24.11.2017,21:51
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Artvin neden hedefte? - 1
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Artvin ve Artvinliler’i tanımadan olmaz…

Bugünlerde adını çok duyduğunuz Artvin’in, haritamızdaki yerini şöyle tarif ederiz. Kuzey Doğusunda Gürcistan, Doğusunda Ardahan İlimiz, Güneyinde ve Batısında Erzurum ilimiz, Kuzeyinde Rize İlimiz ve Karadeniz’le çevrili olduğunu görürsünüz.

Ülkemizin kuzeydoğusunun bekçisidir Artvin.

 

İl alanı 7200 kilometrekaredir; ülkemizin küçük illerinden biridir. Coğrafyası haşin, zor dağlıktır. Büyük bölümü ormanlarla kaplıdır. Artvin’de yaşam, deniz ve akarsu kenarlarında ki küçük düzlüklerde ve dağ eteklerindeki kışlaklar,  daha yukarılarda mezralar ve yaylalarda sürer. Olmazsa olmaz toprak alanları, akarsu ve deniz kenarları, dağların etekleridir. Buralar ağır geçen kışların savuşturulduğu yerlerdir. En değerli tarım ürünleri çok çeşitleriyle bu topraklarda yetiştirilir. Bu topraklarda yılda üç ürün alınır, alınabilir.

 

İklimi bölgeler arası geçiş iklimidir. Akdeniz ikliminden Karadeniz ve Doğu Anadolu iklimlerinin birbirleriyle karıştığı coğrafyadır. Muz hariç her türlü meyve sebze yetişir. Pirinç, mısır, buğday, çavdar ve arpa tarımı yapılır. Hayvancılık geçimin temel dayanaklarındandır. Burada yetişen kültür bitkileri ve hayvanlar coğrafyaya uyum gösteren özellikler taşırlar. Endemik kültür bitkileri ve hayvanları denebilir.

 

Artvin’in ikliminin çeşitliliği, jeolojisindeki element zenginliği ilin kültürünün temel taşı, yaşam biçiminin belirleyicisi olmuştur. Artvin coğrafyasında, özellikle, Yusufeli’nde, ki Artvin coğrafyasının üçte birini oluşturur, kıymetli tarım alanları, bağlar ve bahçeler denebilir ki tamamen insanlar tarafından oluşturulmuştur. İki metre yüksekliğindeki kuru duvarın arkası yukarıdan 30 santime kadar taş doldurulur 30 santimlik boşluk da çoğu zaman çevreden taşınan toprakla doldurularak tarım alanı oluşturulur. Diyebilirim ki dünyada Çinliler ve Japonlardan sonra en küçük alanlarda tarım yapanlar Yusufelililerdir. Bu durumu yazıya dökenler, buna Çoruh Tipi Tarım Kültürü demişlerdir.

 

Artvin’de yaşamı çekici kılan 4 şeyden bahsedebiliriz. Birincisi Çoruh Nehri ve kollarında akan sular, İkincisi bütün coğrafyasında var olan element zenginliği ve bunun yansıması olan tarımsal ürün kalitesinin üstünlüğü, üçüncüsü ikliminin çeşitliliği ve sonuncusu topografik yapısı. Bu dört unsur Artvin yaşamını ve kültürünü belirlemiştir. İnsanları son derce çalışkandır.  Vatanına ve devletine sevgili ve saygılıdır. Başkasının hakkına çok dikkat eder. Dükkânlarının kapıları kısa ayrılışlar için kapatılmaz. Hapishaneleri çoğu zaman başka illerden gelen misafir mahkûmlara hizmet eder. Suç oranı denebilir ki Türkiye’mizin en düşük olan ilidir. Ülkemizin daima en yüksek okuma-yazma oranına sahip olan illerinden birincisi veya ikincisi olmuştur.

 

Artvinli geçimini genellikle üç yolla temin ederdi.  Birincisi gurbetçiliktir. Yurt içinde ekmeğini aramak Artvinlinin ilk aklına gelendir. Yurt içinde yeterli çalışma ortamı bulamayanlar, önceleri, Rusya’ya; sonraları Avrupa’ya yönelmişlerdir. İkinci geçim yolu, kamu hizmetinde çalışmaktır. Gerek Osmanlı zamanında gerek Cumhuriyet döneminde özellikle saray ve devlet ricalinin koruma işlerini Artvin’liler yapmıştır. Güvenlik hizmetlerinde çalışan Artvin’li çoktur. Milli Eğitimde de Artvin’lilerin hizmeti çoktur; çok idi. Üçüncü geçim yolu, dar alanda tarım ve yüksek mezralar ve yaylalarda hayvancılık.

 

Artvin’in kısaca geçmişi ve insanlarının kökleri:

Artvin’de bulunan arkeolojik kalıntılar bu coğrafyada yerleşimin milattan önce 3000-5000 yıllarına kadar gittiğini göstermektedir. Yusufeli İlçesi Demirköy’de demir işleme ocağı ve kargı demir baltalar bulunmuştur. Artvin Kalesinin yapım tarihini milattan öncelere götürmektedirler. 3000 yıllık olduğu tahmin edilmektedir.

 

Coğrafi konumu:

Artvin bulunduğu yer itibariyle Asya-Avrupa, Avrasya-Arabistan ve Afrika arasında bir geçit yeridir. Anadolu’muzun Asya’ya eklemlendiği menteşelerden yük çekenidir. Tarihte farklı devletlerin hükümranlığının geçerli olduğu bir coğrafyadadır. Bugün Artvin ilinin hemen tüm coğrafyasının insanı kuzeyden gelen İskitler, Kıpçak, Kuman, Oğuz kökenlidir. Bunu şuradan anlıyoruz: Coğrafyada var olan kaleler ve yaygın olarak bulunan Koç-Koyun heykelleri, mezar taşları. Yer adları ve insan davranışları ve hikâyeler…

 

Artvin coğrafyasına Gürcüler kısa bir müddet hâkim olmuşlar; bu coğrafyada iz bırakabilmek için büyük dini yapılar yapmışlardır. Bazı köylerde dil değiştirmeye muvaffak olmuşlarsa da yaygın olarak Gürcüce kullanılmamıştır. Bu günlerde neredeyse yok denecek kadar azalmıştır.

Artvin coğrafyasında yaşayan ve Gürcüce konuşanların tümü Acaralı’dır.

 

Hemen söyleyelim; Artvin coğrafyasında dün de bu gün de ayrılıkçılık olmamıştır. Kimse kimsenin kökeniyle hele hele inancıyla ilgilenmez. Artvinli bir Cumhuriyet yurttaşı olma bilinciyle yaşar.

 

Artvin neden sevilir?  

Artvinli, iki sene gurbette kalsa rüyalarında köyünü görür. Çünkü orada yaşamını, yediklerindeki lezzeti ve komşuyu başka yerde bulamaz.

 

Artvin jeolojisindeki element zenginliği, coğrafyasının kırıklığı, ikliminin çeşitliliği Artvin’i çekici kılan doğal etkendir.

 

Bu saydıklarım bitki örtüsünü de zenginleştirmiştir. Artvinli nereye giderse gitsin, yediklerini, yaşadıklarını, büyüdüğü yaşadığı çevreyi, bitki örtüsünün renklerini kokularını unutmaz. Onları başka yerlerde bulamaz.

 

Artvinli yurtseverdir. Denebilir ki nüfusuna göre en çok şehit veren gazi çıkaran il Artvin’dir. Çalışkandır; zorluklar onu durdurmaz, yıldırmaz; öğrenmeye meraklıdır.

 

Duygusaldır. Yine diyebilirim ki nüfusuna göre en çok halk şairi çıkaran ildir; Artvin.

 

Artvin’den dikkat çeken insanlar çıkmıştır.

Bir kaç örnek yazacağım:

Sevr Anlaşmasını onaylamak için toplanan Saltanat Şurası üyeleri içinde sadece ALİ RIZA PAŞA bu anlaşmaya karşı çıkmıştır. Ali Rıza Paşa Artvin’lidir ve Türk havacılığının kurucusudur.

 

Sarıkamış Harekâtının tek galip komutanı, Köprüköy Savaşını kazanan Albay Ziya Yergök’tür. Kendisi yaralanmış hastanede yatarken bir Rus baskınında esir edilmiş 6 yıl Sibirya’da dolaştırılmıştır. Sovyet İhtilâli’nden yararlanarak ülkesine dönmüş Kurtuluş Savaşına katılmış, Mustafa Kemal’in generallerinden biri olmuştur. Emekliliği sırasında İkinci Dünya Savaşı patlayınca tekrar Silahlı Kuvvetlere dönmüştür.

 

Osmanlı mareşali Hüseyin Hüsnü Paşa Artvin’dendir. Mustafa Kemal onun emir subaylığını yapmıştır.

 

Daha Silahlı kuvvetlerimizde orgeneralliğe yükselen kuvvet Komutanlığı yapan; Kıbrıs’ta mücahitleri yetiştiren(Servet Çömert), Magosa Savunmasında büyük yararlılıklar, kahramanlıklar gösteren(Oğuz Kaleli) subayları, generalleri vardır Artvin’in… Heykeli dikilenler, dikilmesi gereken askerleri vardır. Kıbrıs Harekâtının en kritik yerlerinde görev yapan Kurmay Yüzbaşı Servet Cömert(Sonra General olmuş, Akademide hocalık yapmış, Genelkurmayda Ulusal Strateji Merkezini kurmuştur) Artvin’lidir.

 

Ünlü siyasetçiler, meclis başkanı, bakanlar ve sanatçılar da yetişmiştir; o küçücük Artvin’den. Sanatçılar da çıkmıştır, Artvin folkloründen ezgileri Türkiye’ye tanıtan Kâzım Koyuncu gibi sanatçıları vardır. Ünlü eğitimcileri vardır. Ünlü iş adamları çıkmıştır Artvin’den.

 

Türkiye’nin en büyük Atatürk heykeli Artvin’dedir; uzun yıllar noterlik yapan birikimlerini ülkesi için harcayan Sıtkı Kahveci Artvinli bir büyüğümüzdür.

 

Bu yazdıklarım benim ilk elden aklıma gelenlerdir; hatırlayamadıklarım, yazamadıklarım bağışlasın. Konudan uzaklaşmamak için burada kesiyorum.

 

Artvin neyi bekliyordu?

Artvin insanı geleceğini, doğasının ve insanının varlığına bağlamıştı:

 

Öncelikle İnsanı, çalışkandı, bilgi edinme merakı vardı; yurtseverliği yüksekti ve Artvin’i seviyordu. Artvin çağdaşlığa ulaşmayı önce insan kaynaklarına sonra doğasına güvenerek ulaşmayı hedeflemişti.

 

1960’lardan beri devletin hiçbir yatırımı, önlemi teşviki olmamasına rağmen Turizm hareketleri başlamıştı. Ülkemiz insanı ve Dünya Artvin’i tanımaya başlamıştı. Turizm, Artvin’de geleceği aydınlatıyordu. Artvin gezginlere şunları sunuyordu:

1.     Doğası çok zengindi, çeşitlilik çoktu.

2.     Coğrafyası Detox(Özellikle yazın bir ay kalarak kan değişimini, vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlayan yüksek yerleşim yerleri) mezraları, yaylaları vardı. Buraların bir bölümü bol yağışlı zengin bitki örtülü(Karadeniz’e bakan yaylalar ve mezralar) buna karşılık büyük bölümü, zengin, çeşitli, bol aromalı bitki örtülü, çok güneş gören mezralar ve yaylalardan (Şavşat, Ardanuç ve Yusufeli coğrafyasındakiler) meydana geliyordu. Sadece bu imkân Artvin’in kalkınmasını sağlayacak genişlik ve zenginlikteydi. Çünkü böyle bir turizm, bölgeyi geleneksel ürünler üzerinden zengin yapabilecek genişlikte alanlara sahipti.

3.     Tarihi eser zenginiydi. En az 3 000 yıllık yerleşim yeri idi. Sadece 200 yıllık Gürcü hâkimiyeti zamanından kalan 40 yakın tarihi eser vardı Doğal güzellikler, doğal anıtsal yapılar (kanyonlar, peri bacaları, kudretten kaleler, perili kayalar, şelaleler, çağlayanlar, gibi) vardı.

4.     Anıtsal ağaçlar vardı.

5.     Kış turizm’i için sonsuz imkânlar vardı. Helikopterle kayak uygulamaları başlamıştı.

6.     Çoruh Dünyanın en heyecan verici 2. ve en kolay takip edilebilen Rafting (Salcılık) yeri idi. Çoruh’un kolları, muhteşem kanoculuk imkânları sunuyordu.

7.     Dağ Yürüyüşü (Traking) için sayısız ve her kolaylıkta, zorlukta yürüyüş yolları (güzergâhları-parkurları) vardı.

Daha fazlasını anlatmaya gerek yoktur.

 

-Artvin İlkim çeşitliliği, jeolojik yapısının sağladığı element zenginliği ile denebilir ki dünyanın en değerli tarım ürünlerini bir çok çeşidiyle yetiştiriyordu. Doğal olarak, Akdeniz bölgesiyle beraber, sebze meyve yetişiyordu. Ürün miktarı azdı ama Erzurum çarşısında, Yusufeli Üzümü, Yusufeli Zeytini, Yusufeli Pirinci iki misli fiyatla alıcı buluyordu. Mezralarında buğday, çavdar arpa ekiliyor, derin vadilerde her türlü meyve yetişiyordu. Artvinli dışarı muhtaç olmuyordu.

 

-Binlerce yılda oluşmuş, yerel ırklara dayalı büyük ve küçükbaş hayvancılığı vardı. Ki onların lezzeti, yani besin değeri, ilin hudutlarını aşmıştı. Arıcılık başlıca gelir kaynaklarından biri olmuştu. Tıbbi bitki yetiştirmeye elverişli iklimi ve dokunulmamış alanları vardı.

Toprağı kirlenmemişti…

 

-Artvinli maden çeşitliliği bakımından zengin olduğunu biliyordu. Element zenginiydi. Aslında Artvin’i çekici kılan unsurların başında bu element zenginliği geliyordu. Ancak madenlerinin işletecek değerde olmadığına dair bir algısı vardı. O konu hakkında kara cahildi.

 

-Artvin Akarsu zengini idi. Yıllık 10 milyar kilovatsaat elektrik üretimine yetecek akarsuları vardı. Onlardan çevreye zarar vermeden yararlanmaya başlamıştı bile. Ta… 1948’lerde, 1950’lerde Artvin’de akarsulardan elektrik üretilmeye başlanmıştı. Şehir merkezi, ilçeleri ve bazı köyleri ışığa kavuşmuştu. Dünyanın en ucuz elektriğini kullanıyordu… Bu konu başlı başına Artvin’i kalkındırabilirdi. Çünkü seçilen santral tip ve büyüklükleri, yerel ve yerli sanayi ile üretimini mümkün kılıyordu.

 

-En önemlisi Artvinli ülkemizin en okur-yazar kesimiydi. Yurtseverdi, Artvin’i severdi, fedakârdı. Çalışkandı, uysaldı. Kimsenin malında gözü yoktu.

Suçlusu kıt, hapishaneleri boştu.

 

İşte bu insanlar, bu imkânları görüp, gerek Artvin’de gerek dışarıda, Artvin için neler yapabileceklerini düşünmeye, başlamışlardı. Geleceklerini zenginleştirmek için toplantılar, fikir alışverişleri yapıyorlardı. Artvin’i bir Doğal Özel Tarım alanı, Kültür ve eğitim ili, Turizm Cenneti, Mutlu insanların daimi yurdu olması için fikri çalışmalar yapıyor kamuyu yönetenlerin gözlerinin içine bakıyorlardı… Kamudan, devleti yönetenlerden bekledikleri, istedikleri, Ata-Barı’nı gönüllerince ve coşkuyla oynayabilmekti. Devleti yönetenlerden bekledikleri, yol göstermek ve Artvin’den çıkmış insanlarını tekrar Artvin’e yönetilmesiydi. Kısmî kaynak tahsisinde bulunmasıydı. Onu bekliyor biliyorlardı. Devleti…

 

Yıllardır, Anadolu’ya dolaşanların yolu Artvin’e dönerdi. Çok sıkıntılar, acılar muhacirlikler çekmiş yurtlarını terk etmemişlerdi.

 

Artvin’in nüfusu 1980’lere doğru artış gösteriyordu yani pek göç vermiyor; analarımız yeni kardeşlerimizi vatana bekçilik, hizmet için doğuruyordu…

 

Artvin’de bir şeyler değişmeye başladı… Beklenmedik şekilde biçimde, irilikte, vahşilikte, çirkinlikte, çılgınlıkta, alçaklıkta değişmeler başladı. Artvin sarsıldı…

 

Devam edecek, ediyor…

 

İlgilenenlere selamlarımı sorumluluk duyanlara saygılarımı sunarım.

 

DEVAM EDECEK...

 

Yurttaş Mazlum Çoruh-İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 5 | Onay Bekleyen Yorum 0

Sedat öztürk

Müsaadenizle paylaşıyorum
21.9.2016 13:14:10


Murat.DTMM...

AĞZINIZA EMEĞİNİZE SAĞLIK DEĞERLİ HOCAM...
21.9.2016 13:14:27


emel aşık gültekin

artvinimizi daha iyi tanımamıza vesile olmanızdan ötürü teşekkür eder saygılarımızı sunarız.
21.9.2016 14:21:46


Muammer yavuz

Artvinde maden konusunda karar verici olacak kişilerinde okumuş olması dleğiyle
21.9.2016 14:24:02


Mustafa Aktaş

Ağzınıza, emeğinize sağlık Sevgili Mazlum Hocam. Yine çok kıymet kazanacağı belli çok güzel anlatımlı çok güzel bir yazıya başlamışsınız. Bunun da "KUSURSUZ ENERJİ PLANI" gibi çok kıymetli bilgilendirici bir kaynak olacağından kuşkum yok. Keşke sizin gibi sorumluluk duygusuyla hareket eden, edebilen abilerimiz çok olsa. Tabii okuyan GENÇ arkadaşlarımız da ilgi gösterse ve gerçek faydalı bilgileri öğrense. Batı ve yobaz etkisinde olan lider "MİŞ" gibi yapan yöneticilerin yerine Sizin gibi sorumluluk ve vatanseverlik duygusu yüksek gelse.. Saygı, sevgi ve selamlarımla sağlıklar diliyorum.
22.9.2016 10:33:26


Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay