21.11.2017,00:11
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Yusufeli barajlı santrali
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Bir ülke nasıl batırılır? UYGULAMA-1:

Geçen haftaki yazımda ekonomik tetikçilerin hangi kurama(teoriye) göre hareket ettiklerini, ülkelere nasıl diz çöktürdüklerini, anlatmaya çalışmıştım. Orada, bir yıllık geliri 100 birim olan bir işletmeye, bir dükkâna, bir yatırıma, ne kadar para harcanabileceğini koşullarına göre hesapla ortaya koymuş sizlerle paylaşmıştım.

 

Özetle şöyleydi: Eğer satın alacağınız, yatırım yapacağınız işletmenin veya bir yapının yıllık güvenilir net geliri 100 birim ise, bu işletmeye yatırdığınız parayı 20 senede geri almak istiyor veya ömrü 20 sene ise; ve siz, bankanın yıllık net reel yüzde 6 faiz verdiği paranızı kullanacaksanız bu işletmeye 833 birimden fazla harcama yapamayacağınızı; veya parayı dışarıdan yüzde 10 faizle alıyorsanız 625 birimden fazla yatırım yapamayacağınızı hesapla ortaya koymuştum. Ve demiştim ki: Daha fazla harcama yatırım yapmanız halinde devamlı artan borçla karşı karşıya kalacağınızı, batacağınızı anlatmıştım.

 

Bu sefer sizlerle aynı hesabı gerçek bir örnekte yapacağım. Yusufeli barajlı santralına harcanabilecek kaynakların üst sınırını aynı yaklaşımla hesaplayacağım. Ve bu barajlı santralın maliyetini sizlerin hesaplamasına, tahminine bırakacağım.

 

Büyük yapıların maliyetini başlangıçta doğru tahmin etmek çok zordur. Bu sebeple o yatırımın yapılıp yapılamayacağını ve yapılacak harcamaların ve sebep olacağı kayıpların toplamının hangi sınırı geçmemesi gerektiği araştırılır. Yatırımın ekonomik olup olmadığının sağlıklı bir şekilde tespitinin bir yolu da yıllık net güvenilir gelirden yatırım sınırını hesaplamaktır. Bu araştırma yıllık veya ömür boyu gelir üzerinden hesaplanır. Doğru bir yatırım kararının verilmesi, bu hesap sonunda olur.

 

Yıllık gelir üzerinden hesabın yapılması daha sağlıklıdır. Anlaşılması daha kolaydır. Bu yaklaşım, dükkânını 20 sene yönetmiş Bakkal Hüseyin Amcanın yaklaşımıdır. Bu yaklaşımı ilk defa yazıya dökenin adıyla anacağım: Mazlum Çoruh Yaklaşımı. Diğer yöntemlerden de sırası geldikçe bahsedeceğim.

 

Bu yaklaşımın ilk adımı, bu tesisin yıllık gelirini sağlıklı ve güvenilir tahmin etmek, hesaplamaktır.

 

Yusufeli barajlı santralının yıllık geliri ne kadardır?

Çoruh Enerji Planı’nın iddiasına göre yıllık üretim yani 1 milyar 700 milyon kilovatsaat olacaktır.

 

Bu rakam yalandır. Barajın her yıl dolup boşalacağına göre hesaplanmış bir rakamdır. Ayrıca

Buradan, nehire müdahale edilmeden geçen miktar kadar suyun geçeceği esas alınmıştır. Bu kadar su asla geçmeyecek; dolayısıyla o kadar enerji üretilemeyecektir.

 

Neden mi?

1.Artık o kadar su oradan geçmeyecektir. Çünkü kendisinde ve daha yukarıdaki barajlarda buharlaşma vardır; kaçaklar vardır.

2.Baraj asla dolmayacaktır. Düşü yüksekliği en az 30 metre azalacaktır. Bunun üretime etkisi, en az yüzde 20 eksiklik şeklinde olacaktır.

 

Her iki sebep, üretim kaybını en az yüzde 30 a çıkaracaktır.

Nereden mi biliyorum?

 

İşletmeye alınan barajlı 3 santralın son yıllardaki üretim değerlerini öğrenirseniz gerçeği görürsünüz. Örnekleri vereyim:

 

1.Muratlı barajlı santralı, 445 milyon KWh(kilovatsaat) üretecekti; şimdi, 250-260 milyonlarda debeleniyor.

2.Borçka b.santralı, 1 milyar 100 milyon KWh üretecekti; şimdi, 650-700 milyonlarda debeleniyor.

3.Deriner b. Santralı, 2135 milyon Kilovatsaat üretecekti, ikinci sene 1150’lere düştü. Bir daha o rakamı rüyasında göremeyecek.

Yukarıdaki barajlar yapıldıkça bu rakamlar daha da düşecektir.

 

Demek ki Yusufeli barajlı santralı da yılda, iddia edilenin yüzde 55 ini ancak üretebilecektir. Bu durumda biz, yıllık sağlıklı, güvenilir gelir hesabımızı buna göre yapacağız. Üretim, (1 705x0,55=) yılda 940 MWh olacaktır. Gelin bunu yuvarlatalım; 1 milyar Kilovatsaat olarak alalım; hesap kolay olsun; muhatabımızı da koruyalım.

 

Bu enerjinin değeri ne kadar?

Evinizde tükettiğiniz enerjinin toptan çıkış fiyatını hesaplayınız ve onunla bu rakamı çarpınız. Siz de hesaplamış olacaksınız. Ben devletin özel sektöre, kâr etsin diye, verdiği fiyat 7 cent (USD centi) esas alacağım. Bu fiyatla çarparsanız yıllık bürüt gelir (1 milyar x0,07=) 70 milyon USD olacaktır. Bu gelirden işletme giderleri ve diğer riskleri 15 milyon USD olarak düşerseniz bu barajlı santral, yapanın, yaptıranın, daha doğrusu borcunu üstlenen veya parasını verenin eline yılda 55 milyon USD verecektir. Güvenilir net gelir budur.

 

İsterseniz siz bunu biraz daha artırabilirsiniz. Bu rakam gidişata bakarsanız daha da azalabilir. Şimdi sorumuzu soralım ve cevabını arayalım.

 

Yılda kenara ayırabileceğiniz 55 milyon USD için siz kaç USD’lik yatırım yapabilirsiniz?

Zurnanın zırt dediği yer burasıdır. Ben bu soruyu Bakkal Hüseyin amcaya şöyle sorsam; ne cevap alırım? Senelik kenara ayırdığı para, güvenli olarak, 55 bin TL olan bir bakkal dükkânına kaç verirsiniz? Şimdi kendi sorumuzun cevabını bulalım. Bakalım, bakkal Hüseyin Amca yatırım ekonomisi teorisini iyi öğrenmiş mi?

 

Bu 55 .in lira ile biz neleri karşılayacağız ki geriye kalanla yatırdığımız parayı çıkaralım.

Bunların başında bankadan çektiğimiz paramıza verilen faiz veya borç aldığımız paranın faizi gelir. Diğeri, paramızı kaç senede geri almak istiyorsak onun için ayıracağımız para gelir.

 

Bu ikisi önemlidir. Çünkü faiz gelirinden mahrum olduk veya faiz ödemeye mecbur olduk. İkincisi, biz bu yatırımı zengin olmak için yaptık. Belli bir müddete sonra yatırdığımız parayı geri almalıyız ki geri kalan bizim zenginliğimizi artırsın.  

 

Bu durumda bu yapının maliyeti kaç lira olmalı veya Hüseyin Amca bu dükkâna kaç lira vermeli? Bir denklem kuralım: Yapıya harcayacağımız para ve o yapı sebebiyle kaybettiklerimizin toplamı (A) olsun. Bu (A), o yapının maliyetidir. Faydadan maliyete ulaşmak istiyoruz. (A)’yı bulmaya çalışıyoruz ki tongaya basmayalım.

 

50 yılda paramızı geri almak istiyorsak demek ki bu maliyetin yüzde 2’si kadar bir miktarı, her sene kenara ayırmalıyız. Bunu yapabilmemiz için harcadığımız para ve kayıpların yıllık faiz ve kayıpların yıllık paylarını da kenara ayırmamız gerekir. O zaman bizim karşımıza ‘yıllık para kullanma maliyeti’ diye bir kavram çıkacak demektir. Faiz puanını bir, bir buçuk(1-1,5) artırırsanız yıllık para kullanma maliyetimiz ortaya çıkmış olur. (Sebebini sonra fırsat olursa anlatırım.) Kayıplarımızın da o yapının ömrü boyunca karşılanması için aynı oranda bir pay ayırdığımızı düşünürsek hesabımız sadeleşir. Yapalım:

 

1.Bankada mesela yüzde 6 reel faizle tuttuğumuz kendi paramızı kullanıyorsak yıllık para kullanma maliyetimiz, (0,06+0,01=) 0.07 -0,075 olacaktır. Dışarıdan yüzde 10 faizle borç almışsak bu rakam, (0,10+0.01=)0,11-0,11,5 olacaktır. Kaybettiklerimizin de yıllık gelir ve değer paylarını da aynı oranda kabul edersek denklemi kurabiliriz.

 

Kendi paramızı kullanıyorsak: Ax(0,06+0,02)= 55 milyon USD. Buradan A, (= 55 000 000/0,08) 688 milyon  USD  olur. Yok, dışarıdan borç alıyorsak bu sefer, A (=55 000 000/ 0,11+0,03) 423 milyon USD olacaktır.  

Demek ki:  Biz biriktirdiğimiz, nereye harcayacağız diye kara kara düşündüğümüz (!) paralarımızdan bu barajlı santrala 700 000 000 USD harcarsak çok tehlikeli bir noktaya ulaşmış olacağız. Her sene santral sadece bankanın bize verdiği faizi verecek 50 senede de harcadığımız paraları ve kayıpların değerini ve yıllık gelirlerini ödeyecek. Biz zenginleşemeyeceğiz. Olduğumuz yerde kalacağız. Ne yapıp yapıp bu barajlı santralın maliyetini 700 milyon USD nin altına ama epeyce altına indirmeliyiz ki zenginleşelim.

Böylelikle  “Ya Allahhh  Ya Bismillah!...” selalarımız, sedalarımız yerini bulmuş olsun.

 

Eğer bu bu barajlı santrala harcadığımız paralar ve kaybettiklerimizin değeri, 700 milyon USD’yi geçerse ne olur? Geçmiş olsun… Ekonomik tetikçilerin avı oldunuz demektir. Bu yapı sebebiyle devamlı olarak artan bir borç yumağına sarılıyorsunuz demektir. Bir yerlerden borç alıp bu yatırıma harcadığınız paraların faizini ödeyeceksiniz. Her yıl borcunuz artacak demektir.

 

Bunun adı, diz çöktürme, edilgen etme uygulamasıdır. Yazımızın amacı da bunu ‘Ben aydınım!… Ekonomistim!..’ diyenlerin aklına taşımaktır.

 

Yusufeli Barajlı santralı kaça mal olur? Bu yapının (A) sı ne kadar?

Çok kısa özetleyeceğim.

Önce maliyet, ne demektir; onu bir yol öğrenelim. İlmî, bilimsel olsun (!). Akademik ağızla söyleyelim: Kitaplarda aynen böyle yazıyor! Bir yapının, bir değişikliğin maliyeti, Bir değişiklikten(yapıdan) zarar görenlerin, gördükleri zarara biçtikleri değerdir. Faydası da yararlananların yarara biçtikleri değerdir. Yapı dediğimiz, değişikliklerin bir amaca uygun olarak oluştuğu ve birbiriyle ilişkili olduğu, boyutları belirlenmiş, ortamdır.

 Meselemiz, malumunuz, bu ortamın fayda/maliyet oranı öğrenmektir.

 

Her hareketin, değişikliğin bedelini bulacağız demektir. Bu bedeli kim ödüyorsa zararı o görecektir. Bu yapıların bedelini millet öder; daha çok o yapı sebebiyle yerinden olanlar öder, gelecek nesiller öder. Ülke öder. Yararını ise kendisine uygun gelen fiyatla kullananlar öderler.

 

Değişiklik dediğimiz, mal ve hizmet hareketleridir. Tanımlanmış biçimde şekil ve yer değiştirmeleridir.

 

Bu barajlı santral için yapılacak hareketleri, değişiklikleri kabaca başlıklar altında sıralayalım:

 

Hazırlıklar:

1.Çoruh Nehrinde rasat yapan kurumdan bilgilerin satın alınması…

2.Çoruh Nehri’nin enerji değerlerinin hesaplanması… Ve istikşaf (ön açıcı) çalışmaların yapılması. Sonuçta yapılacak planlamanın esaslarının belli olması…

3. Çoruh Enerji Palanının yapılması… ve onaylatılması…

Bu hizmetlerden Yusufeli Barajlı Santralının payına düşen paranın güncellenmiş bedeli alınacaktır.(Baraj bittiğindeki bedeli de olabilir o takdirde 15. Maddenin içine almazsınız.)

4.Projelerin yapılması ve onaylanması…

5.İhale hazırlıklarının ve ihalenin yapılması…

Yapıma başlama:

6.Uygun fiyatı veren yapımcının taahhüt ettiği fiyat + koşulların getireceği ödemeler…(Çekirdek maliyet) Yapımcıya ödenen keş paralar….

7.DSİ Gen.Müd. masraflarından bu yapıya düşen pay…

8.Denetim, yönetim ve danışmanlık hizmetlerinin bedeli…

9.Bu yapı sebebiyle kaybolan altyapıların(karayolları, elektrik hatları, su iletim hatları, telefon hatları gibi…) yeniden yapılması…

10.Özel mülklerin kamulaştırılması…

11.Kamuya ait varlıkların değeri…

12.Yerlerinden edilen insanların gittikleri yerlerde kamuya maliyeti

13. Bu insanların iş hayatına girmeleri için kamunun yapması gereken ek yatırımların değeri.

14.Kamulaştırmalarda hukuk hizmetleri giderleri

15.Yukarıda sıralanmaya çalışılan ve parayla ölçülebilen giderlerin yapım müddetince faizleri.

 

Kayıplar:

1.Kamu arazisi kayıpları…

2.Kamu yer altı ve üstü zenginliklerinin kaybı.

3.Çevre kayıpları(on kalemden fazladır)

4.Kültürel kayıplar… Birkaç başlık altında toplanabilir.

5. Tarihi eserler ve doğal zenginliklerin kaybı.

Bir de.

Uluslar arası kuruluşlara ödenecek yıllık aidatlar… var.

 Bütün bunların bedelini o yapının sahibi olan millet, halk öder. Bu işlemleri, devleti yönetenler ve onların yardımcıları DSİ’yi yönetenler yapar; milletin adına. Sonuçta faturayı millet öder.

 

Birkaç başlığı biraz açayım ve konuyu kapatalım. Biliyorum sıkıldınız. Ben de çok sıkıldım ama ne yapayım çocuklarım ve torunlarım var. Meramımı yazarak anlatabiliyorum ve onuruyla ölmek isteyen bir yurttaşım.

 

6. No’lu maliyet, yapı işletmeye alınıncaya yapımcıya ödenen keş paraların toplamıdır. Çekirdek maliyet, çekirdek parası gibi bir maliyettir. Halka sadece bu rakam maliyet olarak sunulmaktadır. En büyük ahlâki sefaletlerden biri budur.

 

15 nolu maliyet, dehşet verici ve halktan saklanan bir maliyet kalemidir. Denebilir ki: yapımı 10 yılı bulan yapılarda bu kalem, kendinden önceki 14 kalemin toplamı kadar olur. On yılı geçince bu maliyet kalemi hızla artmaya başlar. Öncekilerin toplamının katlarına ulaşır. Ekonomik Tetikçilerin kullandığı ihtiraklı (gecikmeli) ekonomik bomba, bu kalemde saklıdır.(İhtiraklı (gecikmeli) patlayan bombalar için kullanılan askeri bir terim; akıllı bombaların bazıları bu sınıfa girebilirler) Bu kalem, maliyetlerde görünmez, gösterilmez. En büyük sefalet buradadır; maliyet tablosunda gösterilmemesidir.

 

Ben size yukarıda sıraladığım maliyet başlıklarından sadece ikisinin rakamlarını açıklayacağım. Geri kalanları siz hesaplamaya çalışın. Bu iki kaleme zaten inanmayacaksınız ki.

 

6. No’lu kalem: Yusufeli Barajlı santralında Yükleniciye ödenecek keş para 3,5-4 milyar USD olacaktır. Nereden mi biliyorum? Deriner’de ödenenleri öğrenin yeter. Bu baraj daha zor bir yapıdır. Yüksekliği 30 metre fazladır. Maliyet, yüksekliğin karesiyle artar. Ayrıca jeolojik yapı daha karışıktır. İnanmayan bana sorabilir; adresim aşağıda.

 

12 Nolu kalem: Bu baraj sebebiyle yerlerinden zorla sökülen insan sayısı 12 bin kişidir. Bunun 18 bin’e ulaşması beklenir. Daha öncekilerde gerçekleşenler bunu söylüyor. Bu kadar kişinin gittikleri yerlerde kamuya maliyetleri, iki üniversite ve Tarım Bakanlığı’nın yaptıkları araştırmalarına göre kişi başına, 14 sene önceki rakama göre, 200 000 USD civarındadır. Bu durumda sadece bu kalemin keş değeri, 2,4-3,6 milyar USD arasında olacaktır.

 

Kayıpları hesaplamak benim haddim ve işim değildir. Konunun uzmanlarına sorun. Unutmayınız çevre kayıpları en az 12 alt kalemde toplanabiliyor.

 

Sonuç:

423-688 milyon USD arasında olması gereken bu barajlı santralının maliyetinden birkaç kalemi yazdım. Sadece iki başlığın toplamı, 15 nolu maliyetin etkisi hariç 6-8 milyar USD’dir. Böylelikle, ‘Bir ekonomik tetikçilik uygulamasını öğrenmiş oldunuz.

Bu ülkenin, neden kalkınamadığını, borçlarının devamlı olarak neden arttığını bir örnekle göstermiş olduğuma inanıyorum.

 

Amacım, ülkemin aydınlarını ve tabii ki, yöneten şerefli kişilerini, bilgi sahibi yapmaktır. Eleştirilerinizi almaktır. Gerisi sizlere ve onlara kalmıştır.

 

İlgilenenlere selamlarımı, sorumluluk duyanlara saygılarımı sunarım.

 

Yurttaş Mazlum Çoruh - İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com

 

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay