21.11.2017,00:11
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Biliyor muydunuz? - 9
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
İşlenen bu mühendislik ve yatırım ekonomisi sefaletlerinin sonuçlarının ne olduğunu biliyor muydunuz?

Bundan önceki yazılarımızda akarsularımız üzerinden özellikle barajlar kullanılarak, mühendislik sefaletleri ve onlara bindirilmiş ekonomik sefaletlerin işlendiğini anlatmaya çalıştım. Bu sefaletlerin inanılmaz boyutta olduğunu; bu çapta sefaletlerin ancak ve ancak büyük kötülükler için, melanet işlemek için yapılabileceğini söyledim. Bundan sonraki yazılarımda bu sefaletlerin sonuçlarını, melanetlerini anlatmak istiyorum. Böylelikle sefaletlerin hedeflerinin ne olduğunu anlatmaya çalışacağım. Hedefleri değerlendirdiğimizde esas amacın ne olduğunu anlayacağız.

 

Çıkan sonuçları öğrendiğinizde neden sınırsız kötülük, yani neden melânet dediğimi anlayacağınızdan eminim. Pek muhtemeldir ki böyle bir melanetin ancak ve ancak özel eğitimli kişilerle işlenebileceğini düşüneceksiniz. Ama o bile tam açıklayamaz. Özel eğitime alınmış kişilerin özel yerlere getirilmesiyle işlenebilir ancak. Bir kişi, bu çapta bir sefillik yapacak; diplomasını alırken ve çalıştığı kuruma girerken yemin etmiş diğerleri tarafından fark edilmeyecek… Bu mümkün değil. O zaman yapılanların bir teşkilat, örgüt işi olduğunu anlayacaksınız. Başka türlü bu çapta bir melanet yürütülemez.

 

Doğan sonuçların esas amacını öğrendiğinizde şimdiye kadar yazdıklarımdan şüphesi olanların, o yazıları tekrar okumak isteyeceklerini düşünüyorum.

 

Ondan sonrasında sizlerin de bu melanetin durdurulmasında görev edineceğinize inanmak istiyorum. Herkes kendi koşullarına göre bir mücadele yöntemi geliştirmelidir. 

Öncelikle DSİ de çalışan tanıdıklarınız varsa verin bu yazıları okusunlar. Sonra oturup konuşmaya çalışınız; o zaman olayın arka planını ve boyutunu anlayacaksınız. 

Yurtsever paydaşlarımın yazılarımın birine veya tümüne itirazlarını saygıyla beklediğimi peşinen bir kere daha söylemek isterim.

 

Gelelim ortaya çıkan kötülüklere.

 

Önce en son anlattığım melanetten başlayalım: Yapılan Barajlı Santrallarının hemen hemen hiç birinin yatırım ekonomisi açısından incelenmediğini bunun sonucu ülkemiz büyüyen borçlarla karşılaştığını, gerçekte dünyanın en pahalı elektriğini kullandığımızı yazmıştım. Diğer mühendislik sefaletleri yatırım ekonomisi sefaletini büyüttüğünü de hatırlatayım. Şimdi bunun nasıl olduğunu anlatmaya çalışayım.

 

Değerli paydaşlarım; bu yazıyı biraz özenerek okumanızı dilerim. Burada anlatacaklarım hayatın her safhasında hepimizin karşısına çıkar. Satın alacağınız malın fiyatıdır bizi öncelikle ilgilendiren. Sonra o malın size yaratacağı fayda…

 

Ülkemizde kullanılan elektriğin kilovatsaatı evlerimizde 33 kuruştan tüketilmektedir. Ve biz bütün hesaplarımızı bu rakama göre yapar, bütçemizi de buna göre düzenleriz. Hemen söyleyeyim: bu fiyat asla doğru değildir. Biz kullandığımız elektrik enerjisinin kilovatsaatı için 80,100 hatta daha fazlasını ödüyoruz. Bu nasıl mı oluyor? Siz sadece faturada ödediğinizi biliyorsunuz, geri kalan arka cebinizden, iç cebimizden, olmadı var olan kıymetlerimiz varlıklarımız satılarak o da yetmiyorsa evlatlarımızın geleceği ipotek ediliyor; daha doğrusu satılıyor.

 

Bunu nasıl anlayacağız?

Evimizde elektriğin kilovatsatını 33 kuruşa alıyorsak fabrikadan 16,5- 15,5 kuruş civarında bir maliyetle çıkması gerekir. Ardaki fark, iletim, dağıtım, kayıplar ve kaçaklara ve hırsızlıklara gitmektedir. İkisi arasındaki fiyat farkı her üründe farklıdır. Bu işin ayrıntısına girmeyeceğim. Peki, gerçekten maliyet, 16,5 kuruş mu? Eğer bu rakamın üstünde ise bunu kim ödüyor? Nasıl ödeniyor? Amacım bunu anlatmak. Hemen söyleyeyim o tesisin gerçek sahibi millet ödüyor… Ödediğimiz, faturanın üzerinde yazılandır. Gerçekte çok ama çok daha fazlasını ödüyoruz. Nasıl mı? Yazıyı dikkatle okuyun ve anlayamadığınız nokta olursa mazlumcoruh@gmail.com  adresinden sorunuz. Lütfen...

 

Bana ister inanın ister inanmayınız; yazının sonuna kadar beklemeniz önerilir. Eğer anlatmayı becerebilirsem bu ülkenin borçlarının neden devamlı arttığını, neden en pahalı elektriğin barajlı santrallarda üretildiğini öğreneceksiniz.

 

Değerli paydaşlarım, bunun sebebi barajlı santralların toplam maliyetidir.Bu santrallar ürettikleri ürüne göre inanılmaz maliyette halka satılmaktadırlar. Bu maliyeti karşılamak için varsa paramızı harcıyoruz; yoksa borçlanıyoruz. Bunu nasıl yapıyoruz? Varlıklarımızı satıyoruz yetmiyorsa,  geleceğimizi ipotek ederek yani satarak yapmaya çalışıyoruz. Bunun sonucu kalkınmaktan vaz geçiyoruz ve fakirleşiyoruz. Bu nasıl başarılıyor? Algı yaratılarak başarılıyor. Akıl almaz pahalılıkta elektrik enerjisi üretiyoruz; topluma bunun satış fiyatını küçük gösteriyor geri kalan bedelini millete ödettiriyoruz.

 

Kalkınmaya ayıracağımız kaynaklarımızı devamlı tüketiyoruz. Bu sebeple kalkınamıyoruz. Yetmiyor geleceğimizi satıyoruz.

 

Bir örnekle konuyu anlatmaya çalışayım.

 

Bir simitçi dükkânı var; yeri çok güzel; müşteri kapasitesi sabit ve sağlam. Sizin o dükkânı almanızı istiyorlar. Siz de zenginliğinizi artırmak için o güzel dükkâna hevesleniyorsunuz. O dükkanın günde satabileceği simit sayısı, piyasada fiyatı belli. Siz o dükkânı, örneğin, 100 bin TL’ye alırsanız günlük simit maliyeti mi çok olur; yoksa 200 bin TL’ye aldığınızda mı çok olur? Bu basit soruya aklınızı kullanarak cevap verebiliyorsanız konuyu kolayca anlayacaksınız demektir.

 

Elbette ki daha çok para verdiğiniz takdirde simidin maliyeti artacaktır. Neden? Çünkü simidin maliyetine kullandığınız paranın faizi ve masrafları girecektir. Onları satacağınız ürünün maliyetine koymazsanız nereden çıkaracaksınız ki? İtirazınız var mı? Peki, siz simidin fiyatını,maliyetinizi karşılayacak hatta kâr edecek kadar, artırabilir misiniz? Yoksa piyasada kaça satılıyorsa o fiyattan satabilirsiniz? Piyasada simidin fiyatı sabit ve sizin maliyetinizi satış gelirinizle karşılayamıyorsanız o fırını işletmeye devam ederseniz ne olur? Bu soruların cevabını verebiliyorsanız anlatacaklarımı da kolayca anlayacaksınız.

 

Diyelim ki tongaya bastınız bu dükkânı aldınız; bir iki ay içinde her gün zarar ettiğinizi anladınız; ama kabadayılık edip kimseye renk vermek istemiyorsunuz; bu durumda artan maliyeti nereden karşılarsınız? Varlıklarınızı veya geleceğinizi satarak yani borçlanarak. Bu iş nereye kadar sürer; işlem nerede son bulur? İflas ettiğinizde değil mi? Yatırım ekonomisi dediğimiz işte bu soruların ve başka soruların cevabını aramaktır. Ha simitçi dükkânı ha barajlı santral; fark etmez. Ekonominin kanunu değişmez.

 

Hedefe alınan devletin iflasını hazırlayanlar, ekonominin bu kanundan yararlanırlar. Devletlerin iflası uzun ve çok kontrollü olur. Bazı hallerde devletin batmasını istemezler çünkü iflas etmiş tüccardan alacak tahsili çok zordur. İflas ettirmek için kullandıkları paraların birkaç mislini almış olsalar eğer o devleti yönetenler hala işin farkında değilseler(!) ve de o devletin ödeyebileceği değerleri varsa onlara el koyuncaya kadar da iflasını istemezler.

 

Değerli paylaşımcılarım. Bu konu önemli, ama uzatmak istemiyorum. Bu bölüm devam edecek. Devamını yayımlamak üzere burada ara verelim.

 

Yurttaş Mazlum Çoruh- İnş.Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay