21.11.2017,00:14
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Siyasetin geleceği, geleceğin siyaseti
25022015-1380168_10152000128317843_1509891310_n-161537.jpg
KADER SEVİNÇ
Bir AB ülkesinin yakın zamana kadar dışişleri bakanı olan, etkili bir Avrupa Parlamenteri ile Brüksel’de Türk kahvesi içiyoruz. Her konuda söz dönüp dolaşıp siyasete gelince, yakınıyor:

-          “İnsanlar sürekli siyasetten şikâyet ediyorlar. Hâlbuki siyaset sadece toplumun aynasıdır.”

Tam da bir süredir üzerine düşündüğüm bir konudan bahsediyor; atılıyorum hemen:

-          “Peki ya o ayna kırıksa, artık bozuk bir görüntüyü yansıtıyorsa?”

 

Vatandaş ve siyaset

Avrupa Birliği’nin kamuoyu görüşlerini düzenli olarak ölçen kuruluşu Eurobarometer’in en son araştırmalarından biri vatandaşların siyaset hakkında ne düşündüklerine ilişkin: AB vatandaşlarının %71’i siyasetin bozulmuş olduğunu düşünüyor. 2014 Mayıs’ında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerine vatandaşların katılım oranının tarihinin en düşük seviyesinde gerçekleşmesi de bu güven eksikliğine işaret ediyor. Ülkelere göre değişmekle beraber ulusal seçimlerde de eğilim aynı.

 

Vatandaşların demokrasiye olan inancı zayıflıyor; siyaseti sorgulamamız kaçınılmazlaşıyor:

-          “Demokrasi neden önemli?”

-          “Siyasi partiler neden ve nasıl değişmeliler?”

 

Eski Grek kent yönetimi, İngiltere’de Magna Carta ile başlayan, Amerikan ve Fransız devrimleri ile ilerleyen vergi-mükellefi-vatandaş-siyaset ilişkisi ve de 19 ve 20. yüzyılların sosyal devrimleri ile evirilen demokrasi arayışı, artık bilgi çağında yeni atılımları tetikliyor. Vatandaşların her dört-beş yılda, en iyi durumda 2 yılda bir yerel, ulusal ya da Avrupa düzeyinde seçimlerde oy vermesi ile ilerleyemeyeceği kesin bu evrimin.

 

Demokrasi sadece seçim sandığından ibaret ya da örgütleme meselesi değil. Demokrasi ortak toplumsal değerler, daha iyi bir toplum için asgari paydalarda ortak görüş ve hesap verme, takdir, rekabet ve yeni eylem planları için uzlaşma sistemi.

 

Başka bir ifadeyle, eğer demokrasiyi yenilemek, ikna edici, vatandaşları peşinden sürükleyen bir erdem haline gelmesini istiyorsak demokratik değerlerin savunulmasında ve ilerletilmesinde siyasetçilerin cesur, akılcı ve yenilikçi olması; vatandaşların siyasetçileri hesap verebilir olmaya zorlaması şart.

 

Siyaseti yeniden yüklemek

Biz, 21. yüzyılın vatandaşları olarak, bir başka yüzyıla ait kurumsal ve teknolojik altyapıya sahip siyasi partiler, meclis ve bürokrasi gibi siyasi kurumlarla etkileşim içinde olmakta zorlanıyor, çoğu zaman sesimizin kararlara yansımadığını düşünüyoruz. Adımıza alınan kararları her bir kaç yılda önümüze konan sandıkta oylamak değil demokrasi. Siyasi kültürü daha gelişmiş ülkelerdeki sivil toplum ve devlet ilişkisi de, tüm başarılarına rağmen yeni uygulamalar gerektiriyor.

 

Son 20 yılda toplumsal yaşamdaki değişim ileri derecede köklü ve kapsamlı. İnternet devrimi ile bilginin yapısı, sunumu, onu algılayışımız, etkileşimimiz, yorumlayış ve kullanımımız temelden değişti. Aynı yönde, düşünce sistematiğimiz ve beklentilerimizi de değiştirdi. Her süreçte olduğu gibi, demokrasinin iletişim, etki ve eylemlerini değerlendirirken de zaman algımız artık çok farklı. Oysa demokrasilerdeki siyasi sistemlerimiz 200 yıldır büyük bir değişim yaşamadı. Vatandaşların pasif alıcılar olarak dâhil olması beklenen siyasi monologa dayalı siyasi sistem iyi işlemiyor; vatandaş artık yanıt vermiyor, ekran kararıyor; ayna çatlıyor.

 

Geleneksel siyaset ve siyasetçilere yönelik yüksek düzeydeki memnuniyetsizlik temsili demokrasinin sınırlarını zorluyor. Her geçen gün daha fazla insan karar verme sürecinin parçası olmayı talep ediyor, siyasetçiler tarafından alınan kararlara maruz kalmayı değil. İnsanlar bazen çok yerel hatta en yakın çevresel boyutta, bazen sınır tanımayan küresel sorunlar da daha etkin bir vatandaş olmayı talep ediyor.

 

Katılımcı demokrasi gelişme süreci içinde olsa da bu evrimin hızı vatandaşları memnun etmekten uzak. Çok daha derin bir katılımcı demokrasi ve siyaset hatta doğrudan demokrasi modelleri bugün dünya vatandaşları tarafından savunuluyor. Türkiye’deki Gezi hareketi, Brezilya’daki protestolar ya da Amerika’daki “Occupy Wall Street” farklı konulardan çıkmış gibi görünseler de temelde aynı talebi yansıtıyorlar. Ana mesaj aynı, siyasete olan güvensizlik, değişim talebi, vatandaşların karar mekanizmasına doğrudan dâhil edilmesi.

Peki, siyasi partiler ve kurumlar hangi değişimleri kucaklamalılar? 21. yüzyılın vatandaşları ile etkileşim kurabilmek ve demokrasiyi işler hale getirmek için ne yapmalılar?

 

İlk olarak, geleneksel siyasetin ötesine geçen yeni ve daha kapsayıcı siyaset yapma yöntemleri geliştirme zorunluluğunu kabul etmekle işe başlayabilirler.

 

İkincisi kolektif eylem ve karar verme için yenilenmiş bir gündem oluşturmak ve güven temeline dayalı yeni iletişim araçları arayışına girmeliler.

 

Aktif vatandaşlık, yeni teknolojilerin getirdiği muazzam fırsatlar ve çok daha saydam bir karar alma ve yasama süreci siyasete olan güvenin yeniden oluşturulmasına yardım edebilir. Dünyanın dört bir tarafında ana akım siyasi partiler bu tehdidi ve fırsatı iyi oku(yama)manın bedelini ve avantajını yaşıyorlar. Krizden en çok etkilenen ülkelerden biri olan İspanya’daki seçimlerden önce Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar Partisi PES’te konuğumuz olan İspanyol Sosyalist Partisi PSOE’nin 43 yaşındaki başkanı Pedro Sánchez ile bu konuyu da konuştuk. Sohbetimizde bu toplumsal talebi iyi okuduklarını söylemiş ve bu yönde partilerinde yaptıkları bir dizi reformu bizimle paylaşmıştı.

 

Bunlardan biri de kriz, yolsuzluk, kötü yönetim gibi konuların önplana çıktığı İspanya’da siyasi partilerini saydamlaştırmaya yönelik attıkları adımdı. Örneğin PSOE uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan “Uluslararası Saydamlık” grubunun siyasi partilerde saydamlık programına dâhil olarak standartları uyguladı. Böylece vatandaşların saydamlıkla ilgili soru ve endişelerine de yanıt vermiş oldu.

 

Veri, düşünce, eylem

Siyasetin yenilenmesi ve aktif vatandaşlık konusunda verilebilecek çok örnek ve önemli değişim alanları var. Siyasetin dili, kurumsal yapısı, örgütlenme ve çalışma modelleri, saydamlığı ve büyük verinin kullanımı bunlardan bazıları. Siyasetler tercih aşamasına gelmeden önce de vatandaşlar verilerin oluşması ve analize doğrudan katkıda bulunabilir. Bu konuları sonraki yazılarımda irdeleyeceğim.

 

Avrupa’da ve hemen hemen dünyanın her köşesinde yükselen bu talebi uluslararası siyaset platformlarında tartışmayı sürdürüyoruz. Brüksel’de de “siyasetin yenilenmesi ve etkin vatandaşlık” çalıştayları düzenleyerek yeni düşüncelere ve deneyimlere açılma çabası içindeyim. Şimdiye kadar uluslararası genç dış politika liderleri ve lise öğrencilerinden oluşan gruplar ile ilk toplantılarımızı yaptık. Fikirleri, siyasetten beklediğimiz değişimi ayrıca birer görsel iletişim aracına dönüştürüyoruz. Katılımcılar tarafından önceden hazırladığımız kartpostallara işlenen görüşler ve yaratıcı içerikleri internet üzerinden paylaşacağız.

 

Toplantılar sonucunda elimizde dünya liderlerinden, Avrupa parlamenterlerine, yerel siyasetçilerden ulusal siyasetçilere uzanan pek çok siyasi isim için yazılmış mesajlar var. Başka bir yüzyıla ait bir iletişim aracı olan kartpostalları bu yüzyılın iletişim aracı internet ve sosyal medya üzerinden kullanıyoruz.

 

“Görsel öykü çoğaltmak” ve “ortak düşünce yalınlaştırmak” gibi yeni girişimlere devam edeceğiz.

 

Hedef sadece aynayı tamir etmek değil; iki boyutlu olmaktan da kurtarmak.

 

kadersevinc@gmail.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay