23.01.2018,00:53
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Biliyor muydunuz? - 3
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Barajlardan önce ne yapılmalıydı?

Geçen yazıda barajlarla işlenen melanetlerden ilkini şöyle yazmıştım:”Barajlardan önce alınması gereken akarsu rejimi düzenleme önlemleri alınmamış çözüm doğrudan barajlarla aranmıştır. Böylelikle büyük maliyetli ve zararlı yapılar yapılmış, büyük yarar dışlanmıştır.” Bu konuyu biraz açalım.

 

Akarsular yılın her saati, her günü, her ayı farklı sevilerde akarlar. Bazen bu seviyeler yatağın dışına taşmasına, yani taşkınlara sebep olur. Biz mühendislerin öncelikli görevi, çevreye zarar veren bu taşkınları önlemektir. Zira belanın def’i, hayrın ifasından evladır. (Kötülüğün uzaklaştırılması iyilik yapmaktan önceliklidir-Mecelleden)

 

Akarsuların taşması doğal bir olaydır. Yani beklenebilir. Bu sebeple ne zaman ne kadar olacağını bilemeyiz ancak istatistik yöntemlerle tahmin ederiz. Belirsizlik onun karakteridir. Bizim görevimiz, bu zarar verici vasfını azaltmak veya ortadan kaldırmaktır. Eğer ortaya çıkan sular, kısa zamanda birleşiyorlarsa akışlar hızla artıyor, su miktarı hızla artıyor ve yatağına sığmaz hale geliyor. Taşkın yapıyor. Bir başka sakıncası bu sulardan yararlanma hem pahalı oluyor hem de istenilen zamanda olmuyor. Bu sebeple bu durumu azaltmak veya ortadan kaldırmak isteriz. Bu sebeple:

 

Suların çabuk bir araya gelmesini önleyecek, geciktirecek, zamana yayılmasını sağlayacak çareler ararız.İlk akla gelmesi gereken önlem budur.

 

Taşkınlara sebep olan birçok etken vardır. Aklıma gelenleri hemen sıralayayım. Yağışlarda aşırı düzensizlik, havzanın bitki örtüsü, havzanın yağış alan yüzlerinin eğimi, zeminin su emme kabiliyeti, doğal su bekletme yapılarının olup olmaması…gibi. Başka hidrolojik, topografik ve jeolojik sebepler vardır. Az veya çok etkili olurlar.

 

Taşkını azaltmak veya önlemek için ilk yapılması gereken, akış yüzeylerinin bitkilendirilmesidir. Böyle bir çözüm, kolay, ucuz ve son derece bereketlidir. Böylelikle hem akarsuyun etrafa vereceği zararı azaltır veya ortadan kaldırırız hem de doğal zenginliğimiz artar.

 

Bu yeterli olmuyorsa, taşkınlık yapan suları veya daha fazlasını zemine yüklemektir. Bu işlem, aşkın suların birleşmesini de önler. Bu denebilir ki sonsuz imkândır. Hatırlatayım toprağın 1 metreküpü 300 litre; kalker kayanın ise 500 litre su tutma kapasitesi vardır. Ayrıca her jeolojik yapının az veya çok su tutma kabiliyeti vardır. Bu da uygulanması kolay bir önlemdir, çaredir. Her kes yapabilir. Büyük iş firmalarına, büyük finansa, kaynağa ihtiyaç duyulmaz. Sonuçları ise çok bereketlidir.

 

Bu iki önlem de yeterli olmuyorsa, doğal su bekletme yapıları olan göllerin geliştirilmesidir, ihya edilmesidir. Bu imkân da çoktur. Özellikle 2000 rakımın üstündeki gölleri biraz dikkatlice incelediğinizde görürsünüz: Bu göller tarih içinde çok daha derin, suları daha yüksek seviyelerde idi. Zamanla önünü yırtarak derinlikleri azalmış veya sıfırlanmışlardır. Bu gölleri su bekletme yapısı olarak ihya etmek çok kolay ve oldukça etkili ve ucuz bir yöntemdir. Çevreye hiçbir zararı yoktur.

 

Bir akarsuyun rejimini düzeltmek isteyen mühendis, önce bu basit, bereketli ve zararsız önlemleri düşünmeli fayda maliyet hesaplarını yapmalıdır. Bu ilke, mühendislik ahlakının ve ahkâmının emridir. Ama her ne sebeptense bizim akarsularımızın rejimini düzeltmek için mühendislerimizin aklına hemen baraj getirilmiştir. Kısacası mühendisliğimiz iğfal edilmiştir.

 

Ve hala bu anlayışın hüküm sürmesi istenmektedir. Yukarı da anlattığım çözümler ile barajlı çözümlerin arasında, yapımları ve sonuçları açısından, çok büyük farklar vardır. Her akıl sahibi bunu bilebilir. Bu yapılmamıştır. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.

 

Akarsularımız üzerinden yapılan ilk büyük kötülük bana göre budur. Basit, ucuz ve bereketli önlemleri almamaktır; barajla işi çözmeye yönelmektir.Bereketli bir ortam yerine yokluk ortamı yaratmaktır. Bu benim mühendislik anlayışıma uymuyor.Bunun bir başka amaca yönelik olduğunu düşünmek akla uygundur.

 

İtirazı olan varsa hesabını yapsın ve ortaya koysun.

 

Hatırlatayım; akarsuları yüzde100 düzgün akışlı yapmaya da gerek yoktur, ondan her türlü yararlanılabilir. Olayın bu yönü yatırım ekonomisiyle uğraşanları ilgilendirir. O konuya da ileride geleceğim. 

 

(Devam edecek- Sormayı, sorgulamayı, paylaşmayı unutmayınız)

 

Yurttaş Mazlum Çoruh – İnş. Müh. Naci Özen

 mazlumcoruh@gmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Bugün küresel anlamda ortalıktaki kaos, dünyayı sarsıyor. Esasen bunların temelinde iki neden aramak lazım.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Doğunun en batısı…Batının en doğusu…
Çavuşoğlu, kendi dönemlerinde hiçbir gelişme olmadığını da iddia etmişti.
Tarih 15 Nisan 2013.
Bu melanetleri işlemekle, işlettirmekle hangi amaca varılmak istenmiştir?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Savaş yorgunu Avrupa kıtasının önce ekonomik işbirliği ile başladığı ve bir barış ve refah fikri olarak ilerleyen Avrupa projesi için önemli bir döneme tanıklık ediyoruz.
Unutmamalıdır ki, tarihinin hakikatına vakıf olmak bir ülkenin bağışıklık ilacıdır.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?