21.11.2017,00:12
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Yatırım ekonomisi veya bir ülke nasıl batırılır? - 5
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Ülkemizin borçları neden devamlı artıyor?

Örnek-1: Yusufeli Barajlı Santralı’nın ekonomisi

Yazılarımın bu bölümüne başlarken değerli bir bilim adamını anmadan geçemem. Ülkemizin yanlış yönetilen kurumlarını uyarmayı, yol göstermeyi, harikulade sonuçlar doğuran projeleriyle çözüm önermeyi kendine görev edinip yıllarını bu uğurda uğraşlarla geçiren Prof. Dr. İlyas Yılmazer’dir bu değerli insanın adı. Benim bu konuların içine düşmemin sebebionun canhıraş gayretleridir. Buradan sonra yazacaklarım onun Yusufeli Barajı’na karşı mücadelesinde ortaya koyduğu büyük ekonomik aymazlığı anlatırken yaptığı tablonun açtığı yoldan yürüyerek vardığım sonuçlardır. Sayın Yılmazer, bu yiğit bilim adamı, benim çalışmalarımın öncüsü, yol açısı olmuştur. Buradan kendisini bir kere daha saygıyla selamlıyorum.

 

Sayın Aydın; bundan önceki 4 yazıda ülke batırmanın teorisini ve kurulan yatırım tuzaklarından kurtulmanın çareleri olan ölçütlerden bahsetmiştim. Bu yazıda, Yusufeli Barajlı Santralı’nı yatırım ekonomisi açısından inceleyeceğim. Kullanacağım ölçüt ‘Mazlum Çoruh Ölçütü’dür. Çünkü sonucu hemen gösteren bir ölçüttür. Sonuçta kararı yine siz vereceksiniz.

 

Bu santral, Çoruh Enerji Planı’nda (ÇEP’de), mansaptan (akış aşağısından) yukarıya doğru ana kol üzerindeki 5.Barajlı santraldır. Bu santralin kuyruk suyu (Türbinden çıkan su), aşağısındaki Artvin baraj gölüne boşalmaktadır. Artvin Barajının tam dolması halinde kuyruk suyu baraj gölüne batmaktadır. Yani aralarında hiç düşü kaybı, boşluk yoktur. Muratlı barajından Yusufeli Barajının üst kotuna (710 m) kadar bu durum hepsinde vardır.  Tabii barajlar görev yaptığı, yani dolduğu takdirde böyledir.

 

Santralın kurulu gücü 540 MW(540 bin KW= 540 milyon Watt)dır. Bu şunu ifade eder: Bu santral eğer su bulursa senede (540x8760=) 4,730 milyar KWh(KWsaat) enerji üretebilir. Hatta şartlar elverirse bu rakamı da %10 aşabilir. Hiçbir sıkıntı olmaz. Bu rakamı aklınızda tutun lütfen. Ama Çoruh Enerji Planı’nda bu santralden 1,73 milyarKWs enerji üreteceği iddia edilmektedir) Son beyanlarda bu rakam 1,83 milyar olarak dillendirilmektedir. Sebebini de anlamış değilim. Bu rakamlardan birini de yazının sonuna kadar aklınızda tutunuz.

 

Bu barajlı santralın yatırım ekonomisini Mazlum Çoruh Ölçütü açısından inceleyeceğim. Bu sebeple fayda olarak bir yıllık gelirini alacağım.

 

Bu santralın 1 yıllık net geliri yanı yıllık faydası(YF), ne kadar olur?

Eğer bu santral iddia edilen enerjiyi üretebilirse, ki üretemeyeceğini on yıldır haykırıyorum, üretilen enerjinin değerini bu enerjiyi kullananların gönül rahatlığı(!) içinde ödedikleri elektrik faturasından hareket ederek bulabiliriz.

 

Benim geçen ay ödediğim faturada elektrik iletim şirketimizin(TEİ AŞ) dağıtıcı şirkete (Enerji SA’ya) sattığı elektriğin 1 KWsaat fiyatı, 22 kuruş olarak görülüyor. Dağıtıcı şirket bunun üstüne 11 kuruş koyuyor, kamu kurumlarına(TRT) verilenler, KDV vs. eklemeleri konumuzun dışında tutuyorum. Dağıtım şirketi, aldığını yüzde 50 fazlasına satıyor. Demek ki özelleştirmelerden sonra dağıtım şirketleri kamunun daha önce vatandaştan aldığından daha fazla dağıtım bedeli almaktadırlar. Ben daha önceki hesaplarımda bu oranı yüzde 25 oranlarında almış idim.

 

Hesabımı bu sefer 22 kuruş üzerinden yürüteceğim. Elektriğin yüzde 6’sı dağıtımcıya gelinceye kadar iletim hatlarında kayboluyor; yüzde 23’ü de çalınıyor. İletim şirketi de muhtemelen yüzde 6 kendi payını alıyordur. Bu durumda 22 kuruşa satılan elektriğin yüzde 35 ini çıkarmamız gerekecektir. Bu parayı bu fiyat içinde bizden alıyorlar. Hesabın doğrusunda santralden çıkan elektriğin KWh(kilo.Watt.saatının) 14,5 kuruş olması gerekiyor. Yani biz eğer evimizde kullandığımız elektriğin mahallemizdeki trafoya teslim fiyatını 22 kuruş olarak kabullenmişsek bunun fabrikasından 14,5 kuruşa çıkması gerekir. USD kurunu 2 TL olarak alırsanız, kamunun özel sektörden satın aldığı hidroelektriğin satın alma fiyatına denk gelmiş olur. Ben de hesaplarımı, DSİ’nin temelleri atılırken millete beyan ettiği fiyattan (3,5 sent = 10,5 kuruş) değil, akarsularımızdan elektrik üreten şirketlere ödedikleri fiyattan 7 sent’ten yani 22 kuruştan yapacağım. Anlatmaya çalıştığım olayı değerlendirirken dikkate almalısınız. (Bu hesapta 1 USD 3 TL olarak alınmıştır.)

 

Bu durumda bu santralın üreteceği iddia edilen elektrik miktarıyla,ki asla o kadar elektrik üretemeyecektir, bu 22 kuruşu çarparsak bir yıllık yarattığı faydanın brüt değerini (1 milyon 830 binx0,22=) 403 milyon TL olarak biçmiş oluruz. Bu rakamı bu günkü USD kuruna bölersek 12 sene önceki hesaplarımıza dayanak yaptığımız üretimin USD değerine yaklaşmış oluruz. Her neyse işimize dönelim.

 

Yıllık bürüt gelir bu kadar ise netini tahmin edelim. Diyelim ki işletme giderleri bun %10 nu olsun neti yıllık 383 milyon TL olur. Biliyoruz ki asla bu kadar olmayacaktır. Buna yıllık fayda(YF) diyelim. Bu durumda bu yatırımın getirimli (rantabl) olabilmesi için bu yapıya harcadıklarımız ve bu yapı nedeniyle kaybettiklerimizin değerlerinin toplamı ne kadar olmalıdır?

 

Seri yazılarımı okuyanlar anımsayabilir. 2No’lu yazıda çeşitli hallere göre bu değerin hesabının nasıl yapılacağını göstermiştim. Burada tekrarda fayda görüyorum:

a)   Diyelim ki bu yapıya harcanacakların ve yok ettiklerinin değerini biçecek kadar paramız var ve o para bir bankada  yüzde 5yıllık net reel faizle işletiliyor. Biz her yıl o faizi alıyor ödemelerimizi yapıyoruz. Yani varlığımızdan fayda görüyoruz. Bu parayı bu yapının yapımında kullanırsak bu gelirden vazgeçmiş olacağız. Bu yapının da bize kendisini 40 sene yüzde 2,5 ile ödemesini istiyoruz. Bu takdirde harcamaların ve kayıpların biçilen toplam değeri, yani toplam maliyeti (TM) ile gösterirsek:

TM<YF/(0,025+0,05+0,01) olmalıdır ki bu yatırım bizim başımızı belaya sokmasın. Hatırlatayım: buradaki “0,01” para kullanma işlerinin maliyetidir. Bu durumda;

TM, 383 milyon/0,085 = 4 milyar 506 milyon TL’yi, geçmemesi gerekir. Geçerse ne olur diye sormayacağınızı ümit ederim. Daha önceki yazılarda tekrar tekrar yazmıştım. İçinizde okumayan olabilir diye bir kere daha yazayım: Eğer bu koşullarda bu yatırıma harcananların ve bu yatırım sebebiyle kaybolanların değerinin toplamı (TM), bu rakamı geçerse size geçmiş olsun derim. Çünkü artık siz devamlı boyu uzayan bir kazığa oturtuldunuz demektir. TM(Toplam Maliyet) bu rakamın ne kadar altında olursa bu yatırım o derece getirimli (rantabl) demektir. Bunu başaran bir yatırıma imza atıyor ve temellerini atıyorsanız başarınızın kutlanmasını bekleyebilirsiniz. Ama dediğim gibi harcamaların toplamına ve kayıpların toplamına biçilen değerlerin toplamı(TM) bu rakamın altında olması şarttır.

b)   O koşullar oluşmadı. Paramız da yok.Borç alarak bu yatırımı yapıyorsanız: Bu takdirde bulacağımız paranın yıllık reel faizi yüzde 8 ve yapının geriye dönüş müddetini de bu sefer 50 yıl yüzde 2 olarak seçtik diyelim. Bu durumda para kullanma maliyetinizde artış olması mutlaktır. Bu paraları temin eden, ödemeleri yapan, biriminizin giderleri artacaktır. Bu arada ‘kolaylık giderleri’ denilen çok çirkin ve tabii milletten saklanan gider de devreye girecektir. Örneğin 0,015 artacaktır. Bu durumda denklem şu şekilde yazılacaktır. M<[F/(0,02+0,08+0,015)]. Hesaplayınca TM’nin (383 milyon /0,115=)3 milyar 330 milyon TL’nin altında kalması gerekecektir. Bu kez TM (toplam maliyet) daha küçük bir baraja(sınıra) çekilmiş olacaktır. TM’nin bu rakamı da geçmesi halinde size yine ‘geçmiş olsun’ denecektir. Siz artık iflah olmaz bir borçlanma bağımlısı oldunuz demektir. Borçlanma miktarınız her sene artacaktır. Tıpkı uyuşturucu bağımlısının devamlı artan doza ihtiyaç duyduğu gibi yeni ve daha fazla borca ihtiyaç duyacaksınız demektir. Ekonomik tetikçiler görevlerini yapmış olacaklardır.

 

Verilen, hesaplanan, bu rakamlar kabul edilmiş koşullara bağlı olarak hesaplanmıştır. Benim bu hesaplamada aldığım değerler, proje lehine olanlardır. Bu değerler hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Akıllı bir yatırımcı bu değerleri esas almaz. Maliyet toplamı, hesaplar sonunda çıkan rakamlara ulaşırsa, kritik bir noktaya varılmış demektir. Aleyhte her hangi bir değişiklik, yatırımın sahibini, yanı devleti, borç yumağına saracaktır. Devamlı artan bir borçla karşı karşıya kalınacaktır.Bu projelerin sahibi halktır, millettir, devlettir. Ekonomik tetikçilerin hedefi zaten devlettir.

 

Yusufeli Barajlı Santralının gerçek geliri ne kadar olacaktır?

Bu santralin yıllık net üretimi,1 milyar 830 milyon KWs (1,83GW.saat) değildir.

1 milyar 703 milyon KWs’a da (1,703 GWs’a da) asla ve asla ulaşamayacaktır.

Açıklayayım:

i.      Bu baraj görev yapmamaktadır. Bu konuyu burada anlatmayacağım. Merak edenler adresime soru sorabilirler. Bir baraj görev yapmıyorsa santral aynı miktarda suyu türbininden geçirse bile daha az elektrik üretilir. Çünkü elektriğin birim hammaddesi, türbinden 1 saniyede geçen suyun ağırlığıyla düştüğü yüksekliğin çarpımından (Vxgxh) meydana gelir. Görev yapmayan barajlarda yükseklik(h, m) azalır. Evrensel fizik kuralları bunu der. Bunu bilmeyeni, değil mühendis yapmak, liseden mezun etmezler.

ii.      Barajlara alınan sularda kayıplar olur. Bu kayıplardan ölçüleni, buharlaşmadır. Ölçülemeyen bir başka kayıp daha vardır: Baraj gölü cidarlardan kaçanlar. Yapılan barajlardaki durum, kaçakların buharlaşmadan çok fazla olduğunu ortaya koymuştur. Buharlaşma ve kaçaklar ham maddemizin diğer çarpanını, su miktarını (Q’yu) azaltmaktadır. Dolayısıyla üreteceğiniz elektrik asla ve asla hesapladığınız kadar olmayacaktır.

 

Örnek mi istiyorsunuz?

Buyurun, Çoruh Enerji Planı’nda işletmeye alınan barajlı santralların üretimlerine bakalım:

a)      Muratlı BrjSantralı: Projeye göre yılda 445 milyon kilo.Wat.saat elektrik üretecekti şimdilerde yıllık 240-250 milyon kilo.Wat.saat üretimlerde çakıldı kaldı. Yani üretim, yüzde 40 düştü….

b)      Onun yukarısındaki Borçka Barajlı Santralı, projeye göre 1 150 milyon kilo.Wat.saat üretecekti  650 milyon kilo.Wat.saat üretimde debelenip duruyor azalma %40’larda.

c)      Gelelim meşhuuur (!) Deriner Barajlı Santralı’na…: Hani şu mühendislik harikası diye millete satılan barajı olan santral. Yılda 2 130 milyon kilo.Wat.saatelektrik enerjisi üretecek diye projelendirilmişti; halka öyle satıldı. Sonuç mu? Yılda 1 130 milyon KWs, olmadı 1 430KWs’larda debelenip duruyor. Yani onun da ‘dibi’ göründü… Üretim yüzde 40 düştü. Bu sene yine perişanları oynuyormuş. Su yetmediğinden günlerce santral durduruluyormuş. Nereden mi biliyorum? Yuvalarından edilen, kandırılan kuşlar bana haber getiriyorlar. İnanmayan bilgi edinme hakkını kullana bilir.

Değerli aydın; bu rakamlardan şimdi siz, Yusufelibarajlı santralının yılda ne kadar elektrik üreteceğini tahmin edebilirsiniz değil mi? Yusufeli Barajlı santralının üreteceği elektrik enerjisi en çok (1,703x0,60=) 1 050 milyon kilovatsat kadar olacaktır. Bu durumda. Yıllık faydasını(YF) yeniden hesaplayalım ve buna göre, aşılmaması gereken TM(Toplam Maliyeti)’ni tahmin edelim:

YF = 1 050/1 830x 383 000 000= 220 milyon TLolacağına göre TMhangi sınırların altında kalması gerekir?Hesaplayalım:

1.      Koşullarında TM, (220/0,085 =) 2 590 000 000 Türk Lirasını;

2.      Koşullarında ise TM, (220/0,115=) 1 913 000 000 Türk Lirasını geçmemesi gerekecektir.

Bu sınırlara yaklaşmamak gerekir. Çünkü ekonomik hayat istikrarlı değildir. Doğa olaylarına bağlı yatırımlarda risk yüksektir. Çünkü ham maddemiz baraj gölünde toplanan sudur. Her yıl aynı miktarda su gelmez. Bunun için riski azaltacak önlem alınır. Bir başka risk ürünün depolanamamasından doğar. Yani ürünü bekletilmesi söz konusu değildir. Anında pazarlanamayan ürün zayidir. Bütün bunları göz önüne aldığımızda böyle yatırımların asgari koşullara yaklaştırılmalıdır.

Hatırıma gelmişken bir soru sorayım: Siz bu yıllık fayda (YF) da barajın payını mı soruyorsunuz? İçinde yolcu kalmayan otelin gelirinden bahsedebilir misiniz? Az sabrediniz.

Yusufeli Barajının Maliyetini ve sonucu değerlendirme işini gelecek yazıya bırakacağım. Ancak aşağıda sorulan 2 sorunun maliyetini siz bulunuz.

Yurttaş Mazlum Çoruh – İnş. Müh. Naci Özen 

mazlumcoruh@gmail.com

 

Soru 1:

Bölgede rahatça konaklayabileceğiniz tek tesis olan Barselona’nın in sahibi DSİ’ye yazdığı mektupta öngördüğünüz baraj geliri olan 220 milyon TL’nin üzerinde kazanç sağlayan turizm geliri sunacağız. Vazgeçin bu barajdan. Dünyada eşine az rastlanan bir doğası var. Dünyanın her yerinden artan ivmeyle turist bu zenginlikleri görmeye gelmektedir. Barajın faydalı ömrü olan 40 yıl sonrasında havaya sera gazı (CH4) sunan bir zehirli toprak parçası bırakacak baraj ile turizm gelirlerinde ulaşılacak rakamı karşılaştırınız.

 

İpucu 1: Turizm geliri her yıl üslü olarak artarken baraj geliri her yıl düşecektir.

Şekil 1. Yusufeli barajına su dolmadan cennet doğası olan(bkz, Şek. 2) Yusufelililer bu cehenneme (kırmızı çizgiyle yaklaşık sınırı sunulan) çıplak yamaca çıkarılacaktır.

 

Soru 2:

Halk deyişiyle Yusufeli’nin taşınacağı yeni yerine eşek bağlasan durmaz (bkz, Şek. 2). Hâlâ kurtarma umudumuz var.

Öneri projemiz (Torricelli sistemi): Sınırlı da olsa Tüm ovaları geliştirerek korurken taşkını sıfırlar, su pınarlarını artırır ve daha düşük maliyete daha fazla enerji sunar. Akarsular mama olan çökellerini ovalara cömertçe sunmayı sürdürür.

Bir dönümden 4 ton yerine 35 ton domates alınan, Zeytini İspanya’da ve Pirinci İtalya’da birincilik alan Yusufeli ovaları sonsuza dek yok edilmiş olacaktır. Barajın işletmeye açıldığı ilk yıl bölge insansızlaştırılacak. Yusufelili de Kebanlı gibi cennetten (Şek. 2) cehenneme (bkz, Şek. 1) çıkmayı reddedecek ve büyük kentlere göç edecektir.

İnsansızlaşan bölgede emperyalizmin uşaklarının 1954’te belirlediği ve uşaklarının kabul ettiği Ermenistan-Kürdistan sınırının (Şek. 3) yaşama geçirilmesi uşaklarının iktidarda olması durumunda kolayca kesinleşecektir. Bu gidişte onu göstermektedir.

Bu göçün ve bölünmenin maliyetini bulunuz.

 

İpucu 2: 1 metrekare toprak kaybının maliyeti parayla ölçülebilir mi?

Şekil 2. Yusufelili 3 bir yanı yaşamın temel ögesi olan akarsularla çevrilmiş bir cennet doğada yaşamaktayken Şek. 1’de sunulan cehenneme çıkmaya zorlanmaktadır.

Şekil 3. Emperyalizmin 2. Dünya savaşı sonrasında hazırladığı ve 1954’te NATO’da sunduğu bu sınır (kırmızı noktalı) Çoruh ve Fırat üzerindeki barajların eksenleriyle örtüşmekte ve emperyalizmin yerli uşakları tarafından da kabul görmüştür (Mazlum Çoruh, 2008’den). 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay