21.11.2017,00:11
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Bir ülke nasıl batırılır? - 2
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
En sade ölçüt (kuram): Bakkal Hüseyin Amca veya Mazlum Çoruh Ölçütü

Önceki yazıda, ülke batırma teknisyenlerinin kullandıkları kuramı ve Ülke batırmaktan, batırılmaktan kurtulmak için vazedilen ölçütlerden ikisini, Pareto ve Kaldor(Kalder) ölçütlerinden bahsetmiştim. Bu yazıda size daha kolay anlaşılır bir ölçütü anlatmaya çalışacağım. Bu ölçütü ülke batırma teknisyenleri yani ekonomik tetikçiler, çok iyi bilirler. Her ne sebeptense, çok sade olmasına karşın, ülkemizi ve/veya kurumlarımızı yönetenler bihaberdirler(!).

 

Bu ölçütlerin geliştirilmesinin altında yatan sebep, bir değişikliğin, bir yapının, daha kolay anlaşılır ifadeyle söyleyeyim bir yatırımın, refah yaratmasını güvenceye almaktır. Bu cümlede kullandığım, ‘değişiklik’, ‘yapı’ ve ‘yatırım’ kelimelerinin anlamı, yazımızın amacı açısından aynıdır. Akademik olarak ‘değişiklik’ deniyor. Değişiklikler her zaman fiziki olmuyor; yasal, yönetimsel, pazarlamaya bağlı olarak çok farklı değişiklikler olur. Sonuçta amaç, daha iyiye ulaşmaktır. Bunun için sadece yapı yapıyorsak ‘yapı’ kelimesini kullanırız. Yok, yeni bir ürün elde etmek ve/veya hizmet sunmak için hem yapı hem teşkilat hem de sistem kuruyorsanız bunun adı da yatırım olur. Bana göre en doğrusu ‘yatırım’ ifadesini kullanmaktır. Bundan sonra bu kelimeyi kullanacağım.

 

F-M>0 denklemini sağlayan yatırımın faydasının, maliyetinden fazla olmasıdır. Bu farka Net Fayda diyebiliriz. Net Fayda’ya kazanç da, kâr da diyebilirsiniz. Sonuçta zenginliğimize bir katkının varlığını ve büyüklüğünü ifade etmektir. Net fayda ne kadar büyükse o kadar kısa zamanda ülkenin zenginliğine katkı sağlanacaktır demektir. Eğer bunu sağlamayan bir yatırımı yaparsak muhtemelen o yatırım, bizi devamlı artan bir borçla karşı karşıya bırakacaktır. Ekonomik tetikçilerin istedikleri olacaktır. Zenginleşmek refaha kavuşmak umuduyla yaşarken bir de bakmışız ki yaşamımız güzelleşmediği, rahatlamadığı gibi borcumuz artmıştır. Yani bu yatırımı bize pazarlayanlar tarafından aldatılmışız.

 

Tekrar hatırlatayım: Buradaki F(Fayda), bu yatırımın, işletmeye alınmasından sonra ve ömrü boyunca, ortaya çıkardığı olumlu her şeyi, M(Maliyet) ise bu yatırımı aklımıza getirilmesiyle başlayan ve ömrünün sonuna kadar süren kaybettiklerimizi, yaşadığımız olumsuzlukların tümünü kapsamaktadır.

 

Kamu açısından olayı incelediğimizi bir kere daha hatırlatmalıyım. Sonuçta ortaya çıkacak fayda, bütün toplumu ilgilendirmektedir. Bu böyledir, çünkü ortaya çıkan ürünü yani mal ve hizmeti kullanan toplumdur. Bedelini toplum ödeyecektir. Ülkeniz zenginleşiyorsa siz de zenginleşiyorsunuz demektir. Sadece bir zümrenin, kişinin zenginleşmesiyle, geri kalan yurttaşların fakirleşmesi veya yerinde saymasıyla ülke zenginleşmiş olmaz. Hesabı toplumsal, bütün açısından bakarak yapmamız gerekir.

 

Yatırıma, yeni yapıya, karar verirken bu hususu aklımızdan kaçırırsak muhtemelen borca batacaksınız veya harcadığınız kaynaklarınız, yok olan varlıklarınız boşa gidecek ve zamanınızı da harcamış olacaksınız. Ama birileri zenginleşebilecektir. Toplum ise zenginleşmek yerine fakirleşecektir. Borçlanmayla karşı karşıya kalacak demektir.

 

 (F-M>0) denkleminin sağlanması için F(Fayda) ile M’(maliyet)in çok ciddi bir şekilde hesaplanması gerekir. Ülkeler bunu sağlamak için içinde seçkin mühendisler, iktisatçılar, sosyologların bulunduğu kurumlar kurarlar. Bizdeki Devlet Planlama Teşkilatı’nın görevi budur. Acıklı bir ifadeyle söyleyelim: Bu idi…

 

Değişikliğin, yani yatırımın faydasını(F) hesaplamak, maliyetini(M) hesaplamaktan çok kolaydır.

 

Faydayı hesaplamak

Fayda, bu değişiklikten, bu yatırımdan fayda görenlerin bu faydaya biçtikleri değerin yapı ömrünce toplamının hesaplanmasından ibarettir. Bu epeyce kolay bir iştir. Bir tek sorun karşımıza çıkar. Faydanın zaman içinde değerinin değişmesi… Başka bir belirsizliği de ‘yapı ömrünce’ sözü yaratır. Bunu aşmak kolaydır. Yapının bize ne kadar zaman sonra zenginlik yaratmasını istiyorsak yapının ömrünü o kadar kabul ederiz. Amacımız zengin olmak değil mi? Ne zaman zengin olmak istiyorsak bu değişikliğin, yatırımın, o kadar zaman sonra bana refah yaratması gerekir. Yoksa yapının fiziki ömrüne işi uzatırsak refaha ulaşmak için çok bekleriz. Hesaplarımız daha yorucu olur.

 

Planlamacıların görevi pilav tarif etmek değildir.

Plancıların temel sorumluluğu, yapılan yatırımların ne zaman zenginlik yaratacağını yapı sahibine yani halka, millete, kendilerine bu onurlu görevi verenlere, açık bir şekilde göstermektir. Planladığı ve işletmeye aldığı örneklerle de ispat etmesidir. Bu görev, toplumsal değerler açısından da böyledir; inanç, din değerleri açısından da böyledir. Kamu kaynaklarını kullanan, harcayan herkes bunun hesabını her an verebilir olmalıdır. Onun onuru ancak böyle kurtulur.

    

Mazlum Çoruh Ölçütü nerede kaldı?

Sayın Aydın, yazının uzayıp sizi sıkmasından korktuğum için M(maliyet)’in hesaplanmasını gelecek yazıya bırakacağım. Buradan yazının başında söylediğim ölçüte, Bakkal Hüseyin Amca (Mazlum Çoruh) Ölçütü’ne geçmek istiyorum. Bakkal Hüseyin Amca Ölçütü dememin sebebi, Bu ölçütü, bir yerde 10-15 sene bakkallık yapan biri dahi deneylerle öğrenmiş olduğunu bildiğimdendir. Mazlum Çoruh, bunu allayıp pullayıp pazarlıyor kendi icadıymış(!) gibi sunuyor; hoşgörün gitsin.

 

Mazlum Çoruh Ölçütünün iki ifadesi önemlidir. Biri maliyet etkeni(faktörü)dir; diğeri geri dönüş zamanıdır.

 

Bu maliyet faktörüne Para Kullanma Maliyeti diyeceğim.

 

Bunun açıklaması şöyle: Para, değerlerin transferinde kullanılan itibarî bir nesnedir. Eğer siz bir değerin başka birine geçmesini, transferini parayla yapıyorsanız kullandığınız paranın kirasına muhatap olursunuz. Bilirsiniz para iktisadi faaliyetleri kolaylaştırmak için icat edilmiştir ve değeri itibarîdir. Değeri, parayı piyasaya süren efendinin, ki para teorisyenleri senyör derler, itibariyle değeri doğrudan ilişkilidir. Efendinin namusu parasının namusudur. Değerlerin bir kimseden başkasına geçmesini parayla sağlıyorsanız onun kirasını ödeyeceksiniz demektir. Bu kiraya faiz derler… Para Kullanma Maliyeti, bu faiz denen, ilmen ve dinen gayri meşru, kiranın giydirilmişidir. Para işlemlerinde kullandığınız mekân, personel ve diğer sarfların bedeli bu faize eklenirse para kullanma maliyetiniz çıkar. Örneklerle açıklayayım:

 

Diyelim ki ülkenizin borcu yok; elinde biriktirdiği parayı  yüzde 5 reel faizle işletiyor. Parasını kiralıyor. Siz eğer bu paranızı bir yatırımda kullanacaksanız o yapının maliyeti içine paranızdan aldığınız bu faizi ve bu işlemin giderlerini koymanız gerekecektir. Bu işlemin masraflarını yüzde 1 kabul edersek para kullanma maliyetiniz yıllık yüzde 6 demektir. Unutmayınız; gelirden mahrumiyet, maliyet demektir. Bir eksilmedir, olumsuzluktur.

 

Veya bu yatırımı çok yararlı buldunuz ama paranız yok; bu takdirde borç para alacaksınız demektir. Ve bu paraya faiz vereceksiniz. Yatırımda kullandığınız paraya, örneğin yüzde 10 reel faiz veriyorsanız ve bu işlemin masraflarını her yıl için yüzde 1,5 sayarsak para kullanma maliyetiniz, yıllık yüzde 11,5 demektir.

 

Bu iki işlemde faizin üzerine eklediğimiz masrafları kasıtlı olarak farklı yazdım. Gerçeğe uygun olsun diye. Çünkü bir yerden borç para almaya kalkarsanız o işlem için masraflarınız, kendi paranızı kullanma masraflarından fazla olur. Çünkü kolaylık(!) giderleri diye bir kalem devreye girer, işlem daha uzun olur; vs… vs.

 

Sırası gelmişken uyarayım. Eğer borçlu, ve de yatırım için dahi olsa, yeniden borç para istiyorsanız bu paranın faizi, borçsuz halinizde ödediğiniz faizden fazla olacaktır. Bu durumun değerlendirmesini size bırakıyorum. Borçlu ülkeleri yönetenler, hesaplarını, borçlarına verdikleri gerçekleşen faiz üzerinden yapmak durumundadırlar.(Bu husus önemlidir; lütfen aklınızda tutunuz)

 

Diğer ifade: Geri Dönüş Oranı… Bir yatırımın ömrü, çeşitli şekillerde ifade edilir. Bizi ilgilendiren ömür, bu yatırımın bizi ne kadar zaman sonra zengin etmeye başlayacağıdır. Bunun kararını yatırımcı verir. Eğer 10 senede yatırdığınız parayı geri alıp geride kalanı kâr saymak istiyorsanız geri dönüş oranınız yüzde 10 olacaktır. 20 senede geriye ödenmesini istiyorsanız bu oran yüzde 5 olacaktır. Yok 30 senede geriye dönsün bana yeter diyorsanız yüzde 3,333 olacaktır. 50 sene de olur diyorsanız-ki bu pek mümkün olmaz- bu durumda yüzde 2 olacaktır.

 

Ölçütün önemli ifadelerini böyle açıkladıktan sonra, Bakkal Hüseyin Amca’nın veya Mazlum Çoruh Ölçütü’nün ifadesini şöyle yazabiliriz:

Bir yatırımın, yıllık net geliri ile o yatırımın toplam maliyeti arasında doğrudan ilişki vardır. Matematikle modellenebilir. Bir yatırımın toplam maliyeti, onun yıllık net gelirinin, yıllık para kullanma maliyetiyle geri dönüş oranının toplamına bölünmesiyle ortaya çıkan rakamı geçemez. Geçerse o yatırım, sizi devamlı artan borç altına sokar.

Şimdi bunu örneklerle açıklayalım:

1.     Bankada paranız var ve borcunuz yok ve bu yatırımın size 30 sene sonra zenginlik yaratmaya başlamasını istiyorsunuz. Yıllık net geliri 100 birim ise yatırımın toplam maliyeti kaç birimi geçmemelidir:

100/((0,05+0,01) + 0,03333) > TM(yatırımın Toplam Maliyeti

TM= 100/0.09333= 1071 birim. Yani 1071 birimi geçerse siz o yatırımdan fayda değil zarar göreceksiniz demektir.

2.     Paranız yok ve dışarıdan yıllık yüzde 10 reel faizle para buldunuz. Bu yatırımınızın zenginlik yaratmaya başlamasını da 40 yıl (yüzde 2,5) kabul ediyorsunuz. Bu yatırıma harcayacağınız değerlerin toplamı (Toplam Maliyeti) kaç birim eder:

M= 100/((0,10+0,015) +0,025) = 714 birim.

Bu durumda bu yatırıma harcayacağınız toplam değerler, 714 birimi geçmemelidir.

    

Bilmem anlatabildim mi? Daha basit bir formül daha yapabilirsiniz. Yıllık net gelirden, yıllık geri dönüş payını düşüp kalanı yıllık para kullanma maliyetinize bölerseniz yine aynı rakamları bulursunuz.

 

Peki, bulduğumuz bu rakamları geçerse ne olur? Ekonomik Tetikçilerin hedefindeymişsiniz veya ona hizmet ediyorsunuz demektir.

 

Şimdilik ‘Devamlı borcunuz artar; siz zenginleşmek yerine soyulursunuz’ diyelim konuyu sonraki yazılara bırakalım. İşin başka boyutları da vardır.

 

Burada kullandığımız bazı tabirleri, terimleri de önümüzdeki ‘Maliyet- Toplam Maliyet’ yazısına bırakalım. Kafanız zaten yorgun bir de sonradan olma yatırım ekonomistinin sözleriyle daha fazla yormayayım. 04.01.2017-Üsküdar

 

Not: Eleştirileriniz başımın üstüne olacaktır; esirgemeyiniz.

 

İnş. Müh. Naci Özen - Yurttaş Mazlum Çoruh

mazlumcoruh@gmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay