18.02.2018,21:07
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Biliyor muydunuz? – 7
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Ülkemizde yapılan barajların ölü hacimleri, faydalı hacimlerinden fazladır.

“Barajlar faydalı yani aktif hacimleri için yapılırlar, ölü hacimler sadece maliyeti artırır. Ülkemizde yapılan barajların ölü hacimleri, faydalı hacimlerinden fazladır. Bunu nerden bilecektiniz ki!” 2 nolu yazımızdaki 4 nolu sefaleti böyle ifade etmiştim.

 

Bunu biraz açayım: Bir baraja baktığınızda genellikle kocaman sonradan yapılmış bir göl görürsünüz. Siz o gölün büyüklüğünden büyük fayda geleceğini yorumlarsınız. Hele bir de “Dünyanın en büyük bilmem kaçıncı barajı” sözünü duymuşsanız bu büyüklük size gayet normal gelir hatta gururlanabilirsiniz de… Hatta bu gölün hepsinin faydalı ve zenginlik olduğunu düşünürsünüz. Böyle düşüneceğinizi bildiklerinden o barajı millete satanlar o yapının, gölün büyüklüğünü marifet diye satarlar. Ülkemizde bu işlem hep yapıla gelmiştir; yürümektedir de..

 

Aklı başında bir mühendis ise o göle baktığında şunları düşünür:

1- Bu gölün aktif olan bölümü ne kadar; ölü olan bölümü ne kadar? Çünkü bilir ki gölün büyüklüğü sizlerin algıladığı gibi bir büyüklük değildir. Bu gölün ne kadarı faydalı hacim; ne kadarını kullanabilirim?

2- Bu barajdan daha yukarıda kaç baraj, regülatör, göl ve başka su bekletme yapısı var?

3- Bu barajın beslediği santralın su kullanma kapasitesi ne kadar?

4- Acaba bu akarsuyun yıllık taşıdığı su ne kadar ve rejimi nasıl? Çünkü mühendis bilir ki bilmelidir ki akarsuyun hacmi ve rejimi o akarsu üzerinde yapılabilecek, -Ki, asla yapılma mecburiyeti yoktur-barajların aktif hacimlerinin toplamı sabittir.

5- Bu baraj kaç canlı türünü yok etti? Ne kadar canlı varlık yok edildi? Ne kadar insan yaşadığı yerlerden söküldü?

 

Başka şeyler de elbette yurtsever mühendislerin aklına gelir; ama biz esasa dönelim. Her akıl sahibi ‘Bu baraj kaça mal oldu ve ülkeme faydası oluyor mu’ diye herkesin aklına gelebileceği soruyu sorar.

 

Biz gölden konuşmaya devam edelim. Gölü seyrettik ve gururlandık diyelim. Bilmelisiniz ki siz birileri tarafından fikren iğfal edilmişsinizdir. Çünkü barajlar sadece ve sadece aktif hacimleri için yapılırlar ve bu hacim, kendinden yukarıdaki su bekletme yapılarının hacmiyle toplandığında sabit bir miktarı geçmemesi gerekir. Gördüğünüz barajın büyüklüğü kocaman bir aldatmacanın ürünü olduğunu veya olmadığını anlamanız için ya iyice düşüneceksiniz veya güvenilir yurtsever bir mühendisten yardım isteyeceksiniz. Çünkü gördüğünüz o gölün pek muhtemeldir büyük bir bölümü ölü hacimdir.

 

Ölü hacimdeki suyu kullanamazsınız. Ölü hacım büyüdükçe toplam maliyet koşar adımlarla, sizi batırmak isteyenin dilediği seviyeye gider. Ölü hacim büyüdükçe çevre tahribatı artar. Barajlar bir ‘Yok Edici- Terminatör’e dönüşür.

 

Bu sebeple bizim hocalarımız, şunu kulağımıza küpe etmişlerdir: “Barajlar pahalı yapılardır, aktif hacimleri toplam hacimlerinin yüzde 80-85 inde az olursa ekonomikliği hızla kaybolur; ülkeyi devamlı artan borçla karşı karşıya bırakırsınız. Aman dikkat… Baraj sözünü aklınıza getirmeden kırk bir kere düşününüz…”

 

Pekiyi… Ülkemizdeki barajların aktif hacimleri, toplam hacimlerin ne kadarıdır?

 

Özetle bir bilgi verip birkaç örnekle konuyu anlatmış olayım. Sizi sıkmak istemiyorum. Ülkemizde yapılan barajların tümünün toplam hacimlerinin yarıdan fazlası ölü hacimdir… Bu durum akıl almaz bir mühendislik sefaleti destanıdır(!)… Bu durum,ülkemize karşı işlenmiş mühendislik alçaklığının özetidir. Bu durum 60 yıldan buyana sürmüş ve sürmektedir.

 

Bu bilgi aslında yeter de, örnekleri önünüze koyayım ki ilgililerden, baraj sevdalılarından bu basit soruyu sorasınız. Bazı anlı şanlı barajlarda yüzde 85 ten az olmaması gereken aktif hacim oranlarını yazıyorum Keban: yüzde 46; Karakaya yüzde 62; Atatürk yüzde 23; Birecik yüzde 47, Deriner yüzde 48, Yusufeli yüzde 50; Artvin yüzde 35, Borçka yüzde 30, Muratlı yüzde 25 …  Kısacası Ülkemizdeki barajların aktif hacimlerinin toplamı toplam hacmin yarısından azdır. Üstelik yaratılan bu aktif hacimlerin %90nı kullanılamıyor, kullanılamaz… Bu bir mühendislik sefaletidir… İhanet kelimesi bu durumu açıklayamaz; yetersiz kalır. Bu ucu açık bir melânettir.

 

Ölü hacimlerin büyütülmesini ancak melanetle açıklayabiliriz. ‘Sınırsız, tatmin olmayan bir kötülük’ diye açıklayabilirsiniz Çünkü bu ölü hacimler arttıkça melanet hızla artar…

Sorunuz ilgilerden sorumlulardan. Bunun hesabını vermelerini isteyiniz. Bu yurttaşlık görevidir…

 

(Devam edecek. Paylaşınız ki belki bir yiğit çıkar hesabını verir; biz de onu baştacı eder; sizlerden özür dileriz.)

 

Yurttaş Mazlum Çoruh – İnş. Müh. Naci Özen

 mazlumcoruh@gmail.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Bertolt Brecht’in 120 yaşı dolayısıyla Zeliha Berksoy müthiş bir oyun sahneye koydu: İnsan neyle yaşar?
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
En önemlisi konunun eski anlamda bir 'siyaset' tartışması olmadığını idrak etmektir.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?