21.11.2017,00:12
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Paylaşımlarla bir melanetin öyküsü - 3
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Barajlarımız… Diz Çöktürülen Ülkemiz… Yırtılan Coğrafyamız… Ve BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)

Paylaşım: 9

Eğer her hangi bir bayındırlık eseri(refah, zenginlik, kolaylık yaratan eser) yapmak istiyorsanız onun en önce bu isteğimizi yerine getirip getirmediğini sağlama almak durumundayız. Yani bu yapının bizi mutlaka zenginleştirmesi lazım. Veya yarattığı kolaylığın sağladığı fayda yaptığım yatırıma ve sebep olduğu kayıplara değer ve onlardan fazla olması gerekir. Bu koşula uymayan her yapı bayındırlık eseri olamaz. Biraz rakamla anlatayım:

 

Bir barajlı santralın bir yılda ürettiği elektriğin tutarı, yıllık işletme giderleri, artı ona harcanan paranın yıllık faizi, artı sebep olduğu kayıpların yıllık geliri, artı kaç yılda kendini ödemesini istiyorsak sebep olduğu harcama ve kayıpların o kadar zamana bölünmesiyle çıkacak rakamın toplamından fazla olması gerekir. Biraz uzun oldu sadeleştireyim: Santralın bir yılda ürettiği elektriğin toptan fiyattan tutarı, o santral için harcanan paraların ve kayıpların yıllık faizinden fazla olmalı ki o yapının bayındırlık eseri olabileceğini; tekrar edeyim, olabileceğini düşünelim.

 

Örneğin: Deriner barajlı santralının işletmeye alındığı tam yılda ürettiği elektrik, 1 500 000 000 kilovatsaat. Elektriğin fabrika çıkış fiyatı 7 cent olduğuna göre yıllık bürüt geliri 105 milyon USD’dir. Bundan işletme giderleri ve diğer giderler için 10 milyon USD’yi düşersek geriye 95 milyon USD kalır. Biz eğer bu parayla yaptığımız harcamaların faizini, sebep olduğu kayıpların yıllık gelirini karşılayabiliyor ve para artırabiliyorsak; çevre duyarlılığımız da (sıfır)sa bu barajlı santral bayındırlı eseri olabilir.

 

Hepsini bir kenara koyalım: sadece harcanan paraların müteahhide ödenenini düşünelim ne kadar biliyor musunuz? En az 2,7 milyar USD. Bu kadar paranın yıllık faizini hiç merak ettiniz mi? Mesela yüzde ondan kaç dolar eder? 270 milyon USD. Kaldı ki harcanan para o kadar değil çok daha fazla. Bu parayı, bu santral, her sene ödeyemiyorsa bizi kazığa oturtmuş demektir. Biz bu kadar parayı mutlaka ödüyoruzdur. Veya yeniden borçlanıyoruzdur. Yani geleceğimizi satıyoruzdur.

 

Ülkemizin borçlarının devamlı artmasının sebebi işte böyle yapılardır.

 

Paylaşım: 10

Buraya kadar ülkemizdeki ve Çoruh Enerji Planındaki barajların durumunu anlatmış birazda bir bayındırlık eserinin refah yaratabilmesi(zenginlik yaratabilmesi) için maliyetinin hangi sınırları aşmaması gerektiğini anlatmaya çalıştım.

 

Konu önemli olduğu için özetleyeyim:

Ülkemizde ihtiyacın 10 misli baraj aktif hacmi yapıldığını, bu barajları yaparken 6 başlıkta toplayabileceğimiz mühendislik ve ekonomik sefalet işlendiğini bunların sonucunda ülke kaynaklarının yok edildiğini, çevrenin mahvedildiğini, 1,5 milyon insanın yerlerinden söküldüğünü ve ülkemizin her yıl 50-60 milyar USD faiz ödemeye mahkum edildiğini anlatmıştım. Sonra Çoruh Enerji Planında işlenen sefaletleri kenarından göstermeye çalıştım.

 

Bu gün bütün bu sefaletlerin(alçaklıkların) neden işlendiğini sizlere özetlemeye çalışacağım.

Bu alçaklıklar,(Nesne olarak söylüyorum ha…. DSİ de çalışan değerli meslektaşlarımı tanımıyorum ki onlara böyle hitap edeyim) neden işlendi?

 

Bana göre:

1.Ülke, her yıl artan borcun içine yuvarlanmıştır. Her yıl borcu artmaktadır. Böylelikle edilgen(söz dinler) hale getirilmiştir. Ülkenin edilgen olması hedeflenmiştir.

 

2.Havzalar, özellikle Çoruh ve Fırat ana kollarının çevreleri, insandan boşaltılmıştır. Bunun iki önemli sonucu doğar:

a.O coğrafyalarda yaşayan insanlar, oraların en doğal savunucularıdır; onlar yerlerinden sökülerek havzalardaki maden yağmasının önündeki engeller kaldırılmıştır.

b.Yerinden yurdundan edilen insanlar büyük kentlerin varoşlarında her türlü eylemde kullanılabilir hale gelmişlerdir. Çünkü kültürlerinden koparılmışlardır. Bu ülkenin içinin karıştırılması için büyük bir imkândır.

 

Başka sonuçları da elbette vardır. Ama ben en önemli sonucu söyleyerek bu günkü paylaşımı sonlandıracağım:

 

Görev yapmayan, içi boş barajlardan bir kısmı, iki nehir(Fırat ve Çoruh) ana kolu üzerinde peş peşe ve iç içe dizilmişlerdir. Bu barajların arasında boşluk yoktur. Çoruh üzerinde iki yerde boşluk vardır; oralar da maden sahasıdır.

 

Bunun anlamı şudur: Ülke coğrafyası bu iki nehir ekseninde Yırtılmıştır. Bu yırtık BOP haritasının istediği sınırla üst üste oturmaktadır. İsteyenler, inanmayanlar haritalar üzerinde çalışabilirler.

 

Yani akarsularımızı yöneten değerli vatan evlatlarımız, ülkemizi batırmak ve coğrafyamızı BOP’un alt yapısına uygun yırtma işinde kullanılmışlardır.

 

Böyle olduğunu neye dayanarak mı söylüyorum? Bekleyiniz ve aklınızı kullanmaya hazırlanınız. Doğaya böyle akıl ve ahlak dışı müdahalenin gerekçelerini sıralayacağım. Ama önce haritaları paylaşarak.

 

Paylaşım: 11        

Önceki paylaşımda Çoruh Enerji Planı’na konan 15 barajdan 11 adedinin görev yapmadığını söylemiştim. Daha önceki paylaşımlarımda da barajlı santralların en pahalı elektriği ürettiğini, asla zenginlik yaratmadığını ülkeyi devamlı artan borcun içine ittiğini yazmıştım.

 

Bu barajların görev yapmadığını, elektrik üretimine fayda yerine zarar verdiğini anlatmıştım.

Bu durumun ancak şu şekilde açıklanabileceğini tekrar edeyim:

1.Ülke devamlı artan borçla baş başa bırakılmış edilgen(söz dinler) hale getirilmek istenmiştir.

2.Maden sahalarında direnç oluşmaması için havza insandan boşaltılmıştır.

3.Ülke coğrafyası ana kol üzerindeki barajlar ekseninde yırtılmıştır.

 

Bu durumda: Edilgen bir ülkede yaratılan yırtık BOP planının istediği yeni sınırla çakışıyorsa.

 

Bu yırtığın amacı, BOP uygulamasının sonudur. İyi de BOP uygulamasının ülkemizdeki başı neresidir? Onu da söyleyelim: Fırat ana kolu üzerine peş peşe ve iç içe oturtulmuş görevsiz barajlardır. Çünkü biliyoruz ki bu barajlar, Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik ve Karkamış görev yapmamaktadırlar. Bunlarda enerji üretimini azaltmaktadırlar. Yaptıkları, ülkeyi borca batırmak ve coğrafyasını yırtmaktır. Bu yırtık, 600 kilometreden fazladır.

 

Her iki nehir üzerindeki yırtığın ülkede meydana getirdiği şekli görelim. Bu foto haritayı akıl sahibi yurtseverler incelesin; sonra devam edelim.

Paylaşım: 12

 

11 nolu paylaşımda söyleyeceklerimin hemen hepsini söyledim. Sonucun BOP olacağına sizi inandırmak için ne yapmalıyım bilemiyorum. Bildiklerimi söylemeye devam edeceğim. İsterseniz Çoruh Enerji Planı’nın coğrafyamızda yaptıklarını gösteren haritayı koyalım onun üzerinde konuşalım.

Bu foto haritada siyah görülenler baraj gölleri. Sarıya boyanmış alanlar bu göllerin yok ettikleri kışlakları yok edilen insanların terk ettikleri(Artvin’in nüfusu barajlar başladıktan sonra 65 000 azaldı. Ben bu kadar olacağını beklemiyordum. Barajların refah yaratacağı söylenmişti.) Henüz barajların hepsi tamamlanmadı. Tamamlanınca ne olur artık dağdaki çoban bile biliyor; tabii okuyup kafayı ezdirmemişse. Yassı kafalı okumuş haline gelmemişse.

 

Bu foto harita bize neler söyler. Onların başlıklarını söyleyeyim sonra o başlıkların içini ayrıca paylaşırız.

 

Burada sarıya boyanmış alan BOP haritasında FREE KURDİSTAN’a ayrılan vatan parçasının sınırını söylüyor. Ayrıntısına dikkatinizi çekeyim: Altıparmak Barajı.

 

Bu baraj, yeni kurulmak istenen devletin Karadeniz’e çıkışının batı hattını inşa ediyor. Nereden mi söylüyorum? Gayet basit. Bu planda mühendislik açısından en rezil olan bu barajdır da ondan. Bu barajın desteklediği(!) santralın tesis debisi, 45 metreküp/saniye. Yani saniyede 45 metreküp suyun enerjisini alabiliyor. Peki bu barajın bulunduğu yerde Barhal Çayı suların en azgın olduğu ayda, Mayıs ayında ne kadar su akıtıyor? Söyleyelim: 25 metreküp/saniye. Akşam evine gidecek kadar aklını muhafaza eden herkes anlamıştır; bu barajın içinde asla ve asla su beklemeyeceğini. İçinde bir milimetreküp bekletecek suyu olmayan bu baraj neden yapılıyor? Onu da söyleyelim; isteyen inansın istemeyen kendisine okutulanı tekrar etsin.

 

Bu baraj Yusufeli ilçesinin en dominant(başat-belirleyici) köyünün merkezini ortadan kaldırıyor. O köy olmayınca o sarı sınır var ya o sarılık, o Karadeniz’e paralel(F tipiyle ilgisi yoktur; aman karıştırmayınız) birinci sıra dağlarının zirvelerine ulaşıyor. Zirveden Karadeniz’e kuş uçuşu 30-35 kilometredir. Dağların arkası sahile yaklaşıncaya kadar boştur. O hat Karadeniz’e ulaşınca “FREE KURDİSTAN(!)’ın” Karadeniz’e sahili olmuş oluyor; Gürcistan sınırına kadar.

 

Bilmem anlatabildim mi? Biliyorum beni felâket ‘okuyucu’su-tellali olarak niteleyenler çıkacaktır. Onların içinde kafasını çalıştırmak isteyenler azıcık beklesinler; anlatacağım neden öyle olması gerektiğini. Bu sefer de bu kadar.

 

DEVAM EDECEK

 

Yurttaş Mazlum Çoruh - İnş. Müh. Naci Özen

 

mazlumcoruh@gmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay