24.11.2017,21:51
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Bir ülke nasıl batırılır? -1
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Ülke batırmanın kuramı (Teorisi)

Değerli aydın; bu yazı serisinde, çizmenin biraz üstüne çıkarak, size ülke batırmanın teorisi hakkında bilgi vereceğim. Bu kuramı, teoriyi, aldığım eğitim sebebiyle, akademik bir biçimlemeyle anlatmaya çalışacağım. Derdim bir ülkenin, daha doğrusu ülkemizin nasıl batırıldığını anlatmak ve örneklerle göstermektir.

 

 “Ya Allaah… Bismillah!..” diyerek açılan tesislerin, atılan temellerin içine, arkasına, bakmak ister misiniz? Öyleyse aşağıdaki ve devamındaki yazıları boş zamanınızda okuyup bir kere daha düşününüz.   

 

‘Ekonomik Tetikçi’ sözünü duymuşsunuzdur.

 

Duymayanlar için söyleyeyim. Ekonomik Tetikçiler, hedeflerine aldıkları bir ülkeyi söz dinler hale getirmek için emperyalistler tarafından görevlendirilen ‘yatırım(!) uzmanları’dır. Bunların görevi, hedefteki ülkeyi, emperyalisttin önünde, onun istediği şekilde, boylu boyunca yatırmaktır. Ekonomik tetikçiler, bu işi başaramazlarsa, devreye ‘çakallar’ girermiş. Bu çakallar, kırlarda yaşayan bildiklerinizden değil, CIA beslemesi çakallarmış. Hedefteki ülkeyi batırma işine taş koyanların ya namuslarını ya da canlarını alarak hallediyorlarmış. Ben söylemiyorum; kitapta okudum. Adı, Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları-John Perkins. Merak edenlere öneririm. Alt adını şöyle koymuşlar:

 

Yeni Teknikler-Yeni Tehditler- YENİ DÜNYA DÜZENİ

Ön kapağında şöyle bir ifade var:

 

ABD’de tam 24 yayınevinin yayınlamaya korktuğu, yazarın 5 kez yazmaya karar verip, her seferinde rüşvet ve tehditlerle vazgeçirildiği, yayınlandığı ülkelerde gündemi sarsan, tüyler ürperten gerçekler.

 

Arkasında Güngör Uras, Özdemir İnce, Özcan Yeniçeri ve Yiğit Bulut gibi tanınmış yazarların, kitap hakkında, görüşleri var.

Bu görüşlerin altında da şöyle yazıyor:

Hedef Ülkeler, hedef yöneticiler; ya satılacaklar ya da ölecekler.

Hepsi yaşanmış, hepsi gerçek.

Yöntem çok, amaç tek:

 

‘ŞİRKETOKRASİ İLE YÖNETİLEN ‘KÜRESEL İMPARATORLUK’  

“Ya satılacaklar ya ölecekler…”

 

O kitabın girişindeki yazıyı, buraya aynen aktarayım. Konuya girişi öyle yapalım.

“Ekonomik tetikçiler(ETler), yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası, A.B.D. Uluslararası Kalkınma Ajansı(USAİD) ve diğer yabancı ‘yardım’ kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin doğal kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arsında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, seks ve cinayet bulunmaktadır. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eski olmasına rağmen, günümüzdeki küreselleşme sürecinde yeni ve korkutucu bir boyuta ulaşmıştır.

Nereden mi biliyorum; ben bir ET idim.”

 

John Perkins, bu satırları 1982 de, adı “Bir Ekonomik tetikçinin Vicdanı” olacak kitabın girişinde yazmış. Yani bundan 34 yıl önce… O kitabı yazmaktan vazgeçmeye ikna edilmiş. Sonraki 24 yıl içinde dört kez daha yazmaya başlamış. Hep dünyadaki güncel olaylar neden olmuş. A.B.D.’nin Panama’yı işgali, Körfez Savaşı, Somali, Usame Bin Ladin’in yükselişi gibi… Her defasında tehdit ve rüşvetle vazgeçirilmeye zorlanmış.

 

Sonunda bir yayın evi yöneticisi, kitabın tarzını değiştirtmek kaydıyla yayınlamış.

 

Kitabı ve özellikle yazarın hayatını anlatan bölümü okursanız burada söylenenleri daha köşeli, yerine konmaya hazır halde, görürsünüz.

 

Uzattım; biliyorum. Konuya ilginizi çekmek istedim. Burada kesiyorum.

Şimdi, Ekonomik tetikçiler ekonominin hangi kuralından yararlanarak ülkelere diz çöktürürler; onun arkasını, kuramını(teorisini) inceleyelim.

 

Ekonomik tetikçiler hangi kuramı (teoriyi) kullanırlar?

Biz mühendisler doğaya müdahale için yetiştirilen insanlarız. İşimiz sürüp giden yaşamı değiştirmektir. Bize değerli hocalarımız, bu değişikliği yapılarla yapacağımızı, bu yapıların ise belli ölçülere sığıyorsa yapabileceğimizi söyleyip durmuşlardır. Diplomamızı alırken ettirilen yeminde de bizlerin sadece insanlığa yararlı yapılar yapmaya mezun, izinli, yetkili olduğumuz söylenmiştir.

 

Süren giden yaşamı değiştirecek yapılar üç amaçla yapılır. Birincisi sanat yapısı yapmaktır. İkincisi askeri yapılar yapmaktır. Üçüncüsü, konumuz olan bayındırlık eseri, yapısı, yapmaktır. Sizlere anlatmak istediğim bayındırlık yapılarının yapılmasına karar verirken uymamız gereken ölçütlerdir.

 

Bayındırlık yapısı ne demek?

Bayındırlık eseri, refah yaratan, yaşamı olumlu yönde değiştiren rahatlık zenginlik yaratan eser demektir. Yürüyen yaşamı daha kolaylaştıran bu arada varlığımızı artıran eser demektir.

 

Bayındırlık eseri diye sunulan her yapı, bayındırlık eseri değildir. Eğer ekonomi biliminin, yatırım ekonomisinin, ölçütlerine uyuyorsa olabilir; uymuyorsa Ekonomik Tetikçiler’in aracı olur. Yapımına karar verenler, bilerek veya bilmeyerek ekonomik tetikçilerin ‘ihtiraklı bombası’nı hazırlıyorlar demektir.(İhtiraklı Bomba: Gecikerek patlayan bomba demektir. Ekonomik olanlar, çok sinsi bir şekilde, gecikerek, yavaştan başlayıp sonra “güümmm” diye patlarlar)

 

Emperyalist ülkeler, hedeflerine aldıkları ülke üzerinde stratejik planlar yaparlar. Bu planların uygulamasında ekonomik tetikçiler de görevlidirler. Emperyalizmin yeni yöntemlerinden biri, ülkelere ekonomik olarak diz çöktürmek ve istediğini yaptırmaktır. Tabii bu işlem, ülke ve kurum, kuruluş yöneticileri üzerinden olacaktır. Bilgisizler, yarım bilgililer, bu işlemde hep seyirci ve aynı zamanda mağdur olanlardır.

 

Ekonomik Tetikçiler, aşağıda açıklamaya çalışacağım ekonomik kuralları çok iyi bilirler. Hedeflerine aldıkları ülkenin yöneticilerini, özellikle büyük yatırımlarına karar vericilerini, bu kuralların dışında karar almaya ikna (!) ederler. Bu iknaın nasıl olduğunu John Perkins yukarıya aldığım paragrafta açıklamış.    

 

Yatırımlar hangi ölçütlere göre yapılır, yapılmalıdır?      

 

Her aklımıza gelen yapı, değişiklik refah yaratmaz aksine geleceğimizi karartabilir. Bir değişikliği meydana getiren her türlü fiziki ve tüzel yeni yapının refah yaratabilmesi için çeşitli adlarda verilen ölçütlere uyması gerekir. Bu ölçütlerden ikisinden kısaca bahsederek konuyu basit matematik denklemle anlatmaya çalışacağım. Sonra daha açık, anlaşılır hale getiren yazılara devam edeceğim. Bu çok bilinmeyenli denklemi basitleştirmeye çalışacağım.

 

Bir değişikliğin, yani yeni bir yapının refah yaratabilmesi için konulan ölçütlerin en ilkeli Pareto Ölçütü’dür.

 

Pareto Ölçütü’nün ifadesi şöyledir: Hiç kimseye zarar vermeden bir kimseye veya kimselere yarar sağlayan değişiklik ilerlemedir. İlerleme, olumluluktur, refahtır. Bu ölçütün gözden ve akıldan kaçırdığı nokta: ‘Hiç kimseye zarar vermeden’ ifadesindedir. Ölçütü eksikli hale getiriyor. Çevreye zararı, ifadenin içine konmamıştır. Unutmayalım; çevreye zarar da başkalarına zarardır. Çevreye zarar vermeden değişiklik yapmak, yapı yapmak, mümkün mü?

 

Bu sebeple bu ölçüt daha geliştirilmiştir. Adı, KALDOR(Kalder) ÖLÇÜTÜ’dür.

Kaldor (Kalder) Ölçütü; şöyle der: Yapılacak bir değişiklikten(yapıdan) yarar görenlerin bu yarara biçtikleri değer, bu değişiklikten(yapıdan) zarar görenlerin bu zarara biçtikleri değerden daha fazlaysa bu değişiklik gelişmedir, ilerlemedir yani bu yeni yapı bayındırdır.

 

Görüldüğü gibi bu ölçüt, Pareto’ya göre daha bir kapsayıcıdır, açıklayıcıdır. Ama yine de açıklamaya muhtaçtır. Çevreye verilen zararlar, net bir şekilde belirtilmemiş.

 

Bu ölçütte kullanılan ifadeleri biraz açmalıyım: Bir değişiklikten yarar ve zarar görenler olaya bakış açımızın genişliğine göre azalır veya çoğalırlar. Burada konuya daima kamu açısından bakarak adlandıracağımı belirtmeliyim. Kamu açısından bakmaz isek toplumda, ilerlemeden yararlananların yanında zarar görenleri de yaratmış oluruz. Kamuya yararlı her yapı, bütün yurttaşlara yararlı demektir.

 

Yazının başında kullandığım “Ya Allaahh!.. Bismillaaah!..” diye seslenenler, genelde kamu yöneticileridir. Kamuya ait kaynakları kullanıp, kamuya hizmet diye sunmaktadırlar. O halde olay öncelikle kamu açısından incelenmelidir.

 

Her iki ölçütte de karar vermek için Fayda (F) ve Maliyet (M)’in hesaplanması gerekir.

 

Fayda nedir? (F)

Yapılan değişikliğin meydana gelmesiyle bu değişiklikten etkilenen herkesin, her şeyin(çevre tanımı içine giren her şey) yaşamında ve varlıklarında meydana gelen olumlu değişikliklerin tümüne ‘fayda’ diyoruz. Bu fayda, ya yapının, değişikliğin, ömrü boyunca hesaplanır veya bu değişikliğin belli zamanı için hesaplanır. Belli zaman, genellikle geriye dönüş zamanı dediğimiz bir süredir. Geriye dönüş süresini, değişikliği yapanın başlangıçta ortaya koyduğu refah, zenginlik yaratma işleminin ne zaman başlayacağını belirler. Bu süre her değişikliğin karar vericisin iddiası ve sorumluluğundadır. Ciddi ve sorumlu kamu veya kamu kurumu yöneticisi temel atarken bunu çok açık bir şekilde ortaya koymalı hatta kayda geçirmelidir.

 

Maliyet nedir? (M)

Değişiklik sebebiyle doğrudan veya dolaylı olarak, herkesin ve her şeyin yaşamında ve varlığında meydana gelen olumsuzlukların toplamına da ‘maliyet’ diyoruz.

 

Eğer bir yönetici bir şey yaptığında övünmek istiyorsa yaptığı işin sonucunda ortaya çıkan Fayda (F)’nın, Maliyet (M)’ten büyük olması gerekir. Yukarıdaki ölçütler bunu anlatmaya çalışırlar. Yani bir yöneticinin övünebilmesi için yaptığı işten ortaya çıkan faydanın maliyetten büyük olacağını açık açık ortaya koyması gerekir.

 

Bunun matematiksel ifadesi şöyledir: F-M > 0  

 

Bu fark ne kadar büyük olursa o yapı o kadar bayındır, refah yaratan demektir. Övünç kaynağıdır. Yani ülke olarak kârdasınız, zenginleşmektesiniz demektir. Bu farkın (0)’a yaklaşması karar vereni riske atar. Eğer M, F den büyük oluyorsa; durum, dercesine göre olumsuzluk olarak değerlendirilir. Yapmaya karar verenler, plan ve projeyi yapanlar hakkında araştırma, soruşturma yargılama ve cezalandırma yapılması gerekir.

 

Ekonomik tetikçiler, hedeflerine aldıkları ülke yöneticilerini ve/veya kurum yöneticilerini bu denklemin M(maliyet) bölümünü çok küçültmeye, F(fayda) tarafını ise şişirmeye ikna ederler. Bu iknaın sonucunda, yapının gerçek sahibi halka, fayda(F), görünen maliyetten çok büyük gösterilir. Bu gösteriyle o yöneticiler halktan oy isterler. Gerçek maliyet(M) daha fazla olduğunda ülke borca batırılmakta, borçlarının faizini ödemek için yeniden borç ister duruma düşürülmektedir. Ülkenin geleceği satılmaktadır. Ekonomik tetikçilerin istediği budur.

 

Ülkemizin devamlı artan borçlarının sebebi böyle yapılardır. Bu yapılar için alına borçlar, sinsi gecikmeli bomba gibidirler. Ülkeler, gerçekten, ya fakirleşirler veya başka gelirlerinden bu yapılara harcadığı kaynakların, özellikle alınan borçların faizini ödeyerek yerlerinde sayarlar. Tetikçilerin emperyaliste sundukları ülkelerin durumu böyledir. Ülkemizin geldiği durum budur. 

 

Fayda ve maliyetin hesaplanması çok dikkat, bilgi, sabır ve emek isteyen bir iştir. Hele hele kamu kaynaklarını kullanıp kamuya faydalı iş yaptığınızı söylüyorsanız hesaplarınızı halkın eksiksiz bir şekilde anlayacağı şekilde ve zamanda göstermeniz gerekir. Bunu yapmıyor veya yapamıyorsanız ekonomik tetikçilerin kucağına düştüğünüzün fotoğrafıdır. Bu duruma ya fark etmediğinizden veya cehalet, gaflet ve dalalet ve korkaklık gibi sebeplerden gelmişsinizdir veya isteyerek geldiniz ve halkın anlamasını istemiyorsunuzdur. Bu takdirde size başka sıfatların yapıştırılması, hakkınızda hüküm kurulması mukadderdir.

 

Hakkınızda şöyle düşünülmemesi için bir engel yoktur: “Şirketokrasiyle yönetilen Küresel İmparatorluğa hizmet için maşalığı kabul etmiş biridir.” Böyle biri için başka olumsuz sıfatlar da vardır. Ekonomik tetikçi ne demişti? “Ya satılacaklar ya ölecekler”

“Sahte finansal raporlar, hileli seçimler, seks ve cinayet” adlı filmin oyuncusu olmak…

 

Bu yazıyı burada sonlandırıyorum. Gelecek yazıda sizlere fayda ve maliyetin alt başlıkları konusunda bilgi verip bir başka ölçütten bahsedeceğim. Daha basit ve yukarıdaki ölçütlerde gözden ve akıldan kaçan, kaçırılan çok önemli bir maliyet kalemini, öne çıkaran, tehlikeyi önceden gösteren bir ölçüt. Bu ölçüte göre bir yapının yapılıp yapılamayacağını daha kısa ve basit araştırmayla anlayabilirsiniz. Adı: Bakkal Hüseyin Amca Ölçütü veya Mazlum Çoruh Ölçütü. 

 

İnş. Müh. Naci Özen namı diğer Yurttaş Mazlum Çoruh

mazlumcoruh@gmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay