiriler saygıyla karşılanacağını; sessiz kalmanın da bu büyük melanete onay vermek anlamında olduğunu saygıyla arz ederim.

 

Yurttaş Mazlum Çoruh - İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcorh@gmail.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay