21.11.2017,00:11
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Atatürk Barajı maliyetini 5 kere çıkardı mı?
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Bu beyana inananlar, başka yazı okusunlar.

Bu yazı, Ekonomi Gündemi isimli sitede, 17.02.2012 tarihinde yer alan, DSİ 15. Bölge müdürünün Atatürk barajıyla ilgili beyanı sebebiyle, vicdani bir sorumluluk gereği yazılmıştır.

 

“Bazı insanlar vardır işgal ettikleri makamların halkın nazarındaki imajına, onuruna katkı yaparlar; bazı insanlar vardır işgal ettikleri makamlardan onurlanırlar. Bir insan daha vardır ki: o, işgal ettiği makamın onurunu, güvenirliğini kullanarak birilerinin hizmetinde olmak için halkı kandırırlar. Bu işi bilerek yapanların sıfatını tayin etmek toplumun ve toplum bilimcilerin işidir.

 

Bir makam ve mevkiye atanarak veya seçilerek gelmek için beyan ettiklerinin arkasında durmayanlar; bu caymanın sebebini atayan veya seçenlere izah etmek mecburiyetindedirler. Bu temel ahlaki bir ilkedir. Atanan veya seçilen kişi, beyanlarının aksini veya farklısını neden yaptığını atayan veya seçenlere açıklayıp onlardan onay almıyorsa yaptığı fikri dolandırıcılıktır.

 

Bir makam veya mevkiyi atanarak veya seçilerek işgal edenler, yaptıkları her işin faydalarının zarar ve kayıplarını karşıladığını her zaman ispat etmek mecburiyetindedirler; çünkü, o makam ve mevkiye kendi istekleriyle talip olmuşlar; gerçek mal sahibine fayda yaratacaklarına dair yemin ederek emaneti teslim almışlardır. Fayda yerine zarar verme ve kayıp yaratma hakları yoktur; yaptıklarının hesabını vermelidirler ve cezasını çekmelidirler. Başka türlü kişisel onurlarını kurtaramazlar.

 

Mühendisler, bayındırlık eserleri planlamak, projelendirmek ve uygulamak için eğitilirler yetiştirilirler. Diploma alırken ettiği yeminin özünde bu vardır; bayındırlık eseri yapmak. Mühendis bayındırlık eseri yapıyorsa meslek haysiyetini ve kişisel onurunu kurtarıyor demektir.

 

Bir plan veya projenin bayındırlık eseri olabilmesi için yarattığı fayda ile sebep olduğu zarar (gider) ile kayıpları fazlasıyla karşılaması gerekir. Yarattığı fayda ile bu zarar ve kayıpları fazlasıyla karşılamayan plan veya projeler, kamu değerlerini ve varlıklarını harcayanların yapmaya yetkili ve haklı oldukları işler değildir.

 

Sadede gelelim. “Atatürk Barajı maliyetini 5 kere çıkardı.” Bakalım öyle mi?

 

Bu barajın yapılması halinde kaça mal olması gerektiğini, o sınırı aştığı takdirde ne yapılması gerektiğini ve beyan edilen görevi yapıp yapmadığını ileride başka bir yazının konusu yapmak istiyorum; elbette ki ilginiz olursa. Şimdilik bize satılan bu barajın kendini kaç kere ödediğini(!) anlatmaya çalışacağım.

 

Bir barajın getirisini hesaplamak çok kolaydır:  Bir barajlı santralda üretilen enerjinin bedelinden barajın yaratığı fazla üretimin bedeli barajın geliri olarak addedilir. Biraz açayım: santralın ürettiği elektriğin bütün bedeli baraja ait değildir. Barajın payı şöyle ayrılır: Barajın önündeki santralın belli zamanlarda (genellikle Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında santralın su işleme kapasitesinin üstünde gelen su bekletilir ki önündeki santralı daha büyütmeden bütün suyu işleyelim. İşte, barajın önündeki santralın su işleme kapasitesinin üstünde (Saniyede 1600 metreküp üzerinde gelen,(ki bu miktar bazı yaşlanmaları göze alarak yüzde 25’e kadar artırılabilir,) suyun bekletilmesinin istendiği hacmi yaratmak için baraj yapılır. Bu sebeple üretilen enerjinin tümü barajın alacağına geçilemez. Çünkü, baraj olmasa da o enerjinin çok büyük bir kısmı üretilebilir. Baraj olmadan üretilen enerjinin üstündeki enerjinin bedeli barajın alacağına yazılabilir.

 

Kafaları karıştırmamak için gelirin tümünü Atatürk barajlı Santralının hesabına alacak yazacağım.

Elime geçen son bilgilere göre, ki enerji bakanlığı kaynaklıdır, bu santral, son onbeş yılda, toplam 107,77 milyar KWh enerji üretmiş. Bu rakamı 15 e bölersek yılda ortalama olarak 7,18 milyar KWh ürettiğini buluruz. Bu üretimi enerjinin toptan fiyatıyla (ki, perakende fiyatının takriben yüzde 45-50’sidir) çarparsak bu barajlı santralın yıllık brüt getirisini hesaplamış oluruz. Elektrik faturası ödeyenler elektriğin KWh saatının 23 kuruş cıvarında olduğunu bilirler. Bunun yarısı 11,5 kuruş eder. Yıllık üretimi bununla çarparsak yıllık bürüt gelirin 826 milyon TL olduğunu görürüz. Bunu da bu günkü dolar kuruna, 1,80, bölersek 460 milyon USD eder.

 

Atatürk Barajlı Santralının, 15 yıllık, yıllık ortalama geliri 460 milyon dolardır. Bunu aklımızda tutalım. Bu rakamı çok kere kullanacağız. 

 

Bu paradan her yıl, işletme giderlerini(Takriben yüzde 3,5) yenileme giderlerini (Takriben yüzde 2,5) kurak seneler için ihtiyat payı, yatırımın finansal giderleri( harcanan paraların yıllı faizi) ve de kayıpların tesisin ömrü boyunca karşılanması için pay ayırdıktan sonra kalan parayla harcanan paranın ödenmesini sağlayacağız.

 

Barajların veya barajlı santralların yıllık getirisini hesaplamak oldukça kolaydır değiştik. Ancak gider ve kayıpları hesaplamak hemen hemen imkânsızdır. Giderlerin parayla ölçülebilir olanlarını, bir yol, yakıştırarak geçmiş maliyetlere bakarak, çok yaklaşık olarak hesaplayabiliriz.

 

Barajların parayla ölçülebilen maliyetlerini aşağıdaki gruplarda toplayarak bulabiliriz. (Bu konuda daha detaylı bilgi edinmek isteyenler Yurttaş Mazlum Çoruh’un yazmış olduğu “ KUSURSUZ ENERJİ(!) PLANI isimli kitabı karıştırabilirler.)

 

Plan veya proje için yapım ihalesinden önce yatırımcı kurum ve başka kurumların yapmış olduğu harcamalar.

Tesisin kesin hesap bedeli; yani yapımcı veya yapımcılara ödenen paralar.

Gerçekleştirme sırsında kamu kurumunun ödemiş ve yapmış olduğu, müşavirlik hizmetleri, araştırma hizmeti giderleri ve denetim giderleri

Kamuya, diğer kamu kurumlarına, özel şahıslara ve tüzel kişiliklere ait varlıkların kamulaştırma bedelleri

Yerinden edilen yurttaşların gittiği yerlerde hayata tutunabilmeleri için kamunun yapması gereken yatırımların bedelleri,

Yerinden edilen yurttaşlardan çalışabilir olanlar için kamunun yapması gereken alt yapı bedelleri;

4,5 ve 6 nolu kalemlerin yerine getirilirken yapılan harcamalar ve hukuksal giderler;

Kaybolan alt yapı(Yol, Demir yol, enerji nakil hatları, iletişim hatları, ve diğerleri) tesislerinin yeniden yapılması ve kamulaştırma giderleri;.

8 nolu iş kaleminin plan proje ve denetim giderleri;

 

Yukarıda sayılan ve parayla ölçülebilen bu giderlerin başlangıcından tesisin işletmeye alınıncaya kadar finansal giderleri

 

Bu 10 grupta topladığımız, parayla ölçülebilen, giderleri ‘parayla ölçülebilen giderler’ olarak anıyoruz.

 

Bunun haricinde, parayla ölçülemeyen veya henüz çerçevesi belli olmayan kayıplar ve giderler vardır; bunları da şöyle sıralıya biliriz:

1.     Kayıplar:

a.     Çevre kayıpları: Bu kayıpları 12 alt başlıkta toplayabiliriz, burada girmeyeceğim.

b.    Kamu arazileri ve yeraltı zenginlikleri kaybı

c.     Diğer kayıplar.

2.     Uluslararası sözleşmeler gereği fonlara ödenecek paralar.

 

Yazının başlığına dönerek, sizi sadece 5. Kalemle bilgilendirip Atatürk Barajlı santralının kendini 5 kere nasıl ödediğini(!) takdirinize bırakacağım. Baraj maliyetlerinde kimsenin pek aklına gelmeyen ucu açık sonuçları itibariyle toplumu sarsan sadece bir olayın parasal yönünü ortaya koymaya çalışacağım.

 

Atatürk Barajlı santralının inşaatını kamu adına yürüten arkadaşımdan edindiğim bilgilerden yola çıkacağım.

Kamulaştırma sırasında 44 bin kişinin yerlerinden edilmiş olduğunu öğrendim. Devletin kurumunda 25 yıl çalışmış dürüstlüğünden ve ‘inanmadığı rakamı söylememe’ gibi bir sabiti olduğunu bildiğim arkadaşımın beyanlarından aklımda kalan rakamdır. Bu rakam, resmen yerlerinden edilen insan sayısıdır. Biz biliyoruz ki bu insanlarla hayatını ortak etmiş en az 10- 15 bin kişi daha bunların arkasından göç etmiştir.

 

Hesabımızı 50 bin kişi üzerinden yapacağız. Tarım bakanlığının yapmış olduğu ve iki üniversitenin de aynı sonuçlar ulaştığı araştırmaya göre geçinemeyip yerinden göçen vatandaşın gittiği yerde kamuya maliyeti 175 bin TL ile 325 bin TL arasında imiş. Bu rakamlar en az 7 yıllık rakamlardır. Biz bunların ortalaması olarak kişi başına 150 000 dolar alacağız. Bu rakama iş yeri açacak olanlar için kamunun yapması gereken yatırımlar dahil değildir.

 

50 000x150 000 USD = 7,5 milyar USD. Bu para, kamunun cebinden, bu yapının yapımı sırasında çıkan paraların çok küçük bir kısmıdır. Tesis bitene kadar yapılan harcamaların finansal giderlerini, yani faiz  ve masraflarını ayrıca bu rakama eklemek gerekir. Biz onunla uğraşmayalım. Diyelim ki bu paraları tesisin işletmeye açıldığı gün ödedik ve faizden kurtulduk. Sadece bu paranın, ülkemizin borçları için ödediği faiz oranına göre, yıllık finansal gideri yüzde10 dan, ki reel olarak daha fazladır, 750 milyon USD eder.  

 

Şimdi başa dönelim ve sayın müdürün beyanatından bir rakamı alıp benim tespitlerimi, hesaplarımı bir kere daha değerlendirelim. Sayın müdür bu barajlı santralın yıllık elektrik üretimini 8,9 milyar KWH olarak beyan etmiş. Elimdeki verilere göre bu santral, 97 ve 98 yıllarında 10,6 Milyar KWh,  bir kere de, 2004 yılında 9,2 milyar KWh enerji üretebilmiş. Bu yılların dışında 8 milyar KWh tı bulan üretim yok. Bu santralın 15 yıllık üretiminin yıllık ortalaması 7,2 milyar KWh. Konuyu, nasıl izah edelim. Cehalet mi, gaflet mi, dalalet mi yoksa… ….

 

Hesabımıza dönelim:

Bu barajlı santralın yılık bürüt geliri 460 000 000 USD den kaçınılmaz paraları çıkarın ve kalan parayla sadece bu gideri (750 000 000 USD) ödeyiniz(!) ödeyniz ki, borcumuz devamlı artmasın ve de sayın müdürümüz mahçup olmasın.

Buyurun sayın aydın, sayın müdürün akli veya ahlaki durumunu siz değerlendirin.

 

Kamuyu ve kurumlarını yönetenlerin hata yapma hakları yoktur. Cehalet, aymazlık ve akıl yetmezliği onların sığınabileceği bir hal değildir; onların hakları değildir.

 

Bendeniz, sokağa çıktığınızda her zaman rastlayabileceğiniz sade bir inşaat mühendisiyim; bunları bilmek benim görevim değil; ancak Atatürk barajlı santralının kendini 4 kere ödediğini ağzından çıkaran, kamunun en önemli varlığını emanet ettiğimiz kurumun bir bölge müdürü her ağzından çıkan sözün sade vatandaş tarfından “doğru” algıladığını nasıl bilemez.. Buyurun Atatürk barajlı santralı gibi bir “Altın Dağın(!) değerlendirmesini siz yapın. Müdürün kini de topluma bırakınız.

 

DEVAM EDECEK…

 

Yurttaş Mazlum Çoruh - İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay