21.11.2017,00:13
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Atatürk Barajı kendini beş kere ödedi- 5
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Bu söze inanmaya devam edenler hiç vakit kaybetmesinler.

Harran Ovası sulamasında işlenen mühendislik sefaleti.

 

DSİ 15. Bölge Müdürü Sait UMUCU’nun beyanı üzerine yazmak mecburiyetinde kaldığım önceki 4 yazımın özeti

Şöyleydi:

  1. Atatürk barajlı santralının yıllık ortalama getirisi 450 milyon USD; ama, bu yapı için harcanan para en az 40 milyar muhtemelen 60-80 milyar USD dolayısıyla harcana bu paranın yıllık faizi minimum 4 milyar muhtemelen minimum 6-8 milyar USD  idi. Böyle bir yapının yarattığı borcun yıllık faizinin 15 te birini dahi ödeyemezken nasıl kendini ödeyebileceğini, bunun akıl dışı bir hal olduğunu; yıllık getirisin maliyet kalemlerinden sadece bir tanesinin yıllık faizinin %60 şını bile karşılayamayacağını anlatmaya çalışmıştım birinci yazımda.
  2. a. Atatürk Barajında bekletecek 1 metreküp su olmadığını, o baraj ve yukarıdaki 20 nin üstünde bekletilebilecek en çok su miktarının 6-6,5 milyar metreküp olduğunu; buna karşılık sadece üç barajın su bekletme kapasitelerinin 31,5 milyar metreküp olduğunu;

b. Bu santralda kullanılabilecek tesis debisinin en çok 800 metreküp/saniyelik olduğunu; buna karşılık 1600 metreküp/saniyelik tesis seçildiğini; bu sebeple 4 türbinin dahi tam kapasiteyle çalışmadığını 4 türbinin ise boş yere millete satıldığını;

c.  İçinde bekletecek suyu olmayan barajların enerji üretimini olumsuz etkilediğini bu sebeple bu santraldan elde edilebilecek en çok enerjinin asla elde edilemeyeceğini;

d. Bu barajın aktif hacminin toplam hacme oranının %22 olduğunu bu oranın %80 nin altına düşmesi halinde barajların asla ekonomik olamayacağının bilinmemesinin mümkün olmadığını;

e. Bu ve diğer barajların yerlerinin asla iyi niyetle seçilmiş olamayacağını; Ülkemizde yapılan barajların seçilen yerleri sebebiyle açıklanan amaçlar için yapılmış olamayacağını;

f. 4 türbinin tam kapasiteyle çalışması halinde dahi barajın asla görev yapamayacağını, millete gösterilen suyun işlenmekten alıkonulan su olduğunu bu durumun ayrıca ahlaki bir sorunu içerdiğini;

anlatmaya çalışmıştım 2.ve 3. Yazılarımda.

  1. 4. Yazımda ise Bu barajın borcuna harran sulamasından doğacak artık gelirden asla pay ayrılamayacağını, sulamanın yarattığı geçici artık gelirin sulama için harcanan paraların yıllık faizini dahi asla karşılayamadığını, karşılayamayacağını;

Anlatmaya çalışmıştım ve demiştim ki: “Harran Ovasının sulanmasına karşı mıyım; asla.”

 

Bu yazımda Harran Ovasının sulanmasında işlenen mühendislik sefaletini, yani alçaklığını, anlatmaya çalışacağım. Hemen hatırlatayım; ben burada, işlenen fiili sıfatlandırıyorum; faili veya failleri değil. Onları sıfatlandıracak bilgiye sahip değilim ve benim konum değil; siyasetçilerin ve savcıların işidir. Benim aklıma sığmayan vicdanımın kabul etmediği halleri sizlerle paylaşmaktır muradım.

 

Sayın Müdür UMUCU’nun beyanatı üzerine kendisinin yurtseverliğinden şüphe etmediğim, yıllarını bildiklerini ülkenin yararına hayata geçirmeye çalışan ve konuyu iyi bildiğine inandığım Jeoloji Profesörü Dr. İLYAS YILMAZER’ e bir E-mektup gönderdim. Kendisi, taşa doğduğu için toprağın kıymetini, tarım meslek lisesi mezunu olduğu içinde su-toprak ve bitki ilişkisi herkesten daha iyi anlamıştı. Ülkenin tarım alanlarının o ülkenin sofrası olduğunu söylüyordu her konuştuğunda. Ona şu soruları sordum ve yazacağım cevapları aldım:

 

Harran Ovasının tümüne en çok su tüketen bitkiyi eksem  6 ayda(sulama dönemi) kaç metreküp suya ihtiyacım olur?

Cevabı aynen aktarıyorum:

 “Harran ovasının sulanabilir alanı 1 510 000 dönümdür. 1 200 000 dönümü sulamaya (pardon çoraklaştırmaya) açılmıştır.

 

Endüstriyel bitkilerden mısır, pamuk ve soya ile domates türü sebzeler vahşi(salma sulamayla) sulamayla dönüme 200-400 ton su isterken ileri damlama yöntemiyle[sürme derinliği olan 30-40 cm.’in altına (50 cm’ye)] 1,2 metre aralıklarla yerleştirilen ömrü >40 yıl olan borularla 20-40 ton su yetmektedir. Harran ovası 1510 km.karedir ve onu besleyen bazalt-kireçtaşı platosu 2000 km.karedir(şek.1). Yer attı suyu yılda 722 000 000 metreküp beslenmektedir(çiz.1). En çok su tüketen bitkilerle vahşi sulamada 300 000 000 metreküp ileri damlama yöntemiyle 60 000 000 metreküp suya gereksinim vardır.  Fazlası belli bir eğim ve değişen hızla güneye(Suriye’ye) doğru ilerlemektedir.” 

 

Bu değerli insana, bildiğini koşulsuz ülkesinin insanlığın yararına sunan bu bilim adamına bir  kaç soru daha sormuşum.

Bunlardan biri: Yer altı suyundan yılda nekadar yararlanabiliriz?      

Cevap yukarıda verilmiştir: 722 000 000 metreküp.  Bu rakamı unutmayınız.

 

Benim size iletmek istediğim, Harran ovası sulamasında işlenen, mesleğimi ilgilendiren sefalet, yani alçaklıktır. Yine söylüyorum; buradaki sıfatlandırma ‘fiil’ içindir. Fail veya faillerin akli, ahlaki, can göüvenliği gibi vs. durumlarını bilmiyorum.

 

Sayın Yılmazer’in verdiği bilgilere göre Harran ovasının tümü,1510 km.karenin, vahşi bir şekilde, babadan kalma usulle sulanması için ihtiyaç duyulacak en çok su 300 000 000 metreküp. Akıllı sulama için se 60 000 000 metreküp. Yani, Harran ovasına verilecek suyu bu gün olduğu gibi dışarıdan getirmek 6 ayda  akıtmak istesek, vahşi sulama için ihtiyaç duyulacak ana iletim hattı kapasitesi 20 metreküp/saniyelik  olacaktır. Eğer, akıllı sulama tekniğini kullanırsak 4 metreküp/saniyelik ana hat yeterlidir.

 

Böyle bir hatta ihtiyaç yoktur. Diplomamızı alırken etmiş olduğumuz mühendis yeminini unutmaz, vicdanımızı terk etmezsek ovanın altındaki suyu kullannırız. O zaman, elbetteki,  ihtiyaç duyacağımız hatların kapasitesi bu rakamların çok çok altında olur. 

 

Peki, yapılan ne? Ovaya verilerek hızla çoraklaştıran suyu taşıyan hatların kapasitesi ne kadar?

Yıllarca bize bereket getirecek diye yapımını beklediğimiz urfa tünellerinin su iletim kapasitesi, sayın müdürün ifadesine göre 328 metreküp/saniye olması gerekiyor. Benim bildiğim, bu tünellerin kapasitesi 310 metreküp/saniye. Hiç ihtiyaç yokken.

   

Bildiğim kadarıyla anakanalın kapasitesi, 250 metreküp/saniye. Bu kanalla yılda 8 milyar, 6 ayda 4 milyar metreküp su akıtabilirsiniz. Bu kanalın boyu İlyas Yılmazer’in hatırladığına göre 385 km. 

 

Bu gün harran ovasına verilen su 1,25 milyar metrreküp. Harran Üniversitesi toprağımız tuzlanıyor. Ovanın değeri hızla düşüyor diye feryet ediyor. DSİ bu duruma sessiz ve utanmazlık içinde. Ve bölge Müdürü çıkmış yapılanlarla övünüyor. Bu müdürü böyle konuşmaya kim, ne zorluyor? Kendisini dinleyenleri ne zannediyor? Onlar o tesisi için boğazlarından kesip yıllarca para verenler. Ona refah yaratma görevi verenler. O işlediğinin sanki farkında değilmiş gibi önüne konanı okuyor.

 

Sayın Aydın, hani deveye demişler ‘boynun neden eğri’ o da ‘nerem doğru ki’ diye dürüstçe cevap vermiş.

 

Sayın müdür, Atatürk Barajının kendini 20 senede 5 kere ödediğini söylüyor; şimdi gerçek durumu bir kere daha özetleyelim.

  1. Bu barajlı santralın gerçek maliyeti hesaplanamaz; siz deyin 40 milyar ben diyeyim 60 milyar dolar; bu yatırımın yıllık faizi en az 4 milyar dolar. Yıllık getirisi 450 milyon dolar. Kendini nasıl ödeyecek?
  2. Bu baraj asla ve asla görev yapmıyor, yapamaz, 8 türbinden 4 ü dahi tam kapasitayla çalışamıyor.

Bu baraja verilen hacim dehşet vericidir. Bunu yapanların utanma duygusunun olduğuna inanmıyorum.

  1. Harran sulaması için yapılan harcamaların faizini, ovada sağlandığı iddia edilen gelir artışıyla karşılamak asla mümkün değildir.
  2. Bu ovanın altında modern sulamanın 12 katı, vahşi sulamanın nerdeyse 1,5 katı su imkânı varken gidip kilometrelerce öteden milleti yıllarca oyalayarak, milyarlarca dolar borca batırıp her yıl milyarlarca dolar faiz ödemeye mahküm eden bu sulama sistemi yapılmıştır. Bunun izah edilebilir bir tarafı yoktur.
  3. Ovaya verilen su tüm ovanın vahşi ihtiyacının 4 misli; bu ancak kasıtlı olarak çoraklaştırmak için olur.

 

Adını siz koyun.

    

Böyle yapılar, bilgisizlik, akılsızlıkla, aymazlıkla ve korkuyla yapılabilir mi?   Böyle yapıları yapmak için özel kişilerin seçilmesi, özel eğitim alması ve özellikli yerlere getirilmesi lazım. Yetmez bu ekiplerin başına da  özellikle seçtirilmiş kişilerin getirilmesi gerekir; bimem anlatabildim mi?

 

Bu planlamayı ve projeleri yapanlar, hangi ülkenin yurttaşları dersiniz? İlyas Yılmazer yıllardır feryat ediyor; Topraklarımızı, ekmek teknemizi, bu büyük melanetlerden kurtarmak için. Hiç kimsenin aklı ve vicdanı su iletim hattı planlarken dünyanın öbür tarafından duyulan bu feryadın sahibi bilim adamını dinlemek aklına gelmedi mi? DSİ de çalışan Jeologlar, bu planlama sırasında nerede idiler?

 

Sayın müdür, bir arkadaşımın tabiriyle, 8 km. lik zurnanın son deliği. Ne söylediğinin farkında bile değil.

 

Şimdi anladınız mı? Sayın Aydın. Yıllardır sunulan muhteşem kalkınma edebiyatlarının sonunda  her yıl her yıl artan borcumuzun ve faizinin nerelerden neşet ettiğini.

 

Tanrım, benim aklımı koru!

 

 İlgilenenlere selamlarımı sorumluluk duyanlara saygılarımı sunarım.

 

YAZI DİZİSİ SONU…

 

Yurttaş Mazlum Çoruh - İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay